Kanûnî Sultan Süleyman Muhibbî Hayatı Edebi Yönü

Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 18 Haziran 2011 Cumartesi aaa Beğen

http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/e/e9/EmperorSuleiman.jpg

MUHİBBİ( KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN )

 

 
Kanûnî Sultan Süleyman 27 Nisan 1495 Pazartesi günü Trabzon'da doğdu. Babası Yavuz Sultan Selim,  annesi Hafsa Hatun'dur. Hafsa Hatun Osmanlı ya da Çerkezdir.  Benzeri görülmemiş bir terbiye ve tahsil gördü. İlk eğitimini annesi Hafsa Hatun, ninesi Gülbahar Hatun'dan (Yavuz Sultan Selim,'in annesi) aldı. Yedi yaşına gelince tahsil için İstanbul'a, dedesi Sultan  -II. Bayezid'ın 'in yanına gönderildi. Şehzade Süleyman, burada Karakızoğlu Hayreddin Hızır Efendi'den tarih, fen, edebiyat ve din dersleri alırken, savaş teknikleri konusunda da öğrenim gördü. Divan Edebiyatı,  tarih fen bilimlerini öğrendi Kuyumculuk ustası Konstantinden ders aldı.[1]Sanatında ileri bir usta olarak yetiştirildi.

15 yaşına kadar babası Yavuz Sultan Selim, in yanında kalan Şehzade Süleyman, kanunlar gereği sancak istemesi üzerine, önce Şarki Karahisar'a oradan da Bolu, kısa bir süre sonra da Kefe sancakbeyliğine tayin edildi (1509). Yavuz Sultan Selim,'in 1512 de tahta geçmesi üzerine İstanbul'a çağırılan Şehzade Süleyman, babasının kardeşleriyle mücadeleleri sırasında İstanbul'da kalarak babasına vekâlet etti. Bu sırada Saruhan sancakbeyliğinde de bulundu. Babası Yavuz Sultan Selim,in ölümü üzerine, 30 Eylül 1520'de 25 yaşındayken  Osmanlı tahtına geçti.[2]

Kendisinden başka erkek kardeşi olmadığı için tahta geçişi kolay ve çatışmasız oldu. Çok ciddi ve kendinden emin bir padişah olan Kanûnî Sultan Süleyman, azim ve irade sahibiydi. Yapacağı işlerde hiç acele etmez, gayet geniş düşünür ve verdiği emirden asla geri dönmezdi. İş başına getireceği adamlara, kabiliyet derecelerine göre görev verirdi. Zigetvar kuşatmasını idare ederken, 7 Eylül 1566 yılında 71 yaşında vefat etti.

Babasindan 6.557.000 km. kare olarak devraldigi Imparatorlugun topraklarini, 14.893.000 km. kareye çikarmistır.[3]

"Kanûnî" denmesi, mevcut kanunları yazdırtıp çok sıkı bir şekilde tatbik etmesinden dolayıdır. Mısır'dan gelen vergiyi haddinden fazla bulup, yaptırdığı araştırma sonunda halkın zulme uğradığını düşünmesi ve Mısır Valisini değiştirmesi bunun açık kanıtıdır. Kanûnî Sultan Süleyman, tahta çıktığı sırada  Osmanlı Devleti dünyanın en zengin ve en güçlü devleti konumundaydı. Babasının ölümü ve kendisinin padişah olması, "Arslan öldü, yerine kuzu geçti" diye düşünen Avrupalıları sevindiriyordu. Ancak Avrupalılar, çok geçmeden hayal kırıklığına uğradılar.

Padişahlığının ilk yıllarında Yavuz  Selim'in Şam Valisi olarak atadığı Canbirdi Gazeli'nin 1521 yılında Dulkadiroğulları Şehsuvaroğlu Ali Beyin isyanları bastırıldı. Mısır'da sadrazamlık hakkının kendisinde olması gerektiğini savunan Ahmet Paşa, Anadolu'da Safevilerin desteğiyle ortaya çıkan Kalender Çelebi ve vergi sistemini bahane ederek ayaklanan Baba Zünnun (1527) isyanlarıyla uğraştı.

Rodos adası, Sen Jan şövalyelerinin elindeydi. Şövalyeler korsanlık yapıyor, Türk donanmasına zarar veriyorlardı. 1522 yılında düzenlenen seferle Rodos fethedildi.
Kanûnî, Barbaros Hayreddin Paşa'yı İstanbul'a çağırdı ve Kaptan-ı Deryalığa getirdi(1533). Böylece, Cezayir Osmanlı topraklarına katıldı. Barbaros Ege denizinde Venediklilerin elinde bulunan adaları aldı.
Alman İmparatoru Şarlken, Macaristan'a hâkim olmak için Macar kralı ile yakın akrabalık ilişkileri kurmuş, Macar Kralı İkinci Lui de, Şarlken'e güvenerek vergilerini ödemiyor kendisine gönderilen Osmanlı elçilerini öldürtüyordu. Fatih Sultan Mehmet   zamanında, Sırbistan alınmış, Ancak stratejik Macaristan alınamamıştı. Kanûnî Macaristan'ı almak için harekete geçti. Belgrad, karadan ve Tuna ırmağındaki Osmanlı donanması tarafından kuşatıldı. Şehir, gayet iyi savunulmasına rağmen teslim olmak zorunda kaldı (29 Ağustos 1521). Belgrad Muhafızlığına Balı Paşa getirildi.  Belgrad Kanûnînin ilk fethidir. Belgrad, bundan sonraki yıllarda  Osmanlı  Devleti'nin Avrupa'ya açılan en büyük kapısı oldu. Bu sebeple Belgrad'a "Darü'l-cihad" denildi.  Bu seferde Böğürdelen, Ciğerdelen, Zemun ve Belgrad ele geçirildi.[4]

Fransa Kralı Fransuva Şarlken'e esir düşünce  Fransa Kralının annesi Düşes Dangolen, Kanûnî'ye bir mektup yazarak yardım istedi. Bunun üzerine Kaptan-ı Derya Barboros Hayreddin Paşa Fransa'nın Akdeniz kıyısındaki şehri Nis'e giderek Şarlken'in donanmasını yendi. Hem Fransa'yı hem de Fransuva'yı kurtardı.

Şarlken'in tehlike olmaya başladığını gören Kanûnî ,Tuna nehrini geçerek Macaristan'a girdi. 29 Ağustos 1526'da Macar ordusuyla Mohaç'ta yapılan savaşta Macar ordusu iki saatte dağıldı. Mohaç Savaşı parlak ve şanlı bir zaferle neticelendi. Budin (Budapeşte) alındı. Macaristan, Osmanlı Devletine bağlı bir krallık haline geldi 

Avusturya Arşidükü Ferdinand, Macaristan'ın  Osmanlı hâkimiyetine girmesini istemiyordu. Ferdinand, Şarlken'in de desteğiyle Macar  soylullarının başına getirilen Jan Zapolya'yı tanımadı ve Budin'e girdi. Karşı sefere çıkan Kanûnî Sultan Süleyman Budin'i geri aldı. Savaşmayı göze alamayan Ferdinand ve Şarlken Avusturya'nın başkenti Viyana'ya kaçtılar ve Viyana kuşatıldı (26 Eylül 1529). Kış mevsimi yaklaştığı için 16 Ekim günü kuşatma kaldırıldı.
yıkılan Akkoyunlu devletinin yerine kurulan , Safevi  Devleti, doğuda Osmanlı İmparatorluğu için ciddi tehlike olmaya devam etmişti.  5. Seferini, 1532'de Sikloş, Güns, Kanije, Gradcaş, Pojega, Zacisne, Nemçe ve Podgrad'ı aldı. Aynı sene Kasım'ında sulh yapılıp İstanbul'a dönüldü. Kanûnî Sultan Süleyman, Avrupa'da İstanbul Antlaşmasıyla geçici de olsa barışı sağladıktan sonra, İran üzerine ilk seferine çıktı. Safevi Devletinin izlediği düşmanca politikalar ve Anadolu'da yaşayan Şiileri kışkırtmaları bu seferin düzenlenmesine neden oldu. Tebriz, Azerbaycan ve Hamedan istila edildi. Irakeyn seferiyle de Bağdat alındı(1534)
Andrea Doria komutasındaki Haçlı donanmasında Venedik ve Cenevizlilerden başka Malta, Portekiz ve İspanya'ya ait gemilerde bulunuyordu. Haçlı donanması 602, Osmanlı donanması ise sadece 122 parçaydı. Preveze körfezinde 27 Eylül 1538'de yapılan savaşta Barbaros Hayreddin komutasındaki Osmanlı donanması büyük bir zafer elde etti.
Barbaros'un Preveze Deniz Zaferini kazanması ve Venediklilerin Osmanlılarla barış imzalamaları Şarlken ve Papa'yı kızdırmıştı. Hazırlanan Haçlı donanması Cezayir'e saldırdı ancak Osmanlı donanması karşısında bozguna uğradı(1541). Barbaros'un yetiştirdiği Turgut Reis Trablusgarb'ı karadan ve denizden kuşatarak aldı. Ayrıca bu seferle Bingazi de Osmanlı ülkesine katıldı (1551).

Trablus ve Cezayirin güvenliği için Malta'nın alınması gerekiyordu. Yapılan kuşatma sırasında Turgut Reis şehit oldu. Malta alınamadı(1565)

 Safevi, Şahı Tahmasb, kardeşinin Osmanlılara sığınmasını da bahane ederek, Tebriz, Nahçıvan ve Van'ı ele geçirdi. Bunun üzerine Kanûnî Sultan Süleyman ikinci defa İran seferine karar verdi. Çıkılan İran Seferinden Van ve Tebriz geri alınarak dönüldü (1548). Safeviler 1553 tekrar saldırıya geçtiler. Doğu Anadolu'da ilerleyen düşman kuvvetleri Muş'a kadar gelip Erzurum'u kuşattılar. Kanûnî Sultan Süleyman üçüncü İran seferine çıktı. Revan, Nahçıvan ve Karabağ alındı. Zor duruma düşen Şah Tahmasb'ın isteği üzerine barış yapıldı ve Amasya  Antlaşması imzalandı(1555).[5]

Ümit Burnunun bulunması, Osmanlıların baharat ticaretine de büyük darbe vurmuştu. Kanûnî Sultan Süleyman döneminde bu sebeplerden ötürü, dört kez Hint deniz seferi düzenlendi. Ancak Osmanlı donanmasının okyanus şartlarına uygun olmaması yüzünden bu seferlerden hiçbirisinde tam başarı sağlanamadı. 1551 yılında düzenlenen İkinci Hint Seferinde Osmanlı donanmasının başında  Piri Reis, vardı. Türk Denizcilik tarihinde önemli bir yere sahip olan Piri Reis, , bu sefer sırasında Maskat'ı almış ve Portekiz donanmasını büyük bir bozguna uğratmıştı. Ancak, Portekizlilerin Basra Körfezini kapatacaklarını düşünerek, donanmayı Basra'da bırakıp ganimetlerle geri döndüğü için Piri Reis, Mısır'da idam edilmiştir. Ancak yine de Yemen, Eritre, Sudan sahilleri ve Habeşistan'ın bazı kısımları Osmanlı topraklarına katıldı.

Ferdinand, Macaristan'ın kendisine verilmesini, buna karşılık vergi vermeyi istiyordu. Olumsuz cevap alan Ferdinand Budin'i kuşattı. Budin'in kuşatılması üzerine Almanya seferine çıktı.10. Seferi (1543) sonunda resmen Estergon ve İstolni-Belgrad alındı. Peç ve Sikloş geri alındı. Bu seferden sonra barış yapıldı. Ve Kanuni tartışmasız Padişah-ı Cihan kabul edildi. Budin'i geri alıp Estergon'a kadar ilerleyen Osmanlı kuvvetleri, Avusturya ve Almanya içlerine akınlar düzenledi. Yedi ay süren Almanya seferi sırasında Avusturya'da bir çok kasaba, şehir ve kale fethedildi. Avusturya, yapılan bu savaşlar sonunda harap ve bitkin bir hale geldi. Bunun üzerine Ferdinand barış istedi. İmzalanan İstanbul Antlaşması ile Ferdinand ve Şarlken'in hem Macaristan hem de tüm Avrupa'yı ele geçirme çabaları sonuçsuz kalmıştı.[6]

Jan Zapolya ölmüş, yerine oğlu Sigismund geçmişti. Bundan istifade eden Ferdinand Budin'i kuşattı. Bunun üzerine 1540 yılında Kanûnî tekrardan Macaristan seferine çıktı ve çok güçlü bir orduyla birlikte Budin'e girdi. Sigismund'u Erdel Beyliği'ne atadı ve Macaristan'ı Osmanlı Devleti'ne bağlı Budin eyaleti haline getirdi. 

Anadolu'daki iç isyanlarla ve Doğu'da İran Devleti ile uğraşan Kanûnî Sultan Süleyman, 1566'da son seferine yine Macaristan üzerine çıktı. Zigetvar kalesi kuşatıldı, ancak kuşatma devam ederken Kanûnî Sultan Süleyman vefat etti. Osmanlı Devletini zaferden zafere taşıyan Kanûnî Sultan Süleyman'ın ölüm haberine rağmen kale fethedildi (7 Eylül 1566) Mimar Sinan, Kanûnî Sultan Süleyman döneminde bir çok eserler verdi.
 
 
[1] Meydan Laarousse, Kanuni Maddesi, Milliyet Yayınları, C.12,
[2] Meydan Laarousse, Kanuni Maddesi, Milliyet Yayınları, C.12,
[3] http://tr.wikipedia.org/wiki/I._Süleyman )
[4] Meydan Laarousse, Kanuni Maddesi, Milliyet Yayınları, C.12,
[5] Enver Behnan Şapolyo, Osmanlı Sultanları Tarihi, Rafet Zaimler Yay., İst. 1961, shf, 160-165
[6] Enver Behnan Şapolyo, Osmanlı Sultanları Tarihi, Rafet Zaimler Yay., İst. 1961, shf, 160-165

 

Dosya:John Sigismund of Hungary with Suleiman the Magnificient in 1556.jpg
Macar Kralı Zápolya ile Kanuni Sultan Süleyman.

 


Cana Muhibbi kıymeti çünki bilinmedi
Bir gün ola ki biline giçdükdü ruzgar.

 

KANUNİ'NİN ( MUHİBBİ) EDEBİ YÖNÜ

 Arapça ,  Farsça, ve Sırpça'yı çok iyi bilen Kanûnî Sultan Süleyman doğu İslam kültürüne vakıf olduğu gibi batı kültürünü de çok iyi tanımaktaydı.Kanûni Sultan Süleyman, Türk Divan Edebiyatı ve şiiirne eşsiz ve ebedi mısralar kazandıran ve en çok şiir yazan şairlerimizin başında gelir. Muhibbî, aşk iztırabı, kanaat, tevazu, felekten şikayet gibi, her divan şairinde görülen klasik konuları işlemiştir. Çağdaşı olan 'Zati den sonra en çok şiir yazan divan şairidir. Bunca devlet işi, seferleri, savaşları ve diğer işleri arasında bu kadar şiir yazabilmiş olması oldukça şaşırtıcı bir durumdur.
Kanuni sadece edebiyata  değil müziğe, minyatüre ve el sanatlarına da çok değer veren bir hükümdardı. Zamanında HAYALİ, BAKİ ,Zati ,  Taşlıcalı Yahya,  Usuli, FUZULİ',  gibi çok değerli şairler yetişmiş bu şairlerin pek çoğuna ihsanlarda bulunmuştur. Osmanlı devrinin en önemli  Minyatürcülerin olan Matrakçı Nasuh'u da korumuş, pek çok seferine Matrakçı Nasuh ’u da götürmüş fethedilen ve görülüp gezilen yerlerin Miyatürlerini de yaptırtmıştır.
En sevdiği adamlarından biri olan PARGALI İBRAHİM PAŞA ile tanışması onun sanata ve sanatçıya verdiği değeri göstermesi bakımından önemlidir. Manisa da Şehzade olarak görev yaparken bir evden keman sesi duyarak kimin çaldığını öğrenmek istemiştir. Kemanı çalan kişi PARGALI İBRAHİM ’dir. Bunun üzerine PARGALI İBRAHİM ’i yanına almış ve uzun müddet yanında muhafaza etmiş, şehzadeliği sırasında onu doğancı başı, hükümdarlığı esnasında da Has odabaşlığına kadar yükseltmiştir.
Bu büyük hükümdarın devrinde yüzlerce büyük sanatçı, mimar, Minyatürcü,  Şair , yazar, coğrafya bilgini yetişmiştir. Edebiyyata;a HAYALİ, BAKİ ,Zati ,  Taşlıcalı Yahya, Usuli, FUZULİ',  gibi İlim’de; Zenbilli Ali Efendi, İbn Kemal ( Şeyh'ül islam- Kemal Paşazade- ve Ebussuud Efendi… Mimaride; Koca Sinan… Tarih’te; Selanikî Mustafa, Âli, Celâlzâde Mustafa, Nişancı Mehmet… Coğrafyada; Piri Reis,… Denizcilikte; Barbaros Hayreddin Paşa ve Turgut Reis… Minyatürde Matrakçı Nasuh. Önde gelen isimlerdendir.
Muhibbi beğendiği şairler olarak,Ali Şir Nevai, (15.yy) ,,Genceli Nizami , Hafızı Şirazi gibi şairlerin ismini zikreder. Çağdaşları Fuzuli, Baki, Hayali gibi dev şairlerin ismini zikretmez. [1]Onun üzerinde en çok etki eden şair olarak Nizami Gencevi gösterilebilir. Şiirlerini ince hayal, nazik ve rengin edasıyla Nizami’nin şiirlerine benzetir. [2]Kanuninin Muhibbi mahlası ile yazılmış bir divanı vardır. Muhibbî, kelime manası olarak Arapça "hubb" kökünden "seven, sevgi besleyen, dost" anlamlarına gelir. Muhibbî veya vezin gereği nadiren de olsa Muhib, Sultan Süleyman, Meftûnî, Âcizî mahlaslarını kullandığı hacimli divanında tam 2779 adet gazel bulunmaktadır ki, Divan şairleri arasında en fazla gazel yazmış olan Zâtî'nin bile ulaştığı gazel sayısı 1825'tir. Kanuni böylece Divan edebiyatının gazel rekorunu kırmıştır.[3]
Devrinin ünlü şairlerinden HAYALİ, BAKİ ,Zati , FUZULİ', gibi şairlerin etkisinde kalan Muhibbî, İran şiirinde de başta Genceli Nizami olmak üzere Selman ve  SA'Dİ ŞİRAZİ den etkilenmiştir. Bazen şiirlerinde vezin bulamamış  şekil ve  ahengi bozmuştur. çok şiir yazması ve yazdıklarıyla yeniden uğraşacak vakit bulamamasından dolayı devrinde ikinci sınıf bir şair olarak tanınmıştır.[4] Şiirlerinde devrinin örf adet, inanç ve zevkini yansıtırken, deyimlerden, atasözlerinden sosyal hayata dair unsurlardan faydalanmıştır. Vezne pek dikkat edememekten kaynaklanan ahenk bozukluklarına düştüğü bir çok şiirinden şiirlerinin üzerinde çok durmadığı anlaşılır. Bu kusurlara düşmesinin diğer bir nedeni de çok sayıda şiir yazmış olması gösterilebilir.

Şiirlerinde Şehzade Cem Sultan,ve Avni- (Fatih Sultan Mehmet 'in de etkileri görülür. Devrinin diğer şairleri gibi aşk ve tabiat konularının dışına çıkamamıştır. Yalnız bir-iki şiirinde kahramanlık duygularını işlemiş, İran üzerine askeri ile yürümeyi arzu ettiğini dile getiren kahramanlık konulu şiirler yazmıştır. Askerlik ve harp duygularını dile getiren şiirlerde onun muzaffer olma duygularını okuruz.

Allah Allah diyelim rayeti şanı çekelim
Gözüne sürme deyu dudu siyahı çekelim

Payimal eyleyelim kişverini surhu serin
Yürüyüp her yane dek Şarka siyahı çekelim[5]
 
 
Nadir olarak dini-tasavvufi unsurlara da rastlansa da tasavvuf şiirlerinde bir amaç olmaktan uzaktır. Sade bir klasik Osmanlıca ile yazmış terkiplere fazlaca yer vermemiş, Arapça ve Farsça kelimelerin en çok kullanılanlarını seçmiştir. Sanat endişesinden uzaktır. Şiirlerinde aynı manaya gelen farklı kelimeleri sıkça kullanmıştır. Kullandığı kelimelerin çokluğu onun hem kültür hem de kelime hazinesi bakımından oldukça zengin bir yazı diline sahip olduğunu gösteriyor.[6]
Belli başlı Osmanlı şairleri tezkirelerinde Muhibbî'nin edebi yönüne temas etmekteler. Sehî Bey, Ahdî, Beyâni, Âşık Çelebi, Riyîzi, Hasan Çelebi, Latîfî ve Seyyit Rıza tezkirelerinde Muhibbî'den övgü ile bahsetmektedir. [10]Kanuni konuşma dili kıvraklığında şiirler de yazmayı başarmıştır. Padışah olmasa ve şiirlerinde biraz daha titiz olmayı başarsa iyi düzeyde şair olacağı anlaşılan Kanuni şiiri günlük konuşma dili hâline getirmiştir: Karıncaların istilâ ettiği bir ağacı, bu dur durak bilmeyen çalışkan böceklerden kurtarmak için Ebussuûd Efendi’den şöyle cevaz istemiştir:

“Dırahta ger zarâr itse karınca ( Dıraht: Ağaç )
Günâhı var mıdır ânı kırınca”

Ebussuûd Efendi’nin cevâbı da aynı vezin ve kâfiyeyle olur:

“Yarın dîvânına Hakk’ın varınca
Süleyman’dan alır hakkın karınca” [7]

Şairleri bu derece koruyan, onları her zaman mükafatlandıran Kanûnî Sultan Süleyman bizzat kendiside edebi eserlerin konusu olmuştur. Şairler tarafından hayatını, kahramanlığını ve şahsiyetini anlatan müstakil eserler yazılmıştır. Eyyûbî'nin yazdığı Padişah-nâme ve Celâl Zâde Sâlih tarafından yazılmış olan Süleyman-nâme bunun iki güzel örneğidir. Kanûnî, ayrıca divanlarda yer alan kasidelerin de konusu olmuştur. Bu kasidelerde Kanûnî'ye çeşitli isimler verilmiştir. Hükümdar olarak "cihân padişahı, hüsrev-i âfâk (ufukların padişahı), şeh-i hâverâne (doğunun ve batının padişahı), pâdişâh-ı bahr u berr (denizlerin ve karaların padişahı)" dini şahsiyet olarak da "zıllu'llah, sâye-i Hâk, şîr-i Hüdâ (Allah'ın aslanı) ve mücâhit (Allah yoluna cihad eden)" gibi isimler verilmiştir.[8]

Biri Farsça olmak üzere dört divançesi vardır. Bunlardan birincisi 30 yaprak, ikincisi 118 yaprak, üçüncüsü ise 261 yapraktır.Divanları üzerine yapılan araştırmalarda 2799 gazeli, 1 terci-i bendi, 30 murabbası, 18 muhammesi, 56 kıt'ası ve 217 beyti olduğu ortaya çıkmıştır. 

 
Topkapı Sarayı Müzesi Arşivinde kendi el yazisiyla manzumelerini hâvi perakende müsveddeleri mevcuddur. [9] Kanuninin  3000 civarında şiiri bir araya toplanmış ve kitap halinde "Muhibbi Divanı" adıyla Prof.Dr.Coşkun Ak Hocanın Başkanlığında 1987 yılında TC.Kültür ve Turizm Bakanlığınca prestij kitapları kapsamında bastırılmıştır.Kitap genel olarak iki bölüm olarak hazırlanmış, ilk bölümde Kanuni Sultan Süleyman'ın hayatı, sanatı, edebi kişiliği üzerinde durularak, şiirlerinden örnekler verilmiş, şiirlerinin kısa analizleri yapılmıştır. Eserin ikinci bölümü Kanûni'nin bütün şiirlerini kapsamaktadır.Bu ikinci bölümü de "Gazeller" ve "Diğer nazım şekilleri" olmak üzere iki ana bölüme ayırmak mümkündür. "Gazeller" bölümünde; hayatı, savaş ve zaferlerle yoğun devlet işleriyle geçen ve bu arada şiir yazmayı da ihmal etmeyen Kanûni'nin "Muhibbi mahlâzı ile kaleme aldığı 2799 şiir yer almaktadır. "Diğer Nazım Şekilleri" bölümünde ise; yine Kanûni Sultan Süleyman'ın eşsiz güzellikteki mısralarıyla donatılmış 59 çeşitli nazım şekli, 51 dörtlük 217 beyit bulunmaktadır. “[10]
Muhibbî’nin (Kanuni Sultan Süleyman) Farsça divânının tespit edilen dört nüshası bulunmaktadır. Bunlar: Topkapı Sarayı Ktp. Revan nr. 738, Ali Emiri Ktp. nr. 322, Ali Emiri nr. 323, Üniversite Ktp. Türkçe yazmalar nr. 5477.[11]
 
 

[1] Yrd. Doc. Dr. Semra Tunç, Muhibbi Divanında Şair ve Şiirle İlgili Değerlendirmeler, http://turkoloji.cu.edu.tr
[2] Yrd. Doc. Dr. Semra Tunç, Muhibbi Divanında Şair ve Şiirle İlgili Değerlendirmeler, http://turkoloji.cu.edu.tr
[3] Yrd. Doc. Dr. Semra Tunç, agy.
[4] Anonim, Kanuni,www.ebediyyen.biz/showthread.php, son erişim21-11-2012
[5] Enver Behnan Şapolyo, Osmanlı Sultanları Tarihi, Rafet Zaimler Yay., İst. 1961, shf, 160-165
[6] Vahid Çabuk, Divan-ı Muhibbi: Kanuni Sultan Süleyman'ın Şiirleri, Tercüman Yayınları; İstanbul, 1980 C.1, s.32,)
[7] Anonim, Kanuni,www.ebediyyen.biz/showthread.php, son erişim21-11-2012
[8] Anonim, Kanuni,www.ebediyyen.biz/showthread.php, son erişim21-11-2012
[9] (http://www.enfal.de/otarih )
[10] Dr. Sabiha Nevin İslam,Muhibbi, olay07.com/index.php, 14-11-2012
[11] Sadi Aydin-Farsca_divanlar.doc ,doguedebiyati.com/nusha/15/3-)


Dosya:Kanuni.jpg 

 

KANUNİ'NİN FRANSUVAYA YAZDIĞI MEKTUP
 
 

Osmanlıcası:

"Ben ki Sultan-i salâtin-i zaman burhân-i havakın-i avân tâc-bahs-i husrevân-i cihan zillullâhi'1-meliki'l-mennân Akdeniz'in ve Karadeniz'in ve Rumeli'nin ve Anadolu'nun ve Şam ve Halep ve Karaman ve Rûm'un ve vilâyeti-i Dulkadriye'nin ve Diyârbekir'in ve Azerbaycan ve Van'ın ve Budun ve Tamisvar vilâyetlerinin ve Mısır'ın ve Mekke'nin ve Medine'nin ve Kudüs'ün ve Halilü'r-Rahmânin külliyen diyâr-i Arab’ın ve Yemen'in ve Bağdad ve Basra ve Cezayir vilâyetlerinin ve dahi nice memleketlerin ki âbâ-i kiram ve ecdâd-i izamim -enârallâhü berâhinehüm- kuvvet-i kahire ile fetheyledikleri ve cenabı-i celalet-meâbim dahi tig-i âtes-bâr simsîr-i zafernigârim ile fetheyledigim nice diyarın sultanı ve pâdişâhı hazret-i Sultan Bâyezıd oğlu Sultan Selim Han oğlu Sultan Süleyman Şah Hân'ım"

Günümüz Türkçesi ile:

"Ben ki, Akdeniz’in ve Karadeniz’in ve Rumeli’nin ve Anadolu’nun ve Karaman ve Rum’un ve Dulkadir Vilayetinin ve Diyarbekir’in ve Kürdistan’ın ve Azerbaycan’ın ve Acemin ve Şam ve Haleb’in ve Mısır’ın ve Mekke’nin ve Medine’nin ve Kudüs’ün ve bütün Arap diyarının ve Yemen’in ve ecdadımın fethettikleri daha birçok diyarın Sultanı ve Padişahı Sultan Bayezid Han oğlu Sultan Selim Han oğlu Sultan Süleyman Han’ım; sen ki Frençe Vilayetinin kralı Françeskosun....”
 
 
TÜRKÇE DİVANI : 
 
 
Muhibbî/Muhib Osmanlı Sultanı Kanunî Sultan Süleyman’ın (1520-1566) mahlasıdır. Kanunî’nin şiirleri ilk kez II. Mahmut’un kendisi de şair olan Adile Sultan tarafından 1308 (1890-91) yılında İstanbul’da bastırılmıştır. Bu matbu dîvân, Latin harfleri ile 1980 yılında Vahit Çubuk tarafından, Dîvân-ı Muhibbî Kanunî Sultan Süleyman’ın Şiirleri adıyla üç cilt halinde yayımlanmıştır. 1977 yılında Coşkun Ak tarafından Atatürk Üniversitesi’nde yapılan doktora çalışması 1987 yılında, Kültür ve Turizm Bakanlığınca Muhibbî Dîvânı-İzahlı Metin adı ile yayımlanmıştır. Bakanlığımızın 2001 tarihli tıpkı basımı, Süleymaniye Kütüphanesi Arşivi’nde 3873 numara ile kayıtlı yazma üzerinden yapılmıştır. Dîvân, 245x150 (170x85)mm boyutlarında, 279 yaprak olup, her yaprağın bir yüzünde genellikle 9 satır bulunmaktadır. Talikle yazılmıştır. Orta kalınlıkta krem kimileri koyu nohudî renkli abadî kağıt kullanılmıştır. Sırtı siyah, kapaklar koyu kahverengi deri cilttir. Ortada siyah zemin üzerine altın yaldızlı bir şemse çerçevesinde yaldızlı tığlar vardır.

Dîvân, Kanunî’nin baş müzehhibi Karamemi tarafından tezhip edilmiştir. Dua cümleciklerinden dîvânın, Kanunî hayattayken istinsah edildiği anlaşılmaktadır. Dîvân üç bölümden oluşmakta olup, her biri kendi içinde bütünlük arz etmektedir. [1]

 
Farsça divan: 
 
Farsça divanının tespit edilen dört nüshası bulunmaktadır.
Birinci nüsha: Topkapı Sarayı kütüphanesi Revan nr.738 Vişneçürüğü bir cilt içindedir. Serlevhalar tezhipli, sahife kenarları halkari tezyinatlı, yal­dız çerçeve içinde, 6 satırlı, okunaklı çok güzel talik yazı ile olup, kağıdı aharlıdır. Divân Kanuni’nin hayatında, m.1565–1566 tarihinde Mehmet Şerif tarafından istinsah edilmiştir. 205 varaktır. ( 20 x12,5 ) ölçülerindedir.
5b -37a varaklar arasında Farsça gazel, rübai, kıta ve müfredler bulun­maktadır. 39 – 205 varaklar arasında Türkçe divân bulunmaktadır. Farsça di­vanda 45 gazel, 22 rübai, 39 müfred bulunmaktadır. Eser üzerine Kasım Gelen bir yüksek lisans tezi hazırlamıştır. [2]
İkinci nüsha: Ali Emiri nr.323 Şemseli, köşebentli ve zencirekli, vişne rengi meşin bir cilt içindedir. Kağıdı aharlı, 17 satır talikyazı iledir. İstinsah kaydı yoktur. 22 varaktır. ( 19 x 12,4 ) ( 14,2 x 7,8 ) cm. ölçülerine sahiptir. Divanda 95 gazel, 5 rübai, 5 kıta, 34 müfred bulunmaktadır.
Üçüncü nüsha: Üniversite Kütüphanesi, Türkçe yazmalar nr.5477 Sırtı mukavva bir cilt içindedir. Kağıdı aharlı, 13 satırlık yazı iledir, istinsah kaydı yoktur. 263 varaktır. ( 21,8 x 14 ) ( 16 x 10 )cm. ebadındadır.
Türkçe divanı müteakip, 253b- 262b varakları arasında 38 adet Farsça gazel bulunmaktadır. 253b de, süslü yaldızlı bir çerçeve içerisinde: “Divân-ı farsi-i Sultan Süleyman aleyhi rahme ver- rıdvan” ibaresi vardır.
Dördüncü nüsha: Ali Emiri kütüphanesi nr. 322 Sırtı meşin, üzeri ebru kaplı mukavva bir cild içindedir. Kağıdı mavi renkte, incedir. Başlıklar kır­mızı, muhtelif satırlı , rika yazı iledir. İstinsah kaydı yoktur. ( 21 x 15,5 ) ( 18,5 x 11 ) ebadında olup, 17 varaktır. Divanda 92 gazel, 4 rübai, 35 müfred bulunmaktadır.[3]
 
FERMANLARI 
 
 
 


KAYNAKÇA 
 
 
[1] Anonim, Kanuni, http://www.kygm.gov.tr/belge/1-51545/muhibbi-divani.html , son erişim, 11- 11- 2012
[2] Gelen, Kasım, Kanunî Sultan Süleyman’ın Farsça Divanı, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi, 1998
[3] Şadi Aydın, FARSÇA DİVAN SAHİBİ OSMANLI SULTANLARI VE DİVÂNLARININ NÜSHALARI,lisanifarisi.com/category/farsca-divan

http://www.acpr.org.il/ENGLISH-NATIV/08-issue/sharon-8.files/image008.jpg 

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.



Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...