Keşfî Mehmed Çelebi Selimname


 

Keşfî Mehmed Çelebi, Sekbanbaşı ve Amasya Valisi Hızır Ağa’nın oğludur.  Tacizade Cafer Çelebi  ’nin yanında yetişmiş, onlardan dersler almış, tefs,r, fıkıh ve kelam derslerini iyi düzeyde öğrenmiş, Arapça ve Farsçaya bir hayli vakıf olmuş,  Yavuz Sultan Selim  ,  Trabzon Valisi iken  Yavuz Sultan Selim ’in mahiyetine girmiştir.  Yavuz Sultan Selim  ,  Padışah olunca onun divan katibi olmuş , Mısır ve İran seferlerine Sefer Katibi olarak katılmıştır. Daha sonra da defterdarlık mertebesine yükselmiştir. 1521 de emekli olan  Keşfi, 1525 yılında da ölmüştür.[1]

Keşfî Mehmed Çelebi, sekbanbaşı ve Amasya Valisi Hızır Ağa’nın oğludur. Tacizade Cafer Çelebi’nin yanında yetişmiş, onlardan dersler almış, tefs,r, fıkıh ve kelam derslerini iyi düzeyde öğrenmiş, Arapça ve Farscaya bir hayli vakıf olmuş,  Yavuz Trabzon Valisi iken Yavuz’un mahiyetine girmiştir. Yavuz, Padişah olunca onun divan kâtibi olmuş, Mısır ve İran seferlerine Sefer Kâtibi olarak katılmıştır. Daha sonra da defterdarlık mertebesine yükselmiştir. 1521 de emekli olan Keşfi, 1525 yılında da ölmüştür.[1]

Yavuz sultan Selim’in İran ve Mısır seferinde sır kâtibi olarak hazır bulunmuş,  Arapça ve Farsça manzumelerle karışık olarak telif etmiş olduğu Selim-name’yi 1521’de bitirmiştir.  Keşfi eserinde Kanuni’den ihsan beklediğini ima ederek eserini bitirmiştir.

 

SELİMNAME

Yavuz hakkında çok sayıda tarih kitabı yazılmış ve bunlara Selimname denmiştir.  Kısa süren saltanatı döneminde Yavuz Sultan Selim hakkında çok sayıda eser yazılmış ve bunlara Selimname denmiştir.  Çoğu Türkçe olmakla birlikte Farsça ve Arapça yazılmış örnekleri de bulunan Selimnâmeler arasında çok rağbet görenler: İdrisi  Bitlisi, Şükri-i Bitlisî, Selimnâme , Şirazlı Molla Muhammed’in Şâhnâme-i Selîm’i, Senâî, Hayâtî, Şühûdî, Ârifî, İznikî Seyyid Mehmed ve Cârullah b. Fahdı’l-Mekkî  Keşfi, Kılıççızâde İshak Çelebi’nin Selimnâme’si (İshaknâme)  Muhyî’nin Selimnamesi belli başlı olanlarıdır. [2]

 

Keşfi’nin Selimnamesi’nin tam adı “ Bâğ-ı Firdevs-i Guzât, Ravza-i Ehl-i Cihâd veya Târîh-i Sultân Selîm Hân” dır.   Eser Yavuz döneminde yazılmış diğer Selimnamelerin tipik özelliklerini göstermektedir. Yavuz’un  şöhreti, onun hakkında pek çok eser yazılmasına doğrudan onun adına kaleme alınan yeni bir tarih yazarlığı ekolünü  başlatmış, zamanında veya zamanında sonra pek çok tarihçi çok sayıda Selimname adlı eser vücuda getirmiştir. Keşfi’nin eseri de bunlardan bir tanesidir.

  1. Selim taraftarı olan Keşfi, eserini onun her yaptığını onaylayan ve takdir eden bir eda ile yazmıştır. [3]

Selimname adlı eserini yazan Keşfi Yavuz’un hayatının çok büyük bölümünde onun en yakınlarında olan biir olarak oldukça değerli bilgiler vermektedir. Verdiği bilgiler bu yüzden birinci elden bir kaynak teşkil eder. Selimname klasik Osmanlı tarihleri gibi hazırlanmıştır. Sebeb-i telif bölümünde eserini dünyada ve ahirette bir makam elde etmek, hazırladığı eseri için dua edilmesine vesile olmak için yazdığını ifade eder. [4]

Keşfi , Türkçe Selimnâme’sini 1514’te yazmaya başlamış ve 1521’de temize çekmiştir.[5]

Keşfi eserini II. Bayezıt ’in son günlerinden başlayarak 1511,  Kanuni’nin tahta çıkışına kadar devam eden Yavuz Sultan Selim’in saltanat yıllarını ve devrindeki olayları anlatmaktadır. II. Bayezıt  ’in  ölümü hakkında değerli bilgiler vermiş onun ömrünün son yıllarında sara hastalığına yakalandığını ve delirdiğini, ölmeden önce Yavuz’u veliaht tayin eder ona nasihatlerde bulunduğunu  ifade etmiştir. 1511 yılı olayları ile başlayan eser, özellikle Yavuz Sultan Selim’in İran ve Mısır seferleri hakkında doğru ve ayrıntılı bilgiler vermektedir.

Keşfi bu eserini 1520 yılında bitirmiş ise de, kitabın mukaddimesinde daha erken yazılan başka bir kopyadan bahsetmiştir.  Anlaşıldığı kadarı ile önceden yazdığı bu eserin 1521 de tekrar temize çekmiştir.  Eski kopya, Yavuz'un Tebriz'i alıncaya kadar geçen olayları içine almış olmalıdır.

Yarı manzum olan ve ağır bir dille yazılan Selimnâme üzerinde iki yüksek lisans tezi yapılmıştır (Şefaettin Severcan, 1988, EÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü; Abdurrahman Sağırlı, 1993, İÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü).

Kaynakça

________________________________________

 

  • [1] Şerafettin Severcan Keşfi’nin Selimnamesi, https://sbe.erciyes.edu.tr/dergi/sayi_3/Ke%C5%9Ffi'nin%20Selim-n%C3%A2me'si%20-%20Sefaettin%20SEVERCAN.pdf
  • [2] Ahmet Uğur, SELİMNÂME, TDV İA. cilt: 36; sayfa: 440
  • [3] Şerafettin Severcan Keşfi’nin Selimnamesi, https://sbe.erciyes.edu.tr/dergi/sayi_3/Ke%C5%9Ffi'nin%20Selim-n%C3%A2me'si%20-%20Sefaettin%20SEVERCAN.pdf
  • [4] Şerafettin Severcan Keşfi’nin Selimnamesi, https://sbe.erciyes.edu.tr/dergi/sayi_3/Ke%C5%9Ffi'nin%20Selim-n%C3%A2me'si%20-%20Sefaettin%20SEVERCAN.pdf
  • [5] Ahmet Uğur, SELİMNÂME, TDV İA. cilt: 36; sayfa: 440
Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış