Tüm Yönleri ile Şair Şuara Tezkireleri


 

 

TEZKİRE NEDİR VE TEZKİRE ÇEŞİTLERİ

 

Tezkire kelimesi Arapça “zkr” kökünden türetilmiştir.  Kelime anlamıyla "zikredilen, zikri geçen" anlamına gelen Tezkire, kişilerin biyografisini çeşitli yönleriyle ele alan eserlerdir. Zikr, anma, hatırlama, sözünü etme anlamlarına geldiğine göre tezkire, hatırlamaya vesile olan şey manasına gelir. [1] Tezkire denilince akla şair, şuara tezkireleri gelmektedir. Fakat şair tezkirelerinin dışında da tezkireler vardır.  

 Tezkire, hatırlamaya vesile olan şey manasına geldiğine göre çok çeşitli meslek dallarındaki sanatçılar için tezkire yazılmıştır.  Edebi terim olarak; belli bir meslek grubuna dâhil, tanınmış kişilerin hayat hikâyelerinden bahseden eser olarak kabul edilir. Osmanlı toplumunu meydana getiren her meslekten kişilerin biyografik künye yazıcılığını temel alan bir edebi tür olarak kullanılmıştır.  Bu bakımdan tezkireler; velîlerin, hattatların, şairlerin, hatta usta çiçek yetiştiricilerinin vs. hayat ve sanatından söz eden nesir türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Tezkireler konularına, kapsadıkları kişilerin mesleklerine göre çeşitli adlarla anılmışlardır: Tezkiretü'l-Şuara (Şairler Tezkiresi), Tezkiretü'l - Hattatin (Hattatlar Tezkiresi), Tezkiretü'l - Evliya (Evliyalar Tezkiresi) gibi. "Hadikatü'l-Vüzera", "Sefine-i Mevleviyye" gibi yapıtlar da tezkire niteliği taşırlar.

Ço k çeşitli tezkire yazılmasına rağmen şairler için yazılan tezkireler en önemli eserlerdir.  Şaura tezkirleri olarak bilinen bu tezkireler mensur yazılmakla birlikte içinde manzum kısımlar da yer verir. Tezkireler bugünkü edebiyat tarihlerinin ve şiir antolojilerin yerini tutmaktadır. [2] Tezkireler ilk kez İran edebiyatında ortaya çıkmış Türk edebiyatına da İran Edebiyatından girmiştir.  Fars Edebiyatı’ndaki Lübâbü’l-elbâb, Baharistan ve Devletşâh tezkiresi gibi eserler edebiyatımızda tezkire yazma geleneğine öncülük etmiştir.[3]

Tezkire türüne en yakın türlerden birisi günümüzdeki biyografi türüdür. Arap edebiyatında biyografi teriminin yerine genellikle “Tabakât”  terimi kullanılır. Türk edebiyatında ilk tezkire örnekleri tercüme yoluyla görülmeye başlamıştır. Malik Bahşî ‘nin Feridüddin Attar’dan çevirdiği Tezkiretü’l - Evliya ilk tercüme tezkire örneği kabul edilir. [4]

Şiir alanında, biline ilk tezkireler ilk örnekler Fars edebiyatı kökenlidir.  Muhammed b. Salam el-Cumâhî’nin Tabakatü’ş-Şuarâ adlı eseri bilinen ilk tezkiredir.  İbn Kuteybe’nin Kitabü’s-sir ve’s-suarâ’sı ise bu alanda yazılmış ikinci eserdir. [5]

Dilimizde ilk biyografi çalışması, Molla Câmî’ye ait olan Nefehâtü’l-üns çevirisidir. Onun sekiz bölümden meydana gelen Baharistan adlı eserinin yedinci bölümü, şair biyografilerine ayrılmıştır. Bu bölümde toplam 38 şairden söz edilir. Bu eser, başta Nevâyî olmak üzere Türkçe şairler tezkiresi yazanlar üzerinde etkili olmuştur.[6]

Tezkireler bir anlamda biyografik ve antolojik özelliği olan eserlerdir. Fakat ele aldıkları yaklaşımlarından ötürü tam olarak çağdaş biyografilerin yerlerini tutmazlar. Biyografinin İslâm geleneğindeki karşılığı “tercüme-i hal”dir (hal tercdivan-nesri/sair-suara-tezkirelerimümesi ) . İlk hal tercümesi Hz. Muhammed’in hayatını anlatmak için yazılmıştır. Bu ilk siyer kitabı, İbn-i İshak ‘ın siyeri  , [ İbn-i İshak (öl.768.)] ,  kaybolmuşsa da bu eserin bir kopyası, İbn-i Hişam’ın eseri (öl.828) günümüze kadar gelmiştir. Tezkire, menakıb, vefayat , devha , sefine, tuhfe , hadika,  fihrist , silsilename , şairname , gazavatname ,  sicil gibi  başlıklarla kaleme alınan  biyografiler bir kişiyi değil de  bir çok  kişiyi anlatır. Bu bakımdan tezkireler tek bir şairin hayatı için yazılmış bir eser değildir. [7]

Şair Tezkireleri yazılış şekilleri açısından; biyografi ağırlıklıve antoloji ağırlıklı olmak üzere iki gruba ayrılırlar. Şefkat Tezkiresi, antolojik nitelikteki tezkirelerin son örneğidir.” [8]Diğer Tezkireler ise daha çok biyografik ağırlıklıdır.

 

ŞAİR TEZKİRELERİNİN TÜRLERİ

Diğer meslek dalları ile ilgili çok sayıda tezkire bulunmasına rağmen edebiyatımızda en çok şair tezkireleri yazılmıştır. Şair tezkirelerini iki kısma ayırmak mümkündür. Birinci kısım şuara tezkireleri biyografi ağırlıklı diğerleri ise Antoloji ağırlıklıdır.

1.Biyografi Ağırlıklı Şair Tezkireleri: Türk Edebiyatı’nda mevcut tezkirelerin büyük çoğunluğu bu gruba dâhildir. Tezkirecilik, biyografik künye yazıcılığını esas aldığı için şairi, ortaya koyduğu eserden daha önde tutup sanatın kaynağındaki insan unsuruna yönelir. Bu tür eserlerde eser örneklerinden ziyade şairin hayatı, sanatı, çevreyle olan etkileşimi üzerinde durulur ya da şair ve eseri aynı oranda yer alır.

2.Antoloji Ağırlıklı Şair Tezkireleri: Bu gruba dahil edilen tezkirelerde eser daha doğru bir deyişle şiir örnekleri biyografinin önüne çıkar. Türk Edebiyatı’nda XVII. yüzyılda Kafzâde Faizî ile başlayan antoloji tipi tezkireciliğin diğer temsilcileri Yümnî, Seyrekzâde Âsım, İsmail Beliğ, Silahdarzâde Mehmed Emin ve Şefkat’tir. Şefkat’ten sonra antoloji niteliğinde tezkire yazma geleneği başka takipçi bulamamış ve tarihe karışmıştır.[9]

Antolojik tezkireler, gelenek içinde biyografiden çok şiiri ön plana çıkartmış ve verilen örnek şiir sayısıve miktarını büyük oranda arttırmışlardır. Ancak, bu yapılırken şiir değerlendirmelerine çok az yer verilmiştir.

Türk Edebiyatı'nda tezkire yazma geleneğinin temeli Mecâlisü'n-Nefâis Ali Şîr Nevâî ‘ye dayanır. Edebiyatımızdaki ilk tezkire Ali Şîr Nevâî’in yazmış olduğu Mecâlisü'n-Nefâis adlı eserdir.

Umumî tarihler dışında bizde müstakil biyografi kitabıolarak kaleme alınan ilk örnek, Lamiî’nin Nefehâtü’l-üns’ün tercüme ve zey-lini ihtiva eden Fütûhu’l-mücâhidîn li-Tervîhi Kulûbi’l-müşâhidîn(y. 1520) adınıtaşıİsen vd. 2002: 10). Osmanlı sahasında bilinen ilk şuarâ tezkiresi, Sehi Bey’in HEŞT BEHİŞTadlı eserdir.  [10]

Şair Tezkiresi yazma geleneği XV. yüzyılda Çağatay sahasında Ali Şir Nevayî tarafından kaleme alınan Mecalisü'n-Nefâis ile Anadolu sahasında ise Sehi Bey'in yazdığı Heşt Behişt ile başlayarak, asırlarca kesintiye uğramadan devam etmiştir.

Türk Edebiyatı'nda sırasıyla 16. Yüzyılda , Sehi Bey,   Latifi,  Aşık Çelebi, Hasan Çelebi, Ahdî ve Beyanî; 17. yüzyılda Sâdıkî, Riyâzî, Fâizî, Rızâ, Yümnî, Asım ve Güftî; 18. yüzyılda Mûcib, Safâyî, Sâlim, Beliğ, Safvet, Râmiz; 19. yüzyılda da Fatin gibi belli başlı tezkire yazarları mevcuttur.[11]

Anadolu sahasında yazılmış ilk Tezkire SEHİ BEY HEŞT BEHİŞT, tezkiresidir.  Bunun dışındaLATİFİ VE TEZKİRETÜ'Ş ŞUARA,  Ahdi'nin Gülşen-üş Şuara isimli tezkireleri de ünlüdür. 16.yy'da yaşayan Latifi (1491-1582) şiirleri de bulunmasına rağmen edebiyatımızda tezkiresiyle ünlü bir yazardır. Latifi, tezkiresinde 310 şaire yer vermiştir.[12] ( bkz LATİFİ VE TEZKİRETÜ'Ş ŞUARA )

Tezkiretü’ş-Şuarâ, Tezkire-i Şuarâ veya Tezkire adlarıyla anılan bu eserler yazıldıkları devrin ve ya o devirden önce yaşamış şairlerin hatırlanmalarına vesile olmak amacıyla yazılmış eserlerdir.  Her tezkire içinde en az yüz şair bulunur ve bu yönleriyle günümüzdeki, yazarlar veya şairler sözlüğü gibi eserlere benzerler. Konularını şairlerin hayatları, kişilikleri, edebî faaliyetleri ve eserleri oluşturmaktadır. Aynı zamanda birer şair olan tezkire yazarlarının şiir seçiminde dikkat ettikleri noktalar değerlendirilirse, zamanın şiir zevki de ortaya çıkarılmış olur.

Tezkire klasik Türk edebiyatı şair ve yazarların şiirlerini ve hayatlarını kapsayan edebiyat antolojisi görevi gören kitaplardır. Tezkireler çağının bir edebiyat ve kültür ürünüdür. Yazıldığı çağın sosyal, kültürel, sanatsal ortamını içerir. Aynı zamanda günümüz araştırmaları için değerli birer belge ve kaynak durumundadırlar.

Tezkirelerde şairlerin doğum yeri, adı, lakabı, öğrenim durumu, meslek veya makamı, başlıca hocaları, hayatlarındaki önemli değişiklikler, ölümü, varsa ölüm tarihi, mezarının yeri, bazen şairle ilgili bir ya da birkaç anekdot, edebî durumuyla ilgili değerlendirmeler, [13] eserleri ve eserlerinden örnekler yer alır.

Adlara ya da mahlaslara göre düzenlenen tezkirelerde şairlerin hayatları kısaca anlatılmış, resmi görevleri ve hayatlarındaki aşamalar belirtilerek şiirlerinden örnekler verilmiştir Tezkirelerde şairlerin hayatı hakkında bilgi verilir, kişilikleri ve eserleri üzerine değerlendirmeler yapılır ve eserlerinden örnekler verilir. Bu yönüyle edebî eleştiriler de içerdiği söylenebilir. Şairlerin hayatlarına dair anekdotlar da sıralanır. Bu anekdotlar şairlerin hayatları kişilikleri ve sosyal konumlarını belirtmek amaçlıdır. Tezkrireciler seçtikleri anekdotlarla şairler hakkındaki görüşlerine delil vermek, onların dostluk ve ilişkilerine değinmek, ya da ölümlerine ilişkin tarih düşürülen beyitleri yazmak amaçlıdır.  [14]Anlatılan anektotdan sonra beyit örneği vermelerin amacı budur.

Tezkireciler bunu yaparken üslûbun sanatlı ve ahenkli olmasına da özen göstermektedir. Öyle ki, bu yönleriyle tezkireler aynı zamanda birer edebî eser niteliği taşımaktadır. Buna rağmen tezkirecilerin çok da objektif oldukları şairlerin hayatlarını ve edebi yönlerini anlatırken abartılı ya da yanlı davrandıkları da söylenebilir. “Latîfî gibi tezkirecilerin eserlerinde bilinçli başvurdukları ortak bir tavır vardır. Bu tavır, Osmanlı şairlerini ve toplumunu, klişe ifadelerle överken, hikâye ve anekdotlar vasıtasıyla aşağılamaktadır. (...) Tezkireciler, hikâye ve anekdotlar vasıtasıyla, Osmanlı Türklerini ahlaksızlıkla, riyakârlıkla ve cahillikle itham etmişlerdir. “ [15]Bu tip beyitlerin ve şiir örneklerinin seçilmesi, kıskançlık, çekişme kavga ve ortaya çıkan hainlikleri beli edecek şekillerdedir.  Yazılan anktodlar şairlerin kişiliklerini aşağılayan onları toplum nezdinde küçük düşürecek örnekler olabilmektedir.  Hatta şair hakkında seçilen anekdotlar, ve beyitler şairleri küçük düşürecek şekilde özenle seçilmiş olabilmektedir. [16]Bu şairlerin içki, afyon kullanmaları, şehevi arzuları, hırsızlıkları nazireleri vb ortaya maksatlı ve amacını aşacak şekilde konulabilmekte, bu da kimlerine olumsuz örnek ve malzeme olmaktadır.  Bu tezkirelerde kimi şairler, afyon kullanan, eşcinsel zevkler içinde yaşayan, içki âlemleri içinde küçük düşüren, rüşvete vb kötü huylara sahip insanlar gibi gösterilmeye çalışıldığı açıktır.

Bunları dışında tezkirelerde şairler hakkında verilen bilgiler de çelişkiler de bulunabilmektedir.

Tezkirelere alınan seçilmesinde eser ve şiirlerinden verilen örneklerin belirlenmesinde tezkirecinin zevk ve tercihi rol oynamaktadır. Tezkirelerde tezkireciler şairlerden beyit örnekleri verirlerken belli bir amaç taşırlar . Seçtikleri beyitleri bu amaca uygun olarak seçerler.  Beyit örnekleri çoğu zaman şair hakkında anlatılan anktodlar içinde geçer. Seçilen beyitler de bu anekdotlarla örtüşecek şekilde verilir. Bir diğer seçim amacı ise şairlerin edebi yönlerini ortaya koymak maksatlıdır.

KAYNAKÇA

 

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış