Şeyhi Harname Özeti Ve Harname’den Bölümler

Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 20 Ekim 2014 Pazartesi aaa Beğen

 

Şeyhi, divan edebiyatının gelişmesine büyük katkısı olmuş 15. Yy Divan  şairlerindendir. Tasavvufi eğitimi almış olmasına rağmen eserlerinde tasavvufi öğeler bulunmamaktadır. Din dışı şiirler yazmayı tercih etmiştir.

Şeyhi, bilime olan merakı ile İran’a gitmiş; burada başta tıp ve tasavvuf olmak üzere yoğun bir eğitim görmüştür. Öğrenimini tamamlayarak Anadolu’ya geri dönmüştür. Bu sıralarda Hekim Sinan olarak anılmaktadır. Bir hekim olarak ünlenen Şeyhi’nin tedavi ettiği hastalar içinde Sultan Mehmed Çelebi de vardır. Hacı Bayram Veli’den fazlasıyla etkilenmiş ve onun dervişi olmuştur. II. Murat zamanında saraya çok yakın olan Şeyhi, padişahın hekimlerindendir.[1]

 

*       Şeyhi Divanı
 

ESERLERİ

Şeyhi’nin başlıca eserleri  ı , Harnâme ve Husrev-ü Şirin’dir. Kenz-ül Menafi, Habnâme ve Neynâme adlı eserleri tıbba dair eserlerdir. Hâb-nâme adını taşıyan eserinin Attar’dan çevrilmiş bir mesnevisi  olduğu zannedilmektedir. .

 

HARNAME

Kaynaklar bu mesnevinin yazılış sebebini şu olaya bağlarlar. Şeyhi; Çelebi Mehmed’i tedavi edince,  Çelebi Mehmed ona  Tokuzlu Köyü’ nü tımar olarak ihsan eder. Köye  giden Şeyhi köyün eski tımar sahibi tarafından soyulur ve dövülür. Bunun üzerine de Şeyhi , Harnâme’ adlı eserini kaleme alır.  Eser, Türk Edebiyatı’nın ilk Fabl örneği olarak kabul edilir.

Aruzun “feilâtün mefâilün feilün” kalıbıyla yazılmış 126 beyitten oluşan küçük bir mesnevidir.[2]Harname, dört kısımdan meydana gelmiştir.(Timurtaş 1993: 477).  Ancak eserin 5 bölümden oluştuğunu söylemek daha uygundur. Dîvân şiiri geleneğinde mesnevilerin ilk kısmını tevhid ve na?tlar teşkil eder. Söz konusu eserin ilk 7 beyti Allah?a, sonraki 5 beyti Peygamber efendimize, sonraki 26 beyti ise padişaha övgü kısımlarıdır. Bu kısımlardan sonra 83 beyti asıl hikâye kısmı oluştururken son 5 beyit ise dua kısmıdır.[3]

Bu fabl eserde, kaderi yük taşımak olan bir eşeğin semiren öküzlere özenmesi üzerine başına gelenler mizahi ve alegorik bir dil ile hicvedilmiştir.  Harname’sindeki eşeğin dilinden “Dirlik umdukça zahmet gördüğünü, düzen istedikçe mihnet bulduğunu” söyleyen şair,  bu eseri kendi durumuna benzeterek yazmıştır.[4]

Hikayede, yük çekmekten bıkmış,, sırtına bir sinek konsa yorulacak  zayıf ve hasta düşmüş  bir eşeği sahibi otlağa bırakır.. Eşek orada ot yiyerek iyice beslenmiş semiz öküzler görür. Ağzında yular, sırtında palan taşımayan öküzlerin boynuzlarına, şişman rahat ve gürbüz hallerine hayran olur. Kendi durumunu düşünür, niçin bu durumda kaldığını kendinden daha akıllı ve yaşlı bir eşeğe sorar. O da öküzün rızk nedeni ile yaratıldığını, gece gündüz arpa, buğday işlediğini, tahılın oluşmasına yardımcı olduğunu, bundan ötürü de semirdiğini söyler. Eşeklerin işinin ancak odun taşımak olduğunu, bu yüzden zayıf kaldıklarını anlatır.

Eşek arpa, buğday işleyip rahata kavuşmayı öküzler gibi olmayı düşleyerek giderken, yolda yeşermiş bir tarla görür. Tarlaya girip öküzler gibi ekini yiyip bitirdikten sonra zevk ve neşe ile anırmaya başlar. Fakat tarlanın sahibi bu durumu görmüş ve çok sinirlenmiştir.   Tarla sahibi eşeği yakalayıp bir güzel patakladıktan sonra eşeğin kuyruklarını ve kulaklarını keser.

“Eser, hikâyenin kahramanlarından “bilge eşek” vasıtasıyla sosyal eşitlik ilkesini savunan ve herkesin yaptığı işin değeri kadar servet ve refaha kavuşması gerektiği fikrini vurgulayan bir mesaj barındırmaktadır.”Şair, Harnamedeki bu konu ile insanların ortak değerlere göre davranması gerektiğini, kimsenin kaderine karşı gelemeyeceğini, kendinden başka olmaya kalkışmanın getireceği sıkıntıları, yaratılışlarına aykırı davranmaya kalkışanların başlarına ne türlü felaketlerin geleceğini anlatmak istemiştir.

HARNAME’DEN

Bir eşek var idi zaif ü nizâr
Yük elinden katı şikeste vü zâr

Gâh odunda vü gâh suda idi
Dün ü gün kahr ile kusuda idi

Ol kadar çeker idi yükler ağır
Ki teninde tü komamıştı yağır

Dudağı arkmış u düşmüş enek
Yorulur arkasına konsa sinek

Kargalar derneği kulağında
Sineğin seyri gözü yağında

Arkasından alınca palanı
Sanki it artuğıydı kalanı

Bir gün ıssı eder himâyet ana
Ya’ni kim gösterir inayet ana

Aldı palanını vü’saldı ota
Otlayurak biraz yürüdü öte

Gördü otlukta yürür öküzler
Odlu gözler ü ger(i)lü göğüsler

Boynuzu bazısının ay bigi
Kimin halka halka yay bigi

Ne yular derdi ne gam-ı pâlân
Ne yük altında haste vü nâlân

Acebe kahır u tefekkür eder
Kendi ahvalini tasavvur eder.

Ki biriz bunlarınla hilkatte
Elde ayakta şekl ü surette

Bunların başlarına taç neden
Bizde bu fakr ü ihtiyaç neden

Var idi eşek ferasetlü
Hem ulu yollu hem kiyâsetlû

Ol ulu katına bu miskin har
Vardı yüz sürdü dedi ey server

Sen eşekler içinde kâmilsin
Âkil ü şeyh ü ehl ü fâzılsın

…………

Harname özeti [5]
Yük çekmekten şikayetçi, zayıf ve hasta bir eşek var. Oduna ve suya gitmekten bıkmış. Gece-gündüz üzüntü ve dert içinde. Öyle ağır yükler çekiyor ki, sırtında tüy kalmamış. Tüy şöyle dursun et ve deriden de eser yok.Dudakları sarkmış, çenesi düşmüş. O kadar zayıf ki arkasına bir sinek konsa yoruluyor. Kulağında kargalar, gözünde sinekler dernek kurmuş. Arkasından palanı alınsa, kalanı it artığından farksız.

Birgün, sahibi ona acır, sırtından palanını alarak otlağa salıverir. Eşek orada öküzleri görür. Öküzlerin kılını çeksen yağı damlayacak kadar semizdirler. Bir devlet tacı gibi gördüğü öküzlerin boynuzlarına hayran kalır. Üstelik yular ve palan dertleri de yok. Şaşar ve kendi hallerini tasavvur ederek düşünür. Yaratılışta eşit oldukları halde, kendilerinin boynuzdan mahrum olmalarını manasız ve haksız bulur. Bu müşkülünü, ancak eşeklerin piri tanınan,gün görmüş, akıllı ve hakim eşeğin çözeceğini anlayarak ona başvurur. İhtiyar eşek kendisine şu cevabı verir : “Bu işin aslı basittir.Allah öküzü rızık sebebi olarak yarattı. Gece-gündüz arpa buğday işler, bunların hasıl olmasında uğraşırlar. Başlarında devlet tacı olması bundandır. Halbuki bizim işimiz, odun taşımaktır. Bunu göz önünde tutarsan bize boynuz şöyle dursun, kuyruk ve kulağın da fazla olduğunu anlarsın.”

Zavallı eşek oradan dert içinde ayrılır. Fakat bu işin aslı kolaymış diye aslında memnun da olur . “ Artık ben de buğday işler, yazımı ve kışımı orada geçiririm.Ne zamana kadar odun ile dayak yiyeceğim, bundan sonra buğday işlemekle izzetler bulayım.” Şeklinde düşüncelerle dolaşırken yeşermiş bir ekin görür. Aşk ile yemeye başlar. Öyle saldırır ki , az zamanda tarla kara toprak haline gelir. Doyduktan sonra yuvarlanır ve sevincinden terennüme başlar. Tiz perdeden bağırması durumdan ekin sahibinin haberdar olmasına sebep olur. Tarla sahibi gelip de tarlasını mahvolmuş görünce, biçare eşeği döver. Bununla da hırsını alamaz; kuyruğunu ve kulağını keser.
Eşek canı acı—rütük— kaçarken yolda akıl danıştığı pir eşeğe rastlar. İhtiyar eşek halini sorar. Zavallı inleyerek der ki “ Boynuz umarak kulaktan oldum.”

Şeyhi’nin Harname isimli risalesinin Türk Edebiyatında önemli bir yerinin olmasının ilk hiciv metni olarak kabul edilmesinin yanında Şeyhi’nin kuvvetli şairliği ile de ilişkisi vardır. Bir mesnevinin ihtiva etmesi lazım gelen tevhit, naat, padişah methiyesi, telif sebebi, esas hikaye, dua gibi kısımların bu küçük eserde mevcut bulunması ve kısımların şaşılacak derecede bir nisbet ve tenasüb ile yazılmış olması Şeyhi’nin şairlik başarısının göstergesidir. Şeyhi’nin eserde vermiş olduğu tasvirler çok güçlüdür. Eşeğin zayıflığı ve öküzlerin otlaktaki görünüşleri çizilirken göze,kulağa, zihne hitap eden canlı ve hareketli sahneler oluşturulmuştur. Bu yönü ile eski edebiyatımızda eşi az bulunur realist bir örnektir.
Şeyhi, Harname’de tarihin başlangıcından beri insanların tartıştıkları kader kavramı ve bu kavramın insan hayatının seyrindeki yeri ve insanların bu kavrama bakışlarını, kadere karşı gelme ve bunun sonuçlarını işlemiştir. Bu konu insanların farklı derecelerle (karakter, bilgi, güç, sosyal statü, servet,vb. yönünden) yaratılmalarının önemli değil herkesin kendi yaratılmış olduğu ortamda herkesçe kabul edilmiş ortak değerlere göre davranmasından önemli olduğudur.
İnsanların davranış ve hareketlerini kabul edilmiş değerlere göre değil de yaratılışın ve dolayısıyla kaderin getirdiği farklılıklara karşı çıkarak yapmaları halinde kaybedilenlerden olacakları anlatılmıştı

 

 
  • [1] http://www.edebiyadvesanatakademisi.com/Edebiyat.aspx?id=389
  • [2] TİMURTAŞ, Faruk Kadri (1964), “Şeyhî?nin Harnâmesi Üzerinde Dil Araştırmaları, Türk Kültürü Araştırmaları”, C. I. Sayı 2?den Ayrıbasım
  • [3] Muzaffer KILIÇ, DİVAN ŞİİRİNDE BİR HAYVAN MASALI: “HARNAME”, Turkish Studies – Summer 2011, p.1967-1982 TURKEY, turkishstudies.net/shf. 1967-1977
  • [4] http://www.edebiyadvesanatakademisi.com/Edebiyat.aspx?id=389
  • [5]  Alıntı : http://eodev.com/gorev/41126

 



Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...