Nişancı Celalzade Mustafa Çelebi Tabakatü’l-Memalik, Selimname ve Diğer Eserleri




Koca Nişancı Celâlzâde Mustafa Çelebi'nin Âşık Çelebi, Meşāʿirü'ş-şuʿarā da bir minyatürü

Faydalınılan resim alıntı: https://tr.pinterest.com/pin/836895543231389182/

Koca Nişancı Celalzade Mustafa Çelebi Tabakatü’l-Memalik fi-Derecatü’l-Mesalik

Asıl adı Celalzade Mustafa Çelebi’dir. ( d. 1490, ölüm 1567 )  Kastamonu Tosya’da doğdu.[1] Nişancılık  tarihçilik ve dini ahlaki, konularda yazılara yazan  önemli bir müelliftir.  İyi bir eğitim almış birçok devlet kademesinde terfi ettikten sonra Reis’ül Kittaplık ve Nişancılık makamlarına kadar yükselmiştir.

Kanuni devrinde Nişancılık görevinde iken emekli olmuş Eyüp’teki evine çekilerek ölümüne kadar eserler vermiştir.  Kanuni devrinin Nişancısı olan  Celalzade Mustafa Çelebi  görevi nedeni ile  Kanuni dönemi divan-ı humayun’un dört asıl üyesinden biridir.

 Nişancılık, Osmanlı Klasik Dönemi’nin en yüksek memuriyetlerden biridir. Kanunlarla merasimleri en iyi bilmek zorunda olan Nişancılar  yeni kanunlarla önceki kanunları şer'i ve hukuki kanunlarla telif etmek kudret ve yetkisinde olan kişilerdir.[2]  Nişancılar, sadarete ve padişahlara en yakın dört memuriyetten biridir.  Divan-ı Humayına alınan, devlet kanunlarına ait hükümleri yazan, vezirlere ve devlet ricaline verilen menşur ve beratları bizzat yazan veya müsveddelerini kontrol ederek padişahın ismini içeren tuğrayı çekmek yetkisini taşıyan[3] bu görevleri ile Nişancılar devletin bilgilerini ilk ulaşan kişiler arasındadır. Bu görevleri sebebi ile tarihçilerimizin önemli bir kısmı nişancılar arasından çıkmıştır.

Redis’ül Küttaplık ve Nişancılık gibi en üst mevkilerde bulunan Celazade Mustafa Çelebi mevkisinin de verdiği olanaklardan yola çıkarak, devlet arşivlerini de kullanarak Osmanlı Tarihi ve teşkilat yapısını bizlere aktarmayı başaran  önemli eserler  bırakmıştır.  “Celâlzâde, tarih ve ahlâk üzerine yaptığı çalışmalarla adından söz ettirmiş, haklı olarak büyük bir şöhret kazanmıştır. Tarih alanında yazdığı eserler döneminin değerli kaynakları olma niteliğini halen korumaktadır. “[4]

Tabakâtü'l-/Memâlik-ve-Derecâtü'l-/Mesâlik  adlı eserinin  günümüz Türkçesindeki anlamı (Memleketlerin Tabakaları ve Mesleklerin  derceleri)  manasındadır. Celâlzâde bu eserini emekli olduktan sonra 964/1557 senesinde yazmıştır.[5] Eser, 46 yıllık Kanuni döneminin tarihini  devlet ve teşkilatlarını, memurluklar, teşkilatlar, esnaflar halk tabakaları  hakkında pek çok detay sunan önemli  bir  eserdir.  Eser  Kanûnî Sultan Süleyman döneminin 1555 yılına kadarki olayları anlatmaktadır.  Bazı bölümlerine Fetihnâme-i Rodos, Mohaçnâme  Fetihname-i Karabuğdan adlarıyla ayrı olarak da rastlanmaktadır. [6]  Tabakatü’l-memâlik’in yazılmaı uzun yıllar almış ama Celâlzâde’  emekli olduktan sonra bu eseri yeniden gözden geçirmiş  ve muhtemelen 1561 yılına kadar eserinin son şeklini vermiştir. Eserin  tıpkıbasımı  Petra Kappert tarafından yapılmıştır (Wiesbaden 1981)[7]

Tabakatü’l-Memalik fi-Derecatü’l-Mesalik adlı eseri Osmanlı toplumunun tabakaları ve derecelerinden bahseder. Bu eserinde yazdığı otuz tabakadan otuzu da Kanuni dönemine aittir. Buna rağmen  bu eser Osmanlı Devlet ve teşkilat yapısının aydınlatılmasında oldukça kıymetli bir kaynak olmaktadır.  Târihçi   İbrahim Peçevi  bu esere “manzum ve mensur Şehnâme” adını vererek  ne derece kıymetli olduğunu  ifâde etmeye çalışmıştır.

Mustafa Çelebi, emekliye ayrıldıktan sonra bu  eseri ile Selimaname’yi hatta diğer eserlerini Eyyûb Sultandaki evinde  yazmıştır. Tabakatü’l-Memalik fi-Derecatü’l-Mesalik  Koca Nişancı’nın yazdığı en önemli eseridir. Eser otuz tabaka ve üç yüz yetmiş beş derece üzerine tertib olunmuştur. Bu otuz tabakanın yirmi dokuz tabakası saray, hazine, merkez teşkilatı, kapıkulu ocakları, geri hizmette müstahdem askeri ocaklar, donanma, eyaletler ile İstanbul'daki dini, ilmi ve içtimai tesisler vesaireye aittir.  Otuzuncu tabaka ise Kanuni Sultan Süleyman zamanındaki olaylar ve 1559 da Süleymaniye Camii inşaatının sonuna kadar gelmektedir. [8]

Eser yer yer şiirlerle de süslenmiş, çoğu zaman süslü ve  gösterişli bir dil kullanılmıştır.  Örneğin, Kınalızâde Hasan Çelebi, Mustafa Çelebi'nin  bu eserde kullandığı dili gösterişli  olduğunu ve mâna tarafının ihmal edildiğini belirtir (KınalızâdeHasan Çelebi, 2009, 364).

Eserin Tabakâtü'l- Memâlik'inbaş tarafında fihrist halinde zikredilen ve büyük önemi olan yirmi dokuz tabakayı içeren cilt bu güne kadar görülmemiştir (Uzunçarşılı, 1958, 404).

Yazar,  eserinin Sebeb –i Telif bölümünde   “kendi zamanına kadar yazılıp saraya takdim edilen tarihlerin devlet kurumları, idari ve askeri teşkilatlar, merkez ve civar bölgelere dair hiçbir ciddi malumat vermediklerini belirtir ve bu eksikliği gidermek istediğini ”   bu eserini onun için kaleme aldığını yazmaktadır.  Ayrıca Kanuni Dönemi’nde devletin ne şekilde genişlediğini, memlekette ne gibi teşkilat ve de eserlerin vücuda getirildiğini gelecek nesillere öğretmenin tarihi bir vazife olduğuna da dikkat çeker (Celâlzâde Mustafa Çelebi, 2011, 13)[9]

Tabakât’ül Memalik,  Kanuni Sultan Süleyman Dönemi’ni teşkilat, esnaflar, iş kolları kurumlar, memuriyetler vb yönünden Osmanlı Devlet teşkilatı ve yapılanmasını anlatan en detaylı eserdir.  

Celâlzâde’nin bu eserne   Fetihnâme-i Rodos, Mohaçnâme ve Fetihnâme-i Karaboğdan isimleriyle ayrı olarak rastlanılabilinmektedir. [10]

Celalzade Mustafa Çelebİ,  Kanuni’den bir sene sonra (1567) vefat etmiştir. Celalzade Mustafa Çelebi,  Kanuni dönemini  en iyi anlatan tarihçi olarak karşımıza çıkmaktadır. Koca Nişancı  Osmanlı kanunlarını bir araya getiren insanlardan birisidir. [11]

Koca Nişancının  bu eseri Ayhan Yılmaz tarafından günümüz Türkçesine çevrilerek bastırılmıştır. [12] Eser üzerinde  yayınlanmamış bir  doktora çalışması yapılmıştır.[13]

Koca Nişancı’nın bundan bir  başka  birçok eseri daha vardır. Diğer bir önemli  tarih eseri ise  Selim-name’dir.

 

SELİMNAME

Selimaname, Koca Nişancı Celalzade Mustafa Çelebi Tabakatü’l-Memalik  adlı eserinden sonra yazmış olduğu ikinci tarih kitabıdır. [14]

Celâlzâde Mustafa bu eserini 964/1557 senesinde nişancılıktan çekildikten sonra yetmiş yaşlarında yazmıştır. Selimnâme, Yavuz Sultan Selim'in şehzadeliğini, Trabzon Valiliği’nden itibaren vefatına kadar olan gelişmeleri ve kazandığı başarıları içerir. Kendisi yazdıklarının büyük çoğunluğunu birinci el bir kaynak sayılan Veziriazam Pirî Mehmed Paşa'dan işitmiştir. Yirmi üç fasl'a ayrılmış olan eserin girişinde Celâlzâde kendi hayatından bahsetmektedir (Celâlzâde Mustafa Çelebi, 1990, 250).

Celâlzâde Mustafa, 922’de (1516) Vezir Pîrî Mehmed Paşa ile nişancı Seydi Bey’in himayesiyle Dîvân-ı Hümâyun kâtipliğine tayin edilerek devlet hizmetine girmişti.  Yavuz Sultan Selim’in  gözde kâtiplerinden bir olmuş  Yavuz Sultan Selim’in vezirlerden gizli tutmak istediği işlere ait yazıları kaleme almıştı. Mustafa Çelebi, padişahın bizzat yazdırdığı fermanlarda usule aykırı gördüğü ifadelerin düzeltilmesini arz etmekten çekinmezdi. [15] Tüm bu ilişkileri nedeni ile Yavuz Sultan Selim’in en yakınlarında bulunan biri olmuş seferlerine de  katılmış Yavuz Selim Devri’ni oldukça yakından izlemişti.

Celalzade’nin bu eseri  bu bakımdan dikkat çekici olmaktadır. Eserde kullandığı üslup ise ağırdır. Yer yer tamamen Arapça veya Farsça yazılmış mektup ve şiirler de bulunmaktadır.

Hacim bakımından diğer Selimnâmelere kıyasla  daha geniş bir eserdir. Nişancı, Kemalpaşazâde' den kaynak ve stil yönünden istifade etmiştir. Diğer taraftan verilen malumat ve yararlanılan kaynaklar bakımından, yazarın kullandıkları  Nişancı ile  Feridun Bey’in  Münşeâtü’s-Selâtin ’de kullandıkları birbiriyle benzerlik teşkil etmektedir. Bu da onun devlet dairesinde bulunmasından ötürü, devletin arşivini bir kaynak olarak kullandığı iddialarının doğru olduğunu ispatlar niteliktedir (Uğur, 1984, 407-408)

Eser, Yavuz Sultan Selim’in şehzadeliği, kardeşleriyle olan taht mücadelesi ve saltanat dönemi olaylarını  dile getirmektedir.  Müellif bu eserinin sebeb –i telif bölümünde bu kitabını : “ Sultan Selim hakkında yazılmış kitapların olayların iç yüzünden habersiz kişiler tarafından yazıldığını bu eserlerin,  yanlış rivayetler ve uydurma duyumlara dayanılarak yazıldığını, kendisinin ise devlet idaresindeki mevkiinden dolayı gerçekleri bildiğini  ve bu gerçeklere uygun olarak yazdığını belirtir.  Tam bir Selim taraftarı olan Celâlzâde’nin, bu eserini  özellikle Selim’in babasına karşı ayaklanmış olduğu görüşünü yalanlamak için yazmış olduğu ortaya çıkmaktadır.

 Eserin Yavuz Sultan Selim’in  askerî seferlerini menzil menzil anlatan “Ruzname ” niteliğindeki bazı bölümlerinde  oldukça net  ve özlü bilgiler de verilmiştir.  Yazarın Yavuz Sultan Selim’e hayran olduğu bu eserinden rahatça anlaşılır.” Sultan Selimin, padişahlığını ve zaferlerini doğuştan takdir edilmiş bir hadise olarak göstermiş,  Şehzade Ahmed ve onun tarafını tutan vezirleri Allah’ın iradesini anlamamakla, sefahate düşkünlük ve sorumsuzlukla suçlamıştır.” [16]

Selimname de Tabakatü’l-Memalik  gibi süslü bir dille yazılmıştır. Bu eserinde de manzum bölümler vardır. Önsözünde belirttiklerinin aksine olaylara objektif olarak bakamadığı da söylenebilir.

Sultan Selim’in cülûsuna kadarki kısmının tenkitli metni ve İngilizce çevirisi Oxford Üniversitesi’nde doktora tezi olarak hazırlanmıştır. [17] Bütün metni ise aslî diliyle transkripsiyonlu ve ayrıca günümüz Türkçe’sine daha yakın bir dile aktarılmış olarak Kültür Bakanlığı yayınları arasında çıkmıştır (Ankara 1990) [18]

 

Koca Nişancı Celalzade Mustafa Çelebi’nin  Dini Ahlaki Eserleri

Koca Nişancı Celalzade Mustafa Çelebi’nin  Tabakatü’l-Memalik fi-Derecatü’l-Mesalik  adlı eseri ile SELİMNAME  adlı eseri tarih konuludur. Diğer eserleri ise genellikle emekli olduktan sonra yazdığı veya yeniden gözden geçirdiği dini ahlaki konulu eserleridir. Bu eserlerinin bir kısmı telif, bir kısmı da tercüme şeklindedir.

 

Kendinden sonraki Nişancı Mustafa ‘dan ayırmak için Koca Nişancı olarak adlandırılan  Nişancı Mustafa Çelebi’nin asıl ve tam adı  Nişancı Celalzade Mustafa Çelebi’dir. ( d. 1490, ölüm 1567 )  Kastamonu Tosya’da doğmuş, Tabakatü’l-Memalik ve Selimname adlı tarih eserlerini yazmış, .[19] Nişancılık  tarihçilik ve dini ahlaki, konularda yazılara yazan  önemli bir müellif olmuştur..  İyi bir eğitim almış birçok develet kademesinde terfi ettikten sonra Reis’ül Kittaplık ve Nişancılık makamlarına kadar yükselmiş, Kanuni dönminde Nişancılık  görevinden emekli olmuş ve 1567 yılında ölmüştür.

 

Delâil-i Nübüvvet-i Muhammedî ve Şemail-i Fütüvvet-i Ahmedî (Peygamberler Tarihi):

İlk Nişancılığı zamânında Horasanlı Mu’inü’l-Miskin’in Peygamberler Târihi ile ilgili Me’aricü’n-Nübüvve adlı Farsça eserinin Türkçeye tercümesidir. (Bu eser, sonradan 17. asır âlimlerinden Altıparmak Mehmed Efendi tarafından da tercüme edilerek basılmış, Altıparmak Târihi adıyla tanınmıştır.

Enîsü’s-Selâtîn ve Celîsü’l-Havâkîn adı  ile de bilinen bu eser  54 bölümden meydana gelmektedir. Eser bir mukaddime, dört rükün ve bir hatime üzerindedir. Birinci kısım; Nur-ı Muhammedî ve bunun bazı Peygamberlere intikali ile İsmail Peygamber'e ve Hz. Muhammed'e intikalini, İkinci kısım; Hz. Muhammed'in doğumundan bir peygamber olarak tebliğe memur olmasını, Üçüncü kısım; vahi, hicret ve miracı, Dördüncü kısım ise hicretten vefatlarına kadar olan olaylarıve mucizeleri içermektedir (Uzunçarşılı, 1958, 412).[20]

Mevâhibü’l-Hallâk fî Merâtibi’l-Ahlâk. Bu eser, İslâm ahlâkını anlatmaktadır. Celâlzâde eserini emekliliğinden sonra yazarak Sultan Süleyman'a ithaf etmiştir. Mevaibü'l- Hallak üç padişah yani Süleyman, Selim ve Murad tarafından incelendiği için sonraları Enisü's-Selâtin diye meşhur olmuştur.[21]

 

Cevahirü'l- Ahbar fi Hasaili'l- Ahyar (İyiliklerin Cevherleri İyilerin Huyları):

Arap yazar Ebu Hafs Saracüddin Ömer bin İbrahim el-Ensarî'nin Yusuf Peygamber kıssasınadair olan “zehrü'l- kimam fi kıssat-ı Yusuf aleyhisselatüvesselâm” adındaki on yedi meclis üzerine tertib edilen eserinin tercümesidir. Celâlzâde, Sebeb-i te'lif kısmında  “. Türkî dilde neşr ile Kıssa-i Yusuf meşhur olmadığı eclden ol kitab-ı celilü'ş-şân, Arabî'den Türkî dil ile terceme olınmağa cür'et olındı” (Baran, 2011, 14) [22]

Celâlzâde bu tercümeyi Kanuni Sultan Süleyman'ın oğlu Şehzade Selim namına tercüme etmiştir. Tercümenin son yaprağında ise Sultan Süleyman'ın mührü vardır. Tercümenin sonundaki tarih manzumesine bakılacak olursa tercüme 972/1565 senesinde tamamlanmıştır (Uzunçarşılı, 1958, 413-415).[23]

Hediyyetü'l-Müminîn (Müminlerin Armağanı):

Celâlzâde'nin risale şeklinde, bazı hikâyelerle, tevhidi, peygamber sevgisini, dört halifenin vasıflarını, güzel ahlakı, Allah'a içten bağlılığı ve en sonunda da Peygamberin torunları olan İmam Hasan ve Hüseyin haklarındaki hürmeti beyan ettiği kısmen mensur kısmen de manzum eseridir.[24]

Kanunnâme:

Celâlzâde'nin nişancılığı zamanında derlenen kanunları ihtiva etmektedir. Yaya, müsellem, yürük, voynuk kanunlarıyla çeltik kanunu ve tefrika edilmiş iki yüze yakın yeni veya değiştirilmiş kanunları içerir.

 

KAYNAKÇA

  • [1] Gökbilgin, T. (2001). “Celâl-Zâde”. İslâm Ansiklopedisi. Cilt III. Eskişehir: Milli Eğitim Basımevi.
  • [2] Akgündüz, M. (1994). Osmanlı Devleti'nde Nişancılık. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Marmara
  • Üniversitesi, İstanbul.
  • [3] Akgündüz, M. (1994). Osmanlı Devleti'nde Nişancılık. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Marmara
  • Üniversitesi, İstanbul.
  • [4] Coşkun KUMRU, Koca Nişancı Celâlzâde Mustafa Çelebi ve Eserlerine Toplu Bir Bakış, https://proje.akdeniz.edu.tr/mcri/mjh/4-1/MJH-1
  • [5] Coşkun KUMRU, Koca Nişancı Celâlzâde Mustafa Çelebi ve Eserlerine Toplu Bir Bakış, https://proje.akdeniz.edu.tr/mcri/mjh/4-1/MJH-1
  • [6] Gökbilgin, T. (2001). “Celâl-Zâde”. İslâm Ansiklopedisi. Cilt III. Eskişehir: Milli Eğitim Basımevi.
  • [7] Gökbilgin, T. (2001). “Celâl-Zâde”. İslâm Ansiklopedisi. Cilt III. Eskişehir: Milli Eğitim Basımevi.
  • [8] Coşkun KUMRU, agy
  • [9] Coşkun KUMRU, agy
  • [10] Coşkun KUMRU, agy
  • [11]Coşkun KUMRU, Koca Nişancı Celâlzâde Mustafa Çelebi ve Eserlerine Toplu Bir Bakış, https://proje.akdeniz.edu.tr/mcri/mjh/4-1/MJH-1
  • [12] Celâlzâde Mustafa Çelebi. (2011). Tabakatü'l- Memâlik ve Derecâtü'l- Mesâlik (Kanunî'nin Tarihçisinden
  • Muhteşem Çağ). Haz.: Ayhan Yılmaz. İstanbul: Kariyer Yayınları
  • [13] . Demirtaş, F. (2009). Celâl-Zâde Mustafa Çelebi, Tabakatü'l-Memâlik ve Derecâtü'l-Mesâlik. Yayımlanmamış Doktora Tezi. Erciyes Üniversitesi, Kayseri.
  • [14] https://www.edebiyadvekitap.com/koca-nisanci-celalzade-mustafa-celebi-tabakatul-memalik-fi-derecatul-mesalik/
  • [15] Gökbilgin, T. (2001). “Celâl-Zâde”. İslâm Ansiklopedisi. Cilt III. Eskişehir: Milli Eğitim Basımevi.
  • [16] Gökbilgin, T. (2001). “Celâl-Zâde”. İslâm Ansiklopedisi. Cilt III. Eskişehir: Milli Eğitim Basımevi.
  • [17] Celia J. Kerslake, A Critical Edition and Translation of the Introductory Sections and the first Thirteen Chapters of the “Selimnâme” of Celalzade Mustafa Çelebi (doktora tezi, 1975), Oxford University, “The Selım-name of Celal-zade Mustafa Çelebi as a Historical Source”, Turcica, IX/2-X, Paris 1978, s. 39-5
  • [18] Selimnâme (nşr. Ahmet Uğur – Mustafa Çuhadar), Ankara 1990
  • [19] Gökbilgin, T. (2001). “Celâl-Zâde”. İslâm Ansiklopedisi. Cilt III. Eskişehir: Milli Eğitim Basımevi.
  • [20] Coşkun KUMRU, Koca Nişancı Celâlzâde Mustafa Çelebi ve Eserlerine Toplu Bir Bakış, https://proje.akdeniz.edu.tr/mcri/mjh/4-1/MJH-1
  • [21] Coşkun KUMRU, Koca Nişancı Celâlzâde Mustafa Çelebi ve Eserlerine Toplu Bir Bakış, https://proje.akdeniz.edu.tr/mcri/mjh/4-1/MJH-1
  • [22] Baran, B. (2011). Celal-Zade Koca Nişancı Mustafa Çelebi, Cevahirü'l- Ahbar fi Hasaili’l- Ahyar. Yayımlanmamış
  • Doktora Tezi. Dicle Üniversitesi, Diyarbakır.
  • [23] Coşkun KUMRU, Koca Nişancı Celalzade Mustafa Çelebi ve Eserlerine Toplu Bir Bakış, https://proje.akdeniz.edu.tr/mcri/mjh/4-1/MJH-1
  • [24] Coşkun KUMRU, Koca Nişancı Celâlzâde Mustafa Çelebi ve Eserlerine Toplu Bir Bakış, https://proje.akdeniz.edu.tr/mcri/mjh/4-1/MJH-1

 

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış