Şehname ve Taberi'de Cem Cemşit-i Hurşit




MİTOLOJİDE CEM- ÇEMŞİT

Cem veya Cemşit'i Hurşit veya Cemşit'in şarap, kadeh, ayna, üzüm, Nevruz ,  ateş, Güneş, krallık, bilim, sanat, tıp, askerlik, Zerdüştlük ve Hamel burcu ( Bu mazmunlar için Bkz:Divan Edebiyatına Etki Eden Farisi Öğeler ve Mazmunlar)   denen ve koç gibi kümelenmiş bulunan burçlar ile ilgisi vardır. Hamel- ( Koç burcu) ve  Nevruz ile Cem'in ilişkisi Cemşit ile belki de ilk öğrenilmesi gereken konulardır.

Eski İranlılar, Zerdüştlük ortaya çıkmadan önce, doğadaki öğelere tapınırlardı. Onlara göre en büyük Tanrı, dünyayı kaplayan Gök’tü. Buna “Verune” derlerdi. “Mira” Gök’ün gözü ve Güneş’ti. Aynı zamanda Güneş’i, Gök’ün oğlu olarak düşünüyorlardı. Verune adlı İran Tanrısı ile Yunanlıların Zeus adlı tanrıları nitelikleri bakımından birbirleri ile örtüşür diyebileceğimiz benzerlikler taşıyordu. İranlıların destanlarında gök Tanrısı, Veruna'nın oğlu Mira ise( Güneş ) Apollo ile örtüşüyordu. Astrolojide 4. felekte olduğu düşünülen Güneş bir kral şeklinde tasavvur edilir, göğün oğlu olan ve Sansikritçe “Yama” diye söylenen, “Avesta”ya “Yima” tarzında geçen ilk insan, İran mitlerinde “Cem”, “Cemşit” olarak kabul ediliyordu.  [1]

Hamel ( koç burcu) Yıldız kümesi ve burç anlamındadır. Güneş bu burca, Şubat’ın yirmi dokuz çekmediği yıllarda, Mart’ın yirmi birinci gecesi ya da günü girer. Mart’ın yirmi birinci gecesi geceyle gündüz eşit uzunlukta olmaktadır. Bu günü baharın başlangıcı olarak kabul eden eski İranlılar bu güne “yeni gün” anlamında olan “Nev - ruz” demektedirler. Farsça da  Nev yeni, ruz ise gün anlamındadır. Onların takvimlerine göre ise Nevruz gününden sonra ilkbahar başlamaktadır. İlkbahar üç ay sürer. İran mitolojisine göre Güneş’in oğlu ve kral olarak kabul edilen Cem, Nevruz günü yani Mart’ın yirmi birinci gününde Güneş'in Hamel -Koç - burcuna girdiği bu gün tahta çıkmış, tahta çıktığı bu günü bayram olarak ilan etmiştir.  [2]Cem mitolojide Güneş'in oğlu olarak tasavvur edilir.

İran mitolojisinde hatta Ortadoğu kökenli diğer pek çok mitolojide de Güneş, krallığın ve ateşin sembolüdür. Güneş astrolojide dördüncü felekte düşünülür. Gökyüzünün krallığını sembolize ettiğinden başında taç ve elinde krallık alameti olan eşyalarla tasavvur edilir.

Cemşid-i Hurşit’in bu özellikleri İranlı şair Salman Saveci'nin 1700 beyitlik Cemşid-i Hurşit ile onun divan edebiyatındaki genişletişmiş çevirisi olan,  Ahmedi’nin 4798 beyitlik Cemşîd ü Hurşîd, mesnevisinde de aynı özellikleri İle anlatılmaktadır.

Şehnamede de anlatılan bu efsaneye göre Nevruz - Yeni gün anlamına gelen bu tarih Nevruz bayramı olarak o günden bu güne kadar kutlanmaya devam edile gelmektedir. Cem tahta çıktığı bu günü kutsal bir gün olarak ilan eden ve günü bayram haline getiren Cem'e, Farsça da Güneş ve Güneşin oğlu anlamına gelecek şekilde Cemşid' de denmektedir. Cemşit veya Cemin diğer adı olan” “Şid” Pehlevi dilinde aydınlık, nur, ışık hatta Ay anlamına gelir. Bazı Mitolojiler veya kaynaklar Cemşit, Hz Âdem ile aynı kişi veya yedinci oğlu Geyumers'ten torunu olarak da göstermektedir. [3]

Cemşit'in babası ise Tahmurs'tur. İran mitolojilerine göre Tahmurs Ehrimen'i bir hile ile yakalayan ve onu süratli  giden bir at olarak kullanmaya başlayan mitsel bir varlıktır. Buna kızan devler bir araya gelerek Tahmurs'u öldürmeye karar verirler. Fakat Tahmurs kimisini hile, kimisini gürz ile etkisiz hale getirmiş, bazı Devler ona yazıyı öğretmek karşılığında canlarını zor kurtarmışlardır. Tahmurs’a tutsak düşen devler, Cem’in babası Tamurs’a ÇİNce ve Pehlevice gibi otuz çeşit dilin konuşulduğu [4]gibi yazılmasını öğretmek zorunda kalırlar. Yazıyı ve dünyadaki dilleri öğrenen Tahmurs otuz yıl saltanat sürdükten sonra ölmüştür. [5]

Firdevsi'inin Şehnamesinde Cem'in tahta çıkışı, hayatı ve yaptıklarına dair bölümler oldukça tafsilatlı olarak anlatılır." Tahmurs'un oğlu Cem, babasının ölümü ile beline kemerini kuşandı, başına altın tacını giydi, devler periler, kuşlar onun emrine girmişti. Demiri yumuşak ve işlemesi kolay hale getirdi. Ondan silahlar, zırhlar, demir elbiseler yaptı. Hazineleri doldurdu. Keten, ibirişim, kıl ile elbiseler yapmayı, kumaş dokumayı öğretti. Nasırıyan , Karziyan, Nesudi halklarını oluşturdu.Devlere emredip, harç ve tuğla yapmalarını emretti.Bu tuğlalardan saraylar büyük binalar yapıldı."[6]

Şehname ve diğer kaynaklardan öğrenildiği kadarı ile Çemşid Güneşin Koç burcuna girdiği 21 Mart günü AZERBAYCAN'a gelmiş, doğu tarafından yüksekçe bir yere tahtına oturmuş, Güneşin ışıklarını vurmaya başlaması ile tacının, tahtının ve mücevherlerinin ışıltısı ile onu seyre gelen insanların gözleri kör olacak kadar parlamıştır. Gece ile gündüzün eşit olduğu bu günde çıktığı için bu güne de yeni gün manasına gelen Nevruz adı verilmiştir. [7]Halk üzerinde parlayan mücevherler ve Cem'in güzel yüzünden dolayı ona “Şid “adını vermiştir. ” Padişahlar padişahı CEMŞİD, ahaliyi 4 gruba ayırdı: rahipler, askerler, çiftçiler ve sanatkârlar... Güzel kokuları, hekimliği keşfetti. Su üstünde gemi ile dolaştı. Tahtının üzerinde güneş gibi otururdu. Halk Cemşid'in üzerine mücevherler saçtılar ve bu güne ( Mart- 21 ) NEVRUZ adını verdiler.” (Mart) [8]

Bu efsanenin Hint mitolojilerinden kaynaklandığına dair işaretler vardır. İranlıların Zerdüştlüğün kutsal kitabı Avesta'da da bu görüşü destekleyen bilgiler vardır. Avesta, Zerdüşt’ün yeni bir din kurmak üzere Brahmanların ülkesinden ayrılıp, İran'a gelip bu dini kurduğu anlatılır. Cem ile Hz Süleyman arasında kurulan ilişkilendirmeler yüzünden Fars ve Türk edebiyatlarında " Kuş, yüzük, dev peri " kelimeleri ile birlikte kullanılır. Bu kelimelerin kullanıldığı yerlerde Cem'e atıfta veya telmihte bulunuluyor demektir.

Cem ile ilgili anlatılarda Cem, İnsanları askerler, sanatkârlar, çiftçiler olarak üçe ayırmıştır. Tahta çıktığı günü bayram ilan etmiş, beratları yenilemiş, her tarafa günü kutlamaları için ateşler yaktırmış Tahta çıktığı gün olan 21 Mart'ı insanlara bayram olarak ilan etmiştir. Bu güne "Yeni gün- Nevruz " denmesini istemiştir. Madenlerin çıkarılıp üretilmeye başlanması, savaş aletlerinin yapılması, musiki aletlerinin yapılması ve tıp biliminin ortaya çıkıp tedavilere başlanılması onun zamanında olmuştur. Yabel ve kardeşleri Yübel ile Tübel onun zamanında yaşamış Yabel, Yübel ve Tübel kardeşler tıp ilmini ve musikiyi icat etmişler, Tübel ise birçok sanat dalını icat etmiştir. [9]Cem, şarabı bulmuş ve insanlara şarabı serbest bırakmıştır. [10]Şarab içmek için köşeli bir kadeh icat ederek buna " Câm " adını vermiştir. Tahta çıktığı gün şarapları halka dağıtmış herkese Cam ile şaraplar sunulmuştur. Tanrı olduğunu iddia eden Cem, halkın tapınması için pek çok heykelini diktirmiştir.

Cem aynı zamanda şarabın mucidi olarak kabul edilir. Tahta çıktığı gün Nevruz’u bayram olarak ilan eden hükümdar Cem içki içmeyi de serbest bırakarak herkese içki dağıttırır.

Cem mazmun olarak baharın gelişini, işret eğlence ve içkiyi temsil eden mazmundur. Divan şairlerinin en sık kullandığı mazmunlar arasında Cem ve Cem ile ilgili olan  Nevruz, Cem'in kadehi, Cem'in kadeh aynası ( Cam-ı cihan-nüma, cam-ı giti nüma, aine-i alem nüma) , Cem’in şarabı ( cam-ı cem), berat, Cem'in ateşi, Cem'in meslekleri ve bilim dallarını buluşu, Cem'in zamanında yaşayan kaşif Yabel ve Yübel adlı kardeşler, gibi mazmunlar Cem-i ve baharı işaret eden çok sık kullanılan mazmunlardır. [11]

 

Bir ahdi Habeş dehre olur bahş ile sultan

Dahhak'ın eder mülkünü bir Gave perişan ( Ziya Paşa )

( Bir ahdi Habeş'e cihan padışahlığı bahş edilir. Ama bir perişan kılıklı Gave tarafından mülkü tarumar olur.)

 

Kametin ham- kûşte kılmakta Direfş-i Gavyan

Rûyet-i mansurunun peşinde daim rakibi       ( Nedim)[12]

Firdevs’inin Şehnamesinde Cem ile ilgili olarak, 700 sene yaşadığı, Pişdadiyan Sülalesinin ilk hükümdarı olduğu yazılıdır. Fakat bir müddet sonra Cem yaptıklarına ve hizmetlerine bakarak gurura kapıldı. Arap Çöllerinin iyi yürekli ve cesur yiğidi Merdas'ın güzel yüzlü ama  kötü yürekli oğlu Dahhak  tarafından tahtan indirilmiştir. [13]Dahhak magrur Çemşit'i iki parçaya ayırır, Cem'in ölümünden sonra da herkes Dahhak 'a itaat eder. Dahhak'ın Demirci  Gave - Kawa tarafından öldürülmesi ile  yerine adaleti ile meşhur olan torunu Feridun tahta geçirilmiş böylece Cem'in ve Pişdadiyanların soyu yeniden hükümran olmuştur.[14]

 Cem - Cemşid-i Hurşit  ’in şarabı buluşuna dair efsane ise şu şekildedir. “ Cem havada ayaklarına yılan sarılmış bir kuş görür. Avcılarından kuşa zarar vermeden yılanı vurmaları ister. Avcılar kuşu yaralamadan yılanı öldürürler. Kurtulan kuş Cem’e birkaç tohum getirir. Bu tohumdan yetişen asmalarda yetişen üzümlerden  Cem - Cemşid-i Hurşit  şarabı imal eder. Şarabı içmek için de “ câm “ adını verdiği köşeli bir kadeh yapar." [15]

 

AYİNE-İ SAĞAR: KÂİNAT AYNASI

Kadehi, sagar veya cam’ı Cemşit’in bulmasına rağmen kadeh’i ayine- i kirdar, ayine- i sagar, cam- ı cihan şeklinde ifade edilen aynayı bulan Cemşit’in torunlarından Keyhusrev yapmıştır.

Rüstem- Zal ile birlikte, Afrasyapla savaşan Keyhusrev bu Keyhusrev’dir. Keyhusrev bu aynaya bakarak Bijen’in nerede olduğunu görmüş, gidip Bijen’i bulunduğu kuyudan çıkarmıştır.

Yine bir inanca göre, Tanrı, evreni yarattığında Güneş, Koç Burcu’ndadır. Öbür yıldızlar da ona göre yerlerindedir. Bu inanca göre Nev-Ruz, “Oluş / Yaratılış Bayram”dır. Cemşit, ilk insan olarak Yam olduğuna ve Yam’ın da Gök’ün oğlu, Gök’ün gözü olduğuna göre Nev-Ruz’un, İlkbaharda, yeryüzünün yeniden hayata kavuşmasıyla ilgili olduğu kesindir.

Eski Hint ve İran’da “Mitra”, Avesta’da “Mithra” olur, yani Farsça’ya “Mihr” tarzında geçer ki, Güneş anlamına gelir. Aynı zamanda sevgi, aşk demektir. [16]

ŞEHNAME İLE İLGİLİ BAŞLIKLARIMIZ VE LİNKLERİ

İran Esatirleri İle İgili Konular ve Linlerimiz 

 

KAYNAKLAR

  • [1] Avesta'da Türkler,https://www.biroybil.com/showthre
  • [2] Nurettin Albayrak, Cem, İslam Ansiklopedisi, C.VII. S.279–280 )
  • [3] Nurettin Albayrak, Cem, İslam Ansiklopedisi, C.VII. S.279–280 )
  • [4] Şahamettin Kuzucular, Divan Edebiyatına Etki Eden Farisi Öğeler ve Mazmunlar, edebiyadvesanatakademisi.com
  • [5] Firdevsi',Şehname, Şehname, Çevirmen Necati Lugal, MEB, Devlet Kitap., Ankara, 1967, Shf,37-38
  • [6] Firdevsi',Şehname, Şehname, Çevirmen Necati Lugal, MEB, Devlet Kitap., Ankara, 1967, Shf,37-38
  • [7] Nurettin Albayrak, Cem, İslam Ansiklopedisi, C.VII. S.279–280 )
  • [8] Firdevsi, Şehname,Çeviren Necati Lugal, MEB, Devlet Kitapları, Ank. ,1967,C.1sf. 80–86
  • [9]
  • [10]  Nurettin Albayrak,a.g.e )
  • [11] Şahamettin Kuzucular, Divan Edebiyatına Etki Eden Farisi Öğeler ve Mazmunlar, edebiyadvesanatakademisi.com
  • [12] Şahamettin Kuzucular, Divan Edebiyatına Etki Eden Farisi Öğeler ve Mazmunlar, edebiyadvesanatakademisi.com
  • [13] https://www.biroybil.com/showthread.php?2875-Taberi-Tarihi-nden
  • [14] https://edebiyatvesanatakademisi.com/edebiyat-terimleri-mazmunlar/direfs-i-gayvani-gave-nin-onlugu-sahtiyan-bayrak/5053
  • [15] Nurettin Albayrak,a.g.e )
  • [16] https://www.biroybil.com/showthread.php?2874-Avesta-da-T%FCrkler

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış