Edirneli Nazmi Divanı ve Türki Basit Ekolü



 

 

EDEBİ YÖNÜ VE TÜRKÎ-İ BASİT EKOLÜ
 
Çok şiir yazmış, pek çok hadiseye tarih düşürmüş olmakla birlikte Nazmî, devrinde tanınmış bir şair değildir.  Tezkireyazarı Ahdî onun şiirlerini " şöhret-i tam bulmamıştır", Kınalızade Hasan Çelebi ise" şiirinde ol denlü halet olmayıp nazmı lütüf ve iltifata mazhar olmamıştır" biçiminde nitelemektedir. Edirneli Nazmi günümüz araştırmacıları tarafından da birinci derecede bir şair olarak değerlendirilmez. Köprülü’nün dördüncü, beşinci sınıf şair olarak gördüğü Nazmî, Atsız’a göre “üçüncü derece” (ATSIZ, 1934: 8), Hasibe Mazıoğlu’na göre ise “ikinci sınıf” (MAZIOĞLU, 1977: 54) bir şairdir.[1]
 
Edirneli Nazmi Divan Şairlerinin Arapça ve Farsça kelimeler kullanma alışkanlığını yıkmayı amaçlayan tutumu diğer şairlerden pek rağbet görememiş, onun bu yönündeki teşebbüsü Türki-i Basit ekolünü yaratsa da Divan Şairlerinin bu şekildeki dil anlayışını değiştirmeye yetecek düzeye erişememiştir.[2]Ali Şir Nevai, Karamanoğlu Mehmet Bey gibi daha önceden bu eğilime karşı çıkan şair ve devlet adamlarına rağmen divan şairlerinin tutumu değişmemiştir. Edirneli Nazmi’nin edebiyatımızda bıraktığı en önemli iz TÜRKÎ –İ BASİT düşüncesini yaymaya çalışmak yönündeki çabaları olmuştur. Türkî-i Basît, içinde “Arapça ve Farsça kelime ve tamlamalar bulunmayan veya çok az bulunan, fakat hem şekil, hem muhteva bakımın-dan Divan şiiri geleneği içerisinde yer alan şiirlere verilen addır.”
Türkî-i Basit başlığı altında kaleme alınan bu şiirler yabancı kelimelerden mümkün olduğu kadar uzak, teşbihleri Türk zevkine uygun şiirler dir. Konuları bakımından bazan ahlâkî, bazan âşikane ve rindane olan bu şiirlerin bir kısmında o dönemin çeşitli olaylarına, bazı önemli kişilerin resmî ve özel hayatlarına dair bilgiler bulmak mümkündür. Ancak kaynakların hiçbirinde Nazmî'nin sade ve terkipsiz Türkçe ile yazdığı bu manzumelerden bahis yoktur. Bu durum,"belki de tezkire müelliflerinin Nazmî'nin divanını görememelerinden veya görmüş olsalar bile devrin şiir anlayışına uymayan bu Türkçe manzumelere önem vermeyişlerinden kaynaklanmış olabilir. Çünkü Nazmî şiirlerini aruzla yazmakla birlikte, kafiyelerde ve ci naslarda klasik şiirde görülmeyen teşbihleri kullanmıştır. Daha çok halk söyleyişine mahsus cinaslar, mahallî ve millî benzetmeleri kullanmıştır. Nazmî şiirlerini aruzla yazmakla birlikte, kafiyelerde ve ci naslarda klasik şiirde görülmeyen teşbihleri kullanmıştır. Daha çok halk söyleyişine mahsus cinaslar, mahallî ve millî benzetmeleri kullanmıştır[3]
 
DİVANI
 
Edirneli Nazmî’nin Dîvân’ı, 644 varak tutarında Divan şiirinin en hacimli divanıdır.  Bu eserin tam olan yegâne nüshası İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi TY 920 numarada kayıtlıdır. Eserin yine İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi TY. 1636’dadır.  Eserin Bursa Bölge Yazmalar Kütüphanesi 675 numarada birer nüshası daha  bulunur. Fakat bu nüshalar tam değildir.  (Naciye Kaya, EDİRNELİ NAZMÎ’NİN HAYATI, EDEBÎ KİŞİLİĞİ VE
 
 
ESERLERİ, 
 
Edirneli Nazmî Divan’ını ilk kez bularak ilim âlemine tanıtan Köp-rülü-zâde Mehmed Fuad’dır. Köprülü, bu Divan’daki Türkî-i Basît şiirlerini 1928 yılında eski harflerle neşretmiştir. Nazmi’nin divanı divan şiirinin en hacimli divanlarından biridir.
 
Edirneli Nazmî, Türk edebiyatının en hacimli eserlerinden ikisinin sahibidir. Bu eserlerden ilki Türk edebiyatının en büyük nazire mecmuaları arasında yer alan Mecmu’u’n-nezâ’ir, öteki eser ise gerek şuarâ tezkirelerinde, gerekse . Nazmî’den bahseden çalışmalarda fazla önem verilmemiş olan Dîvân’ıdır.”[4]
 
Edirneli Nazmi’nın basit Türkçeyle yazdığı şiirler Mehmet Fuat Köprülü tarafından Millî Edebiyat Hareketinın ilk Mübeşşirleri ve Türk-i Basit adıyla yayımlandı. (1928) Nihal Atsız şair üzerine geniş bir inceleme yapmıştır.(1934)
Onun 80 sayfalık divanındaki fikir ve felsefesini şu cümleleri iyi özetlemektedir.
 
"Dünya yalancı, hilekâr, bin erden artakalmış bir kadındır. Onun için dünyayı sevme, ölümü an. Zaten hakiki erler bu dünyaya gönül vermediler. Dünyaya gönül verenlerin gönlü kaygı ile dolar ki yabancı bir askerin bir ülkeyi istilâsına benzer. Dünyaya gönül vermek erin kadına uyması gibidir. Hakiki er, güzellikte peri bile olsa, kadının sözüne kulak asmaz. Asarsa gerçek er değildir. Gerçek er sözünde durmalıdır. Sözünde durmayan er kadından daha fenadır. Eğer Tanrıdan iyilik istersen de, kötülük görsen bile, iyilik et".[5]
 
Divanı hakkında ilmi neşri ise Yrd. Doç. Dr. Sibel ÜST tarafından yapılmıştır.  Yrd. Doç. Dr. Sibel ÜST tarafından yapılan tenkitli metin İstanbul Üniversitesi  Kütüphanesi’nden 2 nüsha, Bursa Yazma ve Eski Basma Eserler Kütüphanesi’nden bir nüsha ve M. Fuad Köprülü neşri esas alınarak yapıılmıştır. [6]Şair hakkındaki bir diğer çalışma ise Ziya Avşar’a aittir.   ( Ziya AVŞAR, Edir-neli Nazmî Hayatı-Edebî Kişiliği-Eserleri-Türkî-i Basît ve Gazeller Dışındaki Nazım Şekilleri ve Türleri, Yayımlanmamış Doktora Tezi, Gazi Üniversitesi SBE, Ankara 1998.)
Divanın diğer nüshası ise (TY, nr. 1636) her sayfasında 21 beyit ihtiva eden orta boy 119 varaktan oluşmaktadır. Bu nüshada kasi deler, nazireler, tarih manzumeleri ve müfretler bulunmamaktadır. Burada daha çok "Türki-i Basit" adıyla kaleme alınmış manzumeler yer almaktadır.
 
Ziya Avşar’ın  hazırladığı çalışmada Divan’da 7777 gazel, 516 murabba’, 335 kıt’a, 193 müfred, 56 muhammes, 23 müstezad, 16 kaside, 13 mesnevi, 10 müseddes, 9 terkîb-bend, 7 mu’aşşer, 5 tercî’-bend, 5 mütessa’, 5 müsebba’, 4 müsemmen ve 2 tahmis olmak üzere toplam 8976 şiir mevcuttur.[7]
 
Sibel Üst’ün  hazırladığı çalışmada ise m 7002 gazel, 16 kaside, 7 terkîb-i bend, 7 tercî-i bend, 524 murabba, 62 muhammes, 12 müseddes, 5 müsebba, 5 müsemmen, 5 mütessa, 7 muaşşer, 2 tahmis, 23 müstezad, 425 müfred, 364 tarih, 53 kıt’a, 16 mesnevi bulunduğu dikkat çeker. [8]
 
 

[1] Doç. Dr. M. Fatih KÖKSAL EDİRNELİ NAZMî’NİN YAYIMLANMAMIŞTÜRKÎ-İ BASîT ŞİİRLERİ, 23-25 Ekim 2002 tarihleri arasında Edirne’de düzenlenen Edirne Kültür Araş-tırmaları Sempozyumu’na sunulan bildiri metnidir.
[2]   Şahamettin Kuzucular,Türkî Basit Mahallileşme ve Yerlileşme Düşüncesi ile Şairleri, edebiyadvesanatakademisi.com
[3]  Şahamettin Kuzucular,Türkî Basit Mahallileşme ve Yerlileşme Düşüncesi ile Şairleri, edebiyadvesanatakademisi.com
[4] Naciye Kaya, EDİRNELİ NAZMÎ’NİN HAYATI, EDEBÎ KİŞİLİĞİ VE ESERLERİ, https://www.turkislamedebiyati.com/dosyalar
[5] Hüseyin Nihâl ATSIZ, 16. ASIR ŞAİRLERİNDEN EDİRNELİ NAZMI'NIN ESERİ VE BU ESERİN TÜRK DİLİ VE KÜLTÜRÜ BAKIMINDAN EHEMMİYETİ, Orhun, 1934, Sayı: 9
[6] Yrd. Doç. Dr. Sibel ÜST, EDİRNELİ NAZMÎ DÎVÂNI (İNCELEME-METİN), https://ekitap.kulturturizm.gov.tr/Eklenti/10604,ed
[7] Ziya AVŞAR, Edir-neli Nazmî Hayatı-Edebî Kişiliği-Eserleri-Türkî-i Basît ve Gazeller Dışındaki Nazım Şekilleri ve Türleri, Yayımlanmamış Doktora Tezi, Gazi Üniversitesi SBE, Ankara 1998.
[8] Yrd. Doç. Dr. Sibel ÜST, EDİRNELİ NAZMÎ DÎVÂNI (İNCELEME-METİN), https://ekitap.kulturturizm.gov.tr/Eklenti/10604,ed
 
 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış