Behişti Ahmet Sinan Çelebi ve Hamsesi 15. yy


 

BEHİŞTİ AHMET SİNAN ÇELEBİ

 

 
BEHİŞTİ AHMET SİNAN ÇELEBİ
 

Asıl adı Ahmed Sinan olup, İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmed tarafından şehre subaşı tayin edilen Karışturan Süleyman Beyin oğludur.  Türk edebiyatında Hamdullah hamdi ile birlikte  hamse sahibi  ilk şair olarak önem kazanmıştır.

Doğum yeri ve tarihi belli değildir. Süleyman Beyoğlu Sinan Çelebi olarak tanındı. Aşıkpaşazade Behişt'inin babasının İstanbul’un ilk subaşılarından olan Karışdıran Süleyman Efendi olduğunu söyler. Bursalı Mehmet Tahir ise Babasını Tarihçi,     Tursun Bey'in kayınbiraderi olarak kaydeder.   Doğum tarihindeki  tereddütlere rağmen pek çok araştırmacı doğum ve ölüm tarihi hakkında kesin bilgi vermemelerine rağmen  Şener Demirel " Kaynaklarda adı Behiştî Sinan olarak zikredilen Behiştî (H.917/M.1511–2), Çorlu yakınlarındaki Karıştıran kasabasında doğmuştur ve asıl adı da Ahmed’dir." [1] Şeklinde kesin ifadeler kullanır. Buna rağmen bir belge sunmamaktadır.  Babası Fatih Sultan Mehmet’in sancak beylerinden Karışdıran Süleyman Bey’dir.



Bazı kaynaklar onun esas isminin Ahmet  olduğunu zikretmiştir. Küçük yaşta babasını kaybetmesi üzerine saraya alınan Behişti, İkinci Bayezid Han zamanında ve sarayında yetiştirildi. "Gençliğinde iyi bir eğitim gören Behiştî, baba mesleği olan Sancak Beyliğine kadar yükselir. [2]Sehî Bey “ulûmı tertip üzre görmüş” diyerek bütün ilimleri tahsil ettiğini anlatır." [3]  II. Beyazıt zamanında sarayda yetişen şair yine aynı padışah zamanında tanınmış bir şair olur. "Sehî Bey, "Her fende mâhir çok maârife kâdir kimsedür" diyerek şairin her alandaki maharetini gözler önüne serer. Fakat bu yeteneklerine rağmen Behiştî, ikinci sınıf bir şair gibi adından ve sanatından pek bahsedilmese de, "ilk hamse yazan" şair olarak edebiyat tarihimizdeki yerini almıştır." [4] İyi bir şair olsa bile divanın kaybolmuş olması, şiirlerinden çok azının tezkireler ve mecmualar vasıtasıyla elimize ulaşması şairliği hakkında kesin bir hüküm verilmesini zorlaştırmaktadır. 


Aynı adla altı tane daha Behişti adlı şairin olması hayatı hakkındaki bilgilerin karışmasına da sebep olmuştur. 

Baba mesleğine yönelen Behişti, eğitimini tamamladıktan sonra sancakbeyi oldu. Kaynaklarda açıklıkla belirtilmeyen padişaha karşı işlenmiş bir suçtan dolayı İran’a kaçtı. Sehi Bey'e göre burada Hüseyin Baykara, Ali Şir Nevai ve Molla Cami’nin yanında bulundu. Bunların aracılığı ile affedilerek ülkesine döndü ve eski vazifesine devam etti. Vefat tarihi ve yeri kaynaklarda bildirilmemektedir. Hüseyin Baykara'nın II. Beyazıt'a hediyeler sunması, elçi yollaması elçiler vasıtası ile gönderdiği mektuplarla affedilmesi sağlandı Bu af hadisesinde II. Bayezıt'a yazdığı Kerem Redifli kasidesi de  etkili olmuştu. [5]

Padişahın affıyla yeniden İstanbul'a gelen Behişti yeniden eski görevine ve padişah’ın gözüne girmeyi başarmıştı. Bu sayede padişahtan ihsanlar da alan Behişti'nin bir ara sancakbeyliğine kadar yükseldiği görülmüştür. [6]

Kesin olmayan verilere göre şair 16 yy hemen başlarında ölmüş olmalıdır.

Anadolu sahasında Hamdullah Hamdi ile birlikte  İlk hamse sahibi olmakla ünlenen Behişti'nin gazellerinde Hüseyin Baykara ve Ali Şir Neva'nin izleri de bulunmaktadır. Herat'ta bulunduğu sıralarda temasta bulunduğu ilim ve edebiyat çevresinden aldığı izlenimler İstanbul'a döndükten sonraki yazdığı eserlerine yansımıştır.  Ali Şir Nevai'nin etkisiyle edebiyatımızın Anadolu sahasında  tam bir hamse yazan ilk şairidir. 


"Behiştî’nin ne zaman ve nerede öldüğüne dair bilgiler de maalesef iddialardan öteye geçmemektedir. Buna rağmen F.Babınger M.1520, V. L. Menage ise H.917/M.1511-2 tarihlerini ileri sürmüşlerdir" [7]

  Behişti’ Anadolu'da hamse sahibi olan ilk şairlerden birisidir.  Aşıkane konular içeren mesenvileri ile tanınan Behişti devrin önemli ve üretken şairlerindendir. 




Eserleri:
 


Hamsesinden bugün sadece Leyla vü Mecnun ve Heft Peyker elimizdedir. Diğer mesnevilerinin  isimleri şöyledir:

Vamık u Azra, Yusuf u Züleyha, Hüsn ü Nigar ve Süheyl ü Nevbahar. Ayrıca Vekayiname-i Behişti adlı bir tarihi vardır. Lirik şiirlerinden, Behişti’nin ince zevkli bir şair ve çağının önde gelen simalarından biri olduğu kolayca anlaşılmaktadır.

LEYLA VU MECNUN MESNEVİSİ : 

Bu eser'in Herat'tan döndükten sonra İstanbul'da yazmış ve II Beyazıt'a takdim etmiştir.  Zaman zaman Çağatay Türkçesinden izler taşıyan bu eser Molla Cam'i 'nin yazdığı Leyla ve Mecnun mesnevisinin vezni ile yazılmıştır.  22 bölümden meydana gelen bu mesnevi, 1195 beyittir. İstanbul Üniversityesi Kütüphanesinde bulunan bu eserinin üzerinde  Rezzan İlter bir mezuniyet tezi hazırlamıştır. [8]

(Leylâ vü Mecnûn ve Heft Peyker) mesnevisini devlet büyüklerine nasihatler vermek amacıyla yazmıştır. Bu amaç doğrultusunda çeşitli söz ve manâ sanatlarına başvurmuştur. "Heft Peyker mesnevisinde, Behrâm’ın eğlencelerini, avlarını ve savaşlarını anlatırken Divan şiirinin klişeleşmiş anlatım özellikleri çerçevesinde kalarak, Behrâmın kişiliğini, av hayvanlarının fizikî durumlarını abartılı bir şekilde tasvir etmiştir. Buna rağmen yaptığı insan, hayvan ve tabiat tasvirlerinin oldukça canlı olması mesneviyi tek düzelikten kurtarmıştır" [9]

Bu mesnevi üzerinde1951’de Rezzan İlter Türkiyat Enstitüsünde bitirme tezi, Zeynel A. Aygün ise 1999’da Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde doktora tezi olarak birer çalışma yapmışlardır.


TARİH'İ BEHİŞTİ : 


Tarih-i Osmanî’nin aslı Londra British Museumda Add. 7896 numarada kayıtlıdır. Şairliğinin yanı sıra tarihle de meşgul olan Behiştî, kuruluştan II. Bayezid'in saltanatının ilk yıllarına kadar gelen bir "Tevârîh-i Âl-i 'Osmân" kaleme almıştır. Eserini yazarken Âşık Paşa-zâde, Neşrî ve Anonim târihlerden yararlanmistir.

Behiştî'nin vekâyînâmesinin, II. Bayezid dönemiyle ilgili kısmı, A. Moser tarafından yayınlanmıştır. Münşiyâne bir üslûpla, manzum ve mensur olarak kaleme alınan eserin, başı ve sonu eksik olan ve Yıldırım Bâyezid'in cülûsundan Fâtih'in ölümüne kadarki olayları içine alan British Museum nüshası ile, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'nde kayıtlı bulunan ve II. Bâyezid'in ilk yıllarını anlatan son kısmı, Hakan Yılmaz tarafından yayına hazırlanmaktadır. [10]Sekiz  bölümden oluşan Osman Bey zamanından II Bayezıt dönemine kadarki padişahları bölüm bölüm ve tek tek  anlatan bir tarih kitabıdır. 

II. Beyazıt dönemini anlatan  bölümde Şehzade Cem ile Beyazıt mücadelesini ele almış II. Beyazıt döneminin önemli olayların dile getirmiştir.  Behişti bu eserini Neşri'nin tarihini esas alarak kaleme almıştır. Bu eser özellikle II Beyazıd dönemine dair verdiği bilgilerle önemlidir. Babınger bu bölümü müstakil bir eser olarak kabul eder. Eserin yurt içinde ve yurt dışında bazı nüshaları vardır ve nüshalarından birisi de Topkapı Sarayı müzesindedir. [11]



HEFT PEYKER 

Diğer kaynaklar  Behişti Ahmet Sinan Çelebi'nin  Heft Peyker adlı bir eserinin varlığından söz etmezler. Fakat Şener DEMİREL, eserinde ve kaynakçamız arasında söz ettiğimiz adı geçen eserinde  Behişti'nin "Heft Peyker" adlı bir mesenevisinin olduğundan söz eder. Şener DEMİREL' e göre Heft Peyker şairin son mesnevisidir.  Fakat diğer kaynaklarıın Behişti'nin böyle bir eserinden söz etmemiş olması Kendisinden sonra yaşamış olan Ahmed Rıdvan'ın  " Heft Peyker " adlı bir  eserinin olması, Üstelik Şener Demirel'in bu eser hakkında verdiği bilgilerle Ahmed Rıdavan'ın eseri hakkındaki bilgilerin bir biirne çok benzemesi bize Şener Demirel'in bu iki eseri ve yazarını birbirine karıştırdığını düşündürtmektedir.  Sözü edilen bu mesnevinin Ahmet Rıdvan'a ait olması gerektiğini savunan diğer bir iism ise İsmail Ünverdir. İsmail Ünver'e göre bu eser. Ahmet Rıdvan'a aittir. [12]
 
Mesnevi ilk önce II. Bayezid’in şehzadesi Ahmed adına yazılmış, daha sonra Selim’in padişah olmasıyla, bu isim Selim’e dönüştürülmeye çalışılmıştır.  Ünver, Hayâtî adına kayıtlı olan bu eserlerin de aslında Ahmed Rıdvan’a ait olduğunu düşünmektedir [13]Şair, Nizami’nin aynı adlı eserinden kısaltarak tercüme ettiği bu eserinde, yine Nizami ile aynı vezni “fe’ilâtün mefâ’ilün fe’ilün” kullanmıştır. [14]Heftpeyker. Nizamînin Behrâmnâme adlı mesnevisinin serbest tercümesidir. Sâsânî hükümdarlarından Behrâm' ın av ve çeşitli eğlencelerle geaçen günlerini anlatan 4174 beyitlik bu mesnevinin 917-918  tarihleri arasında kaleme alındığı tahmin edilmektedir.
 
Bu çelişkilere de değinerek Şener Demirel'in konuyla ilgili yazısını buraya olduğu gibi almayı uygun bulduk. " Heft Peyker mesnevisi Behiştî’nin hamsesinin son mesnevisidir. Heft Peyker mesnevisi, konusunu İran’ın ünlü Sasanî hükümdarlarından Behrâm-ı Gûr’un tarihî, destanî hayatından almıştır. Mesnevi genel bir değerlendirmeye tutulduğu zaman iki ana bölümden meydana geldiği anlaşılmaktadır. Birinci bölümde Behrâm’ın babasının yerine tahta geçmesi ve çıktığı avlar, avlarda karşılaştığı hayvanlarla mücadelesi, ülkesini çevreleyen ülkelerle savaşları ve eğlenceleri, ikinci bölümde ise yedi iklim padişahlarının kızları ile mimar Sinnimar’a yaptırdığı köşklerde geçirdiği zaman anlatılmıştır. Birinci bölümde oldukça hareketli ve olay eksenli tahkiyevî bir anlatım, ikinci bölümde ise daha sakin ve didaktik bir söylem dikkat çekmektedir."[15]


DİVANI : 

Şaiirn divanı olduğundan söz edilse de elimize  ulaşmamaıştır. Tezkireciler onun divanının olduğundan söz ederek tezkirelerde şiirlerine yer vermişlerdir. Bazı şiirlerine şiiir mecmualarında rastlamak mümkündür.  Tezkireci Sehi Bey, Behişti’nin Nizamiye ait Farsca Hamse'yi Türkçeye çevirdiğini söylese de bu eser elimize ulaşmamıştır. 

Yukarıda zikredilen eserlerin dışında, Behiştî’nin Pervane Bey ve Camiü’n-Nezâir mecmualarında bir kaç gazeli daha bulunmaktadır.
 
 
Şairin Şiirleri
 
 

KAYNAKÇA
 
[1] Şener DEMİREL, BEHİŞTÎ’NİN HEFT PEYKER MESNEVİSİ, T. C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI KÜTÜPHANELER VE YAYIMLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ, e-posta: yayimlar@kulturturizm.gov.tr.
[2] Hasan Aksoy, Behişti Ahmet Sinan Çelebi, TDV İslam Ansiklopedisi, İstnb. 1992, C. 6, sHF, 144-145,
[3] Şener DEMİREL, BEHİŞTÎ’NİN HEFT PEYKER MESNEVİSİ, T. C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI KÜTÜPHANELER VE YAYIMLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ, e-posta: yayimlar@kulturturizm.gov.tr
[4] Şener DEMİREL, BEHİŞTÎ’NİN HEFT PEYKER MESNEVİSİ, T. C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI KÜTÜPHANELER VE YAYIMLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ, e-posta: yayimlar@kulturturizm.gov.tr
[5] Hasan Aksoy, Behişti Ahmet Sinan Çelebi, TDV İslam Ansiklopedisi, İstnb. 1992, C. 6, sHF, 144-145
[6]  Rehber Ansiklopedisi Behişti Ahmet Sinan Çelebi Maddesi
[7] (Şener DEMİREL,agy)
[8] Hasan Aksoy, (1992), C. 6, sHF, 144-145,) 
[9] Şener DEMİREL,agy
[10] https://tr.wikipedia.org/wiki/Osmanl%C4%B1_tarih%C3%A7iler
[11] Hasan Aksoy, (1992), C. 6, sHF, 144-145,)
[13]  bkz. Ünver, a.g.m., s. 93-95; 121.
[14] Şener DEMİREL,agy, Hasan Aksoy, (1992), C. 6, sHF, 144-145,
[15] Şener DEMİREL,agy

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

 

 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış