LEYLÂ HANIM (ö. 1847)


 
 
LEYLÂ HANIM (ö. 1847)
 
Lirik gazelleri ile tanınan kadın divan şairi
 
Kazasker Moralızâde Hâmid Efendi’nin kızıdır. [1] Doğum tarihi de bilinmemektedir. Kendi şiirlerinden anlaşıldığı üzere dayısı Keçecizâde İzzet Molla’yı üstadı ve hocası olarak göstermiştir.
 
Saraya yakın bir çevrede yetişmiş olan Leylâ Hanım genç yaşta evlenmişse de “ hassas ve ince yaratılışta, hür düşünceli”  bir kadın olması nedeni ile bir hafta içinde veya daha ilk gecede kocasından ayrılmıştır.  [2]
Leylâ Hanım’ın hayatı hakkındaki ortaya çıkan detayların neredeyse hemen hepsi yazmış olduğu şiirlerinden çıkarılmaktadır.   Şiirlerinden onun saray çevresiyle ilgili olduğu, babasının ölümünden sonra maddi sıkıntılara düştüğü, bu nedenle II. Mahmud’a bir kaside yazarak yardım istediği, Esmâ Sultan’a da bu nedenle şiirler yazdığı anlaşılmaktadır.
 
Yine şiirlerinden kendisine 1840’ta 150 kuruş maaş bağlandığı ve bu nedenle minnetini ve teşekkürünü dile getiren şiirler yazdığı ortaya çıkar. Leylâ Hanım saraya sunduğu sonraki manzumelerinde gördüğü yardıma teşekkür eder.  Nitekim Fatma ve Münîre sultanların düğünleriyle Şehzade Abdülmecid ve Abdülaziz’in sünnetlerini tebrik eden kıtalar da yazmış, II. Mahmud’un kızı Atıyye Sultan’ın doğumu münasebetiyle söylediği tarih manzumesinde sürgünde bulunan dayısı İzzet Molla’nın affını talep etmiştir.
 
Kaynaklar onun Mevleviliğe bağlandığını yazmaktadır. Nitekim birçok şiirinde Mevlana’yı anmadan geçememiştir. Hatta Galata Mevlevîhânesi’nin bahçesindeki kabristana gömülmüş olması da bu bilgileri kanıtlar niteliktedir.
Hayatının son yıllarında Mısır’da divanı basılan Leylâ Hanım 1847 de İstanbul’da ölmüş ve Galata Mevlevîhânesi’nin bahçesindeki kabristana gömülmüştür.  Şeref Hanım,  onun ölümü üzerine “Adne aldı gitti Leylâ Hanım’ı Kays-i ecel” mısraını tarih düşürmüştür.
 
Aileden gelme bir tesirle Mevlevî olduğu anlaşılan Leyla Hanım’ın en çok etkilendiği şairler dayısı Keçecizade İzzet Molla ile Mevlevi şeyhi Şeyh Galip’tir. Leylâ Hanım bazı şiirlerinde dayısı İzzet Molla'yı üstat olarak kabul ettiğini ifade etmiştir. [3]
 
Leylâ Hanım, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî hakkında çeşitli methiyeler kaleme almış, pek çok şiirinde ona olan saygıyı dile getirmiştir.  Şiirlerinde Şeyh Galib’in etkisi görüldüğü halde daha çok beşeri aşkı işleyen bir şair olarak görülür. Şiirlerinde tasavvufi konular ağırlıklı değildir.  “Ancak tasavvufî yoldaki ifadeleri, onun şiirlerine asıl hâkim olan beşerî aşk duygusuna çeşni katan birer motif olarak kalır.[4]
 
Hatta gazel ve şarkılarında konu gereği dile getirdiği sevgi, içki ve eğlence meclisleri bir kadın olarak onun yanlış anlaşılmasına yol açmıştır.”[5]
“Leylâ Hanım’ın şiirlerinde beşerî aşkın ağır basması yanında gazel ve şarkılarında zamanının bir kadın için fazla serbest göreceği şekilde içki ve eğlence meclislerini terennüm etmesi kendisinin yanlış anlaşılmasına, hatta bazılarınca hafiflikle suçlanmasına yol açmıştır. “Ne derlerse desinler” redifli gazelinde içki ve eğlence konusunda serbest bir tavır ortaya koyan Leylâ Hanım, bu gazelinin sebep olduğu dedikodu ve yanlış zanları bertaraf etmek maksadıyla aynı redifte ikinci bir gazel yazarak içinin temizliğinden bahisle kendisini karalamak isteyenlerin ahirette utanacaklarını söyler.”[6]
 
Şiirlerinin güzelliğinden dolayı “ bülbüle “ benzetilmiş olan Leyla Hanım devrinin diğer şairleri kadar başarılı bir kadın divan şairidir. Sicill-i Osmânî  ondan “Şiirleri kendisinden güzel olduğu için bülbüle benzemiştir” [7]diye bahsetmiştir. İrticâlen  de şiir söyleyebildiği kaydedilen Leylâ Hanım’ın divanında münâcât, na‘t ve mersiyeler  de vardır. Özellikle şarkı ve gazellerinde başarılı kabul edilmiştir. 
 
DİVANI
 
Mürettep bir divanı olan Leyla Hanım’ın divanındaki gazelleri oldukça sadedir.   “Şiirlerinde, edebî sanatlara fazla yer vermemiştir.   Bâkî’nin üç gazeline tahmisi, Rûhî’nin terkibibendine nazîresi, İzzet Molla’nın bazı beyitlerine yaptığı tazminlerle bir gazelini tahmîs etmesinin yanı sıra başta Hoca Neş’et olmak üzere zamanının diğer şairlerine de nazîreler yazmış ve tahmîsler yapmıştır.”[8]
 
Divanı önce Mısır’daki Bulak Matbaasında eski harflerle ve Talik yazı ile basılmıştır. ( h 1260), Daha sonraki baskıları ise  da taş baskısı olarak (h 1267)  1928 de İstanbul’da  ve yayımlanmıştır.
Mehmet Arslan, Leyla Hanım’ın şiirlerini tertip ederek dördüncü baskısını yayımlamıştır 2003 .
 
 
[1] İsmail Ünver   , Leyla Hanım,  DİA cilt: 27; sayfa: 157
[2] İsmail Ünver   , Leyla Hanım,  DİA cilt: 27; sayfa: 157
[3] Mengi, Mine, Eski Türk Edebiyatı Tarihi, Akçağ Basımevi, Ankara 2002.
[4] İsmail Ünver   , Leyla Hanım,  DİA cilt: 27; sayfa: 157
[5] Mengi, Mine, Eski Türk Edebiyatı Tarihi, Akçağ Basımevi, Ankara 2002.
[6] İsmail Ünver   , Leyla Hanım,  DİA cilt: 27; sayfa: 157
[7] ; Sicill-i Osmânî, IV, 93; İbrahim Necmi [Dilmen], Târih-i Edebiyyât Dersleri, İstanbul 1338, I, 262
[8] İsmail Ünver   , Leyla Hanım,  DİA cilt: 27; sayfa: 157

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış