Sa'di Şirazi Hayatı Bostan Gülistan ve Şiirimize Tesirleri


 

SA'Dİ'NİN HAYATI

https://static.ideefixe.com/images/212/212867_2.jpg

 
Yazıda “Sadi Şirazi hakkında bilgiler,  “Sadi Şirazi  - Gülistan - Bostan  ” hakkında bilgiler “Sadi Şirazi  Bostan ve Gülistan adlı erelerinin içerikleri , konuları , bölümleri yazım öyküleri, kıssaları, içerikleri,   Sadi Şirazi  Bostan  “ adlı eserden alıntılar yer alır.  Sadi'nin Eser hakkında yorumlar,   anlatım tekniği, yazarın bakış açısı,  eserleri ile  yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
Sadi Şirazi 
 
H.589)te Şiraz'da doğmuş, 1292 (H. 691) de Şiraz’da vefat etmiştir
Sadi Şirazi’nin asıl adı Müslihüddin Şeyh Sadi'dir. Sa'di'nin doğum tarihi kesin bilinmemektedir. Doğum tarihi 1193-1213 yılları arasına denk gelmektedir.[1] Ömrü ilim öğrenmekle, talebe yetiştirmek ve insanlara doğru yolu göstermekle geçmiş Moğol ve Haçlılarla yapılan savaşlara katılıp, cihad etmiş bir defasında Haçlılara esir düşmüş, bir seyyah, kaside  ve gazel şairi ve bir ilim adamıdır.[2]
 
Sadi, Henüz on iki yaşında iken yetim kalmış, babasını kaybedip dedesi ve amcası tarafından yetiştirilmiştir. [3] İlk tahsilini Şiraz'da tamamladıktan sonra, Moğol istilası üzerine Bağdat'a gitmiş, Bağdat'ta Nizamiye Medresesinde Abdülkadir Geylani hazretlerinin halifesinin derslerinde yetişerek tahsilini tamamlamıştır. Sonra İslam ülkelerini gezmeye başlamıştır. Sadi, gençlik çağından sonraki yıllarda sürekli seyahat etmiş ve maceralı bir hayat sürmüş olan Sadi, Anadolu, Mısır, Suriye, Delhi,  AZERBAYCAN ve Belh'e uğramış pek çok âlim ve insanla tanışmış, çöllerde vahalarda hanlarda geçen bir ömür sürmüştür.
 
Onun Bostan ve Gülistan adlı eserlerinde bu gezilerde yaşadığı olaylar, tanıdığı insanlar bu gezilerde yaptığı sohbetler duyduğu hikâyeler malzeme olarak kullanılmıştır. Şam’da bir süre vaaz vermiş, Şam’da iken Şihabeddin Sühreverdi başta olmak üzere, birçok İslam âlimiyle görüşüp tanışmıştır. Şeyh Sadi-i Şirazi Şam’da olduğu sıralarda Harçlılara karşı yapılan savaşa katılmış ve orada Haçlılara esir düşmüş ağır şartlar altında yıllarca çalıştırılmıştır. Suriyeli bir tacir tarafından ise yüksek miktarda fidye ile kurtarılır. Bu tüccarın kız ile de evlenen Sadi, geveze biri olan o kadına fazla dayanamayarak oradan da ayrılır.[4]
1257'de Atabek Ebu Bekir bin Sad zamanında tekrar Şiraz'a döner. Bu sırada, devlet başkanları Ebu Bekr, Moğollarla sulh yapmış ülke bir müddet feraha ermiştir. Bu hükümdar tarafından iyi bir kabul gören Sadi, onun adına Hicri 655 Miladi 1257'de iki bayram arasında, Bostan adlı eserini ve bir yıl sonra aynı şekilde kendisine büyük saygı gösteren Veliaht İkinci Sa'd adına da Gülistan adlı eserini yazarak onlara takdim eder. Bu eserlerini büyük bir ihtimalle uzun müddet kaldığı Şam’da iken yazmıştır.[5] Bu eserleri sayesinde kısa zamanda şöhreti memleketinin dışına taşmış, fakat çok geçmeden, hamileri, koruyucuları olan Ebu Bekr bin Sa'd bin Zengi ve oğlu İkinci Sa'd vefat etmiştir.
 
 Yerine çocuk yaşta bulunan ikinci Sa'd'ın oğlu Muhammed geçer. Bu hükümdarla birlikte Salgurlu Hanedanı çökmüş ülkesi 1264'te de Moğol hâkimiyeti altına girmiştir. Bu karışıklıklar esnasında Sadi tekrar Şiraz'dan ayrılıp Bağdad ve Hicaz’a gider. Sadi tüm hayatı boyunca on dört defa hacca gitmiştir. Bu defaki Hac dönüşünde Anadolu ve AZERBAYCAN’a uğrayan Sadi AZERBAYCAN ’da Moğol devlet adamı Atamelik Cüveyni,Şemseddin Cüveyni ve Şair Hümam-i Tebrizi ile tanışır. [6]
Eserlerinde Yemen, Belh, Bamyan Kaşgar’a da gittiğine dair bilgiler bulunsa da bu bilgilerin gerçeklerle bağdaşmadığı gözükmektedir. Buralara gitmiş gibi bahsetmesinin nedeni anlatılarında buralara da değinmesi icap ettiği için ihtiyaç duyduğu sanılmaktadır.
 
Ömrünün son yıllarını mezarının yanındaki dergâhta ibadet edip ilim öğretmekle geçiren Sadi 1292'de Şiraz'da vefat etmiştir. Mezarı Şiraz'ın kuzeydoğusunda, şimdi kendi adıyla anılan hangâhının bulunduğu yerdedir. Günümüzde Sadi Türbesi, Şiraz'ın başlıca turistik mekânlarından biridir.
 
SA'Dİ'NİN EDEBİ KİŞİLİĞİ
 
Sadi’nin anlatımı kusursuzdur. Çok basit bir üsluba sahipmiş gibi gözükse de kolay kolay kimse tarafından taklit edilemeyen, “ sehl-i mümteni “ özeliklere sahip bir üsluptur. Bostan ve Gülistan’ın bölümlerinde önce bir hikâye anlatıp sonra bu hikâyeye dayalı bir ders bölümü oluşturur. Sonra da hikâyenin özünden çıkarılması gereken vecizeler meydana getirir.
Bostan Gülistan en önemli eserleridir. [7]Fakat onun eserleri “ Bisûtun “ diye anılan Ali Bin Ahmet tarafından külliyat halinde derlenmiştir.( 1325-1335)[8] Sayıları 23 e ulaşan bu eserlerinden bazıları: Takriz- i Dibace, Mecâlis-i Pençğâne,Sual-i Sahip Divan, Akl u Aşk, Bostan Gülistan, Kasaid-i Farsî, Gazeliyat, Hubsiyad, Hezliyat … gibi.
İran i Türk hatta batılı Şairleri dahi etkileyen Sadi’nin çok sevilmesi, kitaplarında etkili kıssalar ve hikâyeleri etkili, zor taklit edilebilir bir üslup- sehli mümteni ifade gücü ve olayları çok iyi vecizeler ile  dersler vermesi sayesindedir. Eserleri, Baharistan ve Niğaristan gibi adlı eserlerle taklit edilmeye kalkışılmış ama taklitleri Sadi’nin eserlerindeki başarıya ulaşamamıştır. [9]

Prof. Ali Nihat Tarlan’a göre “Sadi, gazellerde Hafız’dan daha realist ve daha insanidir. Dili de harikulade denilecek kadar fasih ve beliğdir. Sadi’nin asıl ünü mesnevi türünün en büyük üstatlarından biri olmasından ileri gelir.”
 
SADİ’NİN GÜLİSTAN’I HAKKINDA
 
Salgurlu Hanedanı Ebu Bekir Sa’d bin Zengi adına yazılmıştır. Münacat, naat ve yazılış sebebini anlatan önsözden sonra padışahlara öğüt, dervişlerin ahlakı, kanat, fazilet, erdem, susmak, aşk, gençlik, terbiye, ihtiyarlık gibi sekiz bölüm halinde yazılmıştır.[10] Günlük hayatta yaşadığı olayları, dile getiren hikâyeler ve kıssalarla öğüt veren vecizeler şeklinde yazılmıştır. Kıssalardan edebi ahlaki veciz sonuçlar çıkarılır ve dersler verilir. Nükteler, beyitler, Sadi’nin yolculukları ile ilgili hikmetler çıkarılacak dersler bulunur. Ayet, hadis ve Atasözlerine sık sık yer verilir. Kimi hikâyelerin konu ile bağdaşmadığı da söylenebilir. Kimi kıssalar kendi başından geçmiş, yolculukları esnasındaki olaylara dayanır. [11]
 
Bu kıssa ve hikâyelerde o günün şartlarına, kültürüne, alışkanlıklarına, adet, araç, gereç ve yolculuklarla ilgili pek çok ayrıntılarına inilmiştir. Bu yüzden Gülistan ortaya koyduğu bu materyal zenginliği bakımından da önemlidir.
Gülistan’da Abdullah Ensari’nin ve Kellie ve Dimne'yi tercüme eden Meali Nasrullah’ı Münşi’nin tesirleri gözükür.[12]
“Gülistan” Divan Edebiyatımıza ilk kez Hoca Mesud, tarafından kısaltılarak ve manzum bir şekilde   Hoca Mesud Süheyl ü Nevbahar ve Ferhengnâme-i Sa'di  adıyla çevrilmiştir.[13] İsbicabi adlı bir kişi tarafından ÇAĞATAY SAHASI TÜRKçesi ine de çevrilen   Gülistan Tercümesi ( Memluk Sahası), Seyfi Sarayi  adlı şairimiz tarafından da MEMLUK ( Kıpçak Türkçe'sine tercüme edilmiştir ( 1391). Gülistan 1550 yılında Şahidi İbrahim Dede tarafından tekrar tercüme edilmiştir. Bostan ve Gülistan Hakkında Ahmet Hikmet Müftüoğlunun çalışma ve tercümelerine rastlanılır. Cumhuriyet döneminde ise Bostan ve  Gülistan  pek çok kez günümüz Türkçesine tercüme edilmiştir.
G. Gentius Tarafından Latinceye ilk çevrisinin ardından hemen tüm batı dillerine çevrisinin yapıldığı görülür. [14]
Baharistan ve Niğaristan adlı eserler Gülistan’ı taklit etmiş ama taklitleri Sadi’nin eserlerindeki başarıya ulaşamamıştır. Muiniddin Cüveyni, Nigaristan, Molla Cami’nin Baharistan Sadi’nin Gülistanından etkilenerek yazılmış, Gülistan’ı taklit eden ama onun başarısına ulaşamayan eserlerdir. Bunların dışında da Gülistan’ı taklit eden çok sayıda eser bulunmaktadır. [15]
Gülistan Kilisli Rıfat Tarafından Ferhengname-i Sadi Tercümesi,,
adıyla  günümüz Türkçesine çevrilmiştir.
 
SADİ’NİN “BOSTAN “ ADLI ESERİ HAKKINDA DETAYLAR
 
Uzun yolculuklarından sonra tekrar Şiraz’a dönüşünün ertesinde 1257 yılında tamamlanmış olan bu eserini de Sadi Salgurlu Ebubekin Bin Sad’ b. Zengi adlı Atabek’e hediye etmiştir. Eser büyük ihtimalle Şam’da iken ve Kellase adıyla anılan medresede tertip edilmiştir.[16]Esere önceleri “Sadiname” adı verilmişse de sonradan Bostan diye anılır hale gelmiştir. Eser mesnevi türünde orta büyüklükte 4000 beyti aşan bir eserdir. Eserin tüm yazma nüshalarında büyük farklar bulunmaktadır.[17]Eser Hakkında Kilisli Rıfat ve  Hikmet İlaydın değerli çalışmalar yapmışlar eserin Türkçeye çevirmişlerdir.
Eser mukaddime ve on bölümden oluşur. Eserin bölümleri: Adalet, ihsan, aşk, tevazu, rıza, kanaat, terbiye, tövbe, münacat, hatm-i kâtip şeklindedir. Eser ahlak adalet, siyaset, cemiyet ahlakı, ferdi ahlak, aşk, terbiye Allah karşısında insan gibi belli başlı konular içermektedir. Hayat ve cemiyet en belirgin konular olarak karşımıza çıkmaktadır.
 
 Sadi’nin bu eserini yazdıktan sonra yeniden gözden geçirip değişiklikler yapmış olması mümkündür.
Gülistan’ a teknik olarak da benzeyen bu eserinde, derlenmiş Hikâyeler, rivayetler, Fıkralar ve bizzat yaşadığı olaylar dile getirilir. Bu kıssaları, tecrübe, bilgi ver görgüsüyle birleştirip, hikmetli sözlerle destekleyerek ders ve öğüt çıkacak şekilde sunmayı başarmıştır.
Sade, çekici, zor düşünülen ama çok kolay düşünülmüş ve anlatılmış hissi veren “ sehl-i mümteni “ bir eda ile yazmıştır. Adalet, siyaset, yönetim, iyi ve kötü ahlak, kulluk, terbiye, Aşk ve dostluk gibi konularda derin gözlemlere ve düşüncelere dayanan hikmetli ve düşündürücü fikirler üretmiştir. Her kıssa sonunda ibretlik vecizeler bulundurmaya gayret eder. Bunda da çok başarılı olmuştur. Kıssalar ve olaylar bu ibretler ve nasihatlere zemin olacak şekilde seçilmiştir.
Bostan Farisilerin başlıca ders kitaplarından biri olduğu gibi divan edebiyatımıza da kaynaklık eden başlıca eserler arasındadır. Medreselerin temel ders kitaplarından biri olarak yüzyıllarca okutulmuştur. Pek çok Osmanlı devlet adamının elinden düşürmediği kitaplardan birisi de Bostan’dır.
Bostan’ın Divan Edebiyatımızda bilinen ilk tercümesi Hoca Mesud, tarafından yapılmıştır. Hoca Mesud Süheyl ü Nevbahar ve Ferhengnâme-i Sa'di  ( 1354) adlı çevirisi Bostanın kısaltılmış tercümesidir ve 1073 beyitten oluşur. Bu tercüme Kilisli Rıfat Bilge ( İstanbul- 1937) ve Hikmet İlaydın ( Ankara – 1947 ) tarafından günümüz harfleri ile yeniden neşr edilmiştir. Hikmet İlaydın’ın tercümesi Sudi’nin Osmanlıca Tercümesini esas almıştır. Bostan pek çok batı diline de tercüme edilen bir eserdir.
Eserin ( Mehmet Çelebi ( Fatih zamanı) Süruri, ( Ölm- 1562), Şem’i ( ö. 1591) Havayi Mustafa Çelebi, Sudi ( ö. 1596) tarafından Osmanlıcaya pek çok çevirileri yapılmıştır. Bu çevirilerin en önemlisi olarak Sudi’nin yaptığı çeviri olarak gösterilir.[18]
Sadi'nin Bostan adlı eseri ahlak, terbiye, tevazu, mertlik, adalet, ihsan, rıza, kanaat, şükür, tövbe gibi muhtelif konuların işlendiği on bölümden oluşmaktadır. Eser hikâye ve menkıbelerle zenginleştirilmeye çalışılmıştır. Bu esere birçok kişi tarafından şerh yazılmıştır. Eserde, hükümdarlar övülmekten çok hakka, adalete ve doğruluğa davet edilmektedir.
Gülistan; hükümdarların hal ve hareketleri, derviş ahlakı, kanaat ve fazilet, susmanın yararları, sevgi ve gençlik, zayıflama ve ihtiyarlık, terbiyenin ehemmiyeti, sohbetin adabının işlendiği sekiz bölümden müteşekkildir. Eserde, yazar bizzat müşahede ettiği konulara da yer vermektedir. Ayrıca büyük âlimlerin sohbet ve toplantılarında duyduklarını, öğrendiklerini aktarmaktadır. Hem nesir hem de manzum kısımlar yer almaktadır. Aktarılan fikir ve düşünceler net bir biçimde, kısa ve açık şekilde kaleme alınmıştır.
 
SA'Dİ VE ESERLERİ'NİN DİVAN EDEBİYATIMIZA TESİRLERİ
Sadi, eserlerini manzum (ölçülü yazı - şiir) ve nesir (düz yazı) olarak kaleme almıştır. Eserlerinin toplamı yirmiyi geçmektedir. Bostan, Gülistan, Akl u Aşk, Takrîr-i Dibace, Nasihatü'l-Mülûk ve Havatim öne çıkan eserlerindendir. Eserleri vefatından sonra "Bîsütûn" adı altında külliyat olarak bir araya toplanmıştır.
Sadi'nin özellikle Bostan ve Gülistan adlı iki eseri hemen hemen birçok dünya kütüphanesinde yer almaktadır. Eserler birçok dünya diline çevrilmiştir. İslam âleminde büyük rağbet gören bu eserler medreselerde ders kitabı olarak okutulmuştur. Şerh ve tercümeleri yayınlanmıştır. Eserlerindeki akıcı üslubu ve insanları sıkmayan tarzı, edebi sanatlardan istifade edilerek vücuda getirildiğini göstermektedir. Yazar, gezmiş bulunduğu çok geniş çevrelerden edinmiş olduğu tecrübelerini ve görgüsünü, medreselerde elde ettiği eğitimi, seyahatleri boyunca temas kurduğu âlimlerle yaptığı sohbetleri güzel bir şekilde işlemiştir. İlim öğrenme ve öğrendiklerini aktarma konusunda güzel ve örnek bir hayat yaşamıştır.
Osmanlıda medreselerde ders kitabı olarak okutulan başlıca eserlerdendir. Bostan ve gülistan divan şairleri üzerinde de çok tesirli olan eserlerden birisidir. Divan edebiyatına kaynaklık eden başlıca eserler arasında Sadi'nin Bostan ve Gülistan adlı eseri gelmektedir. Divan Şiirimızı anlayabilmek onların düşünme biçimlerine yön veren tesirleri anlayabilmek için bu eserleri de okumak gerekir.
Sadi sadece Divan Şairlerimizi etkilemek ve Divan Edebiyatımızın düşün dünyasına katkıda bulunmakla kalmamış, Batı edebiyatını da etkilemiş bir ediptir. En bariz şekilde onun etkilerini Alman edebiyatının en önemli şairi olan Goethe’nin eserlerinde açıkça gözükür.
Batılı edipleri etkileyen şark klasikleri arasında Bostan ve Gülistan ilk sıraları işgal eden şaheserler arasındadır. Goethe (Ben İranlı şairlerin şiirlerindeki nüktedanlığı ve ciddiyeti taklit ediyorum. Şiir merkezi olarak da Şiraz ı seçtim.) demek zorunda kalmış, Sadi'ye diğer doğulu şairlerin etkisiyle bir " Divan " yazmıştır. Hatta doğu ve batı divanındaki (nazarlık) ismini verdiği manzumesinde Sadi’nin Gülistanında bir beyti bu şiire almıştır. Goethe'nin "doğu ve batı divanı" adlı eserinde Şirazlı Sadi, Şirazlı Hafız ve Hz. Mevlana’nın Goethe üzerindeki etkilerini açıkça görmek mümkündür.
Bostan tümüyle manzumedir. Eserde başta dinî, siyasî, ahlakî ve toplumsal olmak üzere hemen hemen bütün konulara yer verilmiştir. Müellif, eser boyunca derin dünya görüşünü zengin felsefi düşüncesiyle birleştirerek okura seslenmeyi arzulamıştır. Bunu yaparken de, diğer klasik doğu formellerinde olduğu gibi temsil, konuşma ve öykü tekniklerine başvurmuştur. Sadi, on bölüme ayırdığı eserini ana bölümlerden farklı olarak ara başlıklarla da süslemeyi ihmal etmemiş. Bunları da ikiye ayırmış: Birine, konuşma; diğerine, hikâye adını vermiş. Ayrıca çok seyrek de olsa temsil bölümleri ilave etmiş. Konuşma bölümlerinde tamamen ana konulara ait -kimi tezli, kimi tezsiz- düşüncelerini dile getiren şair, hikâye bölümlerinde yine bütünüyle ana konuyla ilgili -kimi tarihi ve dini, kimi siyasi ve edebi- birçok kıssayı ustaca kurgulamış. Ancak daha çok hikâye örüntülerinde araya girerek önemli gördüğü bazı hatırlatıcı bilgileri okuruyla paylaşmak istemiş.
Gülistan da, bir şaheserdir hiç kuşkusuz. Şiir ve düzyazı dilinin iç içe girişikliği, hikmetli içeriği, devrinin ekonomik, sosyal ve siyasî gerçeklerine tanıklık etmesi başta olmak üzere daha birçok yönüyle elden düşürülmeyecek önemli bir kitaptır.
Sadi’nin Bostan ve Gülistan adlı kitabı Doğu Edebiyatı klasik eserlerin başlıcalarından biridir.
 
 
 

KAYNAKÇA
 
[1] Kilisli Muallim Rifat( Bilge), Ferhengname- i Sa’di ( Hoca Mesut) İstanbul, 1937
[2]  Meydan Larousse, Sadi, C.19)
[3] https://tr.wikipedia.org/wiki/Sadi
[4] Osman Süreyya, Sâdi Şirazî ve Bostan ve Gülistan, https://www.aksitarih.com/sadi,11-02-2014
[5] Hikmet İlaydın, Bosyan, Çevirisi, Devlet Kitapları, Önsöz’den , shf 1 İstanbul, 1967,
[6]  Meydan Larousse, Sadi, C.19)
[8] Kilisli Muallim Rifati ( Bilge) Sadi Şirazi, Bostan ve Gülistan, İstanbul. 1975
[9] Meydan Larousse, Sadi, C.19)
[10] Yakup Kenan Necefzade, Bostan ve Gülistan, Sadi Şirazi (), Bedir Yayınları, İstanbul 2004
[11] Tahsin Yazıcı, Gülistan, İslam Ansk. C.14.sh.241)
[12] Tahsin Yazıcı, Gülistan, İslam Ansk. C.14.sh.241)
[13] Şahamettin Kuzucular, Hoca Mesud Süheyl ü Nevbahar ve Ferhengnâme-i Sa'di, edebiyatvesanatakademisi.co
[14] Tahsin Yazıcı, Gülistan, İslam Ansk. C.14.sh.24
[15] Rehber Ansiklopedisi, Sadi ve Gülistan Maddeleri
[16] Hikmet İlaydın, Bostan, Çevirisi, Devlet Kitapları, Önsöz’den , shf 1 İstanbul, 1967,
[17] Hikmet İlaydın, Bostan, Çevirisi, Devlet Kitapları, Önsöz’den , shf 1 İstanbul, 1967,

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış