İskendername Ahmedi


 

 Ahmedi  kendisinden önce yetişen birkaç Türk şairi dışında örnek alabileceği şair olmamasına rağmen Mısır’da şiir ve edebiyat dalında iyi bir tahsil görmüştü. Bu bakımdan İran şairlerini ve onların şiir zevkini iyi düzeyde öğrenmişti.  Hoca Dehhani ,  Gülşehri  ve  Şeyyad Hamz’dan da istifade ederek İran şairlerinin sanatlarını Türk Şiirinde uygulamayı başarmıştı.[1]

Ahmedi, İran şiirinde olan özellikleri Türk Divan şiirine adapte etmeyi başaran yetenekli bir şairdir.  Hoca Dehhani ’den de örnek alarak devrinin sosyal hayatından kesitler de sunmayı biliyordu. Divan şiirinin kurucuları arasında en başta yer alan Ahmedi, çağdaşı  Kadı Burhaneddin ile Türk Divan şiirinde lirizmi işleyebilen ilk şairlerden biri oldu.

Ahmedi, tasavvuf kültüründen de faydalanarak günlük hayata dair sahnelere de yer vererek daha çok din dışı konularda şiirler yazmıştır. Tasavvuf onun şiirlerinde bir süs öğesi olarak kalmıştır.  Kendisinden Önceki divan şairlerinden çok çok daha güçlü, sanatlı,  şairane ve lirik bir söyleyişe sahiptir. Mesnevilerinde didaktik amaca önem vermesinden dolayı kuru kalmakla birlikte özellikle gazel ve kasidelerinde kendisinden sonra gelecek olan şairlere önemli çığırlar açmış, mazmunları kurmuş, söz sanatlarını ortaya  koyan güzel örneklemeler sunmuştur. Mesnevilerinde tarih, tıp,  astronomi, destan esatir, hikâye, hatta devrinin ilimlerini öğreten ansiklopedik bilgiler içeren özellikler de katmıştır.[2]

İskendernâme

I.Beyazid’in oğlu Emir Süleyman’a sunulmuş olan bu eseri Ahmedi’nin en önemli mesnevisidir. Eser 1390 yılında yazılmış ve Emir Süleyman’a takdim edilmiştir.  Cemşid ü Hurşid Mesnevisi Ahmedi’nin

Yazmış olduğu diğer bir mesnevidir ve her ikisi de edebiyatımızda çok sevilmiş olan mesneviler olmuşlardır. [3] Eser ölümsüzlük suyunu bulduğuna inanılan menkıbevi İskender ile Büyük İskender’in efsanevi hayatını birleştirerek anlatan bir mesnevidir. “ İskender’in klasik edebiyata yansıyan tipi Makedonyalı Büyük iSkender (The Great Alexsandre), Kur’an’da Kehf sûresinde ismi geçen “Zulkarneyn” ve Hızır’la birlikte “âb-ı hayat”ı arayan iskender kişiliklerinin birbiriyle karışmasıyla oluşmuştur.”[4] ( BKZ  İskender Kimdir Edebiyatta İskender ve Zülkarneyn )

Eser, İskender’in hayatını ve fetihlerini anlatırken dünya ve hükümdarlar tarihine yönelik önemli bilgiler de içermektedir.  ( bkz Dârâ III.Darius Kimdir ve İskender ) Dünya tarihinde iz bırakan hükümdarları anlatırken kadın hükümdar modeli ve Kraliçe   Kaydafe’ tipini de ele alması ilginçtir. [5]  ( bkz  Kaydafe ( Kadifekale- İskender’in Yenemediği Kadın Hükümdar )

Ahmedî’nin İskendernâmesi, Türk edebiyatında yazılmış, ilk manzum İskender hikâyesidir.

Eser, Nizami’nin 2500 beyitlik İskendername’sinden yapılmış bir tercüme olmasına rağmen Ahmedi’nin  bu eseri yaklaşık on bin beyittir.  ( bkz  İskendername (Şerefnâme ve İkbâlnâme) Nizami Gencevi )

Bu bakımdan bu eser telif bir eser sayılmaktadır. Ahmedi telif sayılabilecek bu eserini yazarken Nizami’nin 2500 beyitlik İskender name’sinin bazı kısımları tercüme edilerek esere dahil etmiştir.. Ahmedi, Nizami’nin eserine yeni motifler eklemiş, bazı olayları çıkartmış ya da yeni olaylar ilave etmiş hatta İskender’in aşk serüvenlerini dahi eklemiştir.[6]

Hikâyede İskender’in dünyayı fethetme ülküsü onu diğer hükümdarlarla karşı karşıya getirmiştir. İskender, gücü, adaleti, hakkaniyeti temsil ederken, diğer sultanlar İskender’in tam zıddıdır.  “Dara’dan itibaren Doğu’nun ve Batı’nın, İran’ın ve Turan’ın tüm sultanları güçlü, diktatör, zalim ve davranıŞlarında keyfidirler; inanç sistemi olarak da putperestliği benimsemişlerdir.”[7]

“Bunun yanı sıra din, tasavvuf, ahlak, felsefe, psikoloji, tarih, coğrafya, astronomi, metalürji, tıp ve siyaset gibi devrin bütün ilimleri hakkında ansiklopedik bilgiler veren, daha çok öğretici yanı ağır basan, Türk dili ve edebiyatı açısından olduğu kadar bilim tarihi bakımından da önem taşıyan bir eserdir.”

“Ahmedî’nin İskender name’sinde devlet örgütü, ele aldığımız diğer siyasetname örneklerinde de olduğu gibi merkezinde hükümdarın yer aldığı bir yapılanmadır. Dolaysıyla “ideal bir devlet” modeli her şeyden evvel hükümdarın gücü, otoritesi, yetkinliğiyle ilişkilidir.”[8]

Eser, fa’ilatün / fa’ilatün / fa’ilün kalıbıyla yazılan İskender-name’de her olayın sonunda nasihat vermeye yönelik küçük kıssalar vardır.[9]

İskendername, İsmail Ünver tarafından   günümüz dilen çevrilmiş ve eserin orijinal hali de bu eserde tıpkıbasım yöntemi ile  Ankara’da aslına uygun bir şekilde basılmıştır. Eser üzerinde Prof. Dr. Mehmet Kanar [10] ve Dr Yaşar Akdoğan’ın da bir çalışması vardır. [11]

Eserin Yazma nüshası İstanbul Üniversitesi Kütüphânesi, 921 numarada kayıtlıdır.[12]

 

İSKENDER İLE İLGİLİ LİNKLER VE BAŞLIKLARIMIZ 

 KAYNAKÇA

 

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış