Hayali Bey Divanı ve Şiirleri


 

HAYALİ BEY - Hayatı

(Ölümü 1556)

Asıl adı Mahmud olan Hayalî Bey, Bekâr Memi diye anılmıştır. Selanik yakınında, pek çok şâirin yetiştiği Vardar Yenicesi'nde doğmuş, başıboş ve derbeder bir gençlik hayatı yaşamıştır. Bir ara Vardar Yenicesine uğrayan Baba Ali Mest adlı bir kalenderi dedesiyle dervişlerine katılarak, İstanbul'a gelmiştir. İstanbul kadısı Sarı Gürz'ün korumasıyla öğrenim yapan Hayâli, bir yandan da şiirleriyle kendini tanıtmağa başlamış, defterdar İskender Çelebi, sadrazam İbrahim Paşa ve sonunda Kanunî Sultan Süleyman'ın dikkatini çekmiş ve takdîrini kazanmıştır. Devlet büyüklerinin takdîrleri, yardımları ve ihsanlarıyla hem meslek hem de edebî hayatında hızla ilerleyen Hayâli Bey, Âşık Çelebinin deyimiyle "pâdişâhın kolunda gezip, onun elinden yem yiyen bir doğan kuşu" olmuştur.

Pâdişâhın yanında Bağdad seferinde bulunan Hayalî Bey'in tali'î, sefer dönüşünde koruyucuları İskender Çelebi' ile İbrahim Paşanın öldürülmele­rinden sonra birden tersine dönmüş, Rüstem Paşanın sadâretinde Kanûnî'nin de ilgi ve yardımlarını kaybetmeğe başlamıştır. Çabuk ilerleyişinin, şiirdeki ününü çekemeyen düşmanlarının da tesiriyle rahatı kaçan Hayalî Bey,Rumeli'de bir sancak isteyerek İstanbul'dan ayrılmış, ömrünün son yirmi yılını saraydan uzakta geçirmiş, 964/1556 yılında Edirne'de ölmüştür.[1]

 

  Hayali Bey Hayatı ve Edebi Kişiliği

 

HAYALİ BEY DİVANI

Hayalî Bey, çok genç yaşta şiir söylemeğe başlamış ve kısa sürede kendini tanıtmıştır.Tezkireciler ondan hep parlak sözlerle Sultânü'ş-şu'-arâ, Melik'üş-şu'arâ, Rum-ili şâirlerinin serdârı, Hayâlî-i meşhur, Rûm'un Hafız-i Şîrâzî'si olarak söz etmişlerdir. Şiirlerinde parlak, ince hayaller, yeni buluşlar, renkli tasvirler, akıcı bir söyleyiş vardır. En büyük özelliği de rind edası ve dünyâya kalenderce bakışıdır. Tasavvufî şiirlerinde bile rindlik ve kalenderlik sezilir. Birçok bakımdan Bakî ile aynı derecede başarılı şiirlerinde tasavvufu işlemesi yönünden ondan da üstün bir şâir sayılabilir.

Hayâlî çağdaşı olan Sâfî, Huşûî, Âlî ve Yetim Ali Çelebi gibi şairlerce övgüyle anılmış, [2]çağdaşı olan Rahmî, Ulvî, Vahidî gibi şairler üzerinde  önemli bir tesir bırakmıştır. Onun şiirlerine hemen her dönemde nazireler yazılmıştır. [3] “ Hayâlî’nin gazellerinin Günâhî, Âlî, Şeyh Galib, Keçecizâde İzzet Molla, İzzet Ali Paşa, Bayburtlu Zihnî gibi şairler tarafından tanzîr ve tazmin edilmiş olması tesirinin ne kadar güçlü ve devamlı olduğunu gösterir.”[4]

Hayalî Bey, rind ve kalender yaradılışıyla basit ve derbeder bir hayat sürmüştür. Büyük bir serveti olması gerekirken parasına, malına mülküne sahip çıkmamış, eline geçeni cömertçe dağıtmıştır. Derbederliği yüzünden şiirlerini bile oraya buraya dağılmaktan kurtaramamış, sağlığında divanın dahi tertip edememiştir.[5]

Hayâlî Bey’in bilinen tek eseri divanıdır fakat divanı ise onun ölümünden sonra padışahın emri ile derlenip toparlanabilmiştir. Ölümü üzerine , pâdişâh  Hayali Bey’in divanını  istediği zaman, divanının olmadığı söylenince onun vefalı dostu  Vefalı Şeyh-zâde Ali Çelebinin toplayıp tertîb ettiği nüshayı bulup verebilmişlerdir.

Hayâlî Bey hayattayken bir divan tertip  etmediği için ona ait olan bir çok şiir divanı  içine alınamamış di sonradan toparlanabilen divanında dahil olamayan şiirleri ise  o döneme ait şiir mecmûalarında ya da değişik divan nüshalarından temin edilebilmiştir.  Örneğin Ali Nihat Tarlan’ın tertip ettiği Hayali bey divanında olmayan yirmi dört gazel  Dr. Savaşkan Cem Bahadır tarafından,  Sabahattin Küçük ise  “Hayâlî Bey’in Yayımlanmamış Gazelleri”(Küçük, 1984:418-421) adlı makalede yer alan sekiz gazel, bulunup edebiyat dünyasına kazandırılmıştır.[6] Bununla birlikte Hayâlî Bey’in bütün gazellerinin tam olarak tespit edildiği yine de  söylenemez.

bulunarak kamuoyuna duyurulmuştur. Hayâlî Bey Dîvânı’nı hazırlayan Ali Nihat Tarlan’ın da bu çalışmayı hazırlamak için on dört farklı nüshayı karşılaştırarak ortak bir metin hazırlamış buna rağmen tüm şiirleri divanında yer alamamıştır.(Tarlan, 1945)  [7]

Hayâlî Bey, şiirlerini mürettep bir divan haline getiremeden öldüğü için kaynaklar ölümünden sonra Hayâlî Bey’e ait birkaç divan nüshası  dahi zar zor bulunabilmiştir.  Fakat Hayâlî Bey’in hayattayken “Gül-i Sad-berg” adında bir şiir mecmûası tertip ederek Kanuni Sultan Süleyman’a sunduğu bilinmektedir. (Şentürk, 1999: 243).[8]

 

Hayâlı Bey Dîvânı. Prof. Dr. Ali Nihad Tarlan tarafından yazma nüshalar karşılaştırılarak yayınlanmıştır. (İstanbul 1945 Prof. Dr. Ali Nihad Tarlan ‘ın hazırladığı divanda  çoğu Kanûnî Sultan Süleyman ‘a yazılmış olan yirmi beş kaside, sekiz musammat, bir terkibibend, beş müteferrik manzume, 688 gazel ve otuz üç kıta mevcuttur. Bununla birlikte daha sonraki çalışmlarda Hayli Bey’a ait olduğu kuvvetle muhtemel olan ve A. N. Tarlan’ın hazırladığı divanda olmayan  32 gazel ve şiiri  daha ele geçmiştir.

 

HAYALİ BEY VE DİVANI HAKKINDA YAPILAN ÇALIŞMALAR

  • KURNAZ Cemal, Hayâlî Bey Divânı’nın Tahlîli, M.E.B. Yayınları, İstanbul 1996.
  • KURNAZ Cemal, “16. Asır Şairlerinden Hayâlî Beğ’in Şöhreti ve Tesiri”, H.Ü. Edebiyat
  • Fakültesi Dergisi, S.2 (1984)., s. 47-62.
  • KÜÇÜK Sabahattin ““Hayâlî Bey’in Yayımlanmamış Gazelleri”, Türk Dili Dergisi, S. 394(1984),
  • s. 418-421.
  • · Dr. Savaşkan Cem Bahadır, HAYÂLÎ BEY’İN BİLİNMEYEN GAZELLERİ, Turkish Studies -
  • 7/4, Fall 2012, shf. 921-946, ANKARA-TURKEY
  • TARLAN Ali Nihat, Hayâlî Bey Dîvânı, İstanbul Üniversitesi Yayınları, İstanbul 1945.
  • ZAVOTÇU Gencay, “Hayâlî ve Yahyâ Bey’in Şiirlerinde Fuzulî Etkisi”, İlmî Araştırmalar, S.
  • 18(2004), s. 123-134.

 

ŞİİRLERİNDEN SEÇMELER 

 

Gazel- HAYALİ BEY

Cihân-ârâ cihân içindedür arayı bilmezler
O mâhîler ki deryâ içredür deryâyı bilmezler

Harâbat ehline dûzah azâbın anma ey zâhid
Ki bunlar ibn-i vakt oldu gam-ı ferdâyı bilmezler

Şafak-gûn kan içinde dâgını seyr etse âşıklar
Güneşde zerre görmezler felekde ayı bilmezler

Hamîde kadlerine rişte-i eşki takub bunlar
Atarlar tîr-i maksûdu nedendür yayı bilmezler

Hayalî fakr şâlına çekenler cism-i uryânı
Anunla fahr ederler atlas ü dîbâyı bilmezler

 

Gazel- HAYALİ BEY

Ol gün kanı ki gün gibi sûzân idüm sana
Olsan revâne sâye-i bî-cân idüm sana

Esrâr-ı kâ`inâta azel cüradân iken
Ben hânkaah-ı aşkda hayrân idüm sana

Ne gülde reng ü bû var idi ne sabâda fer
Ben gülşenünde bülbül-i nâlân idüm sana

Sen nâz ederdün ehI-i niyâza Medîne-vâr
Ben Ka’be gibi çâk-i girîbân idim sana

Şâhum Hayâlîyem ki cihân lâ-mekân iken
Ben bir mekân-ı hâsda mihmân idüm sana

 

Gazel- HAYALİ BEY

Yâr ile hem-halvet ol cisminde cânın duymasın
Hâlet-i aşkı hikâyet kıl zebânın duymasın

Ger dile bir nâvek ursa ol kemân-ebrû sakın
Zahm-ı tîrin görmesin bağrında kanın duymasın

Kâkülünde nice yıl dil mürgü kılsın nâleler
Ârızında turra-i anber-feşânın duymasın

Hâkte olsun Hayâlî sayenin hem-sâyesî
Bile seyrân eylesin serv-i revânın duymasın

 

Gazel- 

Hatt-ı miskînüñ lebüñde anber-i sârâ satar
Ruhlaruñ mihr ü mahabbet benlerüñ sevdâ satar

Îdgehde sen dükkân açduñ sulu şeftâlüye
Nâr-ı hasretle yanup ‘âşıklauñ eyvâ (ayva) satar

Dilde peykânuñdan ayrılmaz hayâlı hâlinüñ
Gûyiyâ tıfl-ı Habeşdür Kâ’bede hurmâ satar

Çarh-ı gerdûn mâh-ı nev na’liyle oldı müşterî
Leblerüñ bazâr-ı hüsn içre görüp helva satar

Rindlerüñ vardur harabat içre bir sagar meye
Taht-ı Cemşîdi girev kor efser-i Dârâ satar

Gûşe-i bî-tûşe-i fakr içre kemter gedâ
Vakt olur kim pâdişâhı dehre istingâ satar

Yûsuf-ı Mısr-ı belâgatdür Hayâli dostum
Anuñ içün kendüyi kıymetle bî-pervâ satar
(fâ î la tün/ fâ î la tün/ fâ î la tün/ fâ î lün)

Gazel- HAYALİ BEY

Aşk bir şem'i ilâhidir benem pervânesi
Şevk bir zencirdir gönlüm anun dîvânesi

Kanda bilsin şâh-ı aşkın dergehi âdâbını
Kûh-ken bir dâğ eri Mecnûn yaban dîvânesi

Kell-i uşşâk satılamaz kesâdı var kati
İşlemez oldu mahabbet şehrinin ser-hânesi

Murg-ı dil dâ'im hevâ-yi aşk ser-gerdânıdır
Bülbülün gülzârı var bûmun olur vîrânesi

Sâgar-ı Cemde bu beyt-i dil-güşâ mersûm imiş
Ateş-i bâdeyle germ â germ iken kâşânesi

Rind oldur kim götürdü bezm-i kesretden ayak
Sâkî-i devrân elinden dolmadan peymânesi

Şîr ü şekker gibi alıştı Hayâlînin bugün
İltifât-ı Şâh ile bu vaz'-i dervîşânesi

 

Gazel- HAYALİ BEY

(fa i lâ tün/ fa i lâ tün/ fa i lâ tün/ fa i lün)

Bî-vefâdır gül ol ey bülbül çemenden bir yana
Edelim şûrîdelik sen bir yana ben bir yana

Külbem içre dostum hecrinde efgân eylesem
Bir yana der nâle eyler oldu rezen bir yana

Dikse sînem zahmını cerrâhlar mecruh olup
Rişte kan ağlar bana bir yana sûzen bir yana

Kûyuna ergür bizi lûtf eyle dildârın deyu
Pâyıma eşkim düşer bir yana dâmen bir yana

Sâgar-ı zerrîn ile düşmezdi nergis pâyına
Gitmese çînî sûrâhilerle sûsen bir yana

Eşiğin taşı Hayâlînin yüzünden gitmeye
Seng-i mıknâtıs ola bir yana âhen bir yana

GAZEL

(fâ i lâ tün/ fâ i lâ tün/ fâ i lâ tün/ fâ i lün)

Bülbül-i gülzâr-ı mihnetdir dil-i gamnâkimiz
Ana gûyâ kim kafesdir sîne -i çâkimiz

Fürkat öldürse beni âhım yeliyle haşre dek
Gird-i bâd olup ser-i kûyun dolanır hâkimiz

Varmışız bir mâh-rû şevkiyle gayrı âleme
Dûd-ı âh-ı pür-şererdir encüm-i eflâkimiz

Her boyu servin düşüp ayağına yüzler sürer
Bir akar sudur bizim gûya ki kalb-i pâkimiz

Bulmayaydın ehl-i nazm içre Hayâlî imtiyâz
Dûr-bîn olmazdı böyle dîde-i idrâkimiz

Gazel- 

(me fâ î lün/ me fâ î lün/ me fâ î lün/ me fâ î lün)

Cânı teslîm eylemek aşkında kârımdır benim
Zinde olmak bir nefes aşk içre ârımdır benim

Çün beni hâk etti mihrin mâh yüz sürdü bana
Çihresinde görünen mâhın gubârımdır benim

Mihr kandîlin felekte nâr-ı âhımdır yakan
Mâha kevkebler nişân eden şirârımdır benim

Yağdı aşkında melâmet taşı bin bin üstüme
Ol melâmet taşları şimdi hisârımdır benim

Ben Hayâlî baş açık bir Rûmeli abdâlıyam
Takye-i hayrette Mecnûn ihtiyârımdır benim

Gazel- 

(me fâ î lün/ me fâ î lün/ me fâ î lün/ me fâ î lün)

Ciğer hûnâbesin nûş etmeği aşk içre benden sor
Hadîs-i lâ'l-i Şîrîn-zebân-ı Kûhkenden sor

Mahabbet cûyibârı kim ser-i âşık habâbıdır
Geçit vermez anun yolunu başından geçenden sor

Peleng-efken gözün havfile ol şirâne gamzenden
Ne kanlar yuttuğun âhû-yı Çîn müşg-i Hotenden sor

Hayâlin şahı gam ceyşin çekip dil mülkünü yıktı
Eğer teftîş-i zulm etsen şehâ ehl-i vatandan sor

Hayâlî tabhını şâir geçenlerden su'al eyle
Hücûm-ı şâhbâzı bir nice zâğ u zegandan sor

GAZEL

(me fâ î lün/ me fâ î lün/ me fâ î lün/ me fâ î lün)

Dilâ Mecnûn-sıfat uryân-ı aşk ol pîrehenden geç
Belâ meydânının gerçek şehîdiysen kefenden geç

Yürü her serv-i bâlâya akıtma su gibi gönlün
Fenâ gülzârının el çek gülünden gel dikenden geç

Çekilmiş dûd-i hasrettir bu bağın serv-i dilcûsu
Dökülmüş zehr-i mihnettir ruh-ı hâke çemenden geç

Gönül şehbâzını sîmurg-ı Kâfa hem-cenâh eyle
Bu alçaklara pervâz eyleyen zâğ u zegandan geç

Hayâlî câme-i zer-beft ü atlastan olup fâriğ
Libâs-ı müste'ârîden geçip belki bedenden geç

GAZEL

(fe i lâ tün/ fe i lâ tün/ fe i lâ tün/ fe i lün)

Ey gönül hâlimi derdinle diğer-gûn ettin
Göreyin odlara yan sen beni magbûn ettin

Kanda kim bezm-i cemâl etdin eyâ şâhid-i aşk
Dem-i uşşâkı ol bezme mey-i gül-gûn ettin

Ka'be-i kûyuna varmak bana farz olsa nola
Ayn-ı mâl oldu yaşım yüzümü altun ettin

Salalı gönlüme bünyâd gam ey Leylî-hırâm
Beni dîvârlara yazmalı Mecnûn ettin

Buldu bâtınla Hayâlî şeref-i âliyeyi
Ey kazâ zâhirin gerçi anun dûn ettin

GAZEL

(me fâ i lün/ me fâ i lün/ me fâ i lün/ me fâ i lün)

Elinden görmedik hiç bir belâ mı kaldı âlemde
Gamından çekmediğim bir cefâ mı kaldı âlemde

Belâ bezminde gam câmın içib mest-i harâb olmak
Benim kan olası gönlüm sana mı kaldı âlemde

Dem olmaz kim vefâsızlar cefâsın çekmezem yâ Rabb
Vefâsız dil-rübâ sevmek bana mı kaldı âlemde

Mukallîd oldu hep âlem cihân birbirine düştü
Olur olmaz safâsızda safâ mı kaldı âlemde

Hayâlî tavk-ı zülfünden perîşân-hâl olub her dem
Başımdan geçmedik hiç bir belâ mı kaldı âlemde

GAZEL - HAYÂLÎ BEY

Nedür cân kim anı sen nâzenîn cânâna virmezler
Sana âşık olanlar yoluna cânâ ne virmezler

Lebi sevdâsı gönlümde yaraşur zâhidâ yârun
Bu bir lâ’l-i musaffâdur anı her kâna virmezler

Harâbât erleri bir sengi bâlin itseler anı
Serîr-i devlet üzre mesned-i sultâna virmezler

Zelîhâsın şu kim tuğyân-ı nefsinden cüdâ kıldı
Anun Mısr-ı vücûdı Yusufın zindâna virmezler

Hayâli ışk-ı Leylâya heves kıldun velî anı
Belâ deştine her Mecnûn-ı ser-gerdâna virmezler

Gazel / Eylemeye

Dem nü var kanlu yaşum çihreme yol eylemeye
Gün mü var leşker-i gam cana nüzul eylemeye

Yok yerüm kûy-i münâcâtda havfum bu beni
Bu melâmetle hârâbat kabul eylemeye

Var mı bir kaaleb-i mahbûb-i melek-sîmâ kim
Pertev-i hüsn-i ezel ana hulûl eylemeye

Âferinler ola şol âşık-ı mihnet-keşe kim
Başına üşe gam-ı dehr melûl eylemeye

Yârdan kat'-ı recâ etme Hayâlî zinhâr
Sana bir cevr ü cefâ var mı ki ol eylemeye

 
 

DİĞER ŞİİRLERİ 

 

 

  • [1]  Hayali Bey Hayatı ve Edebi Kişiliği, https://edebiyadvesanatakademisi.com/Edebiyat.aspx?id=1068
  • [2] Cemal Kurnaz, [HAYÂLÎ BEY, TDV İslam. Ansklopedisi, cilt: 17; sayfa: 7
  • [3] Dr. Savaşkan Cem Bahadır, HAYÂLÎ BEY’İN BİLİNMEYEN GAZELLERİ, Turkish Studies 7/4, Fall 2012, shf. 921-946, ANKARA-TURKEY
  • [4] Cemal Kurnaz, [HAYÂLÎ BEY, TDV İslam. Ansklopedisi, cilt: 17; sayfa: 7
  • [5] Hayali Bey Hayatı ve Edebi Kişiliği, https://edebiyadvesanatakademisi.com/Edebiyat.aspx?id=1068
  • [6]  Dr. Savaşkan Cem Bahadır, HAYÂLÎ BEY’İN BİLİNMEYEN GAZELLERİ, Turkish Studies  7/4, Fall 2012, shf. 921-946, ANKARA-TURKEY
  • [7] Dr. Savaşkan Cem Bahadır, age. Shf 922
  • [8] Dr. Savaşkan Cem Bahadır, age. Shf 922

 

 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


2 Yorum
16.03.2018 - 23:38
Yazıyı neden kopyalayamıyorum, kaynak göstererek derslerimde kullanmak istiyorum. Selamlar...

Esa
17.03.2018 - 10:08
Yazının tamamını görmek ve kopya alabilmek için VİP üye olmalısınız.