Kâmilü’l-kelâm Hakkında ve Özeti ( İskender Pala )

Ekleyen : ESA , 11 Kasım 2017 Cumartesi aaa Beğen
Kâmilü’l-kelâm Hakkında ve Özeti ( İskender Pala )
 
 
Bu eserin Hint kökenli olduğu Farsça’ya tercüme edildiği Nev’îzâde Ataî  (ö. 1635) tarafından da Osmanlıcaya çevrilerek Sultan Mustafa ‘ya takdim edildiği sanılmaktadır.
 
Kâmilü'l-Kelâm adlı eserin yazma nüshalarının da olduğu kesindir. Zaten eski harflerle 1925’e kadar çeşitli baskıları da yapılmıştır.  Bu baskılarından bir tanesi ise Süleyman Tevfik’ tarafından yapılmıştır.[1]
Eser Latin harfler ile Şemsettin Kutlu tarafından yayına hazırlanmış, Tercüman 1001 Temel Eser, serisi içerisinde 1977 yılında İstanbul’da basılmıştır. [2]
 
Eser Hakkında geniş bilgi için  bkz İskender Pala, Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü, s.269
 
 
                      Kâmilü’l-kelâm ‘ın Özeti[3] ( İskender Pala )
 
KâmilU.'l-Kelâm'da ana olay Dürr-i Geylanî adlı bir şehzâdenin hayatı çevresinde gelişir. Dürr-i Geylanî Halep'te oturan Benî 7^âid emirlerinden Ebû Amrû adlı büyük bir hükümdarın yakışıklığıyla ün salmış oğludur. Onbeş yaşına dek her türlü ilim ve hüner ile eğitilir. Bir gün ava çıktığında Talhâ adlı bir âşıkla karşılaşır.
 
Onun, Çin ülkesi vezirinin kızı Kamerruh'a âşık olduğunu öğrenir. Talhâ ona Çin padişahının kızı Gevher Şâh'tan bahseder. Dürr-i Geylanî, Gevher Şâh'a âşık olur.
 
Birlikte sevgililerini aramak üzere Çin'e doğru yola çıkarlar. Maceralarla dolu bir yolculuktan sonra kızlarla gizlice buluşmayı başarırlar. Bir müddet mutlu olurlarsa da padişahın durumdan haberi olur ve ayrılık günleri başlar. İki âşık ıstıraplar içinde dolaşırken çarşıda frenklerin
 
Müslüman esirler sattığını görürler, bir tanesini alırlar. Bu esir, kırk yıl Dağıstan ve Hindistan'da felsefe okumuş olan akıllı, görgülü ve bilge bir filozof olan Kâmilü'l- Kelâm'dır. Onu kendilerine can yoldaşı, sırdaş ve hoca edinirler. Başlarından geçenleri ona açarlar. Kâmilüi-Kelâm bilge kişiliğiyle onların aşk derdine çare olmak ister. Ancak şehzade ve Talhâ bir hayal kırıklığına uğramış, kinle dolup öç almak için kötü amaçlara yönelmişlerdir. Şehzade her akşam oluşunda Gevher Şâh'ın sarayına gizlice girmeyi ve onu zorla almayı istemektedir.
 
Kâmilüi-Kelâm ise acele davranmanın, tedbirsizliğin, çabuk kızmanın vs. zaafların doğru olmadığını, aşkta sabır gerektiğini söyleyerek ricalar, minnetler ve rıasihatlarla her akşam ona zaman ve zernine uygun bir ibretli hikâye anlatır. Hikâyenin bitiminde sabah olur ve Dürr-i Geylanî yapmayı planladığı kötü işleri yapamaz. Eserin bundan sonraki bölümleri aynı, düzen içinde devam eder.
 
Kâmilü'l-Kelâm her akşam bir tane olmak üzere sırasıyla Haydar Fâzıl, Haver-zemîn oğlu Fethi, Hâce Sinan, Said, Abbas, Şiruveyh, Hüsrev Şâh, Keşmir Şâhı, Mazlûmâne Hitâbî, Lahor Şehzadesi, Fehim Şâh ve Naim Şâhin aşk içerikli aristokrat hikâyelerini anlatarak onu oyalar. Sonunda acılı günler biter ve şehzadenin ülkesinden gelen vezirin bulduğu çare ile sevenler birbirlerine kavuşup mutlu olurlar.
 
Not: Bu özet  İskender Pala, Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü, s.269 den alınmıştır. 
 
[1] SÜLEYMAN TEVFİK "Kâmilü'l-Kelâm veBarıû-yı Cihârı"  1925). Yayına hazırlayan:  DURSUN GÜRLEK, TİMAŞ YAYINLARI, 1997: İSTANBUL
[2] Şemsettin Kutlu Tercüman 1001 Temel Eser, 1977, İstanbul
[3] İskender Pala, Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü, s.269 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...