Cevri İbrahim Çelebi 17. yy Şairi


 

Cevrî

Mevlevî şair ve hattat, doğumu İstanbul,1595-1600, Ölümü, İstanbul,1654
 
17 yy ilk yarısında yaşamış olan bu şairimiz Cevri, Cevri Çelebi, Cevri Dede olarak da anılmıştır. Asıl adı İbrahim’dir. İyi bir tahsil gören Cevri, İstanbul’daki Galata Mevlevi hanesinin şeyhi İsmail Ankaravi'nin sohbetlerin katılmıştır. Beşiktaş ve Yenikapı'daki Mevlevihanelere de katıldığı oralardaki sohbetlerde de bulunduğu Naima tarihindeki kayıtlardan anlaşılmaktadır. [1]Şair, İstanbulda doğmuş ve ölmüştür. Bostan Efendi ve Abdülkerim zade’den dersler almıştır.[2]
 
Kaynaklarda iyi bir tahsil yaptığı belirtilen Cevri’nin, kendisine sanat olarak hattatlığı seçtiğini görüyoruz. Dönemin bütün kaynakları, onun iyi bir hattat olduğu görüşünde hemfikirdir. Hat derslerini yine bir Mevlevi olan Derviş'i Abdi'i Mevlevi adlı bir Hat sanatçısından almıştır. Günümüze ulaşan örneklere bakılarak olukça usta bir hattat olduğu, özellikle ta'lik kırması hat yazılarında başarılı bir hat örnekleri verdiği anlaşılmaktadır.[3] Hayatı hakkında edinilen bilgilere göre bir süre Divan-ı Hümayun Katipliği görevinde bulunduğu, daha sonra bu görevinden ayrılarak Devlet adamları için yazdığı eserlerin geliriyle yaşadığı anlaşılmaktadır. Safai onun günde 1000 byit yazıp günde 1000 akçeye sattığını söylemektedir. [4]Mesneviyi yirmi iki defa kopyaladığı söylenen Cevri'nin Melami Bayrami tarikatının önemli isimlerinden biri olan Sarı Abdullah Efendi'nin eserlerini temize çekip yenilediğini kopyalarını yazdığı bilinmektedir. Mevlevi bir şair ve hat sanatçısı olduğu halde bazı kaynaklara göre Cevri Melami Bayrami dergahlarının müridi olduğunu yazmaktadır.
Komşularıyla pek görüşmeyen Cevri'nin cenazesine pek kimsenin gelmediği Melami Bayramı tekkesinin önemli simalarından olan ve eserlerini temize çektiği Sarı Abdullah Efendinin yanında gelen yirmi otuz kişi ile birlikte cenazesinin Eğri kapı Savaklar'daki Cemalleddin Uşşaki tekkesi civarında bir yere gömüldüğü belirtilmektedir. Saddettin Nuzhet Ergun ise Cevri'nin defni ile ilgili bu bilgileri doğruluk açısından şüphe ile karşılamaktadır. Onun ölümü üzerine
Eyle Yarab Cevri'ye firdevs- i a'lâda mekan ( Şair, Rai )
Cevri'yi memnun-ı lutf ede Cenab-ı Kırdiğar ( Şair Nisari)
gibi tarih düşürmeler yapılmıştır.( Hüseyin Ayan, a.g.y.)
Cevri hattının devlet adamları tarafından iltifata layık görüldüğü, onun elinden çıkan yazı örneklerinin değerli hediye mukabilinde kıymet gördüğü anlaşılmaktadır.
CEVRİ'NİN EDEBİ KİŞİLİĞİ
Çok yönlü bir şair olan Cevri'nin Mevlevi ve Melami Bayrami tarikatlarının her ikisine de bağlı olabileceği düşünülmelidir. Sanatçı, Mevlâna'ya bağlılığı mesnevisini yirmiden fazla kez nüsha olarak yazmasından dahi belli olmaktadır. Hacimli eserler yazan cevri'nin çok şiir yazdığı bellidir. Tekke şiirine dair çok şey bilen ve önemli bir tekke şiiri şairi olan cevrinin hacimli bir divanı bulunmaktadır. Cevrinin şiirleri üzerinde fazla tetkik yapılmamıştır. Buna rağmen Cevri'nin iyi bir şair olduğunu söylemek mümkündür. Bazı beyitlerinde şiir ustası sayılabilecek kadar başarı göstermiştir. Bazı şiirlerinde oldukça özgün hayaller kurmuştur.
Şayed terahum ede görüp haksarını
Ömrüm geçince bekleyeyim rehgüzarını
( Belki toz toprak içinde kalıp bekleyen bu zavvallı - Cevri'yi- görür de haline acır diye, bir ömür boyunca onun geçeceği yolu bekleyeyim.
Bizi eylerse gubar- ı hatt-ı lâ'lin hayran
Cür'adan kadeh-i mahzen-i esrar ederiz.
Bizi la'l mücevherine benzeyen yanağının etrafındaki tüylerin tozları hayran ederse, bu küçük cüradan ( esrar kesesi veya şarabın dibinde kalan tortu ile karışık tek yudumluk sıvı) esrar mahzeninin kadehi çıkarırız.
Mine Mengi dilinin ağır oluşu ve zincirleme tamlamaları çok sık kullanmasından dolayı Cevri'yi sınırlı yetenekte bir şair olarak değerlendirmektedir. Mine Mengi'in bu görüşüne rağmen Hüseyin Ayan ve diğer bazı araştırmacılar Cevri'yi 17 yy en önemli divan şairlerinden biri olarak görmektedirler. Cevri'nin başarılı bir şair olduğu 38 âdete ulaşan yazma nüsha sayısından da bellidir. Bu da Cevri'nin sevilen ve çok okunan bir şair olduğuna delil gösterilebilir."Cevri’nin Dîvân 'ı hacimli olup, Dîvân'da bulunan kaside ve gazellerde Nef'î'nin etkisi görülür. Ancak, şairlik yeteneği sınırlı olan Cevrî'nin kaside ve gazelleri Nef'î'ninkilere göre daha gösterişsiz, daha az ahenklidir. Dili ağır olup, zincirleme tamlamaları sık kullanmıştır.[5]
Hacimli bir divanı olmasına rağmen mesneviler de yazmış olan Cevri daha ziyade dini tasavvufi konulara meyi etmiş tekke şiirine layıkıyla vakıf bir şairdir. Cevri Divanı üzerinde bir çalışma yapan Haluk Aydın Cevri'nin şairliği yönünde şu notları düşmüştür. "Çok yönlü bir şair olan Cevrî, derviş ruhlu, çalışkan ve sanatkâr bir kişiliğe sahiptir. Edebî kişiliğini ortaya koyan en önemli eseri Dîvân’ıdır. Kaside ve gazellerinde devrinin güçlü şairi Nef’î’nin etkisi görülür, gazellerinde zaman zaman Bâkî tesirinin de etkili olduğunu söyleyebiliriz. Fakat şiiri, bu iki şair kadar etkileyici değildir; üslup olarak gösterişsiz ve ahenksizdir. Ayrıca şiirlerinde hiciv ve mizaha rastlanmaz, İslami inanç ve terbiye sınırlarını aşmaz. Yazdığı “terkîb-i bend” ve “tercî-i bend”leriyle dikkat çeken Cevrî, Bağdatlı Ruhî ile en güzel şeklini bulan eğilimin bu asırdaki en belirgin temsilcilerindendir. Onun şiirlerinde Dîvân edebiyatının bütün remiz ve mazmunlarına örnek bulabiliriz” [6]diyerek Cevri'in terkib-i Bend ve Terci bend türlerinde edebiyatımızdaki en önemli isimlerden biri olduğuna dikkat çekmektedir. Cevri divanı üzerinde değerli bir çalışma yapan Hüseyin Ayan': "Üçlü ve dörtlü Farsça tamlamaları sıklıkla kullanan Ci teşbîh ve istiâreler geniş anlamlar ihtiva etmektedir; mecazlar dünyası ise Cevrî’nin çok yönlü kişiliğinin aynasıdır.(H. Ayan 1981: 50) diyerek Cevri'nin sanatlı diline işaret eder.
Eserleri: Dîvân, Selim-nâme, Hilye-i Çihâr-Yâr-ı Güzin, Hall-i Tahkikat, Aynü'l-Füyûz (Yusuf Sîneçâk'ın Cezîre-i Mesnevi adlı eserinin şerhidir), Melhame, Nazm-ı Niyâz.
DİVAN
Cevri divanında 84 kaside, 272 gazel, beş matla, 123 tarih, 5 terkibi bend, 40 rubai, 7 tahmis, 8, tesdis bulunur. [7]Divanını 38 yazma nüshasından bazıları kendi el yazısı ve hattıyla yazılmıştır. Cevri Divanı "Hüseyin Ayan" Tarafından neşredilmiştir. 38 nüshası bulunan Cevri divanını nüshaları içerisinde Kayseri nüshası Cevrî hattıyla olan nüshaların en zenginidir.Diğerleri eksiktir .[8]
SELİMNAME.
Şükrü Bitlisi'nin aynı adlı eserinin yeniden telif edilmiş şeklidir. Yavuz Sultan Selim'in menkıbeleşmiş şahsiyeti ve hayatını anlatan bir mesnevidir.( Hüseyin Ayan, a.g.y.)
HİLYE-İ CİHAR YARI GÜZİN
En tanınmış eserlerindendir. 145 beyitten oluşan bu küçük mesnevide dört halifeye olan sevgi dile getirilir.( Hüseyin Ayan, a.g.y.)
HALLİ TAHKİKAT
415 beyitlik bir terkib-i bend tir. Sofu Mehmet Paşa'ya ithaf edilmiş bu eserde Mesneviden bölümler bulunur.( Hüseyin Ayan, a.g.y.)
 
AYNÜ'L FÜYUZ
Mesnevden seçilmiş 366 beytin şerhidir.( Hüseyin Ayan, a.g.y.)
MELHAME
Cevri'n'in sevilen eserlerindendir. Yazıcı Salih'in ŞEMSİYYE adlı eserinin yeniden kaleme alınmış halidir. 3617 beyitlik bir mesnevidir.( Hüseyin Ayan, a.g.y.)
 
 
[1] Naima Tarihi, İstanbul, C.II, Shf, 543
[2] Sema Gülmez, Cevri İbrahim Çelebi ve Hilye-i Çihar-Yar-ı Güzin Adlı Eseri, Dokuz Eylül Ünvr. , Yüksek Lisans Tezi, İzmir,Shf.,14,2006
[3] Hüseyin Ayan, Cevri İbrahim Çelebi, İslam Ansklop. TDV. Yay. İstan. 1993, C7, Shf 460
[4] Hüseyin Ayan, Cevri İbrahim Çelebi, İslam Ansklop. TDV. Yay. İstan. 1993, C7, Shf 460
[5] Mengi, Mine, Eski Türk Edebiyatı Tarihi, Akçağ Basımevi, Ankara 2002
[6] Haluk AYDIN,"CEVRÎ DİVANI, A.Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi Sayı 39, Erzurum 2009
[7] Hüseyin Ayan, Cevri İbrahim Çelebi, İslam Ansklop. TDV. Yay. İstan. 1993, C7, Shf 460
[8] .Doç. Dr. M. Fatih KÖKSAL,BİR KASİDE İKİ ŞAİR:NEF’Î-CEVRÎ,mfatihkoksal.com.tr/site/Makaleler
 
 

 

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com


 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış