Mecâlisü'n-Nefâis Edebiyatımızda İlk Tezkire Ali Şîr Nevâî


 

Ali Şîr Nevâî

 

Soyu bir Uygur  ailesinden gelen  Ali Şîr Nevaî  17 Ramazan 844 (9 Şubat 1441) tarihinde Herat’ta doğdu. Babası Gıyasettin Kiçkine Bahadır (Kiçkine Bahşı) Timur’un torunlarının hizmetinde bulunmuş, sonra Ebu’ l-Kasım, Bâbûr Şah’ın sarayında da önemli bir mevki sahibi olmuştu. Nevâî ile sonraları döneminin sultanı olacak olan Hüseyin Baykara birlikte büyümüş ve okumuşlardır. Hüseyin Baykara,  onu önce mühürdarı yapmış, daha sonra valilik ve vezirlik görevine tayin etmişti.[1]

1490 yılında valilik görevinden ayrılan  Nevai bu tarihten sonra   bilim ve sanat konularında yoğunlaşan  1501 yılında doğduğu şehir olan Herat’ta vefat etmişti.[2]

Şiirlerini  Türkçe ve Farsça yazan Ali Şir Nevai, Arapçayı da çok iyi öğrenmiş, Molla Cami, ile  şiir arkadaşlığı kurmuştur. Kaşgarlı Mahmut’tan sonra Türk diline en büyük hizmet eden kişi olarak tanınan Ali Şir Nevai, Muhakemetü'l Lugateyn  adlı kitabında Türkçe ile Farsçayı karşılaştırarak pek çok yerde Türkçe’nin üstünlüğünü savunmuştu. [3]

Ali Şir  Nevai, hem Nizami, Attar, Sadi, Hüsrev-i Dehlevi, Hafız gibi İran edebiyatının büyük şairleri ile boy ölçüşebilecek eserler meydana getirmiş, hem de Çağatay Dili vasıtasıyla Türkçe’nin mükemmel bir dil olabileceğini ispat etmeye çalışmıştır. Hatta bu fikirlerini  eserlerinde  tez olarak  olarak işlemiş,  sadece bu fikirlerini işleyen  eserler de yazmıştır. ( Bkz  Alıntılarla Muhakemetü'l Lugateyn : İçeriği Önemi ve A. Şir Nevai )

Hamse sahibi bir şair olan  Ali Şir Nevai “Hamsesine giren eserlerin her birinde kahramanları ideal bir Türk kahramanı   haline sokmuş, hikayelerine ulusal bir hava vermeye dikkat etmiştir.”  [4] “Bütün Türk halklarını, bütün ülkeler Türklerini yalnız başıma fetheden benim. Yalnız Türkler (Uygur, Çağataylı,  Altınordulu,Kazan, Kıpçak) değil Türkmenler (Akkoyunlu ve Osmanlılar) de benim şiirlerime gönlünü ve canını vermiştir. Ben bu ülkeleri ele geçirmek için ferman göndermiş değilim; ancak bir Divan (şiirler) göndererek bu işi yaptım. Bu divan (devlet sınırlarını tanımayarak) ülkeleri öylesine tuttu ki hiçbir devletin idaresini düzenleyen Padişah ve vezirlerin toplu bulunduğu divan ile defterleri böylece sağlam zaptedip, düzene koyamaz” [5] [6]diyerek Orta Asya dil ve edebiyat dünyasında çığır açmış olan bir şairdir. [7]

 Mecâlisü’n-Nefâis  Mîr Ali Şîr Nevâî

Ali Şîr Nevâî’nin Türk ve İranlı şairleri tanıttığı ve şiirlerinden örnekler verdiği  Türkçe yazılmış bir Türk Şairler Tezkiresidir. 897 de (1491-92) kaleme alınan eser, Türk Edebiyatı tarihinin yazılmış ilk şuara tezkiresi olması bakımından önem taşır. ( bkz Mecâlisü’n-Nefâis Edebiyatımızda İlk Tezkire Ali Şîr Nevâî )

Nevâî,  bu eserini  kendisinden önce yazılmış olan Câmî’nin, Bahâristân ve Devletşah’ın, Tezkiretü’ş-şuarâ adlı tezkirelerini örnek alarak yazmıştır.  Kendi eseri de  örnek aldığı ilk şuara tezkireleri gibi sekiz bölümden oluşmuş ve bu bölümlere meclis adını vermiştir. [8]

Nevai, eserini Türkçe yazmış olmasına rağmen Tezkirede adı geçen şairlerin büyük bir kısmı şiirlerini Farsça  yazmış olan şairlerdir. Buna mukabil eserinde şiirlerini Türkçe yazan şairler de vardır. Mecâlisü’n-Nefâis’in  Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi (Revan, nr. 808) da bulunan nüshasına göre Mecâlis’te 451 şair bulunmaktadır. Ama  451 şairin sadece kırk biri [9]  Türkçe şiirler yazmış olan şairlerdir.

Sebzevar valisi olan merhum babasından kalan mal ve mülkü babasının yerine Vali olan  Ebusaid, el koymuş, Nevai,  bu dönemde çok yoksulluk çekmesine rağmen  Herat’ ta, babasının yerine vali olan Ebusaid’in yanında görev almak zorunda kalmıştır. [10]  Fakat Ebusaid Mirza’nın sarayında  görev yaparken Semerkandlı Ferganlı, Taşkentli ve Buharalı âlim ve şairlerle dostluklar kurmuş, bu dostlarını Mecalis’ün nefais adlı eserinde de zikretmiştir. [11]

Bu asırda Başlıca ilim ve kültür şehirlerinden biri haline gelen Semrkant ve Herat gibi şehirlerde Sekkaki, Atayi, Emiri, Gedayi, Ahmet, Haydar ve Lütfi gibi  ün kazanmış şairler yetişmiştir. Eserinde bu şairlerden de söz eden Nevai Lütfi’yi devrin en büyük şairi olarak anmaktadır. 

Mîr Ali Şîr Nevâî ‘nin bu eserinin elimize ulaşan  iki yazması vardır. Daha  hacimli olan birinci yazma 129 varak ve 21,2x15,2 cm. Boyutlarındadır ve sayfalar 12 satırdan oluşmaktadır. Zarif bir ta’ lik hattıyla yazılmış olup sayfa kenarları altın yaldız çizgilerle çerçevelenmiştir ve başlıklar altın yaldızlıdır. İstinsah tarihi, 987 ( M.1579 ); müstensih, Melik Muhammed Kâtibü’l-Tebrizi’dir. [12]

Eserin ikinci yazması Ta’lik hattıyla yazılmış olup, sayfa kenarları çerçevesizdir.  İstinsah tarihi: 16 Sefer 1232 ( M. 1817 ), dir.  istinsah yeri  ise Hindistan’dır. Bu nüshanın son bölümü olan 8. Meclis teki kimi kısımlar  eksiktir. [13]

Nevâî, Mecalis ‘ün Nefais adlı eserine bir önsöz- mukaddime ile başlar . Nevâî,   eserinin önsözünde kendinden önceki önemli tezkireler olarak Câmî’ nin Baharistan  adlı eseri ile Devletşâh’ın  Tezkiretu’-ş şuârâ adlı eserler olduğunu zikr eder. [14]

Eser  meclis adını verdiği sekiz bölüme ayrılmıştır.  Her bölüm Nevai’nin kendi ölçütlere göre tasnif ettiği şairlere ayrılmıştır. Örneğin Birinci Meclis’e kendi zamanında yaşayıp ölmüş ama görüşememiş olduğu şairleri eklemiştir. Örneğin  Sekizinci Meclisi  ise sadece Sultan Hüseyin Baykara’ya ayırmıştır. Ali Şîr Nevâî Mecâlisü’n-nefais adlı eserinin 8. bölümünde  Hüseyin Baykara’nın şair kişiliğini övmüştür.

Mecalisü’ n Nefais, Özbekistan Fenler Akademisi tarafından 1961 yılında yayımlanmıştır. Mecâlisü’ n-nefais, Hakimşah Muhammed b. Kazvini, Fahri-yi Herati ve Şâh Ali b. Abdülali tarafından bazı ilâvelerle XVI. yüzyılda üç defa Farsça’ya çevrilmiştir.

Fahri ile Kazvîni’nin tercümelerini Ali Asgar Hikmet bir önsözle yayımlamıştır (Tahran 1323 hş./ 1944). Sadıkı-i Kitabdar’ın (XVI. yüzyıl) Mecmau’l-havas adıyla ve Çağatay Türkçesi’yle yazdığı tezkiresi Mecalis’e zeyil mahiyetindedir. Bu eser de Farsça’ya çevrilmiştir (Tezkire-i Mecmau’l- havâs, trc. Abdürresûl Hayyampûr, Tebriz 1327  hş. /1948 ) [15]

Şiirleri

 

 KAYNAKÇA

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış