Avni Fatih Sultan Mehmet Edebi Kişiliği ve Hayatı 15.YY

Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 18 Haziran 2011 Cumartesi aaa Beğen 1

 

Dosya:Sarayi Album 10a.jpg

Nakkaş Sinan, Gül koklayan Fatih Minyatürü
Avnî (Fatih Sultan Mehmed) 
 
FATİH’İN TARİHİMİZDEKİ ÖNEMİ
 
II. Mehmed veya sık kullanılan unvanıyla Fatih Sultan Mehmed, ( (d. 29 Mart 1432– ö. 3 Mayıs 1481 yedinci  Osmanlı padişahıdır. Sultan II. Murad ve Hüma Hatun'un oğludur. İstanbul''u fethetmesinden sonra "Fatih" lakabıyla anılmıştır. İstanbul'un fethi, Orta Çağ'ın sonu Yeni Çağ'ın başlangıcı olmuştur. Bundan dolayı Fatih, "çağ açan hükümdar" olarak da tanınır.İstanbul''u fethetmesinden sonra Caesar (Sezar, Kayser) unvanını da kullanmaya başlamıştır. İstanbul'un fethiyle  bin yıllık  Bizans İmparatorluğu son bulmuştur. Fatih, çıkardığı yasalarla devleti önemli ölçüde yeniden biçimlendirmiştir.
 
Üniversite anlamında Osmanlı tarihinde ve dünya tarihinde bilinen en eski eğitim kurumlarından olan Sahn-ı Seman'ı kurmuştur. Sahn-i Seman İstanbul'un ilk Türk yükseköğretim kurumudur.[1] Bilime, tarihe ve felsefeye özel ilgi gösterdi.Türkçe''den başka Arapça, Farisça, Latince ve Yunanca kitaplardan oluşan özel bir kütüphanesi vardı. "Avni" takma adıyla  Şiirler  yazdı. Şiirleri Fatih Divanı (1944), Fatih’in Şiirleri (1946), Fatih ve Şiirleri (1959) gibi adlar altında basıldı. Bilim adamlarını ve   edebiyatçıları destekleyen Fatih, nesir ustası Sinan Paşa ile şair Ahmet Paşa,'yı vezirliğe kadar yükseltti. Ünlü matematikçi ve astronomi bilgini Ali Kuşçu'nun İstanbul'da kalmasını sağladı. Fatih, İtalyan ressam Gentile Bellini'yi 1479'da İstanbul'a getirterek resimlerini yaptırdı.
Fatih, Osmanlı Devleti’ne düzenli ve sürekli bir yapı kazandırmak için önemli düzenlemeler yaptı. Yönetim, maliye ve hukuk alanında koyduğu kuralları içeren Fatih Kanunnamesi, sonraki dönemde de yürürlükte kaldı. Fatih Külliyesi’ni kurdurdu.

 

FATİH’İN HAYATI , FETİHLERİ VE ZAFERLERİ
 
İki yaşına kadar Edirne'de kaldıktan sonra 1434'te sütninesi ve küçük ağabeyi Ali ile birlikte 14 yaşındaki büyük ağabeyi Ahmet'in Rum sancakbeyi olduğu Amasya'ya gönderildi. Burada Ağabeyi Ahmet'in erken yaşta ölmesi üzerine Mehmet altı yaşında Rum sancakbeyi oldu. Mehmet’in eğitilmesi kolay olmadı. Sonunda babası heybetli ve otoriter bir âlim olan Molla Gürani'yi görevlendirdi.
 
II. . Murat'ın 1444 yazında doğuda ve batıda barışı sağladığını düşünerek tahttan çekilip tahtı Fatih'e bıraktı.[2]
 
Kral Ladislas önderliğindeki Hıristiyan ordusu Tuna'yı aşarak  Edirne’ ye doğru yürürken bir Venedik filosu da Çanakkale Boğazı'nı kapattı. Fatih, bunun üzerine babasına şu mektubu yazdı. ( Eğer padişah iseniz kâfirlerin hücumu üzerine gelmeniz vaciptir. Eğer padişah ben isem emrimiz üzre gelmeniz yine vaciptir.” [3] Diyerek babasını ordunun komutasına çağırmıştı. Sadrazam Halil Paşa'nın çağrısıyla II. Murat Anadolu Hisarı'nın bulunduğu noktadan Rumeli'ye geçerek Edirne 'ye geldi ve 10 Kasım 1444'te Hıristiyan ordusunu Varna'da ağır bir yenilgiye uğrattı. Varna Savaşı sırasında ve sonrasında Mehmed tahttan çekilmemişse de fiilen padişah II. Murat'tı. Halil Paşa bir yeniçeri isyanı düzenleyerek Mehmed ve yandaşlarını iktidardan uzaklaştırdı. [4]Murat'ın yeniden tahta geçmesi üzerine Mehmed Manisa'ya çekildi.  II. Kosova Savaşı'nda babasına Anadolu birliklerinin önderliğinde eşlik ederek ilk defa bir savaşta yer aldı. 17 yaşına geldiğinde Gülbahar Hatun ile birlikteliğini tasvip etmeyen babası tarafından Dulkadir hanedanından Süleyman beyin kızı Sitti Hatun ile evlendirildi.[5]
1450 yılında babasının İskender Bey üzerine yaptığı Arnavutluk seferine ve başarısızlıkla sonuçlanan Akçahisar kuşatmasına katıldı. Mehmed 19 Şubat 1451’de Edirne'de ikinci kez tahta çıktı.[26] Çandarlı Halil Paşa'yı sadrazamlık makamında tuttu, İshak Paşa'yı da Anadolu beylerbeyi olarak atadı ve babasının cenazesine eşlik etmek üzere Bursa'ya gönderdi. Daha sonra babasının İsfendiyar oğulları beyinin kızından olan sekiz aylık oğlu Küçük Ahmet Çelebi'yi boğdurttu. Bu şekilde kardeş katli yasası da uygulamaya konmuş oldu.[6]
 
 
Mehmed'in amacı Tuna'nın güneyindeki Balkan toprakları ile Fırat'ın batısındaki Anadolu topraklarını alarak büyük dedesi Yıldırım Bayezid'in oluşturmaya çalıştığı merkeziyetçi imparatorluğu kurmaktı. Ancak Bayezid'in aksine bunu yapmak için önce Konstantinopolis'i alması gerektiğini düşünüyordu.1451'in yazında Mehmed Anadolu'ya geçti ve Karamanoğullarının başlattığı isyanı bastırdı.
 
II.Mehmed kuşatma hazırlıklarına 1451 sonlarında İstanbul’u kuşatma planlarını uygulamaya başladı. Boğaz'ın Anadolu yakasında büyük dedesi Bayezid'in yaptırmış olduğu Anadolu Hisarı'nın karşısına o dönemde Boğazkesen adı verilen Rumeli Hisarı'nın inşa emrini verdi. Hisar 1452'nin Ağustos ayında tamamlandı. Böylece boğazın kontrolü Osmanlıların eline geçmiş oldu. Boğazdan geçen gemilerden ücret alınmaya başlandı.1452 sonlarında ödeme yapmayı reddeden bir Venedik gemisi batırıldı. Erdelli Urban adında bir top dökümcüsü tarafından yapılmıştı. Mehmed kendisinden Konstantinopolis'in surlarını yıkabilecek güçte bir top yapıp yapamayacağını sormuş Urban da "Ne Konstantinopolis, ne de Babil'in surlarının karşı koyabileceği bir top yapabileceğini" söylemişti.[7]
 
 Osmanlı ordusu 23 Mart'ta Edirne'den hareket etti ve 2 Nisan’da Konstantinopolis'e vardı. Aynı gün Haliç'in girişi zincirle kapatıldı. Karargâhını Romanus kapısının karşısına Maltepe'ye kuran Mehmed son kez teslim çağrısında bulundu ama imparator reddetti. 6 Nisan sabahı ilk saldırı başladı. Kuşatma, aralıklı çatışmalarla 53 gün sürdü. İmparator Konstantinos, Giustinani ile birlikte Romanus kapısını savunuyordu. Bugünkü Dolmabahçe'den Kasımpaşa'ya uzanan güzergâha kalaslar döşendi ve 70 kadar gemi silindirler üstünde 22 Nisan sabahında Haliç'e indirildi.
 
Osmanlılar son taaruzu üç dalga halinde gerçekleştirdiler. İlk iki saat boyunca başıbozuklar surlara saldırdılar, ardından Anadolu birlikleri onların yerini aldı. Son olarak öldürücü darbeyi vurmak üzere yeniçeriler devreye girdi. Bu sırada yaralanan Giustiniani'nin savaş alanından ayrılması şehri savunanların arasında büyük moral bozukluğuna neden oldu. Nihayet sabah saatlerinde Osmanlı askerleri Kerkoporta adlı kapıdan içeri girmeyi başardılar ve kapının üzerindeki burca Osmanlı sancağını diktiler. Şehir zorla alınmıştı bu yüzden dinî hukuka göre yağmalanabilirdi. Yağmaüç gün sürdü. İmparator Konstantinos'un akıbeti meçhuldür. Kimi kaynaklar cesedinin bulunamadığını söylerken, Babinger gibi bazı tarihçiler imparatorun cesedinin mor ayakkabılarından teşhis edildiğini yazar. Şehzade Orhan ise keşiş kılığında şehri terk etmeye çalışırken yakalanıp idam edildi.([8]Fatih, İmparatorun sarayına gitti orayı sessiz ve harap görünce
 
Perdadari mikünend der kasrı kayser ankebut
 
Demekten kendini alamadı.[9]
 
Galata’dan kaçmış olan Rumların ve Cenevizlilerin dönmesini sağladı. Rum Patrikhanesi’nin yeniden açılmasına izin verdi; ayrıca bir Yahudi hahambaşlığı ile bir Ermeni Patrikhanesi kurdurdu. II. Mehmed İstanbul’u, farklı dinlerden insanların bir arada yaşadığı, ticaret ve kültür merkezi olan bir başkent yapmayı amaçladı. Mehmed Theodosius Forumu'nun olduğu yerde ilk sarayının inşasını başlattı. Daha sonraki yıllarda Sarayburnu'nda Topkapı Sarayı'nın inşa ettirdi. [10]1454 -1457 arasında üç kez peşpeşe Sırbistan'a sefer düzenlendi. Belgrad dışındaki bütün Sırp toprakları ele geçirildi. Mora seferinde bulunan Fatih, Sırp meselesine son verilmesini emretti. Mahmut Paşa, 1459'da başkentleri Semendire'yi ele geçirilerek Semendire Sancakbeyliği'ni oluşturdu. Böylece Sırbistan'da 350 yıl sürecek Osmanlı hâkimiyeti başlamış oldu.
 
iSTANBUL’un fethinden sonra Bizans İmparatoru XII. Konstantin'in oğulları, rakipleri Kantakuzen ailesine karşı Mora'da, Osmanlıların yardımını istemişlerdi. Turhanoğlu Ömer Bey, akıncıları ile duruma müdahale etti ve muhalifler bertaraf edildi. Fakat bu sefer iki kardeş arasında mücadele başlamıştı. Bölge ülkelerinin Mora'yı istilâ niyetlerini bilen Fatih 1458'de harekete geçti. Korent'i ele geçiren Fatih, Mora'nın bir kısmını merkeze bağlayarak, burada bir sancak oluşturdu. Atina ve diğer bölgeler ise Osmanlı yönetimini kabul etti. Anadolu seferine çıkan Fatih Cenevizlilerin önemli üslerinden Amasra’yı, Candaroğulları'nın elindeki Sinop'u aldı. [11]
1477'de Kırım Hanlığı'nı Osmanlı Devleti'nin egemenliği altına aldı. 1479'da bir antlaşma yaparak Venedik'le 16 yıllık savaşa sona verdi. Venedik Arnavutluk'taki kaleleri Osmanlılara bıraktı, karşılığında Mora'daki bazı iskelelerden yararlanma hakkı elde etti. Fatih Venedik'le anlaşmaya varınca, İtalya'nın öteki önemli kent devletlerine savaş açtı. 1480'de İtalya'nın güneyindeki Otranto limanını ele geçirdi. 1463 yılındaki seferle Bosna Kralı Osmanlı hâkimiyetini yeniden tanıdı. Ancak şeyhülislamın da fetvasıyla sonra öldürüldü ve bu topraklarda Bosna Sancakbeyliği oluşturuldu.
 
1483 yılında Hersek tamamen Osmanlı toprağı hâline geldi. Bosna ve Hersek halkı idare ve dini hoşgörüye uyarak müslümanlığı seçti. Bu Müslüman Bosnalılara "Boşnak" denilmektedir.1462 yılında Fatih, Eflâk'a bir sefer düzenledi. Boğdan'dan da yardım alan Osmanlı kuvvetleri voyvodayı uzun süre takip etti. Neticede, sığındığı Macarların, Osmanlılarla yaptığı anlaşma üzerine Vlad'ı esir etmeleri ile mesele çözüldü. 1476'da Boğdan'a girdi.1465 yılında gerçekleşen I.seferde, İlbasan Kalesi'ni yaptırıp, içine asker yerleştiren Fatih, Balaban Paşa'yı bölge için görevlendirerek, geri döndü. Ancak, Papa ve diğer devletlerden aldığı kuvvetlerle Türklere saldıran İskender Bey, Balaban Paşa'yı şehit etti ve İlbasan kalesi'ni kuşattı. Bunun üzerine Fatih II. Arnavutluk Seferi'ne çıktı (1467). Ele geçirilen topraklarda yeni garnizonlar oluşturuldu. Nihayet 1479'da Arnavutluk da bir Osmanlı vilayeti durumuna geldi.
 
1461'de Pontus Devleti'nin Trabzon iİmparatorluğu başkenti Trabzon'u ele geçirdi ve bu devletin varlığına son verdi. 1462'de yeniden Rumeli seferine çıktı. Eflâk’ı Osmanlı Devleti'ne bağladı ve 1463'te Bosna'yı  tamamen ele geçirdi.11 Ağustos 1473'te Otlukbeli Savaşı’nda Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ı ağır bir yenilgiye uğrattı. Ertesi yıl da Karamanoğulları beyliğini tamamen ortadan kaldırdı.
 
Fatih 1481’de, Anadolu’ya doğru yeni bir sefere çıktı. Ama daha yolun başında hastalandı ve 3 Mayıs 1481’de Gebze'de Hünkar çayırı denen ordugâhında öldü.[12]
Gut hastalığından öldüğü sanılmakla birlikte, zehirlendiği de söylenir. Ölümünden sonra oğlu Bayezid tahta çıktı.
 
 


Edebî Kişiliği
 
Fatih Sultan Mehmed, Avni mahlâsıyla şiirler yazmış, divanı olan ilk Osmanlı padişahıdır. Fatih’in şiirlerinde önemli bir harp adamı olması ile tezata düşen hassas bir ruhun izleri gözükür. Devrinin önemli şairlerine taş çıkartacak derecede  şiir bilgisi olan Fatih’in  şiirlerindelkuvvetli bir lirizm ve ahenk gözükür. Fatih bilim ve sanat’ın  her dalını seven âlim ve sanatkârları himaye eden, musikiye ve şiire ve güzel sanatlara düşkün bir padişahtır.  Resme de ilgi duymuş  resimlerini yaptırtmak için Venedik’ten ressamlar ar getirtmiştir. [13]Fatih'in divanı, bir içerisinde gazellerin bulunduğu bir divançe niteliğindedir. Onun devrine göre iyi bir şair olduğunu bu divançedeki şiirler açıkça ortaya koymaktadır. Fatih daha on iki yaşında Manisa da vali iken şiirler yazıyordu.
 
Avni’nin altı dil bildiği rivayet edilmekle beraber Arapça yı ve Farsça yı eserlerin aslını okuyup anlayabilecek derecede iyi bilmektedir. Avni, devrinin diğer şairlerine göre daha sade ve daha duru bir dille şiirler yazmıştır. Kimi beyitlerinde konuşma dili rahatlığı içindedir.
 
Avni’nin rindane ve âşıkane bir tarzı tercih eden şairin a hükümdar kimliğinden yansıyan söyleyişlere de rastlamak da mümkündür. [14]Ölüm korkusu, dünyanın gelip geçiciliği, Yüce irade karşısında duyulan çaresizlik gibi divan şairlerinin yazmaktan usanmadığı klasik konulara ve benzetmeler şiirlerinde karşımıza çıkan unsurlardır. Avni’nin bazı şiirlerinde buluş değerinde hayallere ve zengin fikirlere sık sık rastlamak mümkündür. Divan şiirinin geleneklerine uygun olarak gerçek dost bulmanın zorluğundan, anlaşılamamaktan, ayrılıktan, güzellerin eziyetlerinden, gönülden, felekten şikâyet eden şiirler yazmıştır. [15]Şeyhi , ve Ahmet Paşa ile Şirazlı Hafız ve SA'Dİ ŞİRAZİ gibi lirik ve didaktik Türk ve Iran Divan Şairleriinin etkisinde kalmış olduğu söylenebilir. Gazellerdeki didaktik eda ve atasözlerine yakın söyleyişler SA'Dİ ŞİRAZİ ve Hafız’dan gelen etkileri daha açık bir şekilde ortaya koymaktadır.
Avni’nin,’nın etkisinde kaldığı Ahmet Paşa’nın” Vay Gönül “ redifli şiirine yazdığı nazire ile çok belirgindir.
 
 
Sevdim ol dilberi söz dinlemedin vay gönül
Eyledin kendini âleme rüsva ey gönül
Sana cevr eylemede kalmaz o perva gönül
Cevre sabr eylemezsen nideyim hay gönül
Gönül, ey vay gönül, vay gönül, ey vay gönül      “ Avni- / Fatih Sultan Mehmet )
 
 
 
 
 
Şiirleri
 


FAYDALANILAN KAYNAKLAR
 
[1] http://tr.wikipedia.org/wiki/II._Mehmed)
[2] İnalcık, Halil (2008). Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300–1600). İstanbul: Yapı Kredi Yay.
[3]  Enver Behnan Şapolyo, Osmanlı Sultanları Tarihi, Rafet Zaimler, Yay.1961, İst. S.102
[4] .wikipedia.org/wiki/II.Mehmed)
[5] Enver Behnan Şapolyo, Osmanlı Sultanları Tahi, Rafet Zaimler,Yay.1961, İst. S.98-121)
[6] .İnalcık, Halil (2008). Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300–1600). İstanbul: Yapı Kredi Yay.
[7] Enver Behnan Şapolyo, Osmanlı Sultanları Tarihi, Rafet Zaimler,Yay.1961, İst. S.111 )
[8] Babinger, Franz (2003). Fatih Sultan Mehmed ve Zamanı. İstanbul: Oğlak Yayınevi.)
[9] Enver Behnan Şapolyo, Osmanlı Sultanları Tahi, Rafet Zaimler,Yay.1961, İst. S.98-116
[10] . Babinger, Franz (2003). Fatih Sultan Mehmed ve Zamanı. İstanbul: Oğlak Yayınevi.
[11] wikipedia.org/wiki/II._Mehmed )
[12] Enver Behnan Şapolyo, Osmanlı Sultanları Tahi, Rafet Zaimler,Yay.1961, İst. S.98-116
[13] edebiyadvesanatakademisi.com/minyatur-gravur-resim/osmanli-miyatur-donemleri. 
[14] muhteva.com/15-yuzyil-divan-edebiyati-ve-sanatcil
[15] muhteva.com/15-yuzyil-divan-edebiyati-ve-sanatcil

 Dosya:Fatih Sultan Mehmet-in defterinden.jpg
Fatih'in defterinden çizimler ve tugra modeli

 

 
Dosya:Gentile Bellini 003.jpg
1479 Gentile Bellini, Fatih portresi. (70 x 52 National Gallery, Londra)

 
 

Şiirleri



FAYDALANILAN KAYNAKLAR

 
  • [1] http://tr.wikipedia.org/wiki/II._Mehmed)
  • [2] ( Enver Behnan Şapolyo, Osmanlı Sultanları Tarihi, Rafet Zaimler, Yay.1961, İst. S.102 )
  • [3] (.wikipedia.org/wiki/II.Mehmed)
  • [4] Enver Behnan Şapolyo, Osmanlı Sultanları Tahi, Rafet Zaimler,Yay.1961, İst. S.98-121)
  • [5] .İnalcık, Halil (2008). Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300–1600). İstanbul: Yapı Kredi Yay.
  • [6] .Babinger, Franz (2003). Fatih Sultan Mehmed ve Zamanı. İstanbul: Oğlak Yayınevi.)
  • [7] Enver Behnan Şapolyo, Osmanlı Sultanları Tarihi, Rafet Zaimler,Yay.1961, İst. S.111 )
  • [8]Babinger, Franz (2003). Fatih Sultan Mehmed ve Zamanı. İstanbul: Oğlak Yayınevi.
  • [9] .Enver Behnan Şapolyo, Osmanlı Sultanları Tahi, Rafet Zaimler,Yay.1961, İst. S.98-116
  • [10] edebiyadvesanatakademisi.com/minyatur-gravur-resim/osmanli-miyatur-donemleri.  
  • [11] (muhteva.com/15-yuzyil-divan-edebiyati-ve-sanatcil)
  • [12] (muhteva.com/15-yuzyil-divan-edebiyati-ve-sanatcilari )

 

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

 

Dosya:Gennadios.jpg

1454 İstanbul Ortodoks Patriğii II. Gennadios (1454-1464) ile görüşürken yapılmış bir tablosu

Dosya:Gennadios.jpg

1454 İstanbul Ortodoks Patriğii II. Gennadios (1454-1464) ile görüşürken yapılmış bir tablosu

Dosya:Gennadios.jpg

1454 İstanbul Ortodoks Patriğii II. Gennadios (1454-1464) ile görüşürken yapılmış bir tablosu


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Sinem Kurt
30 Nisan 2018 Pazartesi 14:36:32
Hem boş yere üye olduk hemde hiçbir bilgi yok 50 TL'ye vip üye olursanız ancak devamını görebiliyorsunuz. Boş yere üye olmayın. Çıkın sayfadan...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...