Kadı Burhaneddin Edebi Kişiliği Divanı Diğer Eserleri


 

 

EDEBİ KİŞİLİĞİ DİVANI VE ŞİİRLERİ

 

 Kadı Burhaneddin'in Tuyug Gazel ve Diğer Şiirleri

 Kadı Burhaneddin Hayatı Edebi Kişiliği Dil ve Üslup Özellikleri

Kadı Burhaneddin Divanı ve Diğer Eserleri

 

Kadı Burhaneddin Divan şiirinin kuruluş yıllarında divan şirini kuran şairlerinin başında gelmektedir. Gazelleri ve özellikle de tuyuglarıyla meşhur olan, beşeri aşk, ölüm, yiğitlik konularını işleyen  şair, sûfi olmamakla birlikte tasavvufi konulara vakıf ve tasavvufu şiirlerinde bir çeşni olarak işleyebilen kuvvetli bir şairdir.

Divan edebiyatının ilk ve en hacimli divanlarından birini yazan Kadı Burhaneddin kendine özgü bir üslubu olan,  üzerinde pek durulmasa da klasik divan şairlerinin işlediği klasik konuların dışında da şiirler yazan özgün bir şairdir.[1]

Kadı Burhaneddin şiirleri ve edebi yönü hakkında yapılan değerlendirmeler diğer divan şairlerini de çerçeveleyen genel geçer kalıp ifadeler ve değerlendirmeler şeklindedir. Araştırmacılar onun özgün yanları, kendine has üslubu, konu ve tema seçimi üzerinde fazla duramamışlardı. Hâlbuki Kadı Burhaneddin diğer divan şairleri arasında bu açılardan özgün bir yere, farklı bir konuma sahiptir. “Şâir, gazel, rubai ve tuyuglarında ölüm kavramına ve bu sözcüğün çağrışımlarına sıklıkla yer vermiştir.  Şairin ölüme yaklaşım biçimi, ekseriyetle âşığın sevgili uğruna canını feda edebileceğine dair estetik bir form içinde geliştirilen tahayyüllere dayanmaktadır.”[2]

Ölüm teması  “Ecel, Allah tarafından her canlı için önceden takdir edilen hayat süresi ve bu sürenin sonu olan ölüm vakti” [3] şeklinde ve diğer şairlerde de görülen bir anlayış halinde ve sadece Kadı Burhaneddin’in şiirlerinde yer almayan diğer divan şairlerinin şiirlerinde de görülen bir temadır. Fakat, yiğitlik, cesaret, gerçek düşmanlarla mücadele,  devlete bağlılık,  korkular ve düşmanlar karşında duyulan realist tevekkül gibi temalar diğer divan şiirlerinde özel bir önem arz eden konular değildir. Hatta bu tür konular neredeyse diğer divan şairlerinin işlediği konular bile değildir.  Sözünü ettiğimiz bu konular kısmen, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni’nin bir kaç şiiri dışında işlenmemiştir.  Hâlbuki sözünü ettiğimiz bu temalar Kadı Burhaneddin’in şiirlerinde sıklıkla ve özellikle karşımıza çıkmaktadır.

Oldu müsahhar bize çü Şam’la Rum
Düşmana demir olduk dostlara mum
Her kişiler yürüsün yollarına
Çün dosta mübarekiz düşmana şûm

Devletinden kaçan olur haksar
Âşık olur ma ‘sukindan sermsar
Himmetümüz iki âlemde gezer
Nolisar Amasiye ya nigisar ( Niksar)

Er yiğit kayda ürker ürkülerden
Yahşi at belinlemez ilkülerden
Düşmenler bizde bolsa titreşsünler
Kağan aslan kaypinmaz tilkülerden

Divan şairleri yarattıkları ve anlattıkları soyut âlemden çıkamadan sosyal ve gündelik yaşama dönemezlerken, Kadı Burhaneddin’in şiirlerinde tam tersi bir hale gelir. Divan şiirinin soyut şiir dünyasını, muhayyilesini ve mazmunlarını kuran ilk şairlerden biri olduğu halde, soyut şiir ve dünyası  Kadı Burhaneddin’in şiirlerinde  bir süs olarak kalmıştır bile diyebilmek mümkün olur. Kadı Burhaneddin, soyut dünyadan ziyade gerçek dünyadan aldığı izlenimleri, mücadeleleri, serüvenleri, yaşadığı coğrafyayı, düşmanlarını, gerçek dünyadan çıkardığı izlenimleri, yaşadığı mücadelelerden hissettiği duyguları ifade eden şiirler yazmayı sever. Veya en çok bu  şiirler ile dikkat çekmektedir.

Onun divanı Divan edebiyatının ilk divanlarındandır.  Eserlerindeki arkaik Türkçeye ve mahalli dile mahsus kelimeler “14. Yüzyıl Türkçesi için bir hazine olarak kabul edilmektedir.”

Bu cümleden de anlaşılacağı gibi Kadı Burhaneddin şiirlerinde Arapça veya Farsça kelimelere tenezzül etmekten ziyade öz Türkçeye meyleden şiirlerinde Türkçe kelimler kullanmaya özel önem veren bir şairdir. Diğer divan şairlerinin aksine dili duru ve sadedir.

Fakat onu irdeleyen edebiyat tarihçileri Kadı Burhanedd’in bu yönü üzerinde de neredeyse ve nedense hemen hiç durmamışlardır. Hâlbuki Kadı Burhaneddin, divan şairleri arasında bu yönüyle de dikkat çeken, divan şiirini Arapça, Farsça kelimler, terkip ve tamamlalar ile doldurmaya kalkışmak yerine, hem mahalli hem de arkaik Türkçe kelimler, deyimler, atasözleri, tamlamalar ve deyişler ile donatmaya özel önem veren bir şairdir. Onun şiirlerinde Arabî ve Farisi kelimeler, duru Türkçesi içinde yaban ve çok seyrek kalan iğreti sözler gibidir.

Yürek oduna diledi su saça gözlerim yaşı
Gel baka dur ki şimdi ol dahi biter değil midir
Gerçi kaza durur onun aşkı bu deli gönüle
Yüreğime dokunan ok tîr-î kader değil midir?

Bu şiirinde de görüldüğü gibi Arabi Farisi sözler hep az sayıda kalmıştır. Kadı  Burhaneddin, aruza uydurabilmek veya  hüner gösterebilmek için Arabi, Farisi sözlere meyleden bir şair olmamıştır. Aksine Türkçeyi aruza uydurmuş, Türkçe deyişler demeyi bir hüner kabul etmiştir. Onun birçok kelimesi Azeri Türkçeye mahsus sözcükler ile doludur.  Bu yüzden bazı dilciler onu Azeri sahasına dâhil bir şair kabul ederler. Hâlbuki o devirde özellikle Orta Anadolu’da Azeri ve Anadolu şiveleri arasında henüz bir fark çıkmamış olduğundan onu bir Orta Anadolu şairi görebilmek de lazımdır. Kadı Burhaneddin “  Türkçenin dil ve İfâde imkânlarını sonuna kadar zorlayarak gazeller, rubailer ve tuyuglar söylemiştir. Cinas, tevriye ve mecazlara çok düşkündür. İfade gücü çağdaşı olan divan şairlerinden daha ileridedir”. Aslında o Azeri sahası şairi olmaktan çok, atasözlerini, deyimleri, arkaik ve mahalli dilden Türkçe kelimeleri, kendi hayat felsefesini ve hikmetli sözleri kullanmayı seven tam bir Türkçe şairidir.[4]

Türkçe söylemek ve milli olmak özeni nazım türü seçiminde dahi etkili olmuştur. Mani, hoyrat, bayatı ve mahnıların divan şiirindeki türevi olan Tuyug türünün en önemli şairi olması bu çabadan kaynaklanır.  Kadı Burhaneddin, divan şairleri arasında edebiyatımızın en önemli Tuyuğ ustasıdır.

Onun şiirlerinde,” lirizm, coşkunluk, renklilik ve samimiyet” diğer divan şairlerinin aksine ender görülen özellikler değil sanki şiirde amaçtır.  İran şiirinin mazmunların-dan faydalanmış, tasavvufun mecazlarından da İstifade etmiş, aşk, şarap ve tabiat temalı şiirler de söylemiştir. Buna rağmen onun en beğenilen şiirleri,  kişiliğini, savaşçılığını, hayat felsefesini,  cesaretini, tavır ve tutumlarını,  şahsi düşünce ve tepkilerini ortaya koyan”  hükümdarâne bir üslupla “ yazdığı şiirleridir. Kadı Burhaneddin’in üslubunda olsa olsa manilerden anonim Türk şiirinden, atasözlerinden  gelen etkiler bulunabilir. Kadı Burhaneddin kendinden önce yaşamış veya çağdaşı olan şairlerin etkilerini şiirlerinde hissettiren bir şair değildir. Kadı Burhaneddin dili, üslubu, benzetmeleri seçtiği konuları, temaları ele aldığı düşünceleri ile kendine özgü ve özel bir divan şairdir. Onun bu tip yönleri irdelenip ortaya konmamıştır.  Şiirlerinde anlattıkları kendi hayatından, anılarından gezip gördüğü, görüp yaşadığı olaylardan süzülüp gelen  özgün anlatılardır. Kısaca Kadı Burhaneddin Pek çok yönüyle özgün bir dile, üsluba ve söyleyişe sahip bir divan şairi olmuş,   kalıp sözler, ifadeler, terkip ve tamlamalar kullanmayı amaç edinmekten kaçınmış, divan şiirine mahsus mazmunlar ve kalıp özellikleri kullansa dahi bunlar birer süs öğeleri veya adete uymak babından kullanılan özellikler olarak kalmışlardır.

Gazellerinde içten, lirik ve âşıkane bir şairdir. Lirik şiirlerinde dahi cesaret, kendine özgü savaşçı edası, karakterinden ortaya çıkan yiğitçe seslenişler açıkça ortaya çıkar.  Şairin şiirleri bu yönüyle de klasik divan şairi şiirlerinden ayrılır.

Onun diğer bir yönü de tıpkı mani, hoyrat ve bayatılarda da olduğu gibi mahlas ve ad kullanmamış olmasıdır. Kadı Burhanneddin’i milli bir şair yapan diğer bir özellik de budur.

“İran şiirini çok iyi bilen Kadı Burhaneddin divan şiirinin öğelerini Türkçeye mal etmede emeği geçen başlıca Türk şairidir. Divan şiirinin ilk Türkçe örneklerini veren bir şair olarak Türkçeyi aruza uydurmakta güçlük çektiği görülür. Bu aruz vezin eksikliği o kadar önemlidir ki Kadı Burhaneddin’in şiirlerinin çoğunda kullanılan vezni tayin etmek güç ve hatta bazılarında imkansız olur. “ [5]Kadı Burhaneddin  Arapça ve Farsça sözcükler kullanmak yerine bu kusura düşmeye razı olmuş bir şairdir.

“Günlük konuşma dilini de şiirlerinde kullanması onun şiirlerine ayrı bir özellik verir.” Mahalli ağız özelliklerini gündelik hayattan aldığı sahneleri, atalarından öğrendiği Türkçenin mantığını, Türk edebiyatında en çok görülen söz sanatları olan cinaslarla, yer yer tevriye ve kinayelerle süslemiştir.

Yahsi añladum cihanda vaye yoh
Yardan özge bu humarum aya yoh
Iki ‘alemde ümîd server durur
Andan ayru dahi hîç sermaye yoh

Şiirlerinde kendine has düşünce, öznel söyleyişler, hayata dair analizler çıkarmak divan şairlerinde ender görülen hususiyetler iken Kadı Burhaneddin’in şiirleri bu tür özellikler ile doludur.

Gözel çok arasında dilber hani
Taslar köp orta yirde cevher hani
Koç u bugra aygırı çoh görmişüz
Ademîler içinde server hani

Bazı şiirlerinde tasavvuf izleri gayet acıkça görülmekle beraber Kadı Burhaneddin’i bir sûfî ve mutasavvıf bir şair değildir. Esasında tasavvufu iyi bilmesine rağmen tasavvuf onun şiirlerinde zaman zaman rastlanılan bir unsurdur. Kadı Burhaneddin’in gerçek yaşamında da zevk ve safa âlemleri düzenlemiş, şiirlerinde işrete, eğlenceye, dünya zevklerine yer vermiş bir şairdir. “ Kadı Burhaneddin esas itibarı ile beşeri, maddi aşkı işlemiş ve maceracı, dövüşçü, savaşçı hayatının ve ruhunun izleri çok bariz olarak şiirlerinde yansıtmıştır. Doğayla ilgili tasvirleri çok güzel yapmıştır.”

Kadı Burhaneddin şiirleri kendi hayatından edinilmiş, tespitler, çıkarımlar, analizler, dersler ve felsefi düşünceler ile doludur. Kadı Burhaneddin şiirlerinin büyük bölümünde “kendi hayatını “ anlatmıştır. Onun şiirlerindeki sevgililer tıpkı Nedim de de olduğu gibi gerçek hayattan alınmış güzeller olduğu izlenimi yaratırlar. Bu tip şiirlerinde kalıp benzetmeler ve mazmunlardan faydalanarak, sevgilinin göz, yüz, bel, zülüf vb. bedeni vasıflarını işlediği dikkat çeker.

 

 

ESERLERİ

 

Iksiru’s-Saadat fi Esrari’l-Ibadat:

Vücud, icad ve hikmet konularını ele alan, ibadetin hakikatlerinden ve sırlarından bahseden Arapça bir eserdir. 1395-96 kışında Sivas’ta [6] yazılmıştır.

 

Tercihu’t-Tavzih:

Fıkıh konusunu isleyen Arapça bir eserdir. Yazar 1387 yılında bitirmiştir. Bir nüshası Ragıp Pasa Kütüphanesi 831 numarada kayıtlıdır.

Farsça ve Arapça Siirler:

Farsça ve Arapçayı çok iyi bilen sair her iki dilde de eser yazmışsa da Farsça şiirleri elimizde değildir. Arapça üç şiiri Iksiru’s-Saadat fi Esrari’l-Ibadat adlı eserde yer almaktadır.

Türkçe Divanı:

Divanin tek nüshası Londra British Museum’da Or. 4126 numarada kayıtlı bulunmaktadır. Divanda 1268 gazel, 45 eksik gazel, 3 beyit, 20 rubai ve 116 tuyug vardır. Bu nüsha harekeli yazılmıştır. Divan,  güzel bir Selçuklu neshi yazısı ile kaleme alınmıştır.  El yazma divanın baş tarafı tezhipli, sayfaları cetvellidir. “Divan klasik tertipte düzenlenmemiş, şiirler muhtemelen yazılış sırasına göre dizilmiştir.”[7]

 Divan üzerinde, bugüne kadar birkaç önemli çalışma yapılmıştır.

Divanin hattatı Halil bin Ahmet’tir. [8] Divanın tıpkıbasımı İstanbul 1944 yılında Türk Dil Kurumu  tarafından yapılmıştır.

Türk dili ve Divan edebiyatının ilk örneklerinden olması bakımından bu eser 14. yüzyıl Türkçesi için bir hazinedir. Divanda atasözleri, deyimler, hikmetli sözler oldukça fazladır. (Üçer, 1998:34-39) [9] Divan, arkaik ve mahalli Türkçe kelimeler açısından oldukça zengindir. Divanı b u açıdan yeteri kadar incelenmemiş, şiir anlayışı ve şairliği konusunda yeterli tahlillere girilmemiştir.

Divanı, TDK , 1943 yılında tarafından yayımlanmıştır. Divan, Muharrem Ergin tarafından 1980 yılında yeniden yayımlanmıştır.[10]  Ali Alparslan’ da “ Kadı Burhaneddin Divanı’ndan Seçmeler “ adlı eserinde (Ankara 1977) şair hakkında geniş bir inceleme yapmış,  divandaki gazellerden yüz adedini seçerek bu eserinde yedi rubâî ve on sekiz tuyuğu  dahil etmiştir.

 

Yazan: Şahamettin Kuzucular

 

Şiirleri

Gönülüme ben dedim ki kandesin (gazel)

Hakk ne yazmış ise ezelde bolur (tuyuğ)

Hevâ ki şol senemün zülfini müşevveş ider (gazel)

Ölmüş tenüme aşkı anun rûh değül mi (gazel)

Gönlüme ben didüm ki kandesin

İy yârenler yâr yolına nem kaldı ki yanmamışam

Gözümden ahan yaşlara tufan nice benzer

Nice ki ömrüm var benim, yüzün gibi yüz görmedim

TUYUG Yoluna cânın veren cân-bâzimiş

TUYUG Erenler öz yolında tek gerek

Tuyuğ - Dünyayı Çok Sınadık Bir Bûyimiş

Tuyuğ - Yoluna can vermeyen taksîr eder

Tuyuğ -Ben Leblerini canıma emsem görürem

Tuyuğ - Nice Gökte Güneş Seyrânıdır

Tuyuğ Yeryüzünde ince der dür-dânedir

Dilberün işi ‘itâb u nâz olur (tuyuğ)

Tuyug Özünü eşşeyh gören serdâr olur

Tuyug Âşıkın seyrânı ol âlemdedir

Tuyug Oldu müsahhar bize çü Şam'la Rum

Yürek oduna diledi su saça gözlerim yaşı

Cihanda hubları gördük, vefası yok nidelim ( Tuyug)

Ten gemidür bu cihanda ömr kurmış bâd-bân

Yürek oduna diledi su saça gözlerim yaşı

TUYUG Cân çün yüzünü gördü yıldızı neylerem ben?

Canumı eşqüne satdum dehi behâ ne gerek

Nigârine, bu gözlerden nesîbi qanı üşşâqun,

Çin edelüm saçı çini hıtâya saldı beni,

Hub cananda çok velî nâzik ü dilrübâ gerek,

Serhoş gözü bilür ki, mestâne-yi eşqem ben.

Can olur ise bari canâne-yi eşk olsa,

Tuyug Emsem Ola mı

Şâhâ, yüzünün gülini dersem, ola mı? Tuyug

Mestane gözün dane-yi badam ola mı? Tuyug

Könlüm yene ol Leylîye Mecnûn olmış, Tuyug

Şükr ana ki, ben dilber-i narin severem, Tuyug

Könülde gizli bolsa bir tasadür, Tuyug

Belüdür Hak qatmda girdarümüz, Tuyug

Söz deyem sana eğer inanasın, Tuyug

Görmedüm sen tek letif, nazik cevan, Tuyug

Könlüni qaraladı göz qarası, Tuyug

 

[1] https://edebiyatvesanatakademisi.com/divan-siiri-ve-sairler/kadi-burhaneddin-hayati-edebi-kisiligi-dil-ve-uslup-ozellikleri/1000

[2] Dr. İlyas YAZAR, KADI BURHANEDDİN’İN ŞİİRİNDE ÖLÜM TEMİ VE ECEL KAVRAMINA BİÇİMSEL YAKLAŞIM,Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 4/6 Fall 2009

[3] Dr. İlyas YAZAR, KADI BURHANEDDİN’İN ŞİİRİNDE ÖLÜM TEMİ VE ECEL KAVRAMINA BİÇİMSEL YAKLAŞIM,Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 4/6 Fall 2009

[4]  Şahin Sürmeli, KADI BURHANEDDIN DIVANI: ANLAM ÇERÇEVESI, GAZIANTEP ÜNIVERSITESI

SOSYAL BILIMLER ENSTITÜSÜ,Yayınlanmamış Yüksek  Lisans Tezi, Gaziantep 2005

[5] https://www.cokbilgi.com/yazi/kadi-burhaneddin-kimdir-hayati-biyografi

[6]  Şahin Sürmeli, KADI BURHANEDDIN DIVANI: ANLAM ÇERÇEVESI, GAZIANTEP ÜNIVERSITESI

SOSYAL BILIMLER ENSTITÜSÜ,Yayınlanmamış Yüksek  Lisans Tezi, Gaziantep 200

[7] HATİCE TÖREN, KADI BURHÂNEDDİN, https://islamansiklopedisi.org.tr/kadi-burhaneddin#2-edebi-ve-tasavvufi-sahsiyeti

[8] Şahin Sürmeli, KADI BURHANEDDIN DIVANI: ANLAM ÇERÇEVESI, GAZIANTEP ÜNIVERSITESI

[9] Şahin Sürmeli, KADI BURHANEDDIN DIVANI: ANLAM ÇERÇEVESI, GAZIANTEP ÜNIVERSITESI

SOSYAL BILIMLER ENSTITÜSÜ, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Gaziantep 2005

[10] Şahin Sürmeli,age.

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış