Mercimek Ahmet ve Kabusname: Kabusnameden Öğüt Örnekleri

Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 19 Haziran 2011 Pazar aaa Beğen

 


MERCİMEK AHMET HAKKINDA

 

  15. Yüzyıl çevirmenlerinden, Türkçeyi Konuşma Diline yaklaştırmış bir yazardır. Nerede doğduğu ve öldüğü hakkında kesin bilgi yoktur. Sultan II. Murat zamanında yaşadığı, “Kabusname” adlı  çevirisinin önsözünden anlaşılmaktadır. Padişah'ın çok beğenmesi üzerine Farsça yazılmış bu kitabı, Türkçe'ye çevirmiştir. Nerede doğduğu ve öldüğü hakkında kesin bilgi yoktur. Mercimek Ahmet, 15. Yüzyıl artistik Osmanlı nesrinin karşısına Türkçenin konuşma diline yakın, canlı, açık, sade, kısa cümleli nesir yapısını  Selcuklu Sultanı Alâeddin Keykubat, onları sevgiyle karşıladı ve korudu. Devrinin en büyük bilginlerinden ders aldı. Babasının ölümü üzerine büyük medreselerde ders vermeye başladı. Tasavvufi Aşkkın coşkun deryasına girdi.Konya'da öldü.

MEVLANA, Sanatı mabede sokmuş, Sanatı ibadetten saymıştır. Ona göre Tanrı’ya ulaşmanın tek yolu, insandaki hayvanı yenmek, üstün insan olmaktır. İnsanı yüceltmiş, düşünce özgürlüğüne değer vermiştir. Türklük sevgisi çok kuvvetli olduğu, her fırsatta, Türk ırkını övmekten zevk duyduğu anlaşılmaktadır.
Konya’ya gelen Tebrizi Şems (Şemsi Tebrizi) ile tanıştıığı Şems ile dostluk kurduğu Konya’da öldüğü sanılmaktadır. Şiirlerini çoğunlukla “sema” ederken söylediğine dair rivayetler vardır.

 

Kabusname üzerinde Cumhuriyet Döneminde bir hayli incelemeler yapılır. Eser eski Anadolu Türkçesiyle tercüme edildiğinden Türkiye Türkçesine göre yeniden ele alınması gerekiyordu. Bu işi de Atilla Özkırımlı üstlenir ve kitap "Tercüman 1001 Temel Eser" serisinin 36–37. kitabı olarak yayınlanır.

Ama dokuz yüz yıl geçmiş olmasına rağmen kitaptaki öğütler canlılığını devam ettirmektedir. Tarih boyu pek çok padişah, sultan ve devlet başkanı tarafından okunması için birçok dünya diline çevrilmiş, birçok edebî, tarihî ve ahlâkî eserlere kaynak teşkil etmiştir.



KABUSNAME HAKKINDA

Kabusnâme, 1082 yılında Kûhistan sultanı İskender bin Kavuş tarafından Farsça olarak kaleme alınırak  Gilan Şah'a takdim edilmiştir. Kitabın başında şu ibare vardır. ""Kabusname, Ziyar oğullarından Emir Unsurül Maali Keykavus tarafından hicretin 475'inci yılında oğlu Giylanşah'a yazılmıştır." Kabusnâme, XI. Asırda Kuhistan hanlarından Keykavus adındaki birinin oğlu Giylanşah’a nasihatlerini ihtiva eder. İçinde ahlak, görgü, sağlık, ticaret, astronomi, musiki, av, şiirler vb. konularda bilgi ve öğütler vardır. ( anonim, KABUSNÂME’DEN ÖĞÜTLER,bakterim.net/kuran-i-kerim/107395-kabusname)

 

Ahlak, görgü, tıp, ticaret, astronomi,ŞİİR musiki, av ve başka konularda devrinin hayat görüşü açısından, arada Hikayeler anlatılarak, pratik öğütler verilir iran edebiyatında da günümüze kadar unutulmamış olan bu Farsça eser, Mercimek Ahmet´ten önce 14. Yüzyılın sonuyla 15. Yüzyılın ilk yarısında, biri Akkadıoğlu tarafından, iki kere daha dilimize çevrilmiş, ayrıca Mercimek Ahmet çevirisi  18.Yüzyılda Nazmizade Murtaza tarafından divan nesrine göre işlenerek yeni bir biçime sokulmuştur. Cümleleri birkaç kelimelik ve kısa konuşma diline yakın, sade ve açık Türkçe akımının 15. Yüzyılldaki belli başlı örneklerinden olan, Mercimek Ahmet´in Kabusname çevirisi Orhan Şaik Gökyay tarafından önsöz, sözlük ve gerekli notlar eklenerek milli eğitim bakanlığı yayınlarında bastırıldı (1944).

Kitap, yazarın oğluna verdiği bilgileri ve tavsiyeleri derli toplu bir hale getirmesinden oluşur.  Kitabın asıl adının "Nasihatname" olasına rağmen "Kabusname" ismi tercih edilmiş. Kitap İngilizceye, Fransızcaya, Almancaya ve Rusçaya çevrilmiştir. Kitap 11'inci yüzyıldan sonra Doğu âleminde aydınların temel kitaplarından biri olmuştur. Kabusnâme. Kitap vaktinde uyumaktan emanet saklamaya, yemek yemekten şarap içme adabına,
hatta misafir ağırlamaktan çocuk terbiyesine kadar değişik konularda nasihatlerin olduğu kırk dört bölümden oluşur.

Kabusnâme'nin kaderi çok rağbet görmüş diğer büyük eserlerle aynı olmuştur; günümüze gelene kadar esere bilgisiz kimseler tarafından kitabın yazılmasından yüzyıllarca sonra eklemeler yapılmış, konuları alıntı yapanların dilediğince değiştirilmiş, hatta beğenilmeyen bölümleri çıkarılmıştır. Bu nedenle eserin farklı basımları metin bakımından birbirlerinden ayrılmaktadır.

Mercimek Ahmet bin İlyas şair, edip ve âlim bir kişidir. Çelebi Mehmet'in" "... Hoş kitaptır ve içinde çok faideler ve nasihatlar vardır; ama Fârsî dilincedir. Bir kişi Türkiye tercüme etmiş, velî ruşen değil, açık söylememiş. Eyle olsa hikâyetinden halâvet bulmazız, dedi. Ve lâkin bir kimse olsa ki bu kitabı açık tercüme etse, ta ki mefhumundan gönüller haz olsa ..." şeklinde konuşması ve Mercimek Ahmet'e tercüme edilmesi için emir vermesi üzerine eserin Farsca'dan Türkçeye tercüme edilmesini emretmesiyle eseri tercüme eder. Tercümeye yeniden telif kadar emek verir ve 1432 tarihinde tamamlayarak üzerine düşen görevi bitirir. Bu eseri,  birinci baskısı 1944 yılında Orhan Şaik Gökyay, , önsöz ve notlar ilave ederek Milli Eğitim Bakanlığı yayınları arasında bastırmıştır.

Eser  Atilla Özkırımlı  tarafından da çevrilmiş ve kitap "Tercüman 1001 Temel Eser" serisinin 36-37. kitabı olarak yayınlanmıştır.

 

 

KABUSNAMEDEN SEÇİLMİŞ METİNLER


ALINTI : http://www.sevde.de/Ey_ogul/Kabusname.htm

Ey oğul!

Seni akıllı kişiler övsün, cahil kişiler övmesin. Çünkü akıllılar ileri gelenlerdir, cahiller ayak takımıdır. Bu iki grup birbirinin zıttıdır. Akıllının bilgilice işini cahil beğenmese gerek, cahilin bilgisizce işini akıllı zaten hiç beğenmez. Çünkü akıllı olan kendi mizacına uygun olarak bilgilice iş görür, seni onun için beğenir; cahil de kendi mizacına uygun olarak iş görür, seni onun için över.

Cahilin övdüğü işten sakınmak gerek, tâ ki akıllıların eğlencesi olmayasın; çünkü sıradan kişilerin katında övülen insan, ileri gelenlere maskara olur. Kimseyi incitme. Birisi seni incitse de sen onu incitme, büyüklüğün nişanı budur. Tecrübeli, şefkatli dostların sana öğüt verirlerse, öğütlerine kulak ver. Öğüt veren böylesi dostların yanına yalnız olarak git ve öğütlerinden nasibini al. Çünkü faydalı öğüt yalnızken verilir, halk arasında öğüt kulağa girmez olur, hem de sitem gibi olur.
İyilerin iyiliğini unutma

 

Ey oğul!

İyilerin işini inkâr edici olma ve onların iyiliğini unutma. Senden bir şey umana sitem edip "Benden bir şeyler umuyorsun" diyerek başına kakma, çünkü senden umudu olana sitem etmek "ben de umucuyum" demek olur, böylesi himmetsizlik olur.
Ondan sonra iyi huyu ve iyi kişiliği meslek edin, yaramaz huylardan ırak ol. Kimseye zararın ve azarın değmesin, zarar verici olmak iyi değildir, çünkü zarardan eksiklik doğar ve eksiklikten şerefsizlik. Öyleyse halk içinde şerefsiz olmak iyi değildir.

Bilgisiz kişiyle birlikte oturma

Ey oğul!

Bilgisiz kişiyi, marifetsiz insanı, insan yerine sayma, bilgisiz ve marifetsiz kişiyle arkadaş olup birlikte oturma, hele kendini âlim sayan bilgisiz cahil ile... Bilgisizlikle ve cahille sohbet etme, iyi kişilerle sohbet et. Çünkü, iyilerin sohbeti yüzünden senin de adın iyi olur.

Görmez misin ki, şırlağan bir yağdır, aslı susamdır, ne zaman gülle hem sohbet olur, artık ona susam yağı ya da şırlağan demezler, gül yağı derler, eğer menekşeyle hem sohbet olursa menekşe yağıdır derler.
O iyi adlıların sohbetlerinin bereketi yüzünden, kırk gün onlarla düşüp kalkınca, susam ve şırlağan adı unutuldu, gül ve menekşe adı anıldı. Onun için Peygamberimiz buyurur: "Her kim bir kavimle kırk gün düşüp kalkarsa onlardan olur."
Kendi bildiğine gitme

Ey oğul!

Bir konuda bilgin tam olsa da bilginle gururlanma. Ne zaman sana bir iş düşse, iyice bilsen ki sen o işi başarabilirsin, buna güvenme, bir akıllı kişiye danışmadıkça o işe başlama. Kendi görüşünü beğenenlerden olma.
Bir bilene akıl danışmayı ayıp sanma, "Görüş benim görüşümdür, başkası bana elverişli olanı ne bilir" deme, kendi bildiğine gitme. Çünkü kendi görüşüyle iş tutan kişi, sonra pişman olur. Öyleyse akıllı yaşlılarla ve şefkatli insanlarla istişare et, sonra o işe el at.

Kişinin geçimi neredeyse evi orada olmalı

Ey oğul!

Yaşlandığında bir yerde yerleşmeye çalış, çünkü yaşlılıkta yolculuk yapmak akıllıların işi değildir, hele yoksul olursa. Çünkü yaşlılık bir düşman, yoksulluk başka bir düşman, bu iki düşmanla yola çıkmak akıllıca bir iş değildir. Ama eğer mecburi olarak yola çıkmak gerekirse, çaresiz olunca çık.

Eğer Yüce Allah o yolculukta sana yardım ederse ve nimet eline girerse, evine dönmeyi arzu etme ki, bir evden ötürü yine yolculuk zahmetini çekmeyesin.
Çünkü kişinin geçimi nerede iyiyse evinin orada olması uygundur. "Orada doğdum, orada yaşlandım" demek olmaz, gerçi "vatan ikinci anadır" derler, çünkü anasını sevmek nasıl imandan ise "vatanım sevmek imandandır" dediler; "içinde aç, müflis oturmak imandandır" demediler.

Öyleyse işin nerede gelişmişse orayı vatan edin. Çünkü demişlerdir ki: "Kazancı nerede ise o yerde olmak saadet belirtisidir." Bahtsızların belirtisi odur ki, aç ve dinç otursun, kıtlık çeksin, bu vatanımdır, terk etmem desin. Bu eblehliktir. Görmez misin, Resulullah (a.s.m.) Mekke'de doğdu, ama tebliğ görevini Medine'de daha rahat yaptığı için artık Medine'den ayrılmadı.

Sen de yararlı bir yer bulunca oradan ayrılmamaya çalış, orada ayak direyesin. Sakın filan yerde fayda daha çoktur, deyip başıboş varmayasın, burada olan zararı orada kötü kılarsın ve orada daha zararlı olursun. Çünkü demişlerdir ki: İyi bir yeri bırakıp daha iyisini bulayım deme, bu hayal ile onu bulamazsın ve olanı da elden çıkarırsın.

Tembellikten uzak dur

Ey oğul!

Hangi işi yaparsan tembel davranma. Tembellikten utan, tembellik bahtsızlığın başıdır. Her işe emek ver. Emek verilen işin sonu tembellikten iyi olur. Çünkü emek vermekle elde edilen ne kadar çok olursa, tembellikte de o kadar eksilir. Yazık değil mi, bir anlık emek yüzünden elde edilecek şeyi tembellik yüzünden yitiresin.

Öyleyse geri durmak akıllıca bir iş değildir; yoksa muhtaç olarak yaşarsın. Bilmiş ol ki, muhtaç olduktan sonra, "Ah n'olaydı emek çekseydim, tembellik etmeseydim, şimdi lâzım olan şeyi elde etseydim" deyip pişman olmanın yararı olmayacaktır.

Kusursuz dost arama

Ey oğul!

Dostsuz olma. Her kim dostlarının işiyle ilgilenirse, dostları da onun işiyle ilgilenirler. Eğer o ilgilenmezse dostlar da ilgilenmezler. Öyleyse dostunun işini düşünüp ilgilenmeyen kişiye hiç kimse dost olmaz. Her an bir dost edinmeyi âdet haline getir, tâ ki dostların çok olsun. Çünkü çok dost arasında kişinin birçok ayıpları örtülür ve çok hüneri açılır. Bundan dolayı kişinin dostunun çok olması gerekir. Ama yeni dost tutunca eski dostlarından da yüzünü çevirme.

Dostlarının dostlarını da düşün, onlar da senin dostlarındır. Düşmanlarınla dost olan dosttan da çekin. Ayrıca dostuna düşman olan dosttan da sakın. Önüne kim gelirse sebepsiz yere seni şikâyet eden dostlardan uzak dur. Böyle kişiden dostluk bekleme ve dünyada hiç kimseyi ayıpsız sanma.

İyilerle kötüleri birbirinden ayırd et. İyilerle gönülden dost ol, kötülerle dil ucuyla dostluğun olsun. Çünkü kişinin daima iyilere işi düşmez. Eğer bir kötü kişiye işin düşerse dostluğun sebebiyle elde edersin. Öyleyse kötülerle de dostluk et.

Düşmanın güler yüzüne aldanma ( http://www.sevde.de/Ey_ogul/Kabusname.htmL)

Ey oğul!

Kimseye düşman olmamaya çalış. Eğer bir kimse sana düşman olursa korkma ve önem verme. Çünkü "düşmanı olmayan kişi, düşmanın eğlencesi olur" demişlerdir. Gizli ve açık, düşmanın işinden habersiz olma. Çünkü o daima kötü tasarılarla seni aldatma hesaplan peşindedir. Sen de bir an bile oun kötü oyunlarından kendini güvende sanmayasın.
Düşmanının tasarladığı oyunları her an sora dur, tâ ki düşmanın belâsına ve âfetlerine uğramayasın. Sonra, fırsat düşmedikçe düşmanlığını belli etme ve düşmanına karşı ne kadar büyüklük taslarsan tasla, kendini düşmana büyük göster. Ne kadar düşmüş olsan da ona durumunu alçak gösterme.

Düşmanının güler yüz göstermesine, tatlı sözüne aldanıp gönül bağlama ve inanma. Eğer düşman sana şeker gösterse, sen onu acı bir şey san. Düşmanın ne kadar küçük olsa da, onu hor görme.Bir düşmanın senden aman dilerse, ne kadar düşmanın olsa da ve sana ne kadar eziyet etmişse de sen ona aman ver ve düşmanın aman dilemesini çok büyük bir nimet yerine say. Çünkü düşmanın yenilmesi, kaçması ve ölmesi nasılsa, aman dilemesi de öyledir. Düşmanını güçsüz gördüğünde birden emin olup oturma, onu arada sırada gözetleyedur.

Bu öğütlere gönül kulağını açık tut

Ey oğul!

Bilmiş ol ki, artık ben kocadım. Zayıf ve azıksız olarak yol ağzına kadar geldim. Ölüm mektubunu elime sundular. O mektup, sakalın ağarmasıdır. Adamın sakalı ağardığında Allah tarafından bir ses gelir:
"Ey kulum, hazırlan, bu dünyayı bırakıp öbür dünyaya geçeceksin..."
Şimdi ey ciğer köşem! Ölmeden önce seni iyilik yoluna ve iyi kimselerin izine yönlendirmek istiyorum. Tecrübelerle elde ettiğim birkaç öğüdü sana yadigâr olarak bırakıyorum. Bu öğütlere uyarak hareket edersen, her muradına erersin ve iyi isim kazanırsın, zamanın elinden sille yemezsin. Çünkü baba şefkati, oğlunun zamanın elinden azar yemesini istemez. Öyleyse sen de gönül kulağını bu öğütler için açık tut, sonra pişman olmayasın. Gerçi zamanımızda her oğul babasının sözünü tutmuyor, ama inşaallah kabul edersin.

' EY oğul bil ki, evlendiğin avrata hürmet göstermen gerekir. Sahip olduklarını avradından oğullarından saklama, eğer böyle yaparsan seni severler ve sözünden dışarı çıkmazlar Eskiler bu konuda "Avradını aziz gibi tutmayan erkek, eşektir" demişlerdir.
Avradın bolluk içinde büyümüş olanını al ama malından hiçbir şey talep etme Ve dahi, Avratın çok güzelini de isteme, zira çok güzel olan avrat, etrafta oynaş arar.
Seni utandırmayan dindar, evcimen, nakışta ve ev işlerinden anlayan, iyi huylu, güzel, eteğini saklayan yani namusunu muhafaza eden, helali olan erkeğini seven bir avrat al. Bu sıraladığım özellikleri taşıyan avratlar merhametsizlik etmez, fenalık yapmazlar..

BAKİREYİ TERCİH ET

Üzülmek ve keder çekmek istemiyorsan, senden daha varlıklı ve daha yüksek seviyede bir avrat almaman lazımdır. Ve eğer kız oğlan kız bir bakire varken, sakın haaa başka erkeklerden kalmış olan dul avratları almaya kalkışma. Zira, el değmemiş kızlar sadece seni bilir, seni görürler ve gönüllerinde başkalarına yer vermezler.
Şunu, sakın unutma: Başka erkeklere gönül veren, evcimen olmayan ve senin hakkında orda-burada konuşan avratlar bir işe yaramazlar, onlardan uzak dur! Eskiler, bu konuda hoş bir benzetme yapmış ve' erkeğin iyisi çeşmeye, kadının iyisi ise hendeğe benzer' demişlerdir. Erkek, kazandığını bir çeşme gibi kadınına akıtır fakat hendeği görünce irkilip kalır.....

Senin malını-mülkünü kendi hükmü altına almaya çalışan avratlardan uzak dur, zira böyle yapmazsan avrat sen olursun, avrat da senin erkeğin! Dünyada, erkeğin avrat durumuna düşmesi kadar küçültücü başka bir şey yoktu. Cihanın en büyük fatihlerinden olan İskender’in, zenginliğiyle meşhur İran hakimi Dara'nın kızını kendisine avrat olarak almaya yanaşmadığını ve bunun sebebini soranlara ' Ben dünyaya hükmederken o kadın da servetiyle bana hükmedecekti, dolaysıyla pek fena bir iş olacaktı' dediğini unutma.!
Ey oğul! Avrat cima etmek(ilişkide bulunmak) için değil, evinin işini yapması, dirliğin-düzenini sağlamak için alınır. Dolaysıyla sadece cima için avrat almaya kalkma, o işi cariyelerle de edersin, üstelik cariyelerde düğün derdi yahut masraf gibisinden dertlerde yoktur. Ama eğer anasından-babasından güngörmüş ve ev işlerini iyi öğrenmiş bir avrat bulursan sakın almamazlık etme, hemen al ve aldığın avradı iyi besleyip kıskandırmamaya özen göster, çünkü kıskanan kadın yoldan çıkar. Kıskançlık kesesini dolu, masraf kesesini boş gösterme; avradı kıskandırma ve parayı da sakın esirgeme. Bu söylediklerimi yaparsan avrat seni anasından, babasından ve çocuğundan daha çok sever; kendisini senin yoluna feda eder. Ve şunu aklında iyice tut: kıskanç avrat bin düşmandan daha beterdir. Kendini düşmanlarından koruyabilirsin ama kıskanan avrattan koruyamazsın.

AVRADI ÇOK KULLANMA

Hiç el değmemiş bir kız aldığın takdirde onunla her gece beraber olmaya da kalkma! Günün birinde sana bir hastalık gelebileceğini yahut uzun bir yolculuğa çıkmaya mecbur kalacağını düşün, dolaysıyla avradı seninle her gece beraber olmaya alıştırma. Avradın, senin olmadığın zamanlarda beklemeye sabredemeyeceğini ve aynı işi başkalarıyla yapmaya kalkacağını sakın aklından çıkarma!

Ey oğul, sana avrat konusunda son nasihatlerim şunlardır: Avrada başka erkeklerin yüzünü gösterme, hatta onu yaşlı ve çirkin erkeklerden bile sakla. Kölelerin avradın yanına girmelerini de izin verme; Kapkara, çirkin Habeşi köleleri bile içeriye bırakma. Avradı kıskandırma ama sen onu her zaman kıskan, zira avradını etrafta gösteren ve kıskanması olmayan erkeğin dini de yok  demektir...(kabusname tercümesinde)



FAYDALANILAN KAYNAKLAR:

  • http://www.bulmacasozlugu.com/mercimek-ahmet
  • http://www.sevde.de/Ey_ogul/Kabusname.htm
  • Anonim , KABUSNÂME'DEN ÖĞÜTLER,http://www.bakterim.net/kuran-i-kerim/107395-kabusnameden-ogutler.html
  • Anonim, Mercimek Ahmet, http://www.gozlemci.net/5885-mercimek-ahmed.html
  • Anonim : msxlabs.org/forum/edebiyat-tr/290416-mercimek-ahmet-mercimek-ahmet-kimdir-mercimek-ahmet-hakkinda.htm

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 


 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...