Türk ve İslam Edebiyatında İskendernameler





İSKENDERNAMELER VE İSKENDER KİMLİĞİ

 

İslâm edebiyatında konusu klasikleşen, birçok şair tarafından tekrar tekrar yazılan mesnevi konularından birisi de İskender namelerdir.  İslam edebiyatının ortak mesnevi konularından ve kahramanlarından biri olan İskender tarihte yaşamış olan Makedonyalı İskender ile her zaman aynı kişi değildir. Daha doğrusu  tarihteki İskender ile karışmış, Kurandaki Zülkarneyn ile kimliği birleşmiş  yarı tasavvur edilmiş,  yarı gerçek, yarı efsanevi bir kahramandır. ( BKZ  İskender Kimdir Edebiyatta İskender ve Zülkarneyn)  Edebiyatımızdaki İskender namelerde gördüğümüz İskender bu yapıdaki İskender mantığı ve böylesi kimliği üzerine kurgulanmış, kalıplaşmış unsurlardan oluşan mesnevi konusu ve kahramanıdır.

İslam edebiyatındaki ve Türk edebiyatındaki mesnevilerde İskender’in kimliği veya  fetihleri hakkında bazı tarihi gerçekliğe de rastlanılmakla birlikte  ailesi ve şahsiyetine ilişkin rivayetler çoğunlukla efsanelere dayanır.  

 

Mesnevilerdeki İskender, Doğuyu ve Batı’yı temsil eden çift boynuzlu masalsı bir karakterdir. Bu karakter tüm dünya ile birlikte Zülumat ülkesini de fetheden, Hızır ve İlyas ile birlikte ab-ı hayat suyunu aramaya çıkan,  hocası Aristo’ya uzakları gösteren aynalar yaptıran bir İskender’dir. ( bkz  İskender Kimdir Edebiyatta İskender ve Zülkarneyn )

Hatta bu mesnevilerde İskender’in adı da çok çeşitlidir.  “Zülkarneyn’in İskender-i Kebîr, İskender-i Ekber, İskender-i Himyerî; Makedonyalı İskender’in ise (Alexandre the Great) İskender-i Rûmî ve İskender-i Yunânî diye anılmasına rağmen edebî eserlerde bu adlandırmalar tamamen birbirine karışıp Zülkarneyn’in kişiliği İskender’in hayatına kuvvetli biçimde sindirilmiş ve “İskendernâme” adı verilen tür içinde de İskender neredeyse tamamen Zülkarneyn kimliğine bürünmüştür.” [1]

 

İSKENDERNAMELERİN GENEL KONUSU

Türk ve İslam edebiyatında hayatı efsaneleşen İskender’den bahseden İlk eserler Taberi’nin tarihi, Firdevsi’nin Şehnamesinde anlatılan daha sonra da    Genceli Nizami ’ynin yazmış olduğu müstakil İskendernamedir .  Genceli Nizami’nin bu eserindeki İskender ile  gerçek Makedonyalı  İskender’in arasında büyük farklar vardır. ( bkz  Genceli Nizami Türklüğü Edebi Yönü ve Hayatı ( 13. yy ) Nizami’nin  yazdığı veya sonradan yazılan İskendernamelerdeki İskender, Makedonyalı İskender değil; Makedonyalı Büyük İskender (The Great Alexsandre) ile Kur’an’ın  Kehf sûresinde ismi geçen “Zulkarneyn”   ve  Hızır’la birlikte “âb-ı hayat’ı  “ arayan İskender’in kişiliklerinin birbiriyle karıştırılması ile  oluşmuş efsanevi bir  İskender’dir.   ( bkz  İskendername (Şerefnâme ve İkbâlnâme) Nizami Gencevi )

Nizami’nin bu eserinden sonra pek çok İskendername yazılmıştır.  Hemen hepsindeki İskender de aşağı yukarı Nizami’nin tasvir ettiği İskender modeli üzerine kurulmuştur.  ( bkz İskendername Ahmedi ) Nizami’den sonra yazılan İskendernamler ya Nizami’nin eserinin tercüme edilmiş hali yahu da geliştirilmiş versiyonları şeklindedir.

 

İSLAM VE TÜRK EDEBİYATINDA YAZILMIŞ İSKENDERNAMELER

İskendernâme mesnevisinin kaynakları arasında mensur İslâm tarihleriyle (Târîh-i Taberî, Târîhu’l-hamîs vb.) tefsirler (Tenvîrü’l-mikbâs, Mefâtîhu’l-gayb vb.) önemli yer tutar.[5]  ( bkz  Şehname ve Taberi'de Cem Cemşit-i Hurşit  ) Hikâyenin ilk manzum şekli Firdevsî Tusi ve Şehname ’si içindeki 2500 beyitlik bölümdür.  Şehnâme’de İskender, Rum Hükümdarı Filip’i (Feylekos) yenen ve onun kızı ile evlenen İran Hükümdarı Dârâ’nın oğludur. Şehnâme’nin bu bölümü, ondan sonra İslâm edebiyatlarında yazılan İskender konulu bütün eserlerin kaynağı olmuştur. [6] ( bkz Firdevsi'nin Şehnamesi Konuları Önemi ve Etkileri )

Hikâyeyi müstakil ve manzum bir mesnevi halinde yazan ilk şair ise Genceli Nizami’dir. Nizami’nin İskendername (Şerefnâme ve İkbâlnâme)  adlarındaki iki bölümden oluşur.  Bu eserde  İskender,  dünyayı fethetme hırsı ve  merakıyla, dünyada ne kadar “garaip” ve “acayip”  şey varsa hepsini öğrenmek, göklerin nizamını âlemdeki her ülkeye taşımak  ve ölümsüzlük suyunu  bulmak amacıyla seferlere başlamış, hayalindeki Mutluluklar Ülkesi’ni bulduktan sonra ülkesine dönmüştür. [7] ( bkz İskendername (Şerefnâme ve İkbâlnâme) Nizami Gencevi )

Fars edebiyatında Emîr Hüsrev-i Dihlevî’nin Âyîne-i İskenderî’si ile (Aligarh 1918; Moskova 1977) Abdurrahman-ı Câmî’nin Mıredname-i İskenderî’sidir (Moskova 1984). Ayrıca Zeynelâbidîn Ali Abdî Beg Nevîdî Şîrâzî’nin Âyîne-i İskenderî (Moskova 1977), Bedreddin Keşmîrî’nin İskendernâme (Blochet, III, 352-354), Hasan Bey İtâbî’nin Sikendernâmeleri bu  konuyu işleyen mesnevilerdendir.

İskendernamelerin Türk edebiyatına yayılmasında Nizami Gencevi  ve , Özbekistan sahasında ise Ali Şir Nevai,nin önemli bir etkisi vardır. Türk edebiyatında  İskendername Ahmedi  ( öl. 1412-13 ), Hamzavl (Ahmedi'nin kardeşi [öl. ?]), Ahmet Rıdvan ve hamsesinde bulunan İskendernamesi (öl. 1528-1539 arası), Karamanlı Figani (öl. 1532) ve ) Behişti Ahmet SinanÇelebi  (XVI. Asır) bu türde eser veren müelliflerdir.

 Ahmedi’nin İskendername  adlı eseri Anadolu sahasında türün ilk örneğidir ve eserin diğer müelifler üzerinde ciddi bir etkisi vardır. Hamzavl'nin eseri yer yer manzum kısımlar içeren mensur bir eserdir ve bu yönüyle diğer İskendernamelerden ayrılır. Bu müstakil eserler haricinde İskender hikayesi, Ravzatii 'l-Envar (Derviş Hayali [15. asır]), Tulhfetu'l-Emsal (Naili Mehmed [öl. 1675] ), Gencine-i Raz Taşlıcalı Yahya  [öl. 1582] ) ve başka bazı eserlerde bir bölüm olarak geçmektedir[8] Şu halde varlığı bilinen ancak ele geçmeyen tek İskendername Karamanil Figanl'nin İskendername'si olarak görünmektedir.

Türk dünyasımn çeşitli bölgelerinde İskender-i Zülkarneyn'le ilgili aniatmalar masal, efsane veya hikaye olarak değişik şekillerde karşırruza çıkmaktadır.

MESNEVİLERDEKİ İSKENDER’İN AİLESİ VE DİĞER ÖZELLİKLERİ

İslam ve Türk edebiyatındaki İskenderlerin  Babası Philippos’un adı Filefûs Feylefûs ve Feylekûs olarak da geçer (Dîneverî, s. 29; Taberî, I, 573). Annesi Olympias’ın adı ise Rukya veya Rufya diye anılır (İbn Fâtik, s. 241) [2]  İskender’in milliyeti menkıbeleştirilmiştir. Filip’in değil I. Dârâ’nın (Dârâ el-Ekber) oğlu haline çevrilmiştir.  Buna rağmen tarihteki İskender gibi hocası Aristo’dur , babası Dârâ el-Ekber ölünce de onun yerine geçer (Taberî, I, 575). İskender, yedi yaşından itibaren Aristo’nun ilmî terbiyesi altında yetiştirilmiş, on beş yaşında tahta çıkmıştır. Ülkesini ve halkını Sokrat, Eflâtun ve Aristo’nun öğütleriyle yönetmektedir. Dara ile İskenderin savaşması nedeni ise Dara, İskender’in üvay kardeşidir ve İskender tahta geçince İskender’den haraç istemiş, İskender de onun üzerine yürümüştür.

İslam ve Türk edebiyatındaki İskender  Müslümandır. Dünyayı ele geçirmek istemesinin nedeni ise çok defa, aleme islami nizami getirmek içindir. Mesela  ilk müstakil İskendername’yi yazan Nizami bu şekilde göstermektedir. Sonraki yazılmış mesnevilerin hemen hepsinde de İskenderin amacı budur.

İskendernâmeler’de  İskender’in seferler çıkması Hızır ve Zülkarneyn ile bağlntılı düşünülmüş tam da burada İskender’in kimliği Kuran da geçen Zülkarneyn ile birleşmiştir. (el-Kehf 18/83-99)  İskendernamlerde âb-ı hayât = ilim, Aristo = akıl) fikrî, ahlâkî ve didaktik hususları temsil ederken , İskender “ doğu mistisizminin etkisinde efsanevî bir müslüman kahraman olarak anlatılır. İskendernâme mesnevisinin kaynakları arasında mensur İslâm tarihleriyle (Târîh-i Taberî, Târîhu’l-Hamîs vb.) tefsirler (Tenvîrü’l-mikbâs, Mefâthu’l-gayb vb.) önemli yer tutar.[3]

İskender  üvey kardeşi Dara’ya savaş açarak Asya ve Afrika’ya  seferlere başlar. Persler bozguna uğrar. Dârâ’yı mağlûp eden İskender Mecûsî din adamlarını öldürür ve bu dinin kitaplarını yaktırır. Astronomi, tıp ve felsefeye dair eserleri kendi ülkesine gönderir. Dârâ, Hindistan Kralı For’a (Porus) sığınmak için kaçarken yaralanır.  Dara’nın kızı Rûşeng ile (Roxana) evlenmesini ister ve ardından Dara  ölür. Rûşeng’le evlenince de İran tahtının vârisi olur. (İbn Fâtik, s. 230-232).

 

MESNEVİLERDEKİ İSKENDERNAMELERİN GENEL KONUSU

İskendernâmeler’in konusu  aşağıdaki şekilde çerçevelenebilir.

İskender, rüyasında bir meleğin verdiği Allah’ın kılıcıyla ordusunun başına geçip dünyayı fethetmeye çıkar;. Zâbülistân (Gazne) hükümdarının Gülşah adlı kızıyla sevişip Zâbülistân’ı da  ele geçirir. Ardından Hindistan’ı fetheder ve Hint Prensesi Şah Bânû ile evlenir. Çin’e geçip Tabgaç Han’ı ve ülkesini bir ejderhadan kurtarır. Dokuz Oğuzlar’la karşılaşır.  Azerbaycan’da bir kavmi Ye’cûc ve Me’cûc elinden kurtarmak için bir set (sedd-i İskender) yaptırır. Ruslar’a galip gelir. Kendisini öldürmeye gelen devleri alt eder. Elindeki tılsımlı ayna ile (âyîne-i İskender) hârikulâde şeyler görebilmektedir.

Mısır’ı ele geçirip İskenderiye şehrini kurar. Yanındaki âlimlere çeşitli kitaplar yazdırır. Kâbe ve Kudüs’ü ziyaret eder. Bir süre sonra hastalanır. Âlimler şifa olarak âb-ı hayâtı tavsiye ederler.  Başta Bazı mesnevilerde İskender Arap yarımadasını da ele geçirmiş, Aden ve San‘a’nın fethinden sonra Mekke’ye dönerek Kâbe’yi tavaf etmiş, Cidde’den gemilerle Mağrib seferine çıkmış, Kayrevan’a varıp geri dönerek Kudüs’te ölmüştür (el-Ahbârü’t tıvâl, s. 33-35) .[4]

Ölümsüzlük sırrına ermek için Kuzey kutbuna doğru 400 adamıyla beraber Zulumât ülkesinde on sekiz gün yol alırlar yanında ise Hızır ve İlyas da vardır. Hızır ab – ı hayatı bulmuş atı ile içinde yıkanmıştır. İskender de gelsin içisin diye düşünürken su aniden yok olur.  Bunun üzerine bütün çabalara rağmen genç yaşta ölür.

 

İSKENDER İLE İLGİLİ LİNKLER VE BAŞLIKLARIMIZ 

KAYNAKÇA

  • [1] İsmail Ünver, İSKENDER,cilt: 22; sayfa: 558
  • [2] Mahmut Kaya, İSKENDER , TDV İA, cilt: 22; sayfa: 556
  • [3]  İsmail Ünver, İSKENDER, cilt: 22; sayfa: 558
  • [4] Mahmut Kaya, İSKENDER , TDV İA, cilt: 22; sayfa: 556
  • [5] İsmail Ünver, İSKENDER, cilt: 22; sayfa: 558
  • [6] İsmail Ünver, İSKENDER, cilt: 22; sayfa: 558
  • [7] https://www.edebiyadvekitap.com/iskendername-serefname-ve-ikbalname-nizami-gencevi/
  • [8] İsmailAVCI, İSKENDERNAMELERDE ÖLÜMSÜZLÜGE YOLCULUK: İSKENDER-iZÜLKARNEYN VE HIZIR, https://turkoloji.cu.edu.tr/mine_mengi_sempozyum/i

 

 

 
Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış