Şehname'de Rüstem - i Zal Afrasyap ve Savaşları



ŞEHNAME, ZALOĞLU RÜSTEM , AFRASYAP VE MÜCADELELERİ


ŞEHNAME, ZALOĞLU RÜSTEM, AFRASYAP VE MÜCADELELERİ

Divan Şiiri ve Divan Şairlerini iyi anlamak, tasvir benzetme, mazmunlar  ve düşünme biçimlerini analiz edebilmek, hayal, izah ve ifade amaçlarını tahlil edebilmek için Divan Şiirine kaynaklık eden şark klasiklerini, içeriklerini ve ruhunu iyi anlamak gerekir.

Divan şiirimizin kaynakları, Arap asıllı, hikâyeler,  Ferhat ile Şirin Yusuf U Züleyha Leyla ile Mecnun 

, peygamber kıssaları, dört halifenin hayatları ve menkıbeleri, veliler ve evliyalar ile ilgili menkıbeler, Arap, İran destanları, F.Attar  ,  Genceli Nizami,   Keykâvûs gibi şairlerin yazdığı mesneviler, Firdevsî Tusi’nin ve Şehname ,  Hoca Mesud Süheyl ü Nevbahar v , İskender-i Zülkarneyn,  Rüstem-i Zal Afrasyap ve Savaşları gibi efsanevi kahramanlarla, [1]  Hızır A.S., İlyas,  Hâtem ve Hz Süleyman , Nuh, İsa peygamberler gibi peygamberlerin mucizeleri,Şehname ve Taberi’de Cem (Cemşit-i Hurşit)  vb dir.[2]

Firdevsi'nin Şehnamesinde,  Rüstem-Zal,  Afrasyap ve Savaşları çok önemli bir yer tutar. Rüstem-i Zal ve Afrasyap arasındaki mücadele ve her ikisinin başından geçen olaylar neredeyse Şehname’nin yarısını kaplayacak kadar geniş bir yer tutmaktadır.

İran üzerine defalarca yürüyen Afrasyap ’ı durdurabilecek tek güç olarak masalsı bir kimliğe sahip, efsanevi bir yaratık şeklinde tasvir edilmiştir. Afrasyap’ı durdurabilecek tek güç Rüstem olarak gösterilmektedir. Saka hükümdarı  Alp Er Tunga ’nın İran destanlarındaki karşılığı olarak düşündüğümüz Afrasyap [3]  destanda Turan hükümdarı olarak ifade edilen yılmaz, bıkmaz, çok mücadeleci ve yiğit bir savaşçı[4] olarak aktarılır.

Rüstem-i Zal ise oldukça olağanüstü bir varlık olarak tasvir edilir. Bastığı taşları yere gömecek kadar iri, Afrasyap’ tan üç arşın daha uzun, dünyaya Anka ( Zümrüd-ü Anka- Simurg)  ’un annesinin karnı yarması ile gelebilen, çok iri bir varlıktır. Cihan pehlivanı Rüstem’ in bu olağan üstü özellikleri bizim edebiyatımızda da oldukça önemli bir yer tutmuş, halk hikâyelerimizde dahi ismi zikredilen bir efsanevi varlık olarak anlatılmıştır.

Destandaki Efrasiyab, Avesta ve Şehname’ ye göre  (Avestaca: Turiya) Tur’ un torunlarından ve  Feridun ’ un üç oğlundan biridir. Sam ve İreç ise Afrasyap’ın kardeşleridir. Bundahisn ise Tur’ un yedinci kuşaktan torunu olduğu aktarılmaktadır.  ( bkz Feridun Kimdir ( Şehname'de Acem Hükümdarı) Divan Şiirinde Feridun)  

Avesta dilinde Efrasiyab'ın ortak sıfatı mairya şeklindedir. Mairya ise eski İran dilinde rezil, iğrenç, şer adam anlamlarındadır. Avesta’da Efrasiyab, Hanakana adındaki demirden yapılmış yarısı yeraltında olan bir kalede oturmaktadır.[5]

Şehnamede ise Turan'ın kahramanı hükümdarı ve İran'ın baş düşmanıdır. Efrasiyab efsanevî Turanî krallar arasında en önde gelen biridir. Efrasiyap müthiş bir savaşçı, hünerli ve İranlıları yok etmek isteyen  Ehrimen Ehremen Angra Menyu-Zerdüşt İblisi’ın ajanı gibi düşünülen yılmaz bir savışçıdır. Şehname'ye göre Efrasiyab’ın soyu Fars kralı Feridun'un soyundan gelmektedir. Kâşgarlı Mahmud 1072 - 1074 yıllarında yazdığı Divânu Lügati’ t-Türk adlı eserinde Efrasiyab’ ın  Alp Er Tunga ile aynı kişi olduğunu belirtilmiştir. [6] Afrasyap ve Türklerdeki adı ile Alp Er Tunga, Uygur, Göktürk ve Selçuklular dâhil Türk devletlerinin soylarından geldiklerini ifade ettikleri Türklerin en büyük atası ve hükümdarı olarak kabul edilmektedir. [7]

Pek çok Divan Şairimizin kahramanlık sembolü olarak Rüstemi Zal-i örnek gösterdiği görülür. Rüstem, Zal, Zaloğlu, Zal oğlu Rüstem, Rüstem- i Zal, Kahraman, Kahraman-ı Katil, Sam, Sam’ın oğlu, şeklinde adlandırılarak kaside, gazel ve mesnevilerde kahramanlığına ve Şehnamedeki efsanelerine telmihler getirilmiştir. Padişah ve ileri gelenlerle, kahramanların kahramanlıkları vurgulanırken Zaloğlu Rüstem’e benzetilerek ifade edilmiştir.Türk Halk Hikâyelerine, Divan Şiirimize, atasözlerimizde dahi Rüstem ile ilgili pek çok atıflara rastlamak mümkündür. Örneğin Eşref Bey Hikayesi ‘nde Şah Abbas’ı dize getiren Genceli Murat Han, kahramanlığı yönünden sı sık Rüstem’ e benzetilir. [8]Murat, Zaloğlu Rüstem gibi “cihan pehlivanı,” “kahramanı gatil” bir yiğit olara tasvir edilir.

Destandaki Rüstem ve Afrasyap savaşları İranlıların Türklere karşı gösterdikleri mukavemeti ve Türkler karşında muzaffer olmalarını dile getirmektedir. Rüstem İran, Afrasyap Türk kimliğinin sembolleridir. [9] Bu iki kimliğin şahsında destan Türkler ile İranlıların siyasi mücadelelerini anlatmaktadır. Türkleri İranlılar kaşsında mağlup düşürme gayretlerinin sonucunda oluşan bir Rüstem kimliği yaratılmıştır. Buna mukabil, destanın içeriğine iyice bakıldığında saldıran tarafın sürekli olarak Afrasyap ve ordusu olduğu görülmekte, İranlılar sürekli olarak Türklerin saldırısına maruz kalmaktadır. Sürekli yenildiği halde Afrasyap’ın sürekli olarak İran üzerine gelmesinin nedeni açıklanmamıştır.

Rüstem’in olağanüstü gücü ve iriliği doğum anından itibaren başlar. Anne karnında iken çok irileşmiş, bu yüzden normal yollarla dünyaya gelemediğinden Simurg devreye girmiştir.  Simurg gelerek Rüstem’in annesinin karnını yarmış ve Rüstem dünyaya böyle gelebilmiştir. [10]  Bir günlük bir bebekken bir yaşında gibi görünmüş, beslenebilmesi için kendisine sütanne tutulmuş, on kişinin yiyebildiği kadar yemeği yiyerek kısa zamanda çok güçlü ve iri yarı bir hal almıştır. Eşsiz silah kullanma yeteneği ve bilek gücü, pehlivanlığı, yiğitliği ve korkusuzluğu ile ünlenerek adından söz ettirmiştir. Zamanın geçmesi ile birlikte hayatı etrafında menkıbeler, hikâye ve efsaneler yazılmak suretiyle insanüstü güce sahip bir hale bürünmüştür.

Tarihî verilerden anlaşıldığı kadarıyla Rüstem, Eşkânî ileri gelenleri ve kahramanlarından biridir. Aslında tarihi bir kimliğin efsaneleşmiş bir şekli olarak düşünülmektedir. Millî efsanelere girmesiyle birlikte Rüstem, millî bir kahramana dönüşmüş ve kendisine birtakım olağanüstü efsanevî özellikler verilmiştir. Zâl’ın, Kâbil hükümdarının kızı Rûdâbe ile evliliğinden dünyaya gelmiştir. Tarihte yaşamış bir kimlik olarak düşündüğümüzde Rüstem’in Annesi, Rûdâbe; dedesi, Sam; karısının adı Tehmîne ve kızının adı da Bânûgoşesb’tir. [11]

Simorğ, Rüstem’in babası ünlü İranlı kahraman Zâl’ı yaşadığı dağda bulmuş, onu beslemiş ve büyütmüştür. Zâl, Simurg’dan ayrılacağı zaman bir tüyünü kendisine vererek ihtiyacı anında onu ateşe attığında haberin kendisine ulaşacağını ve yardımına yetişeceğini söylemiş. Rüstem’in doğumu yaklaşıp da, Rûdâbe büyük sıkıntılarla yüz yüze geldiğinde Simurg’un dediğini yapmış ve onun yardımlarıyla Rûdâbe’nin karnını yararak Rüstem’i dünyaya getirmişlerdir.

Simurg, sadece Zâl’a değil Rüstem’e de yardımlarda bulunmuş; Rüstem, İsfendiyar ile savaşında ağır yaralanınca yine ondan yardım istenmiş, o gelerek Rüstem ile atı Rahş’ı iyileştirmiştir. Rüstem, İran krallarının, özellikle savaşlarda sıkıntıya düştükleri anlarda yardımlarına koşmuş ve onları sıkıntıdan uzaklaştırmış, her defasında İran halkını kesin tehlikelerden kurtarmıştır. Yedi yüz batman ağırlığındaki gürzü, çok güçlü kemendi, yıldırım hızındaki atı Rahş ve hiçbir darbeden etkilenmeyen zırhı ona Fars kültürü, tarihi ve edebiyatında millî bir kahraman unvanı ve imajı kazandırmıştır. [12]

İranlı ünlü kahraman Sohrâb, Rüstem ile Semengân hükümdarının kızı Tehmîne aşkının meyvesi olarak Semengân’da dünyaya gelmiştir. Efrâsyâb, onun Rüstem’in oğlu olduğunu bilmesine rağmen baba-oğlun birbirlerini tanımamalarını ve Rüstem’in Sohrâb’ın eliyle öldürülmesini, sonra da oğlunu öldürmeyi ve böylece ikisinden de kurtulmayı hedeflemektedir. Savaş sonunda, Rüstem bilmeden oğlunu yaralamıştır.[13]

Rüstem İriliğinden ve ağırlığından dolayı bastığı taşları, kayaları yere gömer. Afrasyap’tan bile üç arşın daha uzundur. Kardeşi Şahgerd’in mızraklı ve hançerli kuyusuna düşürülerek öldürülebilir. Rüstem kaplan postundan bir elbise giyen baş edilemez bir savaşçıdır.[14]

Rüstem’in kazandığı önemli zaferlerden bir tanesi de, Demir Pehlivan’ın düşmanlarından olup, kendisini daha önce öldürmeye gelen Rum silahşorlarından birisiyle yaptığı savaş olmuştur. Rum silahşorla yaptığı savaşı kazanmış ve onu öldürmüştür. Rum silahşorun intikamını almak isteyen Rum Pontus Kralı intikam almak için Rüstem’in üzerine yirmi bin kişiden oluşan güçlü bir ordu göndermiştir. Çoğu zaman yalnız başına, bazen de eşi ve kayınpederinin çiftliğinde çalışan adamlarıyla birlikte bu büyük orduya karşı savaşmış ve bunların önemli bir kısmını öldürdükten sonra, geri kalanlar da kaçmıştır. Rüstem, İran  ve Turan Türkleri arasında meydana gelen savaşların anlatıldığı efsanelere de konu olmuş ve kahramanlığı, sahip olduğu yenilmez gücüyle ön plana çıkmıştır. Bu sebepten dolayıdır ki, özellikle yiğitliği, pehlivan yapısı ile kendilerinden söz edilen hükümdarlar için de Rüstem benzetmesi yapılmıştır. Savaş dışında İran pehlivanları ile Turan Türk pehlivanları karşı karşıya gelmişler, Rüstem dışındaki İran pehlivanlarının tamamı yenilmesine rağmen, Rüstem’in bileği bükülememiş ve neticede yine zafer kendilerinin olmuştur.

Bir rivayet ve efsaneye göre, Rüstem, Alp Er Tunga’yı hile ile yakalatıp hile ile mağlup etmiştir. Bu iddia ve nakil sahiplerine göre; söz konusu olay ve hile anısına, “tongaya düşmek” dilimize deyim olarak yerleşmiştir.  [15]

Afrâsiyâb’ın atası Tur,  İran  hükümdarı Feridun’un ortanca oğludur. Büyük kardeşi Selm, küçük kardeşi İreç’tir. Feridun yeryüzünü üç oğlu arasında paylaştırır. Rum ve Batı’yıSelm’e, Turan ve Çin'İ Tur’a ve İran’ı da İreç’e verir. [16]

İreç’e kin bağlayan iki büyük kardeş hileyle onu çağırıp öldürürler. Birisi Çin’e öbürü de Rum’a gider. Öldürülen İreç’in bir kızı olur, bu kızdan doğan Minuçihr’i Feridun hükümdar olarak yetiştirir. Minuçihr’i, Selm ve Tur’dan dedesinin öcünü almak için savaşır ve Tur’u savaşta yenerek öldürür. Fakat Tur’un soyundan gelen Peşeng’in oğlu Afrasyab’ın önderliğindeki Türkler İran hanedanı için en büyük tehlikedir. Minuçihr’in ölümü üzerine Turan komutanı Peşeng, komutanları Ağrir, Gersiyûz, Barman, Kelbad, ordu komutanı Veyse ve oğlu Efrâsiyâb’ı çağırarak durum değerlendirmesi yapar. Efrâsiyâb savaşa girip dedeleri Tur’un intikamının alma istemektedir. Efrâsiyâb büyük bir ordu toplayarak Ceyhun kenarına gelir. İki ordu Dehistan’da karşılaşır. İran ordusu yenilir ve İran hükümdarı Nevzer’ tusak edilip öldürürler. Efrâsiyâb Dehistan’dan Rey’e gelerek padişahlık tahtına oturur. Bu sırada büyük bir kıtlık baş gösterir. Efrâsiyâb İran tahtına geçen Zev ile barış yapar. Zev’in ölümünden sonra Gürşabs’ın tahta geçmesi ve onun da ölümüyle İran tahtının sahipsiz kalması Efrâsiyâb’ın tekrar saldırı hazırlığına başlamasına sebep olur. Keykubad, Zâl ve Rüstem gibi kahramanların komuta ettiği orduyla Türk ordusu karşı karşıya gelir, savaşı Efrâsiyâb kaybeder, esir düşmekten askerlerinin yardımıyla kurtularak kaçar. [17]

Efrâsiyâb babasının yanına döner, babasına Rüstem’in gücünü ve bu güç karşısında tutun ulamayacağını anlatır. Keykûbad ile anlaşma yapılmasını ister. Keykûbad’ın ölmünden sonra İran tahtına geçen Keykavus kendisini ve ülkesini çeşitli maceralara sürükleyen bir hükümdardır. Keykavus, Hemâveran ülkesini aldıktan sonra bu ülke hükümdarının tuzağına düşerek esir olur. Askeri de İran’a döner. Böyle bir zayıf durumu haber alan Efrâsiyâb derhal bir ordu toplayarak önce Arapların üzerine yürür. Arapların bozguna uğrayıp Türklerin önünden kaçmasından sonra, Türk ordusu İran’a yayılır, bütün İranlıları tutsak alır. Turanlılar bütün İran’ı kaplar. Bu sırada Rüstem, Keykavus’u gidip tutsaklıktan kurtararak tekrar İran tahtına çıkarır. Esaretten kurtulan Keykavus, Rum kayseri ile haber göndererek Efrâsiyâb’ın derhal İran’ı terk etmesini ister. Bu mektubu alan Efrâsiyâb, derhal Keykavus’un üzerine yürür. Efrâsiyâb’da Rüstem karşısında yenilince ordusuyla birlikte kaçarak tekrar Turan’a çekilir. Kâvus’un hükümdarlığı sırasında Efrâsiyâb’ın İran üstüne geldiği haberleri alınır. Kahramanlığını ispatlamak isteyen Siyâvuş Efrâsiyâb’la savaşmayı üzerine almak ister. Babası İran ordusunun komutasını Siyâvuş’a verir. Rüstem’de yardıma çağrılır.

Ordu Siyâvuş komutasında Rüstem ile birlikte Zâbilistân’a gider burada Zâbilistân, Kabil ve Hindistan orduları da Siyâvuş komutasındaki orduya katılır. İran güçlerinin karşısına ilkin Türk komutanlar Barman ve Gersiyûz komutasındaki birlikler çıkarak yenilir.

ve geri çekilirler. Komutanlar Efrâsiyâb’ın orduyu alıp derhal gelmesi içinde haber gönderirler. Siyâvuş durumu Kâvus’a bildirir. Kâvus gönderdiği haberde Efrâsiyâb’ın savaşta çok hilebaz olduğunu belirtip karşı tarafa savaşmak için geçmemesini, Efrâsiyâb’dan gelecek saldırılar için hazırlık yapmasını bildirir. Komutan Gersiyûz gelerek Türk kuvvetlerinin yenilgisini Efrâsiyâb’a bildirir.

Efrâsiyâb, komutanı Gersiyûz’u barış teklifi için çeşitli hediyelerle Siyâvuş’a gönderir. Gersiyûz iyi karşılanır. Rüstem’in de barışı uygun görmesiyle barış yaptılar. Kendisine gönderilen Rüstem’den barış yapıldığını öğrenen Kâvus, Siyâvuş’a bir mektup yazıp onun barışı bozarak Efrâsiyâb’la savaşmasını ve bırakılan rehineleri öldürmesini ister. Siyâvuş ise verdiği sözden dönmek istemez.

Siyâvuş’u Efrâsiyâb’ın gönderdiği Pîran karşılar. Efrâsiyâb, Siyâvuş’u ve onun silah kullanmadaki maharetlerini görerek çok beğenir. Siyâvuş ileride başına gelecek hadiseleri rüyada görerek tedbir almaya çalışır. Eşi Firengis’e doğacak çocuklarına Keyhüsrev adını koymasını söyler. İleride bu çocuk İran’ın başına geçip büyük bir hükümdar olacaktır. Oğlu Siyâvuş’un başı kesilerek öldürüldüğü haberi İran’a ulaşınca Kâvus, kahraman Rüstem ve halk çok üzülür. Bütün İran kahramanları toplanıp intikam saldırıları düzenlemeye başlayarak çok kan dökerler. Rüstem, Efrâsiyâb’ın saldırıları için otuz bin kişilik seçme kahramanla gönderdiği oğlu Sürha’yı savaşta yenip yakalar ve boğazlayarak öldürtür. Oğlunun öldürüldüğü haberini alan Efrâsiyâb çok üzülerek büyük bir orduya Rüstem’e karşı hareket eder. İlkin iki tarafın kahramanları mücadele ederler, sonra Rüstem’le Efrâsiyâb karşı karşıya gelirler. Rüstem Efrâsiyâb’ı atından düşürür ve yakalamak ister, bu esnada komutanları Efrâsiyâb’ı kurtarırlar. Türkler yenilerek geri çekilirler. Rüstem, bütün Çin, Maçin ve Turan’ı işgal eder Efrâsiyâb’ın hazinelerine el koyar. İntikam duygusuyla Turan’dan Rum’a, Saklab’a kadar her tarafı yakıp yıkarak harap eder, sonra ordusuyla İran’a döner. [18]

Bu sırada Keyhüsrev İran tahtına çıkar. Tahta çıktıktan sonra dedesi Kâvus’a babasının intikamını Efrâsiyâb’dan alma sözü verir. Güçlü bir ordu hazırlar. Keyhüsrev hazırlıklar yaparken Efrâsiyâb’da tedbir almaya çalışır. Kahraman Gürgin’i Efrâsiyâb’a göndererek babasının öldürülmesine sebep olan Gerûy, Gersiyûz ve Demür’i babasının kanına karşı öldürülmek üzere ister. Keyhüsrev hazırladığı büyük bir orduyu Tûs’un komutasında Türklerin olduğu bölgeye gönderir. İran, ordusu rastladığı Türkleri öldürerek büyük kıyım yapar. Efrâsiyâb’ın görevlendirdiği Pîran, yüz bin kişilik büyük bir ordu kurar. Pîran, bir gece baskınında İran ordusunun üçte ikisini öldürür. İran  ordusunun kalanı yaralı olarak canlarını zor kurtarırlar. İran ordusunun yenilgisi haberini alan Keyhüsrev Tûs’u ordunun komutasından uzaklaştırıp ordunun komutasına kardeşi Feriburz’u atar. Efrâsiyâb galibiyetle savaştan dönen Pîran’ı çeşitli hediyelerle ödünlendirir. Mağlubiyetle dönen İran ordusunun durumuna Keyhüsrev çok üzülür. Yeni bir İran ordusunun üzerlerine geldiği haberi alan Pîran derhal harekete geçer. Bir yandan Tûs’a haber gönderip barış teklifleri ile onu oyalar, öbür yandan Efrâsiyâb’a haber gönderip durumdan haberdar eder ve İran ordusuyla baş edebilmek için derhal seçkin savaşçılardan büyük bir ordu toplayıp göndermesini ister.

Efrâsiyâb on gün içerisinde büyük bir ordu hazırlayıp Pîran’ın istediği yere gönderir. Gelen ordu hemen savaş düzeni alır. İki ordu arasında şiddetli bir savaş başlar sonunda, İran ordusunun savaşacak durumu kalmaz ve geri çekilirler. Pîran bir yandan çekilen İranlıları bulmaya çalışırken bir yandan da dört bir taraftan büyük ordular tarafından sarılmaya başladığı haberini Efrâsiyâb’a ulaştırır. Ordusunun zor durumunu haber alan Keyhüsrev, Rüstem’i yine yardıma çağırır. Rüstem büyük bir ordu toplayıp yanına İran kahramanlarında alarak yola çıkar. Türk ordusu Çin, Saklab, Hint ve Rum bölgesinden gelen askerlerle büyük bir güç kazanır. İki ordu karşı karşıya gelir. Yapılan savaşlarda Türk kahramanlar İran kahramanlarını yenseler de Rüstem’in karşısında hiçbir Türk kahramanı tutunamaz. Sonunda Turan ordusu büyük bir bozguna uğrar. Rüstem turan ordusunu yendikten sonra intikam almak için Turan üzerine yürür. 

Efrâsiyâb adamlarıyla yaptığı istişareden sonra savaşmak için tekrar asker toplamaya başlar. Efrâsiyâb’ın oğlu Şide babasına hem Rüstem karşısına çıkılmamasını Gang tarafına çekilip Çin ve Maçin’den toplanan yeni bir ordu ile savaşa çıkılmasını tavsiye eder. Efrâsiyâb ordusunun komutanı Pîran’ı çağırıp hemen savaşa hazırlanmasın emreder. Yapılan savaşta Türk ordusu bozguna uğrayınca Efrâsiyâb Pîran’ın tavsiyesiyle ÇİN denizine doğru kaçar. İran ordusu Türk ordusu üzerinde intikam için büyük kıyım yapar. Turan ordusunun bir kısmı ölür, bir kısmı teslim olur. Efrâsiyâb, Piran, Gersiyûz, Karahan,Şide, Human, Gelbat, Ruyun ve diğer komutanlarıyla tekrar ordu toplama ve yeni hareket tarzlarını görüşüldüğü bir toplantı yapar. Tekrar büyük bir ordu toplayıp Ceyhun’u geçerek savaş kararı alırlar. Efrâsiyâb dünyanın dört bir yanındaki padişahlara mektuplar yazarak asker ister. Çin ve Hoten’den çok sayıda asker gelir. ( bkz  Halluh ( Ferhar : Güzeller Mabedi ) Hoten ve Nevşâd Şehirleri- Hıta Hatâ Hoten Ülkesi Ahular ve Güzellerin Şehri-  HOTEN AHUSU AHU-YI HOTEN )

Turan’ın büyük bir ordu toplayarak üzerine geldiği haberini alan Keyhüsrev derhal büyük bir ordu toplar. Önce otuz bin kişilik seçme bir askerle Rüstem Hindistan’a gönderilir. Gûderz komutasında dört bin kişilik ordu Turan’a yönelir. Sonunda Türk ordusu yenilir. Ordusunun yenildiği haberini alan Efrâsiyâb çok üzülür ve öç almaya ant içer. Topladığı büyük ordusunun yarısını oğlu Karahan komutasında Buhara taraflarına gönderir. İki ordu karşılaştığında önce Şide ile Keyhüsrev teke tek dövüşürler. Şide ölür. İki ordu şiddetli bir şekilde üç gün savaşırlar. Efrâsiyâb şiddetli saldırılarında birkaç İran kahramanını öldürür. En son Keyhüsrev’le Efrâsiyâb karşı karşıya gelirler. Fakat Turan kahramanları Efrâsiyâb’ın atının dizginlerinden tutup bu dövüşe engel olurlar. Güç yetiremeyeceğini anlayan Efrâsiyâb o gece ordusuyla Ceyhun’un gerisine çekilir. Fakat Keyhüsrev takibi bırakmaz casuslar Efrâsiyâb’a Keyhüsrev’in Ceyhun’u geçtiği haberini getirirler. Keyhüsrev önce Soğd’agelir. Burada bir ay kadar bu bölgeyi itaat altına alır.[19]

Keyhüsrev Gang’a döner. Çin hakan’ı Keyhüsrev’den korkarak onunla barış yapmak ister. Keyhüsrev onun bir daha Efrâsiyâb’a yardım etmemesi şartıyla barış yapar. Bunu duyan Efrâsiyâb perişan halde çöle çekilir. Ucu bucağı olamayan Zere Denizi kenarına gelip bu denizden karşıya geçmek ister. Orda ki yaşlı bir gemici bu denizi geçilemeyeceğini söylese de Efrâsiyâb “Tutsak olmaktansa ölmek yeğdir” diyerek bir gemi ile denize açılır. Gangidiz şehrinde çıkar bunu haber alan Keyhüsrev yine onun peşine düşer, Efrâsiyâb’ın çıktığı Gangdizi’i alır, burada bulduklarını öldürürler. Efrâsiyâb yine kaçıp kurtulur. Keyhüsrev tekrar dönüp Gang’a gelir. Sürekli Efrâsiyâb’ı araştırır. Bu sırada Efrâsiyâb kayalık bir dağın tepesinde bir mağarayı kendine ev yapmış açlık ve susuzluk çekerek burada yaşamaya çalışmakta hem de haline sürekli hayıflanmaktadır. Hak emrine itaat eyleyen, derviş Onu mağarada görür görmez zünnarıyla yakalar ve zerre merhamet etmeksizin Keyhüsrev’e teslim eder Efrâsiyâb yine kaçıp suya atılsa da hile ile yakalanarak sudan çıkarılıp öldürür. [20]

ŞEHNAME İLE İLGİLİ BAŞLIKLARIMIZ VE LİNKLERİ

İran Esatirleri İle İgili Konular ve Linlerimiz 

 

KAYNAKÇA

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış