Şuara Tezkireleri ve Tüm Şair Tezkirelerimiz


 

   

TEZKİRLER HAKKINDA GENEL BİLGİ

 

Tezkire Arapça kökenli bir kelimedir. Sözlüklerdeki anlamları ile "zikredilen, zikri geçen" anlamına gelir Divan Edebiyatında tezkire, şair, şeyh, sadrazamlar, bilginler, hatta esnaflar vb hakkında yazılmış eserlerdir. Tezkireler ele alındıkları mesleklere bağlı kişilerin biyografisini çeşitli yönleriyle ele alan, onların meslekleri ve mesleki çalışmaları hakkında bilgiler veren eserlerdir.  Bu eserler mensur yazılmakla birlikte örneğin şuara tezkiresi ise manzum kısımlara da yer verebilmektedirler.  Tezkireler özellikle şuara tezkireleri bugünkü anlamı ile edebiyat tarihleri ve şiir antolojilerinin amaçlarına uygun şekilde hazırlanmış olan eserlerdir.

Türk Edebiyatı'nda tezkire  yazma geleneğinin temeli   Ali Şîr Nevâî,   Mecâlisü'n-Nefâis adlı eserine dayanır.    Ali Şîr Nevâî, Türk edebiyatında ilk şuara tezkiresi yazan şairimiz olmaktadır.  Ali Şir Nevai ise ilk tezkireyi yazarken İran edebiyatında kendisinden önce yazılmış olan Câmî’nin, Bahâristân ve Devletşah’ın, Tezkiretü’ş-şuarâ adlı tezkirelerini örnek almıştır.  Mecâlisü'n-Nefâis’te toplamda   451 şair bulunmaktadır. Ama  451 şairin sadece kırk biri Türkçe şiirler yazmış olan şairlerdir.[1]

Türk Edebiyatı'nda yazılmış olan şuara tezkireleri de Ali Şir Nevai’yi örnek almışlardır.  Türk edebiyatı Anadolu sahasında yazılmış ilk tezkire ise 16. yüzyılda Sehi Bey’e aittir. ( bkz SEHİ BEY TEZKİRESİ HEŞT BEHİŞT)   İkinci eser ise SEHİ BEY ‘in tezkiresinin bir hayli ilgi gördüğünü fark ederek kendisie bir tezkire yazmaya karar veren Latifi, tarafından yazılmıştır. ( bkz  LATİFİ VE TEZKİRETÜ'Ş ŞUARA)

Sehi Bey’den sonra sırası ile tezkire yazan tezkireciler şunlardır:  Lâtifi, Âşık Çelebi, Hasan Çelebi, Ahdî ve Beyanî; 17. yüzyılda Sâdıkî, Riyâzî, Fâizî, Rızâ, Yümnî, Asım ve Güftî; 18. yüzyılda Mûcib, Safâyî, Sâlim, Beliğ, Safvet, Râmiz; 19. yüzyılda da Fatin’dir. Bunların dışında da yazılmış çok sayıda tezkire mevcuttur.[2]

Tezkiretü’ş-Şuara, Tezkire-i Şuara veya Tezkire adlarıyla anılan eserler devrin şairlerinin zaman içinde unutulup gitmelerini önlemek, hatırlanmalarına vesile olmak amacıyla yazılmış eserlerdir. İçlerinde en az yüz civarında şair bulunur ve bu yönleriyle şekil olarak günümüzdeki, yazarlar veya şairler sözlüğü gibi eserlere benzerler. Konularını şairlerin hayatları, kişilikleri, edebî faaliyetleri ve eserleri oluşturmaktadır. Tezkireler (çok ayrıntılı olmamakla beraber) biyografi eserleri olarak da kabul edilebilirler.

Tezkirelerde şairlerin hayatı hakkında bilgi verilir, kişilikleri ve eserleri üzerine değerlendirmeler yapılır ve eserlerinden örnekler verilir. Bu yönüyle edebî eleştiriler içerdiği söylenebilir. Tezkireciler bunu yaparken üslûbun sanatlı ve   ahenkli olmasına da özen göstermektedir. Öyle ki, bu yönleriyle tezkireler aynı zamanda birer edebî eser niteliği taşımaktadırlar.

Şairlerin gerek tezkireye alınışlarında, gerekse eser ve şiirlerinden verilen örneklerin belirlenmesinde tezkirecinin zevk ve tercihi rol oynamaktadır.

Tezkireler çağının bir edebiyat ve kültür ürünüdür. Yazıldığı çağın sosyal, kültürel,  sanatsal ortamını içerir. Aynı zamanda günümüz araştırmaları için değerli birer belge ve kaynak durumundadırlar. Şair Tezkiresi yazma geleneği XV. yüzyılda Çağatay sahasında Ali Şir Nevayî tarafından kaleme alınan Mecalisü'n-Nefâis ile Anadolu sahasında ise Sehi Bey'in yazdığı Heşt Behişt ile başlayarak, asırlarca kesintiye uğramadan devam etmiştir.

 

DİVAN EDEBİYATINDAKİ BAŞLICA  ŞUARA TEZKİRLER

Sehi Bey ve Heşt Behişt

Anadolu sahasında en popüler şuara tezkireleri Sehi Bey'’in Heşt Behişt, Latifi tezkiresi ve Ahdi'nin Gülşen-üş Şuara adlı tezkireleridir. SEHİ BEY ,TEZKİRESİ HEŞT BEHİŞT adlı eserinde şairleri mahlaslarına göre sıralamış ve eserini sekiz kısımdan oluşan eserinde 241 sair hakkında bilgi vermiştir. Sehi bey bu şairlerin hayatları hakkında kısaca bilgi verdikten sonra şiirleri ve sanatları konusunda bazı bilgiler de aktarmıştır.[3]

LATİFİ VE TEZKİRESİ

 Latifi, ise tezkiresinde 310 şaire yer vermiştir. Latifi tezkiresinde Şair  ve sanatçıları objektif olarak değerlendirmiştir. Latifi tezkiresi bu yönüyle edebi tenkit örneğidir. Latifi, bu eserini 1546’da tamamlayıp  Kanûnî Sultan Süleyman’a sunduğu kendi adıyla anılan tezkiresi, 1896’da Tezkiretü’ş-Şuara adıyla yayınlanmıştır. Tezkiretü’ş-Şuara üslup açısından süslü bir dille yazılmıştır. Bu tip üsluba Âli Üslup denmektedir.  Eser, bir önsöz, üç bölüm ve bir sonuçtan meydana gelir. Latîfî, eserinde şairler hakkında objektif davranmıştır.[4]

Latifi Tezkiresi, iki ana bölüme ayrılmış, birinci hölümde Türk ve İranlı meşhur şairlerle, şair padişahlar ile  şair şehzadelere yer vermiştir.  Latifi’nin tezkiresinin İkinci bölümde ise, eserin yazıldığı tarihe kadar ölmüş bulunan şairlerle, o zaman hayatta olanlar, alfabetik sırayla anlatılmıştır. Bu tezkirenin tertibi, daha sonra yazılmış tezkirelerin çoğunda devam eden bir gelenek olmuştur.

DİĞER TEZKİRELER

Ahdi Ahmed Çelebi (Ö. 1002/1593), Gül-şen-i Şuara. 971/1563

Pir Mehmed Aşık Çelebi (926! 1519-979/ 1571), Meşairü'ş-Şuara. 974/1566

Kınalızade Hasan Çelebi (953/1546-1012/1603), Tezkiretü'ş-Şuara.994/1585'

 Dr. İbrahim Kutluk tarafında, 2 çilt halinde"Kınalızade Tezkiresi"  adıyla basılmıştır (Türk Tarih Kurumu Yayını, Ankara, 1978, 1981).

Beyanı Şeyh Mustafa (Ö. 1006{1597), Tezkire (Beyanı Tezkiresi).

Riyazı Mehmed (980/1572-1054{1644), Riyazü'ş-Şuara, 1018{ 1609

Kafzade Faizi (Ö. 1031/1620), Zübdetü'l-Eş'ar.

Yümni Mehmed Salih (Ö. 1073/ 1662), Tezkire (Yümni Tezkiresi)..

Seyyid Mehmed Rıza (Ö. 1082/ 1671), Tezkire (Rıza Tezkiresi). 1030 /1621

Seyrekzade Mehmed Asım (Ö. 1086/ 1675), Zeyl-i Zübdetü'l-Eş'ar.

Güfti Ali (Ö. 1088 { 1677). Teşrifatü'ş-Şuara.

Mücib, Tezkire (Mücib Tezkiresi). 1122/ 1710 IV. Murad ile, 100 civarında 'şair anlatılmaktadır.

Sarayi Mustafa (Ö. 1138/ 1725), Tezkire (Safayi Tezkiresi). 1134/ 1721, Bu eser 1640'dan sonra yetişmiş şairleri anlatır.[5]

Mirzazilde Salim Mehmed Emin (1099 { 1687-1156 { 1743),. Tezkire (Salim Tezkiresi).  1134/ 1721. Bu tezkire 1687 1720 tarihleri arasında yetişmiş şairIer anlatılmaktadır.[6]

İsmail Beliğ (1079 jl668-1142{ 1729), Gül-deste-i Riyaz-ı ırfan ve Vefeyat-ı Daniş. Daha çok Bursa'da yetişen şairleri anlatır.Doç. Dr. Abdülkerim Abdulkadiroğlu tarafından hazırlanarak Gazi Üniversitesi tarafından yayınlanmıştır (Ankara 1985).

Ramiz Hüseyin, Adub-ı Zürefu. 11981 1783'te yazılmıştır. Salim Tezkiresi'nin zeylidir. 1133/1720'den sonraki şairleri anlatır.[7]

Kemiksizzade Safvet Mustafa, Nuhbetü'l-Asur min Feruidi'l-Eş'ur. 11971 1782'de yazılmıştır. 330 civarında şairden bahseder.

Silahdarzade Mehmed Emin, Tezkire (Silahdar Tezkiresi). 11641 1750-1204/1789 tarihleri arasında vefat etmiş şairlerin kısa biyografileri ve şiirlerinden örnekler vardır.

Şefkat Seyyid Abdülfettah (Ö. 1242/1826), Tezkire (Şefkat Tezkiresi). 12291 1813'te yazılmıştır. 115 kişiden bahseder.

Tevfik, Mecmuatü't-Terucim. 1242/1826'da yazılmıştır. 1000 i 1592'den sonra ölen şairleri ihtiva eder.

Sahhaflarşeyhizade Vak'a-nüvis Es'ad Mehmed Efendi (1201- 1786-1264/1847), Behçe.i Safu-enduz. 12511 1835'de yazılmıştır. 11351 1722 ve 1251/1835 tarihleri arasında yaşamış şairleri anlatır.

Şeyhülislam Ahmed Arif Hikmet (1201/1786-1275/1859), Tezkire (Arif Hikmet Tezkiresi). 1250/ 1834'te yazılmıştır Bu tarihe kadar yetişmiş olan şairlerden çok kısa olarak bahseder.

Fatin  (1229/1813-1283/1866), Hfit;metü'I.Eş'ar. 1135 f li22'den 1269/1852 tarihine kadar yetişmiş şairleri aıılatır. 1271'de İstanbul'da basılmıştır.

Mehmed Tevfik (1259/1843-1311/1893), Kufile-i Şuaru. Ancak (dal) harfine kadar gelebilmiş ve yarım kalmış olan bu tezkire 1290'da İstanbul'da basılmıştır.

İnehanzade Mehmed Nail (Tuman) (Ö. 1958), Tuhfe-i Nailı. Mehmed Esrar Dede, Tezkirc (Esrar Dede Tezkiresi). Mevlevı Şairleri anlatır. [8]

Cumhuriyet Döneminde bu tezkireler üzerinde birçok çalışmalar yapılmış, bazı tezkireler Latin harfleriyle basılmıştır. Bunlardan bazıları şunlardır:

  • Sehi Bey Tezkiresi, Heşt Bihişt, Sehi Bey, Mustafa İsen,
  • Lâtifi, Tezkiretü’ş-şuara ve Tabsıratü’n-nuzamâ, Abdüllatif Çelebi Latifi, 993/1585, Rıdvan Canım,
  • Tezkiretü'ş-şuara, Kınalızade Hasan Çelebi, 1016/1607 ; İbrahim Kutluk. Tezkiretü’ş-şuara, Mustafa b. Carullah
  • Beyani ; İbrahim Kutluk. Türk Tarih Kurumu, Ankara 1997 Nuhbetü’l Âsâr li-Zeyli Zübdeti’l-Eş’âr, İsmail Beliğ, Abdulkerim Abdulkadiroğlu
  • Tezkire-i Şafayi (Nuhbetü'l-aşar min feva'idi'l-eş'ar), Mustafa Şafayi Efendi, Pervin Çapan, Tezkire-i Şuarâ-yı Mevleviye, Esrar Dede, İlhan Genç,
  • Tezkire-i Mucip, Kudret Altun,
  • Tezkiretü’ş-Şu’ara Salim Efendi, Mirzazade Salim Mehmed Emin Efendi, 1156/1743 ; Adnan İnce. ( https://tr.wikipedia.org/wiki/Tezkire )

İLGİLİ ESERLER LİNKLERİ 

 

FAYDALANILAN KAYNAKLAR:

KAYNAK 

 

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 

 

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış