EMRÎ ( D. Edirne?, Ö. Edirne 1575 )

Ekleyen : ESA , 28 Temmuz 2017 Cuma aaa Beğen
EMRÎ ( D. Edirne?, Ö. Edirne 1575 )
 
HAYATI
 
Edirne’de doğan Emri ‘nin asıl adı Emrullâh ‘tır . Emrî Çelebi ve  Emrullâh Çelebi olarak  da bilinmiştir.
Edirne’de doğduğu ve Edirneli olduğu bilinmekle beraber kaynaklar onu doğum tarihi ve ailesi hakkında bizlere bilgi vermemiştir.
 
Edirnede doğmuş ve çocukluk yılları da orada geçmiştir. Sehi Bey'in Heşt Behişt tezkiresinden öğrendiğimiz kadarı ile tahsilini yarım  bırakmış  "İlm-i zâhire sa'y iderken ferâğat itdi"  bazı imâretlerde  kitâbet vazifesi ile meşgul olmuş,tur. Şu halde Emri’nin sağlam bir eğitim almadığı, düzenli bir eğitim görmediği ifade edilebilir.  Yarım kalmış eğitimine rağmen hayatını yarım kalmış tahsilinden aldığı eğitimle sürdürmeyi de başarmış,  kitabet vazifeleri yapmış ve tevliyet hizmetleri ile hayatını kazanmıştır.
 
Hasan Çelebi'nin anlattığına göre Kemalzâde Ali Çelebi'nin Edirne kadısı olmasından sonra onun himayesi ile Yıldırım Bayezid Medresesi'nin tevliyet hizmetinde bulunmuş ,  daha sonra buradan azledilmiştir.  [1] Yaptığı tevliyet işlerinin birisi de Medine – Münevver’in tevliyet işleri olmuştur.  Devrin kaynakları onun tevliyet işlerinden daha ileri makamlara gidememe sebebini ise Riyâzi'nin tabiri ile  “«.bir kimse medhinde bir mısra dimemiş»” olmasından kaynaklandığını, ifade etmişlerdir. [2]
 
Birçok tezkireci onun hakkında bilgi verdikleri halde hayatı hakkında çok fazla bilgi vermemişler kitabet ve tevliye işleri ile uğraştığını, ömrünü ise Edirne ve İstanbul’da geçirdiğini yazmışlardır. Riyazî de “ onun ömrünü İstanbul ve Edirne arasında tevliyet vazifesi ile geçirdiğini “ yazmış Künhü’l-Ahbar da Gelibolulu Âli de aynı bilgileri teyit etmiştir. [3]
 
Devrinin tezkire yazarlarının pek çoğu onu tanıdığını ifade etmişler, bazıları onunla ilgili bazı anılarını da paylaşmıştır.  “Âşık Çelebi, devlet ileri gelenlerinin himayesinden mahrum olmasını onun bir kusuru olarak kaydederken Gelibolulu Mustafa Âlî de aynıhususa işaret etmiştir.” [4] Devrin kaynaklarının en çok üzerinde durduğu hususlarından birisi de belli bir hami elde etmeyişi, edemeyişi veya ileri gelenlerden birisinin desteğini almayı başarmamış olmasıdır.
 
 Buradan hareketle Emri’nin şairler ve tezkireciler arasında belli bir itibarı olduğu, devrinin şairleri tarafından ismi bilinen bir şair olduğu ortaya çıkar. Hatta çağdaşı Baki ile aralarında bir anlaşmazlık çıktığı, Baki’ye uzun burnu sebebi ile Karga diye hakaret ettiği vb tezkirecilerin yazdığı notlar arasındadır.
 
Devrinde muammacılık ve tarih düşürmedeki ustalığı ile şöhret kazanmış olan Emri,  Beyânî’nin tezkiresinde yazdığı gibi : «hüner ehli zemânede gülmez mefhumu üzre fakr u faka ile ömri geçüp gâh bazı tevliyet ile gâh azille perişan u dem-beste vü hayran olmışdur».   [5]  Bütün ömrünü bu nedenlerle sıkıntı ve yoksulluk içinde geçirmiş olan Emri, H. 983 (M. 1575) de Edirne'de vefat etmiştir.
 
 
 
EDEBİ KİŞLİĞİ
 
16. yüzyılda devrin kaynaklarında şiiri takdir edilen ve muamma ve tarih düşürme sahalarında üstâd olarak kabul edilen bir şâirdir.  Emri’nin gururlu mala ve mülke tamah etmeyen, kimseye boyun eğmeyen bir şair olduğu söylenebilir. Mevki ve makam için develet büyüklerinin gözlerine girmeye uğraşmamış,  “ herhangi bir devlet büyüğü için kaside yazmamış, kimseyi medh etmemiştir.”
 
 “Emrî muammaya genç yaşta ilgi duymuş, önce Kınalızâde Ali Çelebi ile Mîr Hüseyin Nîşâbûrî’nin muamma risâleleri üzerinde çalışmıştır. Ardından da devrinde fazla revaç bulmamış olan bu sanatı ilerleterek muammanın önem kazanmasını ve kendisinden sonra da devam ettirilmesini sağlamıştır.”
 
Tarih düşürme konusunda devrinin ve tüm divan şirinin en önemli isimlerinden birisi olan Emrî'nin elimize ulaşan tek eseri ise Divanı ve muammalarıdır. Emri divanında 581 gazel, iki kaside, bir murabba, bir muhammes, bir müsem¬ men, iki tahmis, bir müstezad ve 531 mukattaat vardır.[6] Emri divanı Prof. Dr. A. Yekta SARAÇ tarafından tenkitli olarak incelenmiş ve yayımlanmıştır.
 
Emri nin hayatı, divanı ve şiirleri hakkında otorite olan tek isim Prof. Dr. A. Yekta SARAÇ’tır. Emri hakkındaki tüm bilgiler bu nedenle onun çalışmlanna dayanmaktadır. Bu nedenle   Emri’nin edebi kişiliği hakkında son sözleri de yine Prof. Dr. A. Yekta SARAÇ ‘a bırakalım “ Emrî'nin şiirlerinde bir sanatkâr titizliği ve itinası, kuvvetli bir hayal dünyasıyla beraber kıvrak bir zekâ ve yer yer bir lirizm görürüz. Muhayyile ve tasvir kudreti, bakir mazmûn ve deyişleri, alışılagelen benzetmelerde orijinal alâkalar kurması, muamma'da Divan şiirinin üstadı oluşu ve sair hususlar dolayısıyla -son dönem edebiyat tarihlerinde hak ettiği yeri bulamamış olan- Emrî XVI. asrın kuvvetli, orijinal ve başarılı şairlerindendir.[7]
 
 
 
 
 
[1] Prof. Dr. Mehmet A. Yekta SARAÇ, EMRÎ DÎVÂNI, T. C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI KÜTÜPHANELER VE YAYIMLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 3144 KÜLTÜR ESERLERİ 427
[2] M. A. Yekta 8ARAÇEMRÎ'NİN HAYATI VE EDEBÎ KİŞİLİĞİhttp://dergipark.gov.tr/download/article-file/172622
[3] Prof. Dr. Mehmet A. Yekta SARAÇ, EMRÎ DÎVÂNI, T. C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI KÜTÜPHANELER VE YAYIMLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 3144 KÜLTÜR ESERLERİ 427
[4] EMRÎ, Emrullah, http://www.turkedebiyatiisimlersozlugu.com/index.php?sayfa=detay&detay=3630
[5] M. A. Yekta 8ARAÇEMRÎ'NİN HAYATI VE EDEBÎ KİŞİLİĞİhttp://dergipark.gov.tr/download/article-file/172622
[6] M. A. Yekta 8ARAÇEMRÎ'NİN HAYATI VE EDEBÎ KİŞİLİĞİhttp://dergipark.gov.tr/download/article-file/172622
[7] M. A. Yekta 8ARAÇEMRÎ'NİN HAYATI VE EDEBÎ KİŞİLİĞİhttp://dergipark.gov.tr/download/article-file/172622


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...