İskendername (Şerefnâme ve İkbâlnâme) Nizami Gencevi




“İskender’in gerçek biyografisi doğuda Zerdüştçü ruhanileri ve İran asilzadelerini memnun edemezdi. Buyüzden de tarihi bilgiler dışında efsaneler oluşturulmaya başlanmıştı” Y.E.Bertels

Nizaminin İskender’i ideal hükümdar seviyesine kaldırması onun bilime olan hudutsuz sevgisi, bilimi kötü niyetler için değil, beşerin kalkınması uğruna mücadele aracı gibi kullanmasıdır. “İskendername’nin  bir poem değil, okyanus, fikir hazinesi olduğunu kabul etmek, yerinde olur.” Doç.Dr. KÜBRA KULİYEVA,[1]

Nizâmî-i Gencevî’nin Hamse’sinin son  mesnevisi olan İskendername, Şerefnâme ve İkbâlnâme, adında iki bölümden oluşur. Bu iki mesnevi “  İskender’in tarihî ve efsanevî yönlerini işlediği için sadece İskendernâme adıyla da anılır. “[2] “İskender’in hayatı İslâmî edebiyatlarda destanî-efsanevî tarzda yer almış, onu ve maceralarını konu edinen müstakil kitaplar yazılmıştır. İskender İslam dünyasında Zülkarneyn’in İskender-i Kebîr, İskender-i Ekber, İskender-i Himyerî; Makedonyalı İskender’in ise (Alexandre the Great) İskender-i Rûmî ve İskender-i Yunânî diye anılmıştır. “ ( BKZ  İskender Kimdir Edebiyatta İskender ve Zülkarneyn

Nizami'nin son mesnevisi olan İskendername'ni Şerfname ve İkbalname adını alan bölümleri toplam olarak 10. 200 beyitten oluşur. Bu iki bölümden en uzun olanı Şerefname'dir Şerefname, yaklaşık olarak 7100 beyitten oluşmaktadır. Bu durumda İkbalname ise İskendername'nin 3100 beyitlik diğer bölümünü oluşturmaktadır. 

Nizami'nin mesnevi tarzında yazmış olduğu bu eser klasik mesnevilerin düzeninde yazılmıştır. Mesnevinin asıl konusuna şair şu şekilde bir giriş yapar.

Yeni nağmelerle başlasın kelam
Geçmişler ruhuna gönderem selam .
Bir çerağ yandıram  bir pervaneden
Bir ağac bezeyim küçük dalından
Bu barlı ağacdan kim meyva derse ,
Söylesin hoş bahtdır bu bağban kimse

Eserde konu edinilen İskender ile  gerçek Makedonyalı  İskender’in arasında büyük farklar vardır. Nizami’nin  yazdığı veya sonradan yazılan İskender namelerdeki İskender, Makedonyalı İskender değil; Makedonyalı Büyük İskender (The Great Alexsandre) ile Kur’an’ın  Kehf sûresinde ismi geçen “Zulkarneyn”   ve  Hızır’la birlikte “âb-ı hayat’ı  “ arayan İskender’in kişiliklerinin birbiriyle karıştırılması ile  oluşmuş efsanevi bir  İskender’dir. ( BKZ Türk ve İslam Edebiyatında İskendernameler)

  “Kur’an’da Kehf suresinde anılan kahramana “Zulkarneyn/çift boynuzlu” sıfatının Doğu’nun ve Batı’nın hâkimi oluşundan dolayı verildiği düşünülür “Büyük İskender” de Doğu ve Batı’ya seferler yapmıştır. “ ( KAYA, 2000: 675, PALA 2003:285-315)[3][4] “

skendernâmeler’de sembolik düşünceler  (meselâ âb-ı hayât = ilim, Aristo = akıl) fikrî, ahlâkî ve didaktik hususlar göze çarpmaktadır. Bu sebeple İskender, tarihî kişiliği yerine Doğu mistisizminin etkisinde efsanevî bir müslüman kahraman olarak anlatılır." [5]  ( BKZ  Türk ve İslam Edebiyatında İskendernameler )  İskender’in bu karakteri Firdevisi’nin Şehname'sinde şekillenmiş; Firdevsi İskender'i bu şekilde anlattıktan sonra diğer mesnevilerde de İskender bu hali ile İslam Edebiyatına geçmiş, Nizami’nin İskender’i de bu kimlikteki bir İskender olarak karşımıza çıkmıştır. İskender’in  dünyayı fethetme hırsı, sonsuz merakıyla birleşmiş, dünyada ne kadar “garaip” ve “acayip” varsa öğrenmek ve ölümsüzlük suyunu da bulmak amacıyla seferlere başlamıştır. ( BKZ  Çeşme-i Hayvan Hızır İskender ve Ab-ı hayat

Nizami, bu şekilde tasavvur edilen İskender ve hayatını müstakil bir mesnevi olarak  kaleme alan ilk şairdir. Onun bu mesnevisindeki İskender, Firdevsi’nin çizdiği İskender tipinde bir kahramandır. Nizâmî (ö. 608/1212 ) ‘nin hamsesinin beşinci mesnevisini oluşturan İskendernâme biri tarihî, diğeri ahlâkî ve tasavvufî nitelikte iki bölümden meydana gelir. İlk bölüm "Şerefnâme"  (Şerefnâme-i Sikenderî) adını taşır ve bu bölüm yüksek bir edebî üslûpla anlatılmıştır. İkinci bölüm ise  "İkbâlnâme "adını alır. Bu bölümde ise Nizâmî’nin İskender’i ( Zülkarneyn'i)  peygamberlik derecesine yükseltildiği görülür. Bu bölümde " İskender'in  felsefî düşünceleriyle Sokrat, Eflâtun ve Aristo’nun hikmetli öğütleri " dikkati çekecek derecede öne çıkmaktadır.  (Kalküta 1852, 1869).[6]

Nizami'nin Mesnevisindeki  İskender de Makedonyalıdır ve Feylekus (Philiphis) un oğludur. Yeryüzünde Allah’ın bir halifesi gibi hareket eden, Allah’a bağlı olan,  Arestu/Aristo, Bukrat/Hipokrat, Sokrat, Felatun/Platon gibi danışmanları olan bir  hükümdardır. İskender  dünyayı fethetme ülküsünde olan, bu amacı yüzünden diğer  hükümdarlarla karşı karşıya gelen bir savaşçıdır. “İskender, gücü, adaleti, hakkaniyeti temsil ederken , diğer sultanlar İskender’in tam zıddıdır.  “Dara’dan itibaren Doğu’nun ve Batı’nın, İran’ın ve Turan’ın tüm sultanları güçlü, diktatör, zalim ve davranışlarında keyfidirler; inanç sistemi olarak da putperestliği benimsemişlerdir.” [7]

Nizâmî, İskendername’nin " Şeref-nâme"  adlı bölümünde, İsken­der’in doğumundan ülkeler fethetmesine ve ülkesine  dönü­şüne kadarki yaşamını konu alır.  Nizâmî’nin, İskender-nâme’ yi "Firdevsi’nin Şâhnâme’sinin devamı olsun " diye yazdığı yolunda görüşler de vardır. [8] Amacı bu olmasa bile Nizami’nin kahramanı olan İskender, adaletin, bilimin, sanatın, koruyucusu; dünyaya ilahi adaleti hükümran kılmak için  savaşan, idealist bir  cengâver  olarak anlatılmaktadır.

İskender'in bir diğer amacı da, ab-ı hayatı bulmaktır. Hızır'ı kendisine rehber etmiş, ab –ı hayat suyunu da bulmuşlardır. ( Şerefname)  Hızır, ab – ı hayat suyunu bulur, içer ve suda yıkanır. İskender de gelip sudan içsin diye düşünürken su birden kaybolur. Hızır anlar ki, İskender bu sudan mahrum kalacaktır.

İskender name’de  en dikkat çekici bölümlerden biri ise  İskender'in ütopik bir şehre ulaşmasıdır. Bu şehir esasında Nizami'nin hayalini kurduğu ütopik bir dünyadır.  İskender, Gencevî’nin hayalinde kurduğu bu  Mutluluklar Ülkesi’ne de gitmiştir.  İskendername de adaletin simgesi, Allah'ın nizamını dünyaya yaymak amacında bir hükümdar olarak gösterilen  İskender,  adalet, nizam ve bilimi tüm  ülkelere ve insanların tümüne erişmesini sağlamak için yola çıkmış, İskender'in seferleri işte bu ütopik şehre ulaşması ile de bitmiştir. 
İskender'in seferleri “Zengibar şahına adaletli olması  için gönderdiği mektubun red cevabı alması üzerine Zengibar üzerinden başlamış, kendisini dinlemeyen şahı savaşta yenerek halkı kölelikten kurtarmış,[9], sonra tüm dünyayı fethetmeye kalkışmış, ab-ı hayat suyunu  dahi farkında olmadan bulmuş, en sonunda bu ütopik şehre ulaşmış, ve hayalindeki ülkeyi bulduktan sonra da seferlerine son vererek ülkesine dönmüştür. 

Nizami’nin İskendernamesi’ni irdeleyen tüm araştırmacılar bu eserin Nizami’nin ideal devlet, ideal millet, ideal hükümdar ütopyasının bir ürünü olduğunda hem fikirdir.  Gerçekten de Nizami’nin İskender’i dünyaya ilahi nizamı getirmeyi amaçlamış olan idealist bir cengâverdir. Nizami, İskender’in kimliğinde kendi idellaerini İskender’in  hedefleri  haline getirmiştir. İskender’in  şahsında kendi düşüncelerini aktaran Nizami’nin  “amacı göklere özgü ilahi düzenin Yer’de de karar bulmasıdır.”[10]

Nizami’nin  İskendername'sindeki  ütopik ülkeye ulaşan İskender bu ülkeye hayran kalmıştır. “Farabi’nin “Medinet-ül Fâzıla”sı gibi bir “ideal şehir” olan bu şehre  İskender Kuzey seferinden dönerken rastlamıştır. Bu şehir daha önce  hiç kimsenin bilmediği, görmediği çok güzel bir şehirdir. "Her tarafı yemyeşil verimli arazilerle dolu, akarsuları bol, meyve ve bahçeleri muhteşem, sayılamayacak kadar koyun, inek ve atlarla dolu bu şehrin ilginç bir özelliği vardır: Bahçelerinin etrafında herhangi duvar veya çit bulunmaz, bekçisi yoktur, sürülerin başında çoban da yoktur.”[11]

Nizamînin bir çeşit  ütopyasını  ideal devlet ve toplum anlayışını yansıtan, herkesin bolluk içinde yaşadığı bu ülkede " birbirini çekememezlik yoktur. Dağ-tepe besili hayvanlarla dolu olsa da, çobana ihtiyaç yoktur. Sınıf ayrımı ortadan kaldırıldığından, toplumun bütün fertleri makam ve sıfatlara bakılmaksızın eşittir. İnsanlar yalan söylememekte, zulme yönelmemekte, adalet, itaat ve Allah’a olan inançlarıyla sınırsız bir saadet içinde yaşamaktadır. Burada herkes mutlu ve hür olup, toplum menfaati için çalışmaktadır. Bu ülkede altın veya başka bir değerli eşyaya, tamah olmadığı gibi, hırs da bulunmaz. Ölüm burada korkutucu değildir. ”[12]
Nizamî bu mutluluklar ülkesini, şu şekilde özetlemektedir:

“Öyle bil, dünyayı yaradan Allah,
Bu mert insanlar için var etmiş.
Bunlar şövket vermiş âleme,
Muhtemelen sütunu bunlardır âlemin.”[13]

Bu şehre girdiklerinde : “İskender’in ordusunda bir asker ağacın birinden meyve koparırken yere düşer ve felç olur. Bir koyunu yakalamaya çalışan diğer bir asker sıtmaya tutulur. İskender hiçbir şeye dokunulmamasını emrederek  şehre doğru ilerler. Zamane-deki bütün şehirler surlarla çevrili  iken bu şehrin ne surları; ne de kapıları vardır. İskender, şehre  girince  tüm dükkanların ve iş yerlerinin de kapıları ile kilitlerinin olmadığını görür.

Şehir halkı İskender’i sevgi ile karşılar. İskender, bu şehirde gördüklerinin sebebini sorar. Şehrin yaşlıları “Bizler kadîm zamanlardan beri burayı yurt edinmiş bir halkız. En önem verdiğimiz değer; doğruluktur.Biz kesinlikle yalan söylemez, hiçbir şeyi sorgulamayız. Allah’tan gelen her şeye şükrederiz. Zor durumdakilere yardım eder, zarara uğrayanların zararını karşılarız.” derler.

Şehirde kimsenin mülkiyeti ve mülk hırsı yoktur. Toplumsal statü bulunmamaktadır.  Bu şehirde hırs , mülk ve makam kavgası olmadığından huzur, güven ve emniyet  tamdır.  Bu şehir  “ilâhi bir güçle korunmaktadır.  Şehir halkı İskender’e şehirlerini şöyle anlatmaktadır. “Şehre saldıranların kalbine ok saplanmakta ve hemen ölmektedir. Vahşi hayvanlar bile sürülerimize bir zarar veremezler. Bizler tohumu tarlaya eker ve bir daha hasat zamanı uğrarız. Bütün işlerimizde Allah’a tevekkül ettiğimiz için tarlalarımız da bire yediyüz mahsül verirler.Altının, gümüşün bizim için hiçbir değeri yok. Onun için cimriliğin ne olduğunu bilmez, birisinden zorla hiçbir şey almayız. Gereksiz yere avlanmayız, ihtiyacımız olduğunda av hayvanları kendileri gelir ve biz de gerektiği kadar avlarız. Şehrimizde ancak yaşlılar ölür ve biz onlar için yas tutmayız. Çünkü bunun bir işe yaramadığını biliriz. Birisinin yüzüne karşı söylenmeyecek şeyi onun arkasından söylemez,hiç kimsenin işine karışmayız. Aramızda yaşayacak kişi de bizim gibi doğru, temiz ve kanaatkâr olmalıdır” [14]

İskender öylesine şaşırır ki  artık dünyayı dolaşmaktan vazgeçer. “  Hayatı boyunca aradığı şeyin böyle bir şehir, halk ve değerler olduğunu anlar ve şehir halkına hazineler bağışlayarak kendi vatanına doğru tekrar yola çıkar.[15]

Anadolu Sahası Türk edebiyatında Ahmedî ve Ahmed Rıdvan’ın İskendernâme adlı mesnevileri Firdevsî’nin Şâhnâme’sinden ve Nizâmî’nin adı geçen eserlerinin etkileri altında yazılmışlardır.  Anadolu sahasında ilk manzum İskender hikâyesini Ahmedi yazmış ,  Ahmedi,  Nizami’nin 10. 200 beyitlik beyitlik İskendername ’sinin  özellikle " İkbalname " bölümünün bazı kısımlarını tercüme ederek  ve üzerine ilaveler yaparak on bin beyte yaklaşan eserini oluşturmuştur.[16]

 

İSKENDER İLE İLGİLİ LİNKLER VE BAŞLIKLARIMIZ 

KAYNAKÇA

  • [1]Doç.Dr. KÜBRA KULİYEVA, Nizami Gencevinin “İskendername” Eserinde Doğu-Bati Süzgecinde İdeal Hakim Sureti, https://academy.beder.edu.al/Conferences
  • [2] İsmail Ünver, Mesnevi, TDV İA, cilt: 29; sayfa: 323
  • [3] KAYA Mahmut (2000) “İskender” Türkiye Diyanet Vakfı İslam
  • Ansiklopedisi, İstanbul
  • [4] PALA, iskender (2003) “iskender mi Zülkarneyn mi?” Akademik
  • Divan şiiri Araştırmaları, LM Yay. istanbul
  • [5] İsmail Ünver, İSKENDER, cilt: 22; sayfa: 558
  • [6] İsmail Ünver, İSKENDER, cilt: 22; sayfa: 558
  • [7] Melike GÖKCAN TÜRKDOĞAN,  AHMEDİ’NİN “İSKENDERNÂME”SİNDE KADIN
  • HÜKÜMDAR MODELİ VE KRALİÇE KAYDAFA, https://www.turkishstudies.net/Makaleler/144107203
  • [8] https://www.irankulturevi.com/lang-tr-NZAMYGENCEV.cgi
  • [9] Doç.Dr. KÜBRA KULİYEVA, Nizami Gencevinin “İskendername” Eserinde Doğu-Bati Süzgecinde İdeal Hakim Sureti, https://academy.beder.edu.al/Conferences
  • [10] Doç.Dr. KÜBRA KULİYEVA, Nizami Gencevinin “İskendername” Eserinde Doğu-Bati Süzgecinde İdeal Hakim Sureti, https://academy.beder.edu.al/Conferences
  • [11] Yahya DÜZENLİ, Bir Şehir Ütopyası: Nizamî’nin “İskendername”si, https://www.tyb.org.tr/bir-sehir-utopyasi-nizaminin-iskendernamesi-
  • [12] Reha Yılmaz, Nizamî Gencevî’de İdeal Toplum ve Devlet, Sızıntı Dergisi,  Aralık 2010 Yıl : 32 Sayı : 383
  • [13] Reha Yılmaz, Nizamî Gencevî’de İdeal Toplum ve Devlet, Sızıntı Dergisi,  Aralık 2010 Yıl : 32 Sayı : 383
  • [14] Yahya DÜZENLİ, Bir Şehir Ütopyası: Nizamî’nin “İskendername”si, https://www.tyb.org.tr/bir-sehir-utopyasi-nizaminin-iskendernamesi-
  • [15] Yahya DÜZENLİ, Bir Şehir Ütopyası: Nizamî’nin “İskendername”si, https://www.tyb.org.tr/bir-sehir-utopyasi-nizaminin-iskendernamesi-
  • [16] https://www.edebiyadvekitap.com/iskendername-ahmedi/

 

 

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış