Necati Bey Divanı ve Seçkin Şiirleri


 


NECATİ 
 

Necâtî Bey’in günümüze ulaşan yegâne eseri, Türkçe Dîvân’ıdr. Kaynaklardan da bilindiği gibi  bu eserini Şehzade Mahmut’un himayesindeyken ölümünden beş altı sene önce Manisa’da iken, Müeyyed-zâde’nin talebi üzerine Şehzade Mahmûd’un yanında bulunduğu sırada tertip etmiştir.[9]

Latifi tezkiresine  göre Necâtî Bey’in divanı devrin genç şairleri tarafından ezberlenen şiiirler arasındadır. Necâtî Bey’in şiirleri Divan edebiyatımızda en fazla okunan şiirler arasında olmuştur.

Necatî Bey, Şeyhiyi, İran şâirlerinden Kemalüddîn İsfahanî, özellikle Nizami ve Selmân-î Sâvecî’yi takdir etmiş, başkalarının şiirlerinden anlam çalanları acı bir dille yermiştir. Bu yergilerinde bile özgün olmaya ne denli önem verdiği anlaşılır. [10] Necatî Bey, kendine özgü zengin hayâlleri ile süslü Şiirlerindeki rindâne üslûp ve nükteli anlatımıyla övünür. Eşsiz cinasları, anlamca yeni ve dillerde  gibi dolaşan şiirleri, Ahmet Paşa’nın şiirlerine yakın; sanat gösterişinden uzak, tabiî oluşu nedeniyle de Zatî’nin şiirlerinden üstündür. Türk Edebiyatı’nın İran etkisinden uzaklaştırılmasında büyük katkılarda bulunmuş, şiire canlılık kazandırmıştır. hmet Paşa’dan sonra XV. yüzyılın en ünlü şairi olmuştu. Şeyhî ve Ahmet Paşa, , İran şairlerinin geniş ölçüde etkisi altında kaldıkları halde, Necati, şiirlerine yerli motifler katmasını bildi; atasözleri ve deyimleri şiirlerinde kullanarak “Türkçe Suhan’e” önem veren bir şair olarak dikkatleri üzerine çekmiştir.

Gazel tarzına önem vermiş, gazellerinin dünyayı tuttuğunu söyleyerek onlarla övünmüştür. Bu nedenle de kasidelerinde sık sık tegazzül yapmıştır. Özellikle gazelleri sadedir. Bu mahallilik yalnız dilde değil, teşbihlerinde, özellikle kendi hayatını yansıtan tabiat, av sahnelerine ait tasvirlerinde, atasözü kullanmasında veya bu nitelikteki mısralarında kuvvetle hissedilir.

Kimsesiz büyüyen Necati’nin şiirlerinde sık sık “kimsesizlik parasızlık, yoksulluk, kölelik, gariplik, yalnızlık, yetimlik  temalarına da rastlanılır.  “ [11] Necati Bey, Türkçe söz ve ibareleri şiire sokarak bir çığır açmış. Türkî Basit  mahalilleşme akımı’nın ilk öncülerinden olmuştur. Divan Şiirine, adeta bir kişilik kazandırmış, millî ruh ve zekâmızın mührünü vurmuştur.

Necati  Bey divanın ın bilinen 25 nüshası vardır. Bunun ynısıra pek çok mecmuada da şiirleri bulunur. Manzum-mensur bir dîbâce ile başlayan divanda 25 kasîde, 3 mersiye, 1 tercî-i bend, terkib-bend, 1 murabba, 1 tarih, 2 mesnevi,70 kıt’a, 10 müfred, 7 ferd, 3 matla, 2 rubaî ve 650 gazel bulunmaktadır. Farsça şiirleri de olan Necâtî Bey’in Türkçe Dîvân’ında Farsça 5 gazel, 1 kıt’a ve 3 tarih vardır.[12]

Necâtî Bey Dîvânı’aı Ali Nihad Tarlan  Necâtî Beg Dîvânı’nın  25 nüsahasını gözden geçirerek  divanın tenkitli metnini  hazırlamış,  yeni harflerle yayımlamıştır (Necati Beg Dîvânı,İstanbul 1963,1997; Ankara 1992). Mehmed Çavuşoğlu divanın tahlilini (Necâtî Bey Divanı’mn Tahlili, İstanbul 2001), Ahmet Atillâ Şentürk ise Sultan Bâyezîd Methiyesi ile üç gazelinin şerhini neşretmiştir.


KAYNAKÇA 

  • [9]  Şahamettin Kuzucular , Necati Bey Hayatı ve Edebi Kişiliği,https://www.edebiyadvesanatakademisi.com/edebiyad/1059-necati
  • [10]  Şahamettin Kuzucular , Necati Bey Hayatı ve Edebi Kişiliği,https://www.edebiyadvesanatakademisi.com/edebiyad/1059-necati
  • [11] Yrd. Doç. Dr.Sevim BİRİCİ, “KİMSESİZLİK DUYGUSU VE NECATÎ BEY’İN BİR GAZELİ,” Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt: 19, Sayı: 1, Sayfa: 1-10, ELAZIĞ-2009
  • [12] Ali Nihad Tarlan , Necati Beg Dîvânı,İstanbul 1963, 199
 
 


GAZELLERİ

Lâle-hadler yine gülşende neler etmediler
Servi yürütmediler goncayı söyletmediler

Taşradan geldi çemen mülkine bigâne dürür
Devr- i gül sohbetine lâleyi i etmediler

Âdet-i hûblarun cevr ü. cefâdur amma
Bana etdüklerini kimselere etmediler

Hamdü lillâh mey-i canbahş ile sâkilerimüz
Âb-ı hayvan ile Kevser suym istetmediler

Hele ol kaşları ya okları peykânlarını
Sineden çekmediler yüreği oynatmadılar

Bin güzeller bulınur Yûsuf'a mânend amma
Bu kadar var ki bular kendülerin satmadılar

Ey Necâtî yürü şabreyle elünden ne gelür
Hüblar cevr ü cefâyı kime öğretmediler.


 

Döne döne

Çıkalı göklere âhum şereri döne döne,
Yandı kandîl-i sipihrün ciğeri döne döne

Ayağı yir mi basar zülfüne ber-dâr olanun
Zevk ü şevk ile virür cân ü seri döne döne

Şâm-ı zülfünle gönül Mısrı harâb oldı diyü
Sana iletdi kebûter haberi döne döne

Sen durup raks idesin karşuna ben boynum eğem
İne zülfün koca sen sîm-berî döne döne

Ka’be olmasa kapun ay ile gün leyl ü nehâr
Eylemezlerdi tavâf ol güzeri döne döne

Sen olasın diyü yir yir asılup âyîneler
Gelene gidene eyler nazarı döne döne

Ey Necâtî yaraşur mutribi şeh meclisinün
Raks urup okıya bu şi’r-i teri döne döne


 

GAZEL

Bir alay oldu per! şivelü âhû begler
Gözü ahuların alayına yâhû begler.

Bir perî için akar iki gözüm çeşmeleri
Sakının, bilmiş olun ilidir ol su begler.

Kimseye uymayasın ulaşmasın Allah Allah...
Zülf-i bî-dîn ile ol gamze-i cödû begler

Bîvefalıklar eder yoluna canlar verene
Acaba böyle molur dünyede hep bu begler.

Ne güzeller, ne Necati, ne selâmün ne aleyk
Fâriğuz idemezüz kimseye tapu, begler.


 

AH U FİGAN

Halk-ı alem aşkımı ah u figanımdan duyar
Gice ateş şulesi gündüz duhanımdan duyar.

Tınmamag ile yener ol gonca-leb ben bülbülün
Her seher derd-i derunum dasitanımdan duyar

Ağzı remzin beli sırrın şerh ederdim mu-be-mu
Kimsene yoktur benim raz-ı nihanımdan duyar,

Çeşm ü ebrusu hayali faş eder sırrum cihan
Beg kulu olduğumu tir ü kemanından duyar

Ben Necatiyem dediğimdir giriftar olduğum
Cümle güzeller beni nam ü nişanımdan duyar.



GAZEL

(fâ i lâ tün/ fâ i lâ tün/ fâ i lâ tün/ fâ i lün)

'Âşık olduğum tuyaldan yüzüme bakmaz habîb
Yöresine uğramaz ölümlü bimârun habîb

Çîn-i zülfümden çekilsün dir imişsin dôstum
Hey maâzallah ne çâre uşda boğaz uşda ip 

Dil garîbin urur ayaklara zülfün gerçi kim
Eller üstine tutarlar anı kim ola garîb

Kısmet olmağ ister isen derd ü gam cân u dile
Ok bıraksun gamzen ey ebrû-kemânum yâ nasîb

Mest olıcak kan içer dirler senünçün dôstum
Hey gözi mestüm şarâb-ı nâzı neylersin içib

Z'af ile görinmez oldum kimden umayın visâl
Görmeyicek hastayı kime 'ilâc eyler tabîb

Acır isen gel Necâtî derd-mende acı kim
Ne leb-i dilber nasîb oldı ne halvâ-yı rakîb

 

GAZEL

Câm-ı hecrün nûş ider mestâneler gördin mi hiç
Yoluna cânlar virür merdâneler gördin mi hiç

Zülfünün zencîr-i sevdasın tolayub boynına
Şehr-i hüsnün cerr ider dîvâneler gördin mi hiç

İtmege ağyârdan pinhân bu 'ışkun gencini
Bu yıkık gönlüm gibi vîrâneler gördin mi hiç

Göreliden sûretün nakşın der ü dîvârda
Sûretün nakş itmedük büt-hâneler gördin mi hiç 

Bezm-i hüsnünde Necâtî gibi yüzün şem'ine
Bâl ü perler yandurur pervâneler gördin mi hiç

 

GAZEL

Dağları Ferhâd anunçün hâk ile yeksân ider
Kim gam-ı Şîrîn içün dâ'im yeler efgân ider

Gel berü ey 'ışk-ı dilberden kerâmet isteyen 
Az mıdur bu kim kişiye ölmeği âsân ider

Ben gedâ-yı dilber olduğumı çok mu gördünüz
Hak Te'âlâ isteyicek bir kulı sultân ider

Tan mı her ahşam yire gömülse tîğ-i âfitâb
Çünki cellâd-ı felek gün başına bin kan ider

Var perî'âlemde ammâ sanma âdemden kaçar 
Himmetünden utanub kendüzini pinhân ider

Göz ucıyla merhabâ itdüm dimiş ol bî-vefâ
Pâdişehdür hâşe-lil'lleh anı kim yalan ider

Bî-vefâdan merhabâ gelmez Necâtî kimseye
Gâlibâ utanduğında kendüye bühtân ider

 

GAZEL

Bir gün ölmelü dirilenlere cânân görinür
Nite kim öldüği demde kişiye cân görinür

Yüri var mey-gedede karşuma gelme nâsıh 
K'elüme sâgar alıcak gözüme kan görinür

İki zülfün iki ejder gibi görindüğ'içün
Orta yirinde lebün mühr-i Süleymân görinür

Hârdan havlı düzüb saklayımaz seni rakîb
Nereden beker isen serv-i hırâman görinür

Yine ol gözleri âhû seni Mecnûn itmiş
Ey Necâtî gözüne yine beyâbân görinür

 

GAZEL

(me fâ i lün/ fe i lâ tün/ me fâ i lün/ fe i lün)

Dimez nice sürinürsin kapumda sen de garîb
Kimesne bencileyin olmasun vatanda garîb

Helâk ider hat u hâlün niçe benüm gibiyi
Selâmet ol ki komazsın beni inende garîb

Eğerçi ağır olur taş kopduğı yerde
Sitâre var ki akîki ider Yemen'de garîb

Kapunda âhuma yer yok aceb hikâyetdür
Bahâr u mevsim-i gülşen sabâ çemende garîb 

Mukîm idüm ser-i kûyunda der-be-der itdün
Garîb işler idersin bu derd-mende garîb

Zihî kemâl-i terakkî zihî cemâl-i celâl
Ki ışk bende garîb oldu hüsn sende garîb

Yazuk değül mi bana gülmemek işiğünde
Efendisi kapusunda olur mı bende garîb

Sabâ gibi yüzi üzre görüp Necâtî'yi
Didi nice sürinürsin kapumda sen de garîb

 

GAZEL

(fe i lâ tün/ fe i lâ tün/ fe i lâ tün/ fe i lün

Eser itmez nidelüm âh-ı sehergâh sana
Meğer insâf vire dostum Allâh sana

Hoş olur sobet-i mey gicede mehtâb olıcak
Nûr saç meclise gel kim dimişüz mâh sana

Nidelüm devr sunarsa sana şerbet bana zehr
Bu cihan böyle olur gâh bana gâh sana

Lehv-i çihremde okımağa hikâyât-ı gamı
Giceler subha değin şem' tutar âh sana

Gözyaşı encümini rehber idinmezse eğer
Şeb-i gamda iremez âşık-ı gümrâh sana

Husrevâ kullarunun eyle revâ hâcetini
Ki ebed oldı müyesser kamu dilhâh sana 

Ey Necâtî taş iken lâ'l ide hurşîd bigi
Bir nazar eyler ise himmet ile şâh sana



Gazel

Çünki yar ağyar ile dem-sazdır
Bana günde bin kez ölmek azdır

Dürlü dürlü derde uğratan beni
Kalb-i mail çeşm- şahid-bazdır

Gamzenin etdiklerin zülfün bilir
Geceler uğru ile hem-razdır

Nice bir yile yanınca it rakib
Gel bizimle git ol iti azdır

Çok cefa eyler bilip çok sevdiğim
Nola nola bu da bize azdır

Gussadan mahlas dilersen ey gönül
Adını divan-ı aşka yazdır

Ol gözü mestanenin etdiklerin
Ey Necati cevr sanma nazdır

 


GAZEL

Tutalum zenbil ile gökden iner meh-pâreler
A begüm yerden mi çıkdı âşık-ı bî-çâreler

İhtiyat itmez misin andan ki ashâb-ı niyâz
Baş açub zârî kılub yerden göge yalvaralar

Câm-ı lâ’lünle şarâb-ı nâb hem-reng olmasa
Güvleyüb düşmezdi sâgar üstine âvâreler

Âfitâbum yüzün ağ alnun açıkdur gerçi kim
Sâye-vâr arduncadur bir nice yüzi karalar

Ey Necâtî çıkma yoldan aldanub güzellere
Şem’ gibi sanma kim dâim önünce varalar

 

 

GAZEL

Beni cevrile öldürse dimen ol yâra kanludur
Halâl olsun ana kanum yiğitdür delikanludur

İşitdüm kim rakîb ölmüş habîbün ömri çok olsun
Kapudan bir seg eksilmiş anı sanman ziyânludur

O mâhı nâ-gehân görsem bana söylemeyüb geçse
Kalur barmağum ağzumda gören dimez ki canludur

Dimişdi öldürem seni ferâh ol tîg-i hışmumla
Dirîgaa ahdine durmaz sanasun Karamanlu’dur

Necâtî ey perî-çihre igen üftâde olmışdur
Yüzinün rengi zerd olmış gözinün yaşı kanlıdur

 


GAZEL - 

Dünyayı bir yana kosalar bir yana seni
Bana seni gerek seni ey bîvefâ seni

Müşkil bu kim muhabbet iki başdan olmadı
Sevdürmedi sana beni illâ bana seni

Mihr ü vefâ içün mi getürdi beni felek
Cevr ü cefâ içün mi yaratdı Hudâ seni

Âşıklarun ne çekdüğini anlamğ içün
Allah ideydi bir güzele mübtelâ seni

Bir bağrı katı yüzi açılmış güzel gerek
Âyîne gibi göstere şâhum sana seni

Salma sakın ayağa duâcılarunı kim
Ey serv-kad el üstine tutar duâseni

Oldum Necâtî sâye-i zülfinde pâdişâh
Var ey gedâ ki kapladı zıll-i hümâ seni

Mef’ûlü fâ’ilâtü mefâ’îlü fâilün



GAZEL ÇEKER 

 

Âşık kaçan ki nâvek-i âh-ı seher çeker
Göklerde mihr ü mâlı yüzine siper çeker

Gâhî kemân-ı mihnet ü gâhî hadeng-i âh
Meydân-ı gamda âşık-ı miskin neler çeker

Bir gün sen âfitâba mukaarin olam diyu
Mâlı-ı felek yıl on iki aydur sefer çeker

As bari dâr-ı zülfüne bir kezden it halâs
Cellâdı gamze bizi nice bir iler çeker

Zülfün ki arifane eğilüb öper lebün
Bir rinddür ki câm-ı şarâbı çöker çeker

Râz-ı lebini mest gözinden sorar gönül
Nâzüglük ile ağzını arar haber çeker

İtme igende dîde vü dilden şikâyeti
Kim cevr-i ışkı pâdişeh-i bahr ü ber çeker

Râgıb görür kaşun ile zülfün kemendini
Ânım içün Necâtî bu denlu gerer çeker

Mef'ûlü fâilâtii mefâîlü fâilün

 

DİĞER ŞİİRLERİ 

 

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış