Tatavlalı Mahremi Şütürname




Mahremi’nin edebiyat tarihimiz açısından en büyük önemi Türkî Basit akımının öncü şairi olmasıdır. Bütün kaynaklar, Türkî Basit akımının onun yazmış olduğu Basit name adlı eseri ile başladığı konusunda hem fikirdir.  Bu akım içerisinde sade anlaşılır, basit bir Türkçe ile divan şiiri tarzı ile şiirler yazmış olması Mahremi’yi Edirneli Nazmi ile birlikte bu akımın öncü ve kuramcı şair yapmaktadır.[1]

Tatavlalı Mahremi aruz veznini ve divan edebiyatının nazım şekillerini kullanmakla beraber öztürkçe şiirler yazarak Türkî-i Basit (Yalın Türkçe) akımının öncüsü oldu.  Türkçe sözcüklerle halk dilindeki atasözlerini deyimleri mecaz’ları kullanmaya çalıştı. Diğer Türki-i Basit şairleri Edirneli Nazmı, Âdem Dede ve Aydınlı Visali’nin dâhil olduğu bu akım içinde yer alan bir şair olarak da tanındı.  [2]Birkaç eseri olan şairin Basitname adlı eserinin dışındakiler Türkî Basit cereyanına misal olabilecek kadar yalın ve sade bir Türkçe ile yazılmamıştır.  ÜstelikBasitname adlı eseri de elimize geçmemiştir.  [3]Mahremi’nin elimize ulaşan bir divanı olmasa da değişik mecmularda bulunan yedi gazeli ve otuz bir şiiri elimize geçmiştir.

 

ŞÜTÜRNAME

Şütür-nâme  Mahremi’nin mensur ve nesir karışık olarak yazmış olduğu,  “ hem temsilî hikâyeler hem de eğlendirirken düşündüren, mizahî nitelikli latifelerle eğlendirirken düşündüren bir hikâyedir. “[4]Ele geçen tek nüshası,  “Berlin Devlet Kütüphanesi 282 numarada kayıtlıbir mecmua içindedir. “ [5]“ ve hikâyenin müstensihine ait bir bilgi de yoktur.”[6]

Tatavlalı Mahremi’nin bu eseri üzerinde yapılmış yeğane çalışma Şener Demirel’e aittir. Eser , Baba Şütür adındaki  “gün görmüş, ârif ve muzip kişilikle donatılmış bir devenin “başından geçenlerin alegorik bir şekilde anlatıldığı  nazım-nesir bir şekilde kaleme alınmış bir eserdir.[7] Şütür-nâme, Baba Şütür adındaki bir devenin başından geçenler alegorik bir şekilde anlatılırken bu hikayeler gelişiğüzel bir şekilde sıralanmıştır.  Hikayenin kahramanı olan Baba Şütür adlı devenin şahsında alegorik olarak teşhis ve intak sanatlarından faydalanılarak rastgele, hikayeler, fıkralar ve anekdotlar  insanlara ders verecek bir amaçla anlatılır.

Şütür-nâme hem temsilî hikâyeler hem de eğlendirirken düşündüren, mizahî nitelikli latifelerle eğlendirirken düşündüren bir hikâyedir. “[8] Mahremi bu eserini manzum nesir karışık olarak yazmış Şütürname’de hikayeler anlatmış , anlattığı bu hikayeler, kıssalar, anektodlar hatta fıkralar ile insanlara dersler ve öğütler vermek istemiş ve ahlaki nasihatlerde bulunmuştur. Eser de deve ile ilgili olarak Tevrat, İncil ve Kuran’dan bilgiler vermesi , sahabeler, ve halifeler döneminde deve ile ilgili  verdiği bilgiler açısından da oldukça ilginçtir.  Deve hakkında verdiği bu bilgiler nedeni ile  eserin didaktik yönü de ortaya çıkar.

bu hikayelerin arasına ise Farsça şiirler ilave etmiştir.Eserde bol bol deyimlere yer verilmiş ve benzetmeler yapılmıştır.  “ Özellikle deve ile ilgili benzetme ve deyimler dikkat çekici derecede yerli yerinde kullanılmıştır. “

Şütür-nâme Tatavlalı Mahremi’nin deiğer eserleri gibi sade bir dil ile  Türki Basit akımı veya anlayışı ile yazılmıştır. “metinde görülen Farsça mısra ve beyitlerin anlatılan konuyu daha iyi bir şekilde vurgulamak, konuya açıklık getirmek ve az da olsa hikâyeyi tek düzelikten kurtarmak amacıyla yazıldığı anlaşılmaktadır “[9]

Şener Demirel’in anlatımına göre eser  Tevrat İncil ve Kuran’dan misaller vererek devenin önemini anlatarak başlamış, İslamiyette devenin önemini anlatan misallere  geçmiştir.

Eserde önce Hz. Peygamber’in nübüvvetini bütün cemâdat ve hayvânatın ikrar ettikleri, daha sonra da Hz. Ebûbekir’in 400 deveyi sadaka olarak İslâmiyet’in emrine verdiği, Hz. Ömer Faruk’un hilafeti zamanında Medine’den Şam’a gelirken hizmetçileriyle deveye sırayla bindikleri, Hz. Osman’ın 1000 deve kurban ettiği ve Hz. Ali’nin şehit düşerken bir deveye bindiği ve en sonda da Hz Ayşe’nin Vak’a-i Cemel’de bir deveyi üç ayağı üzerinde yürütme mucizesini gerçekleştirdiği hikâye edilmiştir. Bunların dışında yer yer yine deve eksenli Kur’an-ı Kerim’den birkaç ayet (Gâşiye 17., Mâide 14., Araf 73., 77., Mürsel”a 33.) de iktibas edilmiştir. Yukarıda anlatılanlar klasik mesnevi tertibindeki tevhid, münacaat, na’t ve çihâr-yâr-ı güzine yapılan övgüleri hatırlatmaktadırHİkâyenin baş kahramanı Baba Şütür namındaki bir deve olduğu için yapılan benzetmeler, anlatılan kıssa, fıkra ve anektotlar da deve ile ilgilidir “[10]

Deve’nin sahabeler ve halifeler devrindeki önemini vurgulayan betimlemelerden sonra Şütürname’nin asıl bölümü başlar.” Hikâyenin baş kahramanı Baba Şütür namındaki bir deve olduğu için yapılan benzetmeler, anlatılan kıssa, fıkra ve anektotlar da deve ile ilgilidir. Buna bağlı olarak metinde Nasreddin Hoca ile ilgili iki fıkra  da vardır...Metinde kıssadan hisse sayılabilecek bir takım olaylar da anlatılmıştır. Bu arada Baba Şütür, anlattığı hikâyelerden alınacak dersleri, yine kendini eksen alarak, hikâyenin sonunda vermektedir. Hikâye bu yönüyle bir anlamda fabl türüne yaklaşmaktadır.”[11]

“Alegorik olmasının yanı sıra hem konu hem de anlatılan olaylar ve kişiler günlük hayatta her an karşılaşılabilecek cinsten olduğu için aynı zamanda gerçekçidir.”[12]




  • [1] https://www.edebiyadvesanatakademisi.com/edebiyad/981-tatavlali_mahremi_hayati_eserleri_ve_turk%C3%AE_basit.html
  • [2] https://www.edebiyadvesanatakademisi.com/edebiyad/981-tatavlali_mahremi_hayati_eserleri_ve_turk%C3%AE_basit.html
  • [3] https://www.edebiyadvesanatakademisi.com/edebiyad/981-tatavlali_mahremi_hayati_eserleri_ve_turk%C3%AE_basit.html
  • [4] Şener DEMİREL, 6. YÜZYIL DİVAN ŞAİRLERİNDEN TATAVLALI MAHREMÎ VE ŞÜTÜR-NÂMESİ, https://turkoloji.cu.edu.tr/
  • [5] Hatice Aynur, Mahremi , TDV İA, cilt: 27; sayfa: 391
  • [6]  Şener DEMİREL, 6. YÜZYIL DİVAN ŞAİRLERİNDEN TATAVLALI MAHREMÎ VE ŞÜTÜR-NÂMESİ, https://turkoloji.cu.edu.tr/s.6
  • [7] https://www.edebiyadvekitap.com/tatavlali-mahremi-ve-eserleri/
  • [8] Şener DEMİREL, agy.s. 5
  • [9] Şener DEMİREL, agy.
  • [10] Şener DEMİREL, agy.
  • [11] Şener DEMİREL, agy.
  • [12] Şener DEMİREL, agy.





Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış