Nev'izade Atai - Atayi - Hayatı ve Eserleri


 

Nevizade Atai (1583–1635 )

Nevizade Atai (1583–1635 )

 

17 Yüzyıl  Osmanlı şairi, Tarihçi ve Hanefi mezhebi fıkıh âlimi. 1583 senesinde İstanbul'da doğdu. Asıl Ataullahtır. Atâyi’nin dedesi, Halvetî tarikatı şeyhlerinden Pir Ali bin Nasuh Efendidir.  Babası ise şâir ve müderris Nev‘î Yahyâ Efendi’dir. Her iki tarafı da soylu bir aileden gelen Nevizade Ata’nin ailesi, Moğol istilası (Cengiz Han) zamanında İran’dan Anadolu’ya geçmiş, İstanbul çevresinde Rodosçuk civarında İnecik’e bağlı İvaz Fakih kasabasına yerleşmiş bir ailedir.

Dedesi Yahya bin Pir Ali bin Nasuh II Mehmet Devri meşhur kazaskerlerinden biridir. Malkara’da doğmuştur. (Ali Öztürk, a.g.e.) Bu yüzden Nevizade Atai, İstanbul’da doğmuş olmasına rağmen köken olarak Malkaralı sayılmaktadır. Babası Nev'i, de bir Şairdir. Babasının eğitimi ve hayatı hakkında en detaylı bilgileri de Nevizade Atai verecektir. Nev'i, oğlu Atâî’nin verdiği bilgilere göre, Tasavvufa dair ilk bilgileri bir Halveti şeyhi olan babası Pîr Ali b. Nasuh’tan almıştır. [1] Nevizade Ata'in adı da bu sebepten Nev'izade Atai olarak adlandırılmıştır. Nevi, babasının yolundan giderek iyi bir eğitim alacaktır. Nev‘i, devam ettiği medresede Baki’nin de hocalığını yapmış olan müderristen ders alırken bu öğrenciler içerisinde şair olacak olan diğer on dört şairden biri olacaktır. [2]Atai’nin sınıf arkadaşları arasında Sultan Murat’ın hocası Hoca Sadeddin, Baki, Vâlihî, Muhyiddin Karamânî, Cevrî, Mecdî gibi devrin ileri gelen şâir ve âlimler vardır.

Atâyi (Atâullah) 1582 (991) yılında İstanbul Anadoluhisarı’nda dünyaya gelir. Önce babası Nev‘î Efendi’den ders alan  Atai daha sonra medreseye başlar. Babası ve dedesinin sağladığı böyle bir edebi ve ilmi ortamda yetişen Atai’nin oldukça iyi bir eğitim almış olduğunu tahmin etmek zor değildir. Atai, ilk tahsilini babası Nevi Yahya Bey’den den almış, daha sonra Kafzade Feyzullah'tan dersler almıştır. Atâyi, Babası Nev‘î Efendi’nin 1599 yılında vefat etmesiyle on yedi yaşında yetim kalır.

 Nev‘î, okumuş olduğu Hücrât medresesinde 1601 yılında Ahizade Abdülhalim Efendiden akli ve nakli ilimleri tahsil edip Mülazım olarak tahsilini tamamlamıştır.  Atâyi’nin ilk resmî görevi, İstanbul Canbaziye Medresesinde Düvüm Mehmet Efendi Yerine 1605 yılında başladığı müderrisliktir.[3]

Müderrislikte derece derece yükselen Nev‘î Efendi 1590’da Bagdat kadılığına, III. Murat zamanında şehzade hocalığına tayin edilmiş ve Mustafa, Bâyezid, Osman, Abdullah gibi şehzadelere hocalık etmiştir.

İstanbul kadısı Zekeriya Yahya Bey'in yardımla 1605 yılında Canbaziye Medresesine müderris olmuştur.[4]1605 senesinde  Canbaziye Medresesi müderrisliğine tayin edildi. ( Saadet KARAKÖSE, age.( 1994)  Shf 9) 1608 senesinde müderrislikten ayrılıp kadılık mesleğini seçti ve Lofça'ya kadı tayin edildi. Atâyi, 1606 yılında Şeyhülislam Sun‘ullah Efendi ve İstanbul kadısı olan Ganizâde Nâdirî Efendi’ye birer kaside sunar.  Bir kaside de 1608 yılında Celâlî isyanını bastırıp İstanbul’a dönen Kuyucu Murat Paşa’ya sunmuştur.  Bu kasidelerinde “hayatından memnun olmadığını belirtmiş ve yardım istemektedir. Bu kasidelerinden sonuç almıştır. Bunun üzerine 1608 yılında Lofça kadılığına 1610 yılında Abdülkerim Efendi yerine Babadağı (Babaeski) kadılığına tayin edilir.

1610 senesinden sonra sıra ile; Babaeski, Varna, Rusçuk, Silistre, Tekfur Dağı, Hezargrand, Tırnova, Tırhala, Manastır ve Üsküp kadılıklarında bulundu. 1620 Tekirdağ daha sonra da Hazargad kadılığına tayin edildi. Hazargad kadılığından azl edildii. 1624 Tırhala kadılığına gönderildi. Manastır Tırhala kadılıklarından sonra 1632 de Üsküp kadılığı da yaptı. [5] 1634 senesinde kadılıktan alınınca İstanbul'a döndü. 1635 (H. 1044) senesinde yeni bir kadılık görevi beklerken İstanbul'da vefat etti. Şeyh Vefa Tekkesi bahçesinde, babasının yanına defnedildi.[6]

Nev'izade Ataullah Efendi, âlim ve fazıl bir zat olup, evliyanın büyüklerinden Üsküdar'da medfun Aziz Mahmut Hüdayi'den manevi feyz aldı. Güler yüzlü hoş sohbetti. Kadılık yaptığı sürede doğruluktan, adaletten ayrılmadı. Kaynaklardan alınan bilgilere göre güzel konuşan, nükteli, hoş sohbet ve alaycı bir insandır. Dedesi ve babası gibi tasavvufa yönelmiş Aziz Mahmut Hüdayi ye ve Celvetiye Tarikatına mürit olmuştur.

Orta dereceli bir Divan Şairi olarak şiirleri ile pek fazla tanınmamıştır. Nizami Gencevi’nin tesirinde kalmış olmasına rağmen eserlerinde özgün konular işlemiş hamsesindeki mesnevileri özgün ve az bilinen hatta hiç kullanılmayan konulardan yazmaya özen göstermiştir. Mahalli hayata dair sahneler, halkın yaşayışı, töreleri, İstanbul’un değişik manzaraları bu mesnevilerde yer alır. Mesnevilerinde yer alan hikâyelerdeki bazı olayların gerçek olduğu fark edilir. Mesnevilerinde yerli unsurlar kullanarak mesnevideki İran geleneğini yıkmaya çalışmıştır. Mesnevilerine ait yazmalarının çokluğu mesnevilerinin sevilerek okunduğunun göstergesidir. Pek çok kütüphanede mesnevilerinin tezhipli, hatlı hatta minyatürlü nüshalarına rastlanmaktadır.

Fıkıh ve tarih ilminde mütehassıstı. Şiir de yazan Atai, bilhassa Nizami Gencevi, Fuzuli ve Baki' 'nin tesiri altındadır. Mesnevi sahasında bir hamse meydana getirmiş şairlerimizden birisidir. Mesnevi tarzını İranlı şairlerin kuralları dışın çıkarmaya çalışmış, divan şiirinde mesnevi alanında mahalli bir tarz yaratmaya gayret etmiştir. Mesnevilerinde Nizami etkisinde olduğu pek kabul edilebilecek bir iddia değildir. Mesnevilerinde Nizaminin eserlerinin adını kullanmışsa da içerik olarak etkisinde kaldığına dair önemli belirtiler bulunmamaktadır. Gazellerinde ise Baki'  ve babası Nev'i nin etkileri görülür. Bazı mesnevilerinde konu İstanbul’da geçer. Bazı mesnevilerinin Kahramanları İstanbul'da yaşayan kişilerdir. Mesnevileri mahalli hayattan sahneler sunması bakımından önemlidir. 

Eserlerinin bazıları şunlardır:

Hadaik-ül-Hakayık fi Tekmilet-iş Şakayık: Eserlerinin en önemlisi ve en meşhur olanıdır. Kanuni Sultan Süleyman Handan yaşadığı zamana kadar yetişen ulema ve meşayihin hal tercümelerini anlatır. Hadaikü’l–hakaik biyografik bir eserdir. Taşköprüzade’nin (1495–1561) Eş-Şakayık un-numaniyye’sine ek olarak hazırladığı bu eser, 1558–1634 yılları arasında yaşamış Osmanlı sultanlarının, vezirlerinin, âlimlerinin ve şeyhlerinin biyografilerini içermektedir. Bu eserde 1575–1580 yılları arasında İstanbul’da faaliyet gösteren gözlemevinin kurucusu Takiyyüddin’in (1521-1585) de biyografisi bulunmaktadır.[7]Bu eser Neviz zade Ata'inin en önemli eseridir. Türk ilim tarihinin en önemli ana kaynaklarından biri kabul edilmektedir. [8]Eser Taşköprîzâde'nin Şerhü Ahlâkı Adudiyye Adlı Eseri'nin zeylini de içererek yetmiş yılda yetişen Osmanlı aydınları, alimleri ve sadrazamları hakkında bilgiler vermektedir.

El-Kavl-ül-Hasen fi Cevab-il Kavl li-Men: Fıkıh kitabı olup, Arabidir.

Divan: Yahya Efendiye ithaf etmiş olduğu bu eserinde, kaside, gazel ve diğer nazım türlerinde şiirleri vardır. Orta büyüklükte bir divandır. Mensur bir dibaçeden sonra 31 kaside, 303 gazel, iki mersiye, dört muhammes, dört müseddes, bir muaşşer, elli kıta, on üç rubai, yirmi sekiz tarih ve yetmiş beyit görülür.
 

HAMSE'Sİ

Nizami'yi örnek alarak yazdığı eseridir. İki müsveddesinde Nizami''nin eserlerinin adalarını kullanmıştır. Buna rağmen bilinen konulu mesnevilerden ziyade pek kullanılmamış konulara yönelmiştir. Hamsesini oluşturan mesnevilerinde mahalli unsurları kullanmaya çalışmış Farisilerin mesnevide hala önde olduklarına dair tartışmalardan sonra Mesnevide İranlı şairlerin üstün olduklarına dair kanları ortadan kaldırmak için bu hamseyi yazmaya koyulduğunu ifade etmiştir. Hamsesinin Sadece İstanbul kütüphanelerinde kırktan fazla nüshası vardır.

1) Alemnüma (Saki-name), En sevilen mesnevisidir. Sadece İstanbul’da kırktan fazla nüshası bulunmuştur. Nizami'nin Mahzen'ül Esrar adlı mesnevisine nazire olarak yazılmıştır.3200 beyitten oluşur.

2) Nefhatü'l Ezhar, Dini ahlaki öğretici bir eserdir. Arasına bazı küçük hikâyeler de serpiştirilmiştir.

3) Sohbet-ül-Ebkar, 3450 beyittir. Kırk sohbet halinde düzenlenmiştir. 28 . Sohbette Nasrettin Hoca Hikayeleri bulunur. [9]

4) Heft Han, 2784 beyitlik bir eserdir. Hamsenin en tanınmış eseridir. İstanbul’da bir periye aşık olan bir aşıka derdini hafifletmek amacıyla dostları tarafından teselli maksatlı anlatılan yedi ayrı hikayeden oluşur. Eseri Prof. Turgut Karacan günümüz Türkçesine çevirmiştir. ( Haluk İpekten, Atai Nevizade, İslam Ansk. TDV. Yay.,1991,C.4, Shf. 40-42)

5) Hilyet-ül-Efkar adında beş eseri vardır ve bunlar bir hamse meydana getirirler. Bu kayıp eseri A. Sırrı Levent bulmuş sonradan başka nüshaları da ortaya çıkmıştır. Bu mesnevide Hüsrevi Şirin'in konu edildiği söylenmektedir. ( Haluk İpekten, 1991,C.4, Shf. 40-42)

 

HEZELİYAT: Alaylı bir dille kaleme alınmış nazım türüdür. Kaba şakalara, taşlamalara ve sövgülere de yer verilebilen Divan edebiyatında Nefi'nin meşhur olduğu hicivlerle benzerlikler gösteren bir şiir türü olan Hezeliyat adlı tür ile Hiciv türünün her ikisinde de alay ve yergi söz konusudur. Nev’izade Atai’nin Bahayi-i Küfri adlı eseri divan edebiyatımız açısından hezeliyat türünde önemli bir eserdir.

Bu eserlerinden başka Yarım kalmış Bir SİYER kitabı ile mektuplarından oluşan Münşeat adlı bir eseri daha vardır. 

 

Şiirleri

 

 KAYNAKÇA

 

  • [1] Ali Öztürk ,HALVETİYYE TARİKATINA MENSUP XVI. YÜZYIL DİVAN ŞAİRLERİ ÜZERİNE BİR İNCELEME,Tasavvuf: İlmî ve Akademik Araştırma Dergisi, yıl: 6 [2005], sayı: 15, ss. 225-252
  • [2] Şahamettin Kuzucular, Baki'nin Hayatı ve Edebi Kişiliği, https://www.edebiyadvesanatakademisi.com
  • [3] Saadet KARAKÖSE ,NEV’Î-ZÂDE ATÂYÎ DÎVÂNI , https://ekitap.kulturturizm.gov.tr/d, Malatya 1994, shf 10
  • [4] Saadet KARAKÖSE ,NEV’Î-ZÂDE ATÂYÎ DÎVÂNI , https://ekitap.kulturturizm.gov.tr/d, Malatya 1994, shf 10
  • [5] Haluk İpekten, Atai Nevizade, İslam Ansk. TDV. Yay.,1991,C.4, Shf. 40–42
  • [6] Saadet KARAKÖSE, age.( 1994)  Shf- 11*13*
  • [7] Cahid Şenel, NEVİZADE ATAÎ’NİN HADAİKÜ’L-HAKAİK’İNDEN TAKİYYÜDDİN’İN BİYOGRAFİSİ, Osmanlı Bilimi Araştırmaları X/2 (2009)
  • [8] Haluk İpekten, Atai Nevizade, İslam Ansk. TDV. Yay.,1991,C.4, Shf. 40-42 
  • [9] Haluk İpekten, Atai Nevizade, İslam Ansk. TDV. Yay.,1991,C.4, Shf. 40-42 
  •  

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

 

 

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış