MENAKIB-I NASREDDİN EFENDİ

Ekleyen : ESA , 24 Şubat 2019 Pazar aaa Beğen
 
MENAKIB-I NASREDDİN EFENDİ
 
Raviyan-ı ahbar ve nakilan-ı asar ve muhaddisan-ı rüzigar öyle rivayet ve
bu yüzden hikayet ederler ki : Hoca Nasreddin Efendi bir gün kürsiye çıkub vaaz
ederken eyitdi: "Ey müminler ben size ne diyeceğim bilür misiniz?" dedi. Cemaat
eyitdi: " Hayır Hoca Efendi bilmeyüz" , dediler. Hoca eyitdi: " Ya siz bilmeyince ben ne söyleyeyim", demiş.
-2-
Hikayet: Nasreddin Efendi bir gün yine kürsiye çıkub vaaz ederken eyitdi: " Ey Müslimanlar ben size ne diyeceğim
bilür misiniz?" dedi. Anlar da eyitdiler: "Bilürız
. " Hoca eydür: "Ya siz bildikden sonra ben size ne söyleyeyim " , deyub kürsiden inüb çıkdı gitdi.
Cemaat taaccüb edüb eyitdi : "Bir dahi Hoca vaaza çıkar ise
diyelim ki, kimimiz bilürız, kimimiz bilmeyüz" , dimeğe kavı ü karar eylediler.
 
-3-
Hikayet: Nasreddin Hoca yine bir gün kürsiye çıkub eyitdi: "Ey kardaşlar, ben size ne söyliyeceğim bilür misiniz?"
dedikde anlar da eyitdiler: "Kimimiz bilürız,
kimimiz bilmeyüz" , dediler. Hoca eyitdi: " Ne güzel bilenleriniz bilmeyenlere öğretsün" demiş .
 
9
Hikayet: Hoca Efendi bir gün bir bostana girüb biraz havuç ve biraz şalgam ne buldu ise yolub birazın çuvala koyub ve
birazın koynuna korken bostancı gelüb buru tutub: "Sen
bunda ne ararsın?" dedikde Hoca şaşırub bir cevab bulamayub eyitdi: "Geçenlerde bir şedid rüzgar esdi idi.
Ol rüzgar beni bunda getürib atdı" , dedikde, bostancı eyitdi: "Ya bunları kim yoldı?" . Hoca eyitdi:
"Rüzgar gayet şedid olmak ile beni şundan şuna urdı.
Neye yapışdım ise bütün elimde kaldı. " Bostancı eyitdi: "Ya bunları çuvala kim doldurdı?", dedikde, [Hoca] :
"Ha işte ben de ol fikirde idim sen de geldin" , demiş.
 
-11-
Hikayet: Hoca Nasreddin, Ramazan-ı Şerif oldıkda kendi kendüye fikr edüb eydür:
"Bana ne lazım halka uyub oruç tutmak.
Bir dane çölmek peydah edüb günde çölmeğe
birer taş burakırım otuz gün tamam oldukda bayram ederim" , deyub çölmeğe günde birer taş burakmağa başladı
İttifak Hoca'nın kerimesi çölmeğe bir avuç taş burağur.
Günlerden bir gün Hoca'ya sual ederlerler ki: "Bu gün ayın kaçıdır? "Ama yiğirmi beşi imiş . Hoca eydür:
"Biraz sabır edün bakayım" , deyub eve gelüb çölmeği
döker, sayar, görür ki yüz yiğirmi taş . Hoca eydür: "Eğer bunun cümlesini dersem bana, sefih, derler.
" Gelüb halka eyitdi: "Bu gün tamam ayın
kırk beşidir'' , dedikde, bunlar eydürler: "Ey Hoca, bir ay tamam otuz gündür. Sen kırk beş dersin" , dediler.
Hoca eydür: "Ben insaf ile söyledim. Çölmek hesabına
bakarsak bu gün ayın yüz yiğirmisidir" , demiş.
 
-25-
Hikayet: Bir gün Hoca Efendi vasiyet eder ki: "Ben öldüğüm vakit beni eski makbereye
koyarsınız" , dedikde cemaat eyitdi : "Niçün böyle söylersin? " dediler. Hoca
eydür: " Sual melekleri geldikde ben sual olundum, görmez misiniz makberem eskidir, derim " demiş .
 
 
-54-
Hikayet: Birgün, Hoca, bir ağaca çıkub oturdığı dalı kesmeğe başladı. Aşağıdan bir herif eyitdi: "Bre âdem n'eylersin şimdi dal kesildüği gibi düşersin" dedi.
 
Ama herife Hoca hiç cevab vermedi. Bir de heman ağaç kesildüği gibi Hoca yere düşdi.
Heman Hoca ol herifin ardından seğirdüb:
"Bre adem, sen benim düşeceğim bildin öleceğim dahi bilürsın" deyub burun yakasına sarıldı. Herif halas bulamayub eyitdi :
 
"Eşeğine bir ağır yük vurub yokuşa yukarı sürende osurdukda canının yarısı gider. İkinci osurdukda heb gider, canın kalmaz" , demiş. Hoca da öyle edüb ikincide olduğu yerde yatub:
"İşte ben öldüm" , deyub kaldı. Halk-ı âlem burun başına üşüb bir tabut getürüb içine koyub evine getürelim deyub, yolda giderken bir çamurlu yere geldiler. " Nasıl geçelim" , deyub söyleşürken
heman Hoca tabuttan başın kaldırub eyitdi:
"Ben sağ iken şu yoldan giderdim" , demiş.
 
 
76
 
Hikayet: Hoca Nasreddin Efendi zamanında üç ruhban her ilimde mahir zuhur eder. Âlemi seyahat edüb gezerlerken Sultan Alaeddin vilayetine varurlar. Padişahdır bunları dine davet ider(ler) . Bu üçi dahi eydürler:
"Bizim her birimizin birer sualimiz vardır.
Eğer cevab verirseniz sizin dininize girelim " , dediler. Bunlar bu kavle razı oldular.
Andan Sultan Alaeddin ulemasın ve meşahirin cem eyledi.
Bunların suallerine asla cevab vermeğe birisin kadir olamadılar. Sultan Alaeddin gazaba gelüb, şol benim Arab, Acem, Rum vilayeti hükmümde olan ulema ve meşahirden bir kimse bulunmadı ki bunlara cevab vere, deyub memleket memleket nida ettirdi. İçlerinden birisi eyitdi:
"Bu suallere bir kimse cevab veremez.
Belki Hoca Nasreddin Efendi vere" , dedi.
Heman Padişah emreyledi.
Nasreddin Efendi 'ye tatar çıkardılar.  Acele varub Hoca'yı bulub Padişah'ın emrini söyledi.
Heman ol saat Nasreddin eşeğin eğerleyüb, asasın eline alub eşeğine binüb , tatara, düş önime deyub toğri
Sultan Alaeddin sarayına gelüb  huzur-ı Padişaha girüb, selam verdi. Elin alub Hoca'ya yer gösterdiler. Oturub Padişah'a dua edüb eyitdi:
"Beni çağırmakdan muradınız nedir? " dedi.
Sultan Alaeddin ahvali nakl eyledi.
Andan Hoca ruhbanları çağırub Hoca eyitdi :
"Sualleriniz nedir? " dedi.
Andan ruhbanın biri ileri gelüb eyitdi: "Benim sualim Efendi hazretleri, dünyanın ortası neresidir? " dedi.  Heman Hoca eşeğinden aşağı inüb asası ile eşeğin ön ayağın gösterdi :
" İşte dünyanın ortası eşeğimin ayağı turduğı yerdir" , dedi.
Ruhban eyitdi: " Neden malum? " Hoca eyitdi: " Eğer itimad etmez isen işte ölç eğer ziyade eksik gelürse  ana göre söyle" , dedi .
Andan ruhbanın biri dahi ileri gelüb eyitdi:
"Ya bu gökyüzündeki yıldızlar ne kadardır? " dedi .
Hoca eyitdi: " Eşeğimin üzerinde ne kadar kıl var ise ol kadardır"
dedi. Ruhban eyitdi: " Neden malum? " "İnanmaz isen gel say " , dedi.
" Eğer eksik gelürse ol zaman söyle" , dedi. Ruhban eyitdi :
" Ya eşeğin üstündeki tüyler sayılur mi? " dedi. Hoca eyitdi :
"Ya ol kadar gökdeki yıldızlar sayılur mi? " dedi.
Ol bir ruhban ileri gelüb eyitdi : " Eğer benim sualime cevap verebilürsen cümlemiz imana gelüriz" , dediler.
Hoca: " Söyle görelim" , dedi. Ruhban ileri gelüb:
" Ey Hoca, şu benim sakalımın kaç tane kılı vardır? " dedi.
"Say benim eşeğimin kuyruğunda kaç kıl var ise ol kadardır" , dedi. Ruhban eyitdi : " Neden malum?
" Hoca eyitdi: "Be hey canım inanmaz isen gel say " , dedi .
Ruhban bu kavle razı olmadı. Hoca eyitdi:
"Eğer razı olmaz isen gel bir kıl sakalından ve bir kıl eşeğin kuyruğundan koparalım, nasıl gelür" ,
dedikde ruhban gördi olur iş değildir.
Cenab-ı Hak'dan hidayet erişdi. Heman yoldaşlarına, biz işte imana geldim, diyub kelime-i tevhid eyledi ve ol ikisi dahi can-ı gönülden imana geldiler . Üçi dahi Hoca 'ya bende oldılar, demiş.
 
Dr. Mustafa Duman, Nasreddin Hoca ve 1555 Fıkrası


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...