Şah İsmail -Hatai Dehname ve Nasihatnamesi


 

HATAYİ’NİN EDEBİ KİŞİLİĞİ

Hataî, 1487 yılında Erdebil şehrinde dünyaya gelmiştir. Büyük babası Şeyh Safi, tarikat şeyhi, babası Şeyh Haydar ise tarikat şeyhliğinden başka devlet adamı ve komutan olarak da tanınmıştır.

Şiirde “Hatai” mahlasını kullanan Şah İsmail Türkçe, Farsça ve Arapça şiirler yazması bu üç dili kullanabildiğini göstermektedir. Azeri Edebiyatında “sâhib-i seyf ü kalem”  olarak anılan Şah İsmail, Âzerî edebiyatının en önemli şairlerindendir. Arapça ve Farsçayı şiirler yazacak kadar iyi bildiği halde, devrindeki genel eğilimlere rağmen,  şiirlerini Türkçe yazarak Âzerî edebiyatının gelişmesinde ön ayak olan şairlerden birisi olmuştur.

Şah İsmâil’in Nizâmî, Evhadî, Kişverî-i Tebrîzî, Habîbî gibi Âzerî sahasında yetişmiş Farsça yazan şairlerle Nesîmî ve Ali Şîr Nevâî gibi Türkçe yazan  şairlerinin eserlerini okuduğu onların tesirleri altında yetiştiği ortaya çıkmaktadır.

Alevi Türkmenlerin ve Kızılbaşlığın önderi haline gelen  Hatai tüm şiirlerini Türkçe yazmış, şiirlerinde ise siyasi bir amaç gözetmiştir.  “Şiirini ideolojisini yayan bir vasıta şeklinde kullanmakla birlikte şair bir yaratılışa sahip olduğundan beşerî, lirik, sanat değeri yüksek şiirler de yazmıştır. Şah İsmâil birçok şiirinde bir tarikat şeyhi, bir mürşid olarak ortaya çıkar. Bu tür şiirlerinde tasavvufî konuları işler, on iki imam ve Ehl-i beyt muhabbetini vurgular. Yavuz Sultan Selim karşısında uğradığı yenilginin ardından kaleme aldığı şiirlerin daha içe dönük, şahsî ve lirik nitelikler kazandığı görülmektedir.  “[1]

Türkmenlerin siyasi birlik ve Kızılbaş bir devlet kurma ideallerinin lideri haline gelen ve Erdebil Kızılbaş kurulunun idol olarak şeçtiği Şah İsmail on beş yaşında tahta geçmiş, çok kısa sürede Kızılbaş Türkmenlerine imparatorluk kurmuştur. İmparatorluğunda Türkçeyi resmi dil kabul etmiş, eserlerinin hemen hemen hepsini Türkçe yazmıştır.

Azerbaycan edebiyatının Nesimi ve Fuzuli arasındaki devrinin temsilcisi olan Şah İsmail, aruz veznine olduğu kadar hece veznine de vakıftır. Azerbaycan’da yetişmiş bulunan şairlerin şiirlerini okumuş ve bunların tesiri altında kalmıştır.[Yazıcı TDV İA/XI: 278][2].

Farsça şiirlerinden çok azı günümüze ulaşmış, divanı ise yarıya yakın sayıda aruz ve hece ölçüleri ile yazılmış şiirlerden oluşmaktadır. Şah İsmail hakkında Azerbaycan alimlerinden S.Mümtaz, H.Araslı, M.Guluzade, E.Memmedov, O.Efendiyev ve M. Abbaslı'nın araştırmaları vardır.Şairin eserleri E.Memmedov tarafından iki cilt olarak yayımlanmıştır.

 

DİVANI İÇİN BKZ Şah İsmail Hatai Divanı

 

 

HATAİ’NİN ETKİLERİ VE  FUZULİ’NİN BENG Ü BADE’Sİ

Şah İsmail , Bağdat’ı feth ettiğinde Fuzuli ile tanışmış Fuzuli Beng ü Bade adlı eserini ona takdim etmiştir.[3] Fuzuli,  bu yıllarda   genç bir şairdir ve kendisi de Türkmen ve alevi Bektaşi bir şair olan Fuzuli, Türkmenlerin şahı olan Şah İsmail’e hayrandır.  Bade imajını bir nevi Şah İsmail gibi gören Fuzuli, bu ikili tartışmanın kazanan tarafı olarak badeyi görmek istemiştir. Çünkü Tahir Olgun’a göre bade Şah İsmail’in, beng (esrar) ise Sultan Bayezid’in kişiliğini  sembolize etmekte[4]; ama daha büyük bir ihtimalle Bade Şah İsmail’i, Beng ise Özbek Hanı Şeybani Han’ı temsil etmektedir.

Şah İsmail,   Özbek Hükümdarı Şeybani Hanı mağlup etmiş onun kafasını keserek  altınla kaplatmış ve şarap kadehi yapmıştı. Bu olay Fuzuli’nin Beng ü Bade adlı ilk mesnevisinin de konu olmuş ,. Fuzuli eserinin girişini “Şah İsmail’in şerefine Meth” şeklinde adlandırmıştır. ( BKZ :  https://www.edebiyadvekitap.com/fuzuli-beng-u-bade-konusu-ozeti-hakkinda-bilgiler/)

 

 

Nasihat-nâme

Mesnevi tarzInda yazlmış tasavvuf âdâbına dair 184 beyitlik bir serdir. Hatai’nin Nasihatnâme’si Dehname seri gibi  Hatai Divanının nüshaları içinde ayrı bir bölüm şeklinde yer almaktadır (Şah İsmail Hatâî Külliyatı, s. 647-663).

Şah İsmail, bu eserinde tarikata girecek kişinin taşıması gereken özellikleri ve uyacağı kural ve kaideleri anlatmıştır.  Bu eserinde kendisinin on iki imam adına yaptığı yakarışlar bulunur [Birdoğan,2001: 24]. Bu eser 166 beyitten oluşmaktadır.

Şah İsmail bu eserinde Bu beyitlerinde Tanrı’nın  verdiklerine olan  minnetini ve isteklerine boyun eğdiğini anlatmaktadır.  Eser bir anlamda Alevi Kızılbaş, Bektaşi Türkmenlerinin inançlarının özetyi gibidir.  “Tanrı birdir ve eşi benzeri yoktur. Tanrı’ya varmanın yolu tarikattan geçer. Görünen, götüren ve getiren O’dur. İnsanları Tanrı yoluna tatlı  dilli pirler götürürler. Bu dünya Tanrı denizi yanında bir damladır. Ancak bu damla denizden ayrı değildir. O gerçeğe aşkla varılır.  Aşkı bulmak için salavat getirilir. Hz.Muhammed gerçekten miraca çıkmış  ve orada Hz.Ali’yi görmüştür. Ancak bu bir sırdır.  Tarikata girenler bunlar bilmeli on ikiimamı tanımalıdır.  Bu yüzden piri bulmalı onunla yakınlaşmalıdır..”

 

DEH - NAME

Dehnamaler aşık ile maşuk arasındaki mektuplaşmalardan oluşan mesenvi türlerindendir. Bu mesnevilerde diğer klasik mesnevilerde bulunan, tevhid, na’at, sebebi telif bölümlerinden sonra övgü bölümü gelir. Övgü bölümlerinde genellikle padışaha övgüler bulunur.[5] Övgü bölümünden sonra ise beşi aşıktan maşuğa gönderilen, beşi de maşuktan aşığa gelen müfredler ve gazellerden oluşan on manzume bulunur. Klasik Dehnameler  diğer mesneviler gibi hatime bölümü ile son bulur.

Şah İsmail’in yazdığı Dehname Türkçe olarak mesnevi şeklinde yazılmış,  Hz. Ali hakkında övgü  dolu sözleri ihtiva eden dini tasavvufi bir serdir.  Eser, . Maf’ûlu, mafâ’ilun, fa’ûlun vezninde ve mesnevi tarzInda yazılmıştır. Eserin içinde eser ile aynı vezinde yazılmış gazeller de bulunmaktadır.  

"Kızılbaşlık" hareketinin siyasî ve edebî yönden kurucusu olan Hatai’nin şiirlerinde  "kızılbaşlık" düşünceleri  öne çıkan temalar arasındadır. Lirik şiirler de yazmış olmasına rağmen didaktik, öğüt verici ve âşıkane şiirleri daha  öne çıkmaktadır.  "Dehname" adlı mesnevisinin epik şiir tarihimizde önemli bir yeri vardır.[6]

 Dehnâme, 1505 beyitten oluşan tasavvufî-sembolik bir mesnevidir. [7] Şairin yirmi yaşlarında iken yazdığı  bu eserinde  Âzerî Türkçesi’nin dil özellikleri görülür.  Eser tevhid ve na‘tın ardından bahar tasvirinin yer aldığı altmış beyitlik bölümle başlar, daha sonra mesnevinin asıl konusuna geçilir ve olay âşık ile mâşukun arasında geçen hadiseler etrafında döner. Âşık, Mâşuk, Bağban, Sabâ, Ah, Hud ve Gözyaşı eserin kahramanlarıdır.

 Eser konu yönünden  birbirine bağlı yetmiş altı bahis halinde işlenmiştir.   Her  bahis Farsça  olarak yazılmış  küçük başlıklardan oluşur Eser, aruz ile yazdığı bir çok manzumeye göre  vezin , dil ve şairlik yönleri ile daha başarılı gözükmektedir.  Bu eseri Şah İsmail’in şairlik mutasavvufluk ve lirizm yönünden  başarılı bir eseridir. [Ergun,1956: 35]. [8]

Dehname  Hatai Divanının  bazı nüshalarının sonunda yer almaktadır. Dehnâme müstakil olarak  da basılmış ama çoğunlukla  Şah İsmail’in hakkında yapılmış olan çalışmların içinde yer almıştır.  (nşr. Hamit Araslı, Bakü 1948) ve çeşitli divan neşirleri içinde (meselâ bk. Şah İsmail Hatâî Külliyatı, İstanbul 2006, s. 507-646) basılmıştır.

Eser, H. Araslı  tarafından  incelenmiş  ve  basılmıştır.

 

 

 

 

DEHNAME’DEN GAZEL

Qızılgül bağ ü bustânım, ne dersen?

Feda olsun sana canım ne dersen?

Qerâr ü sebr ü ârâmrm tükendi,

Kesildi külli fermanım, ne dersen?

Kırmızı güller biten bağ ve bahçem, ne dersin?

Canım sana feda olsun, ne dersin?

Kararım, sabrım ve rahatım tükendi.

Bütün buyruklarımkesildi, ne dersin?

Eridi iliğim, qaldı sümüğim,

Bu teni terk eder canım, ne dersen?

Xamû derdlilere derman bulundu,

Devasız derde dermanım, ne dersen?

Xamûnun küfr ile îmânı vardır,

Menim küfr ile îmânım, ne dersen?

Senin meqsudin odur kim,men ölüm,

Halâl olsun sana qanım, ne dersen?

Eğer yatsam min il toprağ içinde,

Dürüstdür ehd ü peymânım, ne dersen?

Xetâî çün seni can ile sevdi,

Seven ölsün mi, sultânım, ne dersen?

 

 

 

HATAİ’NİN HECELİ ŞİİRLERİ

Erenlerin erkânına, yoluna,

Tâ ezelden talib oldum, erenler.

Cân ile gönülden durdum,düşündüm,

Bu gün mürşüdümü buldum, erenler.

Cân ile gönülden gezdim aradım,

Heqq'in dîdârmı görmek muradım,

Didar ile mehebbetdir telebim,

Ya bu gün, ya yarın öldüm erenler.

Keçmişem serimdem, qorxmam ölümden,

Münkir bilmez övliyanm halinden,

Yezid oğlu bir xarici elinden

Çox demdir didardan qaldım, erenler.

Sen Heqq'i yabanda arama, saqm,

Uyduysan qelbine, Heq sana yaxın,

Âdeme xor baxma, kendini saqın,

Cümlesin ademde buldum, erenler.

Şah Xetâyîyem, erz edeyim hâlimi,

Xerc edeyim elde olan vârimi,

Süre süre şaha gedem yüzimi,

Mürvet qebûl eyle, geldim, erenler.
 

 

 

KEREM EYLE

 

Gövherin keçmeyen yerde,

Satma qardaş, kerem eyle.

Le'l daşını çay daşma

Çatma qardaş, kerem eyle.

Gördün bir yerde âşinâ,

Her ne dersen öz başına,

Yol daşını, yol quşuna

Atma qardaş, kerem eyle.

Gördünse bir yerde reqib,

Neylersen yüzüne baxıb,

Münkiri qatara çekib

Gatma qardaş, kerem eyle.

Xetayim çağırır, ere,

Dünyâ bele gelmiş zira

Arif oxun ebes yere,

Atma, qardaş, kerem eyle.

 

 

Şiirleri


  • [1] Adile Yılmaz Anıl, ŞAH İSMÂİL,  TDV İA cilt: 38; sayfa: 256
  • [2] Şah İsmail'in Türk Siyaseti ve Kültürel Yeri - Bilinmeyen Türk ...www.bilinmeyenturktarihi.com/.
  • [3] Şahamettin Kuzucular, https://www.edebiyadvekitap.com/fuzuli-beng-u-bade-konusu-ozeti-hakkinda-bilgiler/
  • [4] Ensar KILIÇ, Fuzûlî: Yaşamı, En Güzel Şiirleri, Edebî Kişiliği ve Eserleri, https://simitcay.com/2013/03/22/fuzuli/
  • [5] Abdülbaki Çetin: Bilinmeyen Türkçe Bir Dehnâme - Modern ...mtad.humanity.ankara.edu.tr/III-4.../58_MTAD_3-4_ACetin.pdf
  • [6] https://ekitap.kulturturizm.gov.tr/Eklenti/10872,sahismailhataipdf.pdf?0
  • [7]  Şah İsmail Hatâî Külliyatı (haz. Babek Cavanşir - Ekber N. Necef), İstanbul 2006, , s. 122-163;
  • [8] https://www.bilinmeyenturktarihi.com/pdf/sah-ismailin-turk-siyaseti-ve-kulturel-yeri.pdf

 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış