Bursalı Rahmi Hayatı ve Eserleri


 
 
 
Bursalı Rahmi (ö. 975/1567-68)
 
 
Şah u geda Mesnevisi ile meşhur, Bursa doğumlu 16 yy Divan şairi.
Bursa’da doğan şaiirn asıl  adı Pîr Mehmed, babası ise   Nakkaş Bâlîzâde Pîr Mehmed Çelebi’dir. [1]Kaynaklar onun doğum tarihi hakkında bizlere  bilgi vermemiştir. Yard. Doç. Dr. Mustafa Erdoğan’a göre “Künhü’l-Ahbâr’da vefat ettiğinde elli altmış yaşlarında olduğu “  bilgisinden hareketle 1514-151915 veya 1510-151916 yılları arasında doğmuş olmalıdır. [2]
 
 
Fakat  Nakkaş babası ile küçük yaşta iken İstanbul’a gelmiş  olduğu, öğrenimine  İstanbul’da başladığı önce Defterdar İskender Çelebi ile tanışıp onun himaye ve yardımlarını gördüğü,  Defterdar İskender Çelebi aracılığı ile Sadrazam İbrâhim Paşa’ya takdim edildiği anlaşılır.
 
Rahmi’nin hangi hocalardan ders aldığı, hangi ilimleri okuduğu bilinememektedir. Ancak geleneksel eğitim sistemine göre ilk eğitimi babası Nakkâş Bâlî’den almış olması gerekir. Yine  eswerlerine ve şiirlerine bakarak sarf, nahiv, kıraat, Kur’an, ilmihal,  bilgilerini öğrenmiş olduğu ortaya çıkar.  Bu bilgileri de  çocukluk yıllarında  öğrenmiş olması gerekmektedir. Fıkıh, tefisr , kelam, şiir ve inşa  ile Ma’ânî, beyân ve bedî  bilimlerini de öğrenmiş olduğunu idrak ettiğimiz Rahmi’nin mederse eğitimi aldığı kadı ve müderris olabilmesinden de anlaşılması gerekir. Ancak  ilk gençliğinde eğitimini tamamlayamadığı, medreseden mezun olamadığı belkide medreseyi İbrahim Paşa ile İskender Çelbi’nin  idam edilmesinden sonra tamamladığı tahmin edilebilir.
 
Henüz buluğ çağındayken Hamisi  İskender Çelebi  ve Vezir   İbrâhim Paşa’nın sayesinde  Kanûnî Sultan Süleyman ile tanışmış, onların meclislerinde şiirler okuyup câizeler almıştır.[3]Nitekim kaynaklara ve Aşık Çelebi’nin ifade ettiğine göre  Kanuni’nin şehzadelerinden Şahzade Mustafa’nın  936 (1529-30) yılındaki sünnet düğününde aralarında Zâtî, Hayâlî, Figânî, Deli Birader Gazâlî’nin de bulunduğu yirmi beş şair ile [4]birlikte padişaha şiirlerini sunarak dikkatleri çekmiştir. [5] “Âşık Çelebi bu tarihte – 1530- Rahmî’nin henüz “ ayvatüyleri çıkmamış, büluğ yaşına ulaşmamış, oyundan kopamamış bir çocuk olduğunu söylemektediir.”[6]Yani Rahmi bu tarihte henüz 15 yaş civarındadır. Bu nedenle de şairin 1516-1518 tarihleri arasında doğmuş olabileceği  ortaya çıkmaktadır.
 
 
Fakat devlet kademelerinde görev alma isteği yerine gelmediği gibi   Defterdar İskender Çelebi ile Sadrazam İbrâhim Paşa’nın idamlarıyla himayesiz kalmış, zor günler geçirmiştir. Rahmî’nin sonraki hayatında evlenip evlenmediği, çocuğunun olup olmadığına dair de kaynaklarda  bilgi yoktur. Celâlzâde Sâlih Çelebi’ye mülâzım olan  Rahmî, bu dönemde tahsilini de tamamlar . İranlı şair Hilâlî’nin Farsça Şâh u Gedâ’sını Türkçeye tercüme eden Rahmi’nin  Farsçayı  ne derece iyi bildiği ve  ne derece iyi bir eğitim aldığını ortaya koymaktadır.  
 
Rahmî, hocası Celâl-zâde Sâlih Çelebi’den mülâzım olduktan sonra ilmiyye sınıfına dâhil olan Rahmi’nin müderris olabilmesi hayli uzun sürmüş ancak  II. Selim’e sunduğu Gül-i Sad-berg adlı eseri ve “tîr” redifli kaside ile hayatının sonlarına doğru Yenişehirde küçük bir medrese de müderrisliğe de tayin edilebilmiştir.
Yenişehir’e kadı ve müderris olarak atanan Rahmi bu küçük medresede  birkaç yıl müderrislik yaptıktan sonra  H. 975 (M. 1567/1568) yılında vefat etmiştir.  Ölümüne Bursalı Cinânî, “Bâdâ rahmet-i Rahmî mezîd” (975) tarihini düşürmüş, ayrıca “Cân-ı Rahmî’ye rahmet” tarihi söylenmiştir.[7]Mezarı Bursa Yenişehir’dedir.

Edebi Kişiliği
Rahmi hakkında ilk defa Ali Nihat Tarlan bir kasidesini, iki terciibend, üç müseddes, üç tahmîs ve otuz gazelini neşretmiş; Sabahattin Küçük de üç kaside, iki tahmîs ve kırk bir gazelini yayımlamıştır. Rahmi’nin şiirleri ve divanı üzerinde Yard. Doç. Dr. Mustafa Erdoğan gayretli bir çalışma yapmış, yazma divanı ile diğer kaynaklarda bulunan tüm şiirlerini derleyerek Rahmi’nin biyografisi hakkında çok detaylı bir çalışma ile Rahmi’nin tüm şiirlerini tek bir kitapta toplamayı başarmıştır.
Rahmî şiirlerinde anlama önem veren  gösterişli, ağır ve uzun söyleyişlerden kaçınmış, Naci ile Baki arasında yetişen kuvvetli bir şair olarak dikkat çekmiştir. İran şairlerinin etkiisnde kalmış olan Rahmi mazmunculuk anlayışına düşkün çağdaşları kadar kuvvetli bir şairdir. Şiirlerinde devrinin canlı hayatına dair tasvirler de yapmış , şiirlerinde atasözlerine ve deyimlere de yer vermiş, gösterişsiz ama derin anlamlı şiirler yazmıştır. Vasfi Mahir onu” Hayali’ye yakın, Baki’ye doğru giden, Naili’yi müjdeleyen bir şair”[8]olarak görür.
 


DİVANI
 
Devrin kaynakları onun  Şah u Geda adlı mesnevisinden söz ederlerken divanından hiç söz etmemişler, onu  XVI. yüzyılın en değerli şâirlerinden biri olarak göstermişlerdir.  Onun bir divanı olduğu Kaf-zâde Fâizî , Zübdetü’l-Eş’âr adlı eserinde ve Katip Çelebi ise  Keşfü’z-Zünûnda söz etmiş,   Kayıp olan divanı yakın zamanlarda bulunmuştur. Rahmi’nin divanının ölümünden sonra tertip edildiği düşünülmektedir. Bursalı Rahmî Divanı’nın  bilinen tek nüshası, Ankara Millî Kütüphane yazmaları arasında bulunmaktadır ( Yz. A, nr. 6803/1).
 
Kasîdeler 12 , Musammatlar 23 ,Gazeller 160 ,Kıt’a 1, Beyitler 14 tanedir.[9] Fakat  Rahmi’nin divanı Yard. Doç. Dr. Mustafa Erdoğan’ın sayesinde  incelenmiş Yard. Doç. Dr. Mustafa Erdoğan, Rahmi divanının tek nüshasındaki şiirler ile   diğer kaynaklarda bulunan  şiirleri  tarayıp karşılaştırıp, birleştirerek   Rahmi’nin bilinen  tüm şiirlerini tespit edip bir eser içerisinde toparlamış  Rahmi’nin divanını ortaya çıkarmıştır.   Yard. Doç. Dr. Mustafa Erdoğan  bu  çalışmasında yarıca Türk Edebiyatında adı geçen Rahmi adlı diğer tüm şairler hakkında bilgiler derlemiş ve eserinde tanıtmıştır.
Yard. Doç. Dr. Mustafa Erdoğan ‘ın toparladığı Rahmi’nin  divanında 13 kaside, 34 musammat, 232 gazel, 3 kıt’a ve 1 rubai olmak üzere toplam 295 manzûme bulunmaktadır.[10]
 
Gelibolulu Âlî’ye göre  o devrin Bursa şâirleri arasında en iyi şair Rahmi’dir. [11] Sehi ve Latifi de onu mensevisi ile tanıtmış, bizzat tanışık olduğu Aşık Çelebi ise  “şâirin güzelliğini, ahlâkını ve şiirlerini  övdükten sonra “gazeliyyâtı müsellemdür Şâh u Gedâ nâm kitâbı vardur ol dahı makbûl-i âlemdür” diye notlar düşmüştür.
 
 
Rahmi Hakkında Yapılan Çalışmalar
  • Ali Nihat Tarlan, Şiir Mecmualarında XVI ve XVII. Asır Divan Şiiri, I, Fevrî, İstanbul 1948, fas. I, s. 1-3
  • Sabahattin Küçük, “16. Yüzyıl Şairlerinden Bursalı Rahmi Çelebi ve Şiirleri”, MÜTAD, sy. 7 (1993), s. 423-472.
  • Gülgün Erişen, Bursalı Rahmî ve Gül-i Sad-Berg’i, Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 1990;
  • Gülgün Erişen “Bursalı Rahmî ve Gül-i Sad-Berg’i”, Ankara Üniversitesi Türkoloji Dergisi, C. 10, S. 1 (1992), s. 285-315.
  • Pervin Aynagöz, “Bursalı Rahmî’nin Gül-i Sad-Berg’i Üzerine Bir Değerlendirme”, Fırat Üniversitesi Dergisi (Sosyal Bilimler), C. 3, S. 1 (1989), s. 1-27. –
  • Turan Boranoğlu, Bursalı Rahmî Çelebi Divanı’nın Tahlili, Fırat Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Elazığ, 199711 .
  • Sevim Birici, Bursalı Rahmî Şâh u Gedâ, Fırat Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Elazığ, 1996.
  • Kadir Atlansoy, Bursa Şairleri, Bursa 1998, s. 295;
  • Mehmet Nâil Tuman, Tuhfe-i Nâilî (haz. Cemal Kurnaz - Mustafa Tatcı), Ankara 2001, I, 329-330; 
  • Yard. Doç. Dr. Mustafa Erdoğan, Bursalı Rahmî ve Divanı , Kültür Bakanlığı Yayınları 2011
  • Mustafa ERDOĞAN, Bursalı Rahmî ve Yenişehir Şehrengizi, dergipark.ulakbim.gov.tr/erdem/article/view/500004014
 

Gül-i Sad-berg:  Bu eser besmele konulu uzun bir manzume ile başlar.  Yedi bölüm ve  yedi hikâyeden oluşan bir mesnvidir. Eser 984’te (1576) istinsah edilmiş,  1498 beyitten oluşur. Eserin  bir nüshası, Erzurum Atatürk Üniversitesi Kütüphanesi’nde Agâh Sırrı Levend kitapları arasında Rahmî’nin diğer eseri Şah u Gedâ ile aynı ciltte bulunmaktadır. Eser “Müfteilün / müfteilün / fâilün” vezniyle yazılmıştır.  Gül-i Sad-berg hakkında Pervin Aynagöz, “Bursalı Rahmî’nin Gül-i Sad-Berg’i Üzerine Bir Değerlendirme” adıyla  bir yüksek lisans tezi hazırlamıştır.

Şâh u Gedâ (Şâh u Dervîş). Eser İranlı şair  Hilâlî-i Çağatâyî’nin aynı adlı eserinden tercüme edilmiş br mesnevidir. Eserin konusu Şah ve Gedâ arasında geçen sembolik  bir aşk  hikayesidir. 1734 beyitten oluşan mesnevinin Manisa İl Halk (nr. 2711) ve Erzurum Atatürk Üniversitesi (Agâh Sırrı Levend, nr. 18) kütüphaneleriyle Londra British Museum’da (Or. nr. 7183) mevcut üç nüshası vardır.  Sevim Birici bu üç nüshayı da göz önünde bulundurarak eser hakkında yüksek lisans tezi hazırlamıştır

Şehrengîz. Rahmî’nin müderris olarak bulunduğu Bursa Yenişehir’i anlatan  970’ten (1562-63) sonra yazdığı  bir şehrengizdir. Eser her güzelin üçer beyitle tavsif edildiği toplam 279 beyitten oluşur.[12] Girişinde kainatın yaratılışından ve aşktan bahsedilmektedir. “Asıl konunun işlendiği bölümde ise Rumeli'de bulunan Yenişehir'in güzelliklerinden ve buradaki önde gelen yirmi dört kişiden söz edilmektedir.” Eserin nüshaları  Nuruosmaniye (nr. 4962, vr. 202a-205b), Yapı ve Kredi Bankası Sermet Çifter Araştırma (nr. 697, vr. 71b-77b) ve Konya Mevlânâ Müzesi kütüphanelerinde (Abdülbaki Gölpınarlı kitapları, nr. 124, vr. 31b-36a) dadır.
 
 
 
 
[1] Fatih Tığlı, RAHMİ,DİA, cilt: 34; sayfa: 422
[2] Yard. Doç. Dr. Mustafa Erdoğan, Bursalı Rahmî ve Divanı , Kültür Bakanlığı Yayınları 2011, shf. 24
[3] Yard. Doç. Dr. Mustafa Erdoğan, Bursalı Rahmî ve Divanı , Kültür Bakanlığı Yayınları 2011, shf. 24
[4] Yard. Doç. Dr. Mustafa Erdoğan, Bursalı Rahmî ve Divanı , Kültür Bakanlığı Yayınları 2011, shf. 24
[5] Fatih Tığlı, RAHMİ,DİA, cilt: 34; sayfa: 422
[6] Filiz Kılıç, Meşairü’ş-Şuara, İnceleme Tenkitli Metin, GÜSBE, Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Doktora Tezi, Ankara, 1994, C. II, s.750
[7] Fatih Tığlı, RAHMİ,DİA, cilt: 34; sayfa: 422
[8] V. M. Kocatürk, Türk edebiyatı Tarihi, MEB, 1970. S. 367-370
[9] Yard. Doç. Dr. Mustafa Erdoğan, Bursalı Rahmî ve Divanı , Kültür Bakanlığı Yayınları 2011
[10] Yard. Doç. Dr. Mustafa Erdoğan, Bursalı Rahmî ve Divanı , Kültür Bakanlığı Yayınları 2011
[11] Gelibolulu Âlî,  Künhü’l-Ahbâr,  Tezkire Kısmı, Haz. Mustafa İsen, Ankara, 1994, s. 267
[12] Mustafa ERDOĞAN, Bursalı Rahmî ve Yenişehir Şehrengizi, dergipark.ulakbim.gov.tr/erdem/article/view/500004014

 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış