Nefi Siham-ı Kaza


nefi

Sihamı Kaza Nefi’nin ağır hicivlerinin toplandığı bir eseridir. Sihamı kaza “Kazâ Okları“ anlamına gelmektedir.

Bu eser cumhuriyet dönemine kadar pek bilinmemiş Ebuzziya Tevfik 1877 tarihinde yayımlanan bir kitapçığında kitapçıkta, Siham-ı Kaza’nın , Nef’i Divanı kadar nitelikli ve edebi olduğu ispat etmeye çalışmıştır. Buna rağmen Tanzimat’tan başlayarak bugüne değin yayınlanmış edebiyat tarihleri, şiir şerhleri ve antolojilerinde Sihâm-ı Kazâ’dan bahsedilmediği ve şiirlerine yer verilmediği görülmüştür.[1]

Sihâm-ı Kazâ adlı eserinde Nefi 117. asırda yaşamış bazı devlet adamları ve şairlerin ahlak ve edep dışı bir üslupla hicvetmiştir.  Siham-ı Kaza ‘daki bazı şiirleri İnce hayallerle bezenmiş, sanatlı, zekâ ürünü

Manzumeler iken pek çok şiirleri de kaba sözler,  ağır ithamlar küfürler  ve sıradan sözlerle dolu bir hiciv eseridir.   “Şair kendine hitap edilmiş şekline göre tavır almış, ince nüktelere incelikle, kaba hitaplara kabalıkla cevap vermiştir.”

Eser yeni harflerle ilk kez 1943’te yayınlanmıştır. Eser,  Metin Akkuş tarafından 1998’de yeniden neşredilmiştir.

Nef’î’nin hicivlerine konu olan kişiler farklı konum ve mesleklere mensuptur. Aile çevresinden babası Mehmed Bey, devlet erkânından Gürcü Mehmed Paşa, Kemankeş Ali Paşa, Baki Paşa ve Halil Paşa değişik üsluplarla yerilmiştir. Şairin sanat çevresinden birçok kişiyle de karşılıklı atışmaları vardır.

Kimi araştırmacılara göre Siham-ı Kaza edebi bir eser değildir. “ Sihâm-ı Kazâ’nın dili bu divanlardaki kusursuz ve söyleyiş gücü çok yüksek olan dil ile mukayeseye imkân vermeyecek derecede sorunlu ve edebi olmaktan uzaktır.”[2] Eser, devrinin sosyal hayatıyla ilgili betimlere de sahiptir.  Fakat eserin sosyal hayatın ve halkın yaşamından söz ettiğini de söylemek çok zordur. “ birkaç yerde şaraba düşkünlükten veya haksız kazanç ve rüşvet müptelası olan sadrazam ve defterdarlardan ve bir başka deyişle sosyal arızalardan söz edilir.” Buna rağmen bu eser Nefi’nin şahsi kin, nefret ve hakaretlerini içeren bir ser özelliği gösterir.

Eski Türk Edebiyatında hiciv denince ilk akla gelen şair Nef’î ve ilk akla gelen eser Sihâm-ı Kazâ’dır. Nef’î bu eserinde kendisine kötülüğü dokunan devlet adamlarını ve bunlarla ilişkisi bulunan kişileri, zümreleri ve daha birçok kişiyi ağır bir şekilde hatta küfre , alaya, kişisel kusurlara dahi vurarak hicvetmiştir.  “Şair, yer yer küfrün en ileri derecelerine varacak şekilde muhatabına hakaret eder. Hakaretlerde cinsel sapma, namussuzluk, dinsizlik, pislik, nesebin bozukluğu, fesatlık, çirkinlik gibi ithamlar sık sık söz konusu olur.”[3]

Eserin edebi yönünde araştırmacılar aynı görüşte değildir. Eseri edebi bulanlardan daha ziyade eseri edebi olmamakla suçlayan araştırmacıların sayısı daha çoktur. “ Eserde belli sövgü kelimelerinin anormal derecede tekrarlanması, teşbih yoluyla yapılan imaların ve ithamların aşırı sıklığı, Türkçeyi kullanımda sıradan insanın bile yapmayacağı hatalar eserin telifinde her hangi bir edebi endişenin bulunmadığını fikrini güçlendirmekte ve nazım mesajların arasında görünmez hale gelmektedir. “[4]

Esasında bu trür eserlerin hepsinde de bu özellik bulunur. Bu tip ddivanlardaki yergilerde kinaye, ta’riz, istihza, istidrak gibi söz sanatlarının yardımıyla hakaretten ziyade nükte ve mizah ön plana çıkar.[5] Nezaket sınırlarının iyice ihlal edildiği, küfür dolu manzumeler mecmualarda yer alır. Bu mecmualarda hicviye, hezl, nükte, latife, şehrengiz ve sergüzeştnameler bir araya getirilmiştir.[6]

Siham-ı Kaza  şairin  hayatına  da sebep olmuş ağır hakaretler ve küfürler de içeren bir hiciv eseridir. “ Eser, âdetâ şâ’irini lânetleyerek daha ölümünden önce gözden düşmesine sebep olmuş,”Engerek yılanının öldürülmesinde de bir sakınca yoktur” [7]şeklinde  düşünen bir kitlenin oluşmasına zemin hazırlamıştır. “

Naima tarihine göre Nefi Sultan Dördüncü Murat’a bir daha hiciv yazmayacağı yönünde söz vermiş ama sözünde durmayarak Siham-ı Kazasıına yeni hicivler eklemiştir. Bayram Paşa’ya yazdığı hiciv ile sözünde durmayan Nefi  hakkında oluşan “ Engrek yılanını öldürmek caizdir” düşüncesinin yaygınlaşması ile boğdurularak denize atılmıştır.

Nefi’nin ölüm tarihi ebced hesabı ile bir şair tarafından şöyle düşürül, “

Gökten Nazire indi Siham-ı kazasına

Nefi diliyle  uğradı Hakkın belasına.

Bu beyit gün tarih yıl olarak ebced hesabıyla Nefi’nin ölüm gününü tarihlendirmektedir.

 

SİHAM-I KAZA ESERİNDEN

Gürci hınzırı a samsun-ı muazzam a köpek
Kande sen kande nigehbani-i alem a köpek

Vay ol devlete kim ola mürebbisi anun
Bir senin gibideni cehl-i mücessem a köpek

Ne gune kaldi meded devlet-i Al-i Osman
Hey yazuk hey ne musibet bu ne matem aköpek

Ne ihanetdür o sadra bu zamanda ki anun
Olmaya sahibi bir Asaf-ı kerem a köpek

Hidmet-i devlete sair vüzeradan göreler
Bir fürumaye koca ayuyı akdem a köpek

Bu mahlallerde ki Bagdadı ala şah-ı Acem
Arz-ı rumu ede teshir Abaza hem a köpek

Sattınız iki soysuz bir olup hanlığı
Kimseyietmedünüz bu işe mahrem a köpek

Paymal eylediniz saltanatın ırzını hem
Yok yereoldı telef ol kadar adem a köpek

Hiç hanlık satılır mı hey edebsiz hain
Tutalım olmamış ol fitne muazzam a köpek

Sen kadar düşmen-i devlet mi olur a hınzır
Ne turur saltanatun sahibi bilsem a köpek

Ehl-i dil düşmeni din yoksulu bir melunsun
Öldürürlerse eğer can-be-cehennem a köpek

Böyle kalur mu soysuzlar elinde devlet
noldu ya gayret-i şahenşeh-i azam a köpek

Hak götürdü arabı gitti hele dünyadan
Kim götürse akabince seni bilmem a köpek

File nacar meger yükledeler tabutunu
Çekemez cife-i murdarunu adem a köpek

Filler de çekemezse ne acep laşeni kim
Var mı bir sencileyin div-i mülahhem a köpek

Sen soysuz eşek ol Kirliorospu yaraşur
Bindürüp sırtına teşhir edersem a köpek



  • [1] Nurettin ÇALIŞKAN, NEF'Î DİVANI VE SİHÂM-I KAZÂ'NIN ZİHNİYET, EDEBÎLİK VE İÇERİK BAKIMINDAN KARŞILAŞTIRILMASI, shf, 397https://www.turkishstudies.net/Makaleler/633347963_
  • [2] .( N. Çalışkan, age, shf, 402)
  • [3] Abdullah Eren, Sihâm-ı Kazâ’da Hakaret Unsuru Olarak Hayvanlar, https://www.actaturcica.com/sayi2/28_44.pdf
  • [4] ..( N. Çalışkan, age, shf, 405)
  • [5] Mine Mengi, ‘Divan Şiirinde Yergi Amaçlı Söz Sanatları’, Divan Şiiri Yazıları, Akçağ yayınları, Ankara 2000, s. 81-90.
  • [6] Metin Akkuş, “Eski Türk Edebiyatında Hiciv”, Osmanlı Edebiyatı Araştırmaları, Fen-Edebiyat Fakültesi
  • yayınları, Erzurum 2000, s. 61.
  • [7]Esra Cengiz,  NEF’Î DİVÂNI’NDA GAZELLERİN SÖZ ÂHENGİ,SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ, Yüksek Lisans Tezi, KAHRAMANMARAŞ AĞUSTOS-2006

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış