SEHİ BEY TEZKİRESİ HEŞT BEHİŞT


 

SEHİ BEY TEZKİRESİ   HEŞT BEHİŞT

 

 

 

Şiir alanında, bilinen ilk tezkire örnekleri Fars edebiyatı kökenlidir.  Muhammed b. Salam el-Cumâhî’nin Tabakatü’ş-Şuarâ adlı eseri İran edebiyatındaki bilinen ilk tezkiredir.  İbn Kuteybe’nin Kitabü’s-sir ve’s-suarâ’sı ise bu alanda yazılmış ikinci eserdir. [1]

Türk Edebiyatı'nda tezkire  yazma geleneğinin temeli  Ali Şir Nevai  'nin Mecâlisü'n-Nefâis adlı eserine dayanır. [2] Edebiyatımızdaki ilk tezkire Mecâlisü'n-Nefâis’tir.  Ali Şîr Nevâî’nin Türk ve İranlı şairleri tanıttığı ve şiirlerinden örnekler verdiği  Türkçe yazılmış bir Türk Şairler Tezkiresidir. 897 de (1491-92) kaleme alınan eser, Türk Edebiyatı tarihinin yazılmış ilk şuara tezkiresi olması bakımından önem taşır. ( bkz Mecâlisü’n-Nefâis Edebiyatımızda İlk Tezkire Ali Şîr Nevâî )

Umumî tarihler dışında bizde müstakil biyografi kitabı olarak kaleme alınan ilk örnek,  Lami Çelebi ( Bursalı)  ’nin Nefehâtü’l-üns’ün tercüme ve zey-lini ihtiva eden Fütûhu’l-mücâhidîn li-Tervîhi Kulûbi’l-müşâhidîn(y. 1520) adını taşır. ( İsen vd. 2002: 10).  ( bkz  Mecâlisü'n-Nefâis Edebiyatımızda İlk Tezkire Ali Şîr Nevâî ) Osmanlı sahasında bilinen ilk şuarâ tezkiresi, Sehî Bey’e âit Heşt-Behişt adlı eserdir. Şair Tezkiresi yazma geleneği XV. yüzyılda  Ali Şir Nevai  tarafından kaleme alınan Mecalisü'n-Nefâis ile Anadolu sahasında ise Sehi Bey'in yazdığı Heşt Behişt ile başlayarak, asırlarca kesintiye uğramadan devam etmiştir. [3]

Tezkire-i Sehî olarak da bilinen Sehi Bey tezkiresinde, 14. Yy. dan başlayarak kendi zamanına kadar yaşamış yetmişten fazla şiar ile kendi zamanında yaşayan yüz kadar şair bu eserine almıştır. Bu şairlerin hayatları hakkında bilgiler veren Sehi Bey, şairlerin eserleri hakkında bilgiler vermektedir. Eserinde ele aldığı şairlerin şiirlerinde örnekler veren Sehi Bey bu örnekleri seçerken hemen hemen her tür divan şiiri nazım biçimlerine örnek vermeye gayret eder. [4] Özellikle Rumelili şairlerin üzerinde daha çok durulduğu dikkatten kaçmaz. Eserin dili ve tasvirleri sade ve anlaşılır şekildedir.

"Sehi Bey Tezkiresi" diye meşhur olan Heşt Behiş, yapı olarak Mecalisü'n- Nefais gibi sekiz tabakaya ayrılmıştır. Zaten ismi de "sekiz cennet" manasına gelmektedir. 945/1538'de yazılmış olan eserde şairlerin mahlaslarına göre alfabetik bir sıra vardır. Daha sonraki tezkirelerde de mahlasa göre alfabetik sıra kullanmak geleneği devam etmiştir. [5]

Heşt Behişt (Sekiz Cennet)

Eser, sekiz tabakadan oluşur. 1538 yılında yazılmıştır. Anadolu sahasının ilk tezkiresidir. Herat ekolü tezkireleri örnek almıştır (özellikle Mecâlisü'n-Nefâis ’i).  Eser, devrin hükümdarı  Kanuni Sultan Süleyma’a sunulmuştur. Tezkire içerisinde 241 şair yer almaktadır.

Tezkire-i Şehî olarak da bilinen tezkire, bir önsöz, her birine “bihişt” (cennet) adı verilen sekiz tabaka ve her tabaka için giriş açıklaması özelliği bir açıklama, sonunda da bir “tetimme” kısmında oluşur. Yazar, sekiz tabakaya ayırdığı eserinde, her tabakada, ele alacağı Divan Şairlerinin sınıf ve sınırını o tabaka başına koyduğu küçük bölümle izah etmiş, tabakanın sonuna eklediği  “tetimme” ile de yazdığı bölümdeki şairlerin özelliklerini bir kez daha kısaca anlatmıştır.

Şairlerin sıralamasında herhangi bir tertip gözetmeyen yazar, Abdurrahman-ı Câmî’nin Bahâristân ve Devletşah’ın Tezkiretü’ş-şuara’sından etkilenmiştir. Bununla birlikte Alî Şîr Nevâyî’nin  Mecâlisü'n-Nefâis tezkiresini de örnek almış ve bunu da eserinin önsözünde açıklamıştır.
Sehi Bey’in Heşt Behiş Tezkiresindeki Tabakaların içeriği:


  1. Tabaka: Devrin padişahı Kanunî Sultan Süleyman (Muhibbî).
    2. Tabaka: Başlangıçtan Kanunî Sultan Süleyman’a gelinceye kadar şiir yazmış padişah ve şehzadeler.
    3. Tabaka: Vezir, kazasker, defterdar, nisancı, beylerbeyi gibi devlet büyükleri.
    4. Tabaka: Bilgin şairler.
    5. Tabaka: Sehî Bey’den önce yaşamış ve ölmüş şairler.
    6. Tabaka: Sehî Bey’in gençliğinde ün yapmış olan, birçoğu ile tanışma fırsatı bulabildiği şairler.
    7. Tabaka: Eserin yazıldığı tarihte hayatta bulunan ünlü şairler.
    8. Tabaka: Eserin yazıldığı sırada yeni yeni duyulmaya başlanan, Sehî Bey’in kabiliyetli bulduğu “nev-heves”, genç sairlere yer vermiştir. [6] [7]


Sehi Bey, Heşt Behist adlı eserinde 241 sair hakkında bilgi vermiştir. Sehi bey bu şairlerin hayatları hakkında kısaca bilgi verdikten sonra şiirleri ve sanatları konusunda bazı bilgiler de aktarmıştır.  Şairlerin şiirlerinden örnekler vermiş onlardan bazı beyit örnekleri sunmuştur. Bu beyitlerin bazılarını onların hayatlarına dair verdiği anekdotlardan sonrasına yazmıştır.  Şairler hakkında ileri sürdüğü hükümler genellikle kalıp ve beylik sözlerdir. Şairleri  överken devrin anlayışına uygun klasik övgü cümleleri kullanır. Rumelili şairler üzerinde daha çok duran Sehi Bey bu şairlerden 70 tanesini bizlere tanıtır ve onların yazdıkları Şehrengizler hakkında güzel örnekler vermiştir.  “Hemen bütün şairler için birbirine benzer sözler kullanılmış, benzer hükümler verilmiştir. Ayrıca, şairler arasında bir seçim yaptığı ve ancak tanınmış olanlarına yer verdiği görülür.[8]( bkz Tüm Yönleriyle Şehrengizler Konuları Bölümleri ve Örnekleri )
 

Tezkirelerde şairlerin doğum yeri, adı, lakabı, öğrenim durumu, meslek veya makamı, başlıca hocaları, hayatlarındaki önemli değişiklikler, ölümü, varsa ölüm tarihi, mezarının yeri, bazen şairle ilgili bir ya da birkaç anekdot, edebî durumuyla ilgili değerlendirmeler, eserleri ve eserlerinden örnekler yer alırdı.[9] Sehi Bey tezkiresinde de tezkirelerde görülen bu genel kaidelerin pek çoğu bulunmaktadır.  Buna rağmen Sehi Beyi, bazı şairlerin doğum ve ölüm tarihleri kaydetmemiş, bir kısmının genç veya ihtiyar yaşta öldüğü belirtmiş, her şairin şiirlerinden birkaç beyit örnek vermeye gayret etmiştir.  Sehî’nin şairler hakkında verdiği bilgiler kısa olduğu gibi bir çok yönden de eksiktir. Fâtih Sultan Mehmed, Ahmed Paşa, Mevlânâ Lutfî, Mevlânâ Melîhî, Çağşurcı Şeyhî ve Âfitâbî gibi bazı şairlerin  latifelerine rastlanılması ise ilginçtir.  

 Necati Bey ’in öğrencisi olan Sehî Bey’in dili süs ve özentiden uzak, sade ve açık  Türkî Basit Mahallileşme anlayışına uygun bir dildir. ( bkz  Türkî Basit Mahallileşme ve Yerlileşme Düşüncesi ile Şairleri )  Sözü uzatmaktan kaçınmış olmakla birlikte bazen cümleleri yarım veya eksik bırakmıştır.

Sehî Tezkiresi, Osmanlı Devleti sınırları içerisinde yetişen divan şairleri ve yazarlarını  ilk kez bir tezkire halinde toplayan  eserdir.  Bu eser sayesinde 16 yy ‘a kadar yaşayan pek çok şair unutulmaktan kurtulmuş olur. Sehî Bey, Anadolu’da şuara tezkireciliğini başlatmış ve bu bakımdan, kendisinden sonra gelenlere örnek olmuştur.

Tezkire, Mehmed Şükrü tarafından “Âsâr-ı Eslâftan Tezkire-i Sehî” adıyla İstanbul’da basılmıştır. O. Reser ve Necati Lugal tarafından Almancaya çevrilmiş ve Günay Kut tarafından tenkitli olarak; Mustafa İsen tarafından da sadeleştirilmiş olarak yayımlanmıştır.

 

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış