Nahifi Divanı


 

Tasavvuf yolunda da bir hayli ilerlemiş olan Nahifî’nin şiirleri âşıkâne olarak vasıflandırılır. Nahifi, Mevlananın Mesnevisini nazmen Türkçe‘ye çevirmesinden sonra tanınmıştır. Nahifi'nin şiirlerinde sade bir dil, çok rahat söyleyiş, ince buluş ve hayaller vardır. Gazel , kaside ve rubailerden meydana gelen âşıkane gazelleri ile dikkati çeken  “Divan”ındaki şiirleriyle üstün bir şair olarak görülmüş, tezkireciler de onun şairlik yönünü takdir etmişlerdir.  Özgün buluşları, ince hayalleri  zoru kolaya getiren söyleyiş ustalığı , nükteli ve zarif ifadeleri ile  Nedim ve Şeyh Galip ile kıyaslanacak değerde bir şair olarak görülmüştür.[1]

Divan şiirinin her dalında eser vermiş üretken bir şairdir. Eserlerinde hem dini tasavvufi hem de din dışı konuları işlemiştir.  Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin Mesnevi'si 15 yıl çalışarak Türkçeye  manzum olarak çevirmiş ilk kişidir. Nahifi bu eseriyle kendini tanıtmıştır.  Manzum Mesnevi Tercümesi 1851'de Mısır'da basılmıştır.  Dini meseleler ve hazreti Muhammed'le ilgili konularda da çok sayıda eser vermiştir.  Birisi Hz. Peygamber’e yazdı­ğı naatler, gazeller ve rubailerden meydana gelen, diğeri gazellerden oluşan iki dîvânı vardır. Âşıkane gazellerinden ince hayalli, güzel ve sade dilli bir şair olduğu anlaşılıyor. Çok eser veren şairlerdendir.

Süleyman Nahlfi, Hz.Muhaınmed'e büyük bir sevgiyle, imanla bağlıdır. Safliyı (ö.l138/1725) ve Salim (1099-115611688-1734) gibi çağdaşı olan tezkire yazarları da onun edebi kişiliğinin bu yönünü belirtmişlerdir. Hz.Peygamber için ayrıca çok miktarda övgü şiiri yazmıştır. Onun bu yöndeki çalışmaları, biraz da ince yapılı biri olması Nahifi’nin hakkında değişik rivayetlerin oluşmasına da vesile olmuştur. Kimi kaynaklara göre  “Kırk sene oruç tutmuş, devamlı oruç tutup çok riyâzet çektiği için zayıf kalmış veya yüksek dereceler vadisindeki kemâl-i aczinden dolayı,  incecik biri olduğu için Nahîfî mahlasını kullanmıştır.” [2]

Peygamberimizin doğumu, miracı, hicreti ve hilyesiyle ilgili mesneviler meydana getirmiştir. Bu bakımdan, HZ.Muhammed'in saydığımız hayat safhalarıyla ilgili dört mesnevisi elimizde bulunan ve yine onun gazaları konusunda Şeh-ndme vezninde Farsça bir eser meydana getirdiği bildirilen Nahifi'nin adını da hamse sahibi şairlerimiz arasında saymak mümkündür. (Adem Ceyhan: agy.shf.98-101)

Nahîfî’nin diğer eserleriyle bir arada külliyat halinde bulunan divanın bazı nüshaları da onun dinî ve din dışı şiirlerinin ayrı ayrı derlenmesiyle oluşturulmuştur. Eserde yer alan çeşitli  nazım biçimleri ile yazılmış olan şiirleri  ile divanı dışında olup da diğer eserlerinden  de derlenenler dahil olmak üzere 6980 beyittir. [3]

Nahifi’nin divanındaki şiirlerin çoğunu  na‘tlar oluşturur. Divanda şairin Arapça ve Farsça kaside ve gazelleri de yer almaktadır. Eser üzerinde A. İrfan Aypay bir doktora tezi hazırlamıştır (bk. bibl.)[4][5]

Nahifi en çok gazelleri ile meşhur bir şairdir. Gazellerinde Baki ve Fuzuli, kasidelerinde Nefi tesiri vardır. 40 gazeli dini, 20 gazeli Nabi ekolünde ve Hikemi diğerleri ise din dışı , aşk ve şarap konuludur.[6] Nabi, Cevri, Sabit, Naili ve Baki’ye nazireler yazmıştır. Şiirlerinde Sebk-i Hindi’nin izleri de görülür.

Nahifi, diğer eserlerinde olduğu gibi, mevlidinde de ilim ve sanatı birleştirmiş bir şair dir.( Adem Ceyhan, a.g.y)

 

*       Nahifi Divanı
 

 

ŞİİRLERİNDEN SEÇMELER 

GAZEL

sensiz cihânda âşıka işret revâ mıdır
sensiz safâ-yı ehl-i muhabbet revâ mıdır

ölsün mü neylesin olan âşüfte hüsnüne
kurbanın olduğum seni sevmek hatâ mıdır

nîm-nigâh-ı çeşminle zerd oldu rûyumuz
uşşâka sevdiğim nazarın kîmyâ mıdır

pîş ü pesinde şevk ile rû-mâl olup gider
sâyen de sana bencileyin mübtelâ mıdır

gözden nihân olup bu kadar nâz ü işveden
maksûdun ey perî bize cevr ü cefâ mıdır

sahn- çemende nağme-keş-i aşk olan aceb
bülbül müdür nahifî-i şîrîn-edâ mıdır

,,,,,,,,,,
Bu gülşende hezâr-ı bî-nevâyım yâ Resûlallah!
Velî âsurde-i cefâyım yâ Resûlallah!

No’la olsun reva cûyende-i dâru-yı ihsânın,
Esîr-i derd-i aşkım mübtelâyım yâ Resûlallah!

Beni gencine-i fazl-ı Hudâdan behreyâb eyle,
Der-i lütfunda muhtâc-ı atayım yâ Resûlallah!

Kerem kıl lütf-u ihsânınla dilşâd eyle ben zarı
Nahifiyim kapında bir gedâyım yâ Resûlallah!

 

BÜLBÜL REDİFLİ GAZEL
Seherde başlayıp âh ü figân ey bülbül
Seninle ağlayalım yana yana ey bülbül

O gül-izâr elemi bende gül gamı sende
Yeter figân ü enîne behâne ey bülbül

Gül ile hâr nedîm oldu yâr ile bülbül
Budur hikâyet-i devr-i zemâne ey bülbül

Yakar cigerleri eyler harâb sîneleri
Bu sûz-i nâle bu hûnîn terâne ey bülbül

Dem-i seherde Nahifî’den oldu tuhfe sana
Bedîhî bir gazel-i şâirâne ey bülbül

 
 
 
 

  • [1] https://www.edebiyadvesanatakademisi.com/edebiyad/672-nahifi_hayati_edebi_y%C3%B6nu__
  • [2]  Sefînet-ül-evliyâ cild-5, sh. 144
  • [3] Mustafa Uzun    [NAHÎFÎ]  TDV. İA. cilt: 32; sayfa: 298
  • [4] Mustafa Uzun    [NAHÎFÎ]  TDV. İA. cilt: 32; sayfa: 298
  • [5] ] A. İrfan Aypay, Nahifi Süleyman Efendi: Hayatı, Eserleri, Edebi Kişiliği ve Divanının Tenkitli Metni (doktora tezi, 1992), SÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü, I, 1-33;
  • [6]  Türk Dünyası Ortak Edebiyatı,Türk Dünyası Edebiyatçıları Ansiklopedisi, C.VI. Ankara, 2005,shf, 495-496

 

 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış