Şair Cem Sultan Hayatı Edebi Kişiliği

Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 18 Haziran 2011 Cumartesi aaa Beğen 2
 
File:Cem-in-italy.jpg
 
Cem Sultan (1459 – 1495), Avni- (Fatih Sultan Mehmet' 'in oğullarından biridir. Babasının yerine geçemeyince kardeşi II. Bayezid ile savaşmış ve sonra da Rodos şövalyeleri tarafından kandırılarak esir edilmiştir. Fransa'da esaret çekerken ölmüştür. 23 Aralık 1459 da Edirne’de dünyaya geldi. Annesi devşirme olduğu sanılan adı Gülçiçek veya Çiçek hatundu.[1]
 
Rivayete göre Fatih Sultan Mehmet, Cem in doğuşundan pek memnun olmamıştı. İki şehzadenin yeterli olduğunu ve şehzadelerin çokluğunun fitne kaynağı olduğunu düşündüğünü naklederler. Kemalpaşazade Cem in doğuşuna pek memnun olmayan Fatih Sultan Mehmet ’in bir gün kızıp beşiğine tekme atarak yuvarladığını bayılmış olan Cem in bu yüzden gözlerinin hafif şaşı kaldığını söylemektedir. [2]Daha doğumu esnasında başlayan bu talihsizliği hayatı boyunca devam edecektir. 
Cem Sultan 9–10 yaşlarında iken 1469 da Kastamonu sancak beyliğine tayin olundu. Uzun Hasan ile yapılan Otlukbeli savaşına götürülmemiş, Fatih’in yenildiği ve akıbetinin bilinmediği söylentileri üzerine tahta geçmesi için teşvik edilmiş, zaferden dönen Fatih Sultan Mehmet, Cem Sultan’a seslenmese de onu kışkırtanları cezalandırmıştı.[3]
 
Şehzade Mustafa’nın ölümünden sonra boşalan Karaman vilayetine Bayezid in tayini beklenirken bu vazife 15 yaşında ki Cem Sultana verildi. Konya’da çok sevilen Cem, Selcuklu,Sultanı Alaaddin Keykubat ın yadigâr bıraktığı ağır gürzleri birer çocuk oyuncağı gibi başının üzerinde fırıl fırıl çevirdiğini görenler Barekallah diye bağırır ve bize böyle bir şehzade gerek diye içlerini çekerlerdi.[4]
1481'de Fatih Sultan Mehmet'in ölümü üzerine Amasya'da bulunan Şehzade II. Bayezid ve Konya'da bulunan Cem Sultan'a haberciler gönderildi. Ancak Cem Sultan'a gönderilen haberci, yolda Şehzade II. Bayezid'in kayınbabası ve Anadolu Beylerbeyi olan Sinan Paşa tarafından yakalandı. Yeniçeriler de ikili oynayan Mehmed Paşa’yı öldürdüler. [5]Böylece Cem Sultan’in tahta geçirilmesi planı uygulanamaz hale geldi.
 
Babasının ölümünü dört gün sonra öğrenen Cem Sultan 27 Mayıs 1481'de İnegöl önlerine geldi. Sultan İkinci Bayezid, Ayas Paşa idaresindeki bir orduyu Cem Sultan'ın üzerine gönderdi. 28 Mayıs'ta yapılan savaşı kazanan Cem Sultan Bursa'da padişahlığını ilan etti. Kendi adına hutbe okutarak para bastırdı. Ancak II. Bayezid ile yaptığı diğer mücadeleleri kaybedince Konya’ya, Kahire’ye ve oradan da Hicaz'a gitti.[6]II. Bayezit’in saltanat iddiasından vazgeçmesi karşılığında bir milyon akçe teklifini ve diğer tekliflerini geri çevirdi. Cem Sultan Balkanlar’a geçerekII. Bayezid ’i zor durumda bırakacak planlar yaptı. Bu amaçla, kendisini Balkanlar’a geçirmek için Rodos şövalyeleri ile anlaştı. Rodos şövalyelerinden Pierre d'Aubusson onu Rodos'a davet etti. 29 Temmuz'da Rodos'a giden Cem Sultan, yapılan antlaşma gereğince istediği zaman adadan ayrılacağını düşünüyordu ancak şövalyeler buna hiçbir zaman izin vermediler ve Cem Sultan esir hayatı yaşamaya başladı.
 
Cem Sultan oradan, Fransa'ya gönderildi. Cem Sultan'ın Fransa'dan başka bir ülkenin eline geçmesini Osmanlı Devleti açısından sakıncalı gören Sultan II. Bayezid, Fransa'ya bir elçi gönderek Cem Sultan'ın Fransa'da tutulmasını istedi. Rodos’tan satın aldığı 20 kadar Müslüman esiri ile Fransa’ya ayakbastı. Fransa’da şatodan şatoya, şehirden şehre dolaştırıldı. II. Bayezid' in Fransa kralı XI. Louis’e bir elçi göndererek Cem Sultan’ın salıverilmemesi karşılığında bir hayli para vaat etti, (Enver Behnan Şapolyo,age.)[7]  XI. Louis, padişahın tekliflerini redettiği gibi elçisini de kabul etmedi. Öte yandan, Bayezid, kardeşine yazdığı mektupta da, şövalyelerden kurtulursa eski teklifine sadık kalacağını bildirdi. XI. Louis’in ölümünden sonra Fransa’da çıkacak bir karışıklıkla da Cem Sultan’ın kaçırılmasından korkan şövalyeler, Cem Sultan’ı şatodan şatoya gezdirmeye başladılar.
 
Şövalyelerin reisi d’Aubusson Bayezid’den aldığı paranın yanısıra Cem Sultan’ın ağzından sahte mektuplar yazarak Kahire’de bulunan annesi Çiçek Hatun’dan ve karısından para alıyordu.[8] II. Bayezıt de Cem den haber alabilmek için sık sık casuslar yolluyordu. MEMLUK  Sultanı, Macar Kıralı, Napoli Kıralı, Papa, Cem’in kontrollünü ellerine geçirmek için çalışıyorlardı. [9] Saltanat yolunda çektigi zahmetler memleketinden ayrilmanin verdigi hüzne , İstanbul’da kalan oglu Oguzhan’in öldürülmesi haberi üzerine  felek redifli bir şiir yazmıştır. [10]Bu şiirinde çektiği acıların ve memleket hasretinin derin ve içli duyguları başarıyla yansıtılmıştır.
Basuma karanulik itdün cihân aydinligin
Kara yüzlü kara bulutlu per-i bârân felek

Salalı da beni girdâb-i Frengistâna sen
Gözlerimden kanlu yas deryâ gibi akar felek

İşidelden Şah Oguzhan’un sehîd olduguni
Derd ile oldi Frengistan’da Cem mecnûn felek

Bir kilina virseler virmezdüm Oguzhânumun
Genc-i Kârûn ile bin mülket-i Osmân felek
......
Cem Sultan, maiyetiyle birlikte bir müddet Nis’de, bir müddet de Şambri ve Puy kalelerinde ikâmet etti. Öte yandan d’Aubusson ile Sultan İkinci Bayezid arasında bir antlaşma imzalandı. 7 Aralık 1482 tarihli bu antlaşmaya göre Cem Sultan’ın bakım masrafı olarak, Rodos’a her yıl 45.000 duka altını ödenecekti. [11]
 
Cem Sultan'ı kullanmak isteyenlerden birisi de Papa VIII. Innocentius idi. Papa, Cem Sultan'ı bahane ederek  Osmanlılara karşı bir haçlı seferi düzenlenmesini istiyordu.  Roma’da Papa ve kardinal hariç, bütün ileri gelenler tarafından parlak bir törenle karşılandı (13 Mart 1489) ve Vatikan’da hükümdarlara mahsus daireye yerleştirildi. Ancak bunda başarılı olamayınca Cem Sultan'a Hıristiyan olma teklifinde bulundu. Ancak Cem Sultan bunu kesinlikle reddetti. Papa VIII. İnnocentius’un ölümü üzerine yerine geçen VI. Alexander Borgia zamanında Cem Sultan daha serbest bir hayat sürdü. Borgia, kendisine bir defada 300 bin altın verilmek şartı ile Cem Sultan’ı zehirleterek öldürmeyi  Osmanlı padişahına teklif etti. Düzenleyeceği Haçlı seferinde Cem Sultan’dan yararlanmak isteyen Fransa kralı ise Cem’in ölümünü engellemek için  Roma’ya girdi. Papa'nın elinden Fransız Kralı tarafından kurtarılmış, ancak büyük bir ihtimalle zehirlendiği 16 Ocak 1495. Hastalığı gittikçe ilerledi ve 25 Şubat 1495 Çarşamba günü sabaha karşı da öldü. Osmanlı müellifleri genellikle papa tarafından gönderilen bir berberin zehirli ustura ile Cem Sultan’ı tıraş ettiğini ve ölümüne sebep olduğunu bildirmektedir. [12]
VIII. Charles’in Fransa dönüşünden sonra Napoli kralı tarafından Ova Şatosu’na nakledilen ceset, 1499 yılında Lecce’den gemiye bindirilerek Mudanya yolu ile Bursa’ya getirildi
 
13 yıl esir hayatı yaşayan Cem Sultan'ın bakım masrafları için Papa, Sultan İkinci Bayezid'den yılda 40.000 altından fazla para kopartmayı başarmış, Cem Sultan'ı serbest bırakma tehditleriyle de Osmanlı fetihlerini durdurmuştu. Bu olay ileride Şehzade katli için de önemli bir mesnet teşkil etmiştir.
 
Sultan II. Bayezid bu olaya çok üzüldü ve üç gün yas ilan etti ve Cem Sultan'ın gıyabında cenaze namazı kıldırdı, Vefatından 4 yıl sonra 1499 yılının Ocak ayında .Bursa Muradiye Camisi’nde Fatih’in büyük oğlu şehzade Mustafa’nın yanına gömüldü.
 
 

 
CEM SULTAN'IN EDEBİ KİŞİLİĞİ
 
Cem Sultan, aynı zamanda devrinin tanınmış şairlerindendi. O daha çocukluk çağında şiir söylemeye başlamıştı. Cem Sultan’ın Farsça ve Türkçe iki divanı vardır. Türkçe şiirlerinin çoğunda bilhassa Ahmet Paşa’nın etkisi görülür.  Şeyhi ve  Necati yolunda yazılmış şiirleri de vardır.[13] Genel olarak taklitçi bir şair olmakla beraber, üzüntülü zamanlarında özellikle gurbet yıllarında yazdığı çok başarılı lirik şiirleri de vardır. “Câm-ı Cem nûş eyle, ey Cem, bu Frengistan’dır” mısrasıyla başlayan ünlü kasidenin Cem tarafından yazılmayıp yanlışlıkla ona isnat edildiği hakkında bir söylenti vardır. Farsça şiirlerinin çoğu İran şairlerine nazire olarak yazılmış bulunan Cem Sultan’ın Farsçayı çok iyi bildiği anlaşılmaktadır.
Küçük yaşlarda Arapça ve Farsçayı öğrenen Cem, çevresindekileri hep şiirle uğraşan kişilerden seçmiş, etrafına Sa'dî, La'lî, Kemalî, Şahidî gibi şairleri toplamıştır. Şiirde Ahmet Paşa'yı örnek alan Cem Sultan, yazdığı şiirleriyle Türkçede olduğu gibi Farsçada da beğenilen bir şair olduğunu ortaya koymuştur. Lalası Gedik Ahmet Paşa,, hocası Mevlana Turabi idi. Bunlardan başka yanında, Hatibzade Nasuh Bey, Frenk Süleyman Bey, Celal Bey, şair Şahidi ve o devirde ilim sanat idare gibi alanlarda şöhret yapmış isimler bulunuyordu.
 
Cem Sultan şiirlerinde, daha ziyade vatan hasretini, aşk, tabiat, dinî ve tasavvufî konuları işlemiştir. Birçok şiirinde ayrı kaldığı vatanına duyduğu sevgi, ayrılık üzüntüsü açıkça belli olur. Sehi tezkiresinde Cem’in şiirlerinin hayal dolu olduğu, gazellerinin öğrtetici olduğunu söyler. Aşık Çelebi Cem şairlerinden olan Sadi’nin “ Kerem “ redifli bir kaside ile Divanı’nı II. Bayezit!e Cem!’in bağışlanması için yolladığını söyler.7 4 beyitli bu kaside olumlu sonuç vermemiştir.Aşıık paşa Cem'in “ Raiye “ adlı kasidesinin o zamanlarda ünlü olduğunu belirtir.[14] Vatan Şairin geniş kültürü, şiir bilgisi, hassasiyeti, onun şiirlerine, zengin bir muhtevayla birlikte güçlü bir dış yapı da kazandırmıştır. Cem Sultan'ın Türkçe Divanı’nın birçok baskısı bulunmaktadır. [15]
 
Cem Sultan ile kardeşi II. Bayezıt arasındaki mücadele sadece savaş meydanları ve siyasi mücadele şeklinde de değil, edebi anlamda da devam etmiştir. Her iki kardeş birbirlerine şiirler yollayarak karşılıklı serzenişler ve imalar da bulunmuşlardır. [16]Her ikisi de şair olan bu kardeşler arasında şiir yolu ile yapılan tartışmalar pek meşhur beyitlerin ortaya çıkmasına vesile olmuştur.
Sen bisteri gülde yatasın şevk ile handan

Ben kül döşenen külhani mihnette sebep ne? ( Cem Sultan )

Bayezıt ( Adli’nin cevabı şudur )

Çün ( çünkü ) ruzu ezel kısmet olunmuş bize devlet
Takdire rıza vermiyesin bunda sebep ne?

Haccül haremeyn deyu davalar edersin
Ya saltanatı daniye için bunca talep ne
( II.Bayezıt ) [17]
 
Birinci sınıf bir şair olmamakla birlikte edebi Mazmunları, kıssa, Hikaye ve Efsane:leri ve Divan Şairlerine has hayal unsurlarını çok iyi kullanmıştır. [18]
 
Cem Sultan'ın şiirleri yaşadıklarını, gerçek hayattan ruhuna yansıyan hüsran, hüzün, pişmanlık ve özlem duygularını şiire yansıtması bakımından özel önem taşır. Onun şiirlerine bakarak divan şairlerinin gerçek hayattan ve gerçek yaşamlarının ruhlarına yansıyan akislerinden uzak kalarak şiirler yazdıklarına dair genel kanaati çürütmek isteyenler için elle tutulur örnekler olabilecek şekildedir. Cem Sultan'ın şiirleri yaşadıklarını usaresi, özü olan hayatıyla ve duygularıyla birebir örtüşen şiirlerdir. 
Cem Sultan’ın şiirlerindeki hüzün adlı makalesinde Dr.Muhammet Kuzubas' onun şiirlerini yorumlarken şu ifadelerde bulunur: “ Cem, Sultan’ın Divani’nin mana iklimine bakıldığında, onun pek çok dizesinde hayal kırıkları, kederler ve pişmanlıklar içerisinde boğulmuş bir çiğlik duymak mümkündür. Dolayısıyla da bu dizelerde hüznün hâkim bir duygu olduğunu sezmek zor değildir. Genellikle acı ve keder dizelerin bünyesine islemiş gibidir. Sair, gâh iç dünyasında kopan fırtınaları dile getirmiş, gâh geçmişte yasadıklarından kendisine düsen dersleri çıkaran bir insan edasıyla seslenmiş, gâh bütün olan bitenler karşısında mütevekkil bir mümin tavrıyla Allah’a sığınmıştır.”[19]
 
Cem Sultan, iyi bir Divan Şairİdir. Divan’ı ve  Hüsrev  ile Şirin adlı mesnevisi vardır. Divan’ı baştan sona neredeyse hüzünle doludur. 
 
CEM SULTAN'IN ESERLERİ
   
 
TÜRKÇE DİVAN:
Aşık paşa, Cem Sultan’ın affedilmesi için “Kerem” redifli kaside ile “ Türkçe Divan’ını” babasına yolladığına dair bilgi vermesine göre Cem sultan divanını esaret yıllarında yazmış veya bitirmiş olmalıdır. Cem Sultan Türkçe Divanını babası II. Mehmet adına ( Fatih) düzenlemiştir. İ. Halil Ersoylu’nun hazırladığı tenkitli basımda İki tevhit, bir münacat, iki na’at, dört kaside, bir terkibi bend, bir terci-i bend, 348 gazel, bir rubai, kırk bir muamma, ve on dokuz müfret bulunmaktadır. Bu divanın bilinen on bir nüshası vardır.[20]
FARSÇA DİVAN.
Dört nüshasının olduğu bilinmektedir. Bursa nüshasını Türkçe Divanı ile birlikte İ.Hikmet Ertaylan, tıpkıbasımıyla yayımlamıştır.
 
CEMŞİT- HURŞİT MESNEVİSİ
Bu mesnevi Ahmedi’den son ra Cem Sultan da Türkçeye çevirmiştir. Bu mesnevi 1958 yılında Münevver okur tarafından bulunarak bilim dünyasına tanıtılmıştır.
 
FAL’I REYHAN’I CEM SULTAN
48 Beyitten oluşan bu eserin içinde Cem’in adı geçmemesine rağmen Cem’in iki divanında da vardır. Bu yüzden Cem sultan’ın yazdığı düşünülen bu eseri İ.Hilmi Ertaylan tarafından “ FALNAME” adıyla yayımlanmıştır.[21]
 
 
Şahzade Mustafa ile Cem Sultan'ın Türbesi
 
 Şiirleri
 

BIBLIYOGRAFYA
 
[1]  http://tr.wikipedia.org/wiki/Cem_Sultan
[2] (Mahmut Şakiroğlu, Cem Sultan, ,İslam Ansiklopedisi, C.7, S.283-284-)
[3] ALTINAY, Ahmet Refik. (2001). Sultan Cem. Istanbul: Is Bankasi Kültür Yurt Yayinlari.
[4] Anonim,Cem Sultan,://icemsultan.wordpress.com/ son erişim, 21-11- 2012
[5]  http://tr.wikipedia.org/wiki/Cem_Sultan
[6] .Enver Behnan Şapolyo, Osmanlı Sultanları Tarihi, Rafet Zaimler Yay., İst. 1961,
[7] .Enver Behnan Şapolyo, Osmanlı Sultanları Tarihi, Rafet Zaimler Yay., İst. 1961,
[8] nonim, Cem Sultan,  http://www.genbilim.com/content/view/5095/190// son erişim, 21-11- 2012
[9] Mahmut Şakiroğlu, Cem Sultan, ,İslam Ansiklopedisi, C.7, S.283–284
[10] Dr.Muhammet Kuzubas': CEM SULTAN'IN ŞİİRLERİNDE HÜZÜN, forumselcuk.com/38640/cem-sul
[11]  Anonim, Cem Sultan http://www.dallog.net/tdsa/cemsultan.htm,son erişim, 21-11- 2012
[12]  Anonim, Cem Sultan http://www.dallog.net/tdsa/cemsultan.htm,son erişim, 21-11- 2012
[13] Dr. Ali FUAT, Sultanların Şiiri / Şiirlerin Sultanı /yagmurdergisi.com.tr/konu_goster.php?konu_
[14]  Günay Kurt, Cem Sultan, Edebi Yönü,İslam Ansiklopedisi, C.7, S.284-285 )
[15] Yrd. Doç. Dr..Bekir ÇINAR.GELENEĞE DİRENEN BİR ŞAİR VE ŞİİRİ:CEM SULTAN’IN FRENGİSTAN KASİDESİ,.
[16] Yrd. Doç. Dr..Bekir ÇINAR.GELENEĞE DİRENEN BİR ŞAİR VE ŞİİRİ:CEM SULTAN’IN FRENGİSTAN KASİDESİ,.
[17] Şahamettin Kuzucular, sair-adli-ii-bayezidin-hayati-ve-siirleri. edebiyadvesanatakademisi.com/
[18] Günay Kurt, Cem Sultan, Edebi Yönü, İslam Ansiklopedisi, C.7, S.284–285)
[19]  Dr.Muhammet Kuzubas': CEM SULTAN'IN ŞİİRLERİNDE HÜZÜN, forumselcuk.com/38640/cem-sul)
[20]  ERSOYLU, I. Halil. (1989). Cem Sultan’in Türkçe Divan’i, Ankara: Türk Dil Kurumu Yayinlari. table.MsoNormalTable { font-size: 10pt; font-family: "Times New Roman";
[21] Günay Kurt, Cem Sultan, Edebi Yönü, İslam Ansiklopedisi, C.7, S.284–285)

 

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

 



Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar


02 Haziran 2018 Cumartesi 15:40:56
Yazının devamını görebilmek için üye olun yazmışsınız, üye oldum. Şimdi de VİP üye olmanız gerekiyor yazıyor. Dalga mı geçiyosunuz siz. En baştan yazın ki ona göre davranalım insanları salak yerine koymayın!


02 Haziran 2018 Cumartesi 20:47:36
Yazının devamını görebilmek için üye olun yazmışsınız, üye oldum. Şimdi de VİP üye olmanız gerekiyor yazıyor. Dalga mı geçiyosunuz siz. En baştan yazın ki ona göre davranalım insanları salak yerine koymayın!

Necibe Çetinkaya
03 Haziran 2018 Pazar 02:03:33
Çok güzel bilgilendim. Emeğinize sağlık. Entrika insanoğlu var olduğundan beri var.Dozu şartlara göre, bulunduğu yere ve mevkiye göre, teknolojiye göre her dönem de artarak devam etmiştir. Hırsına mağlup olanlar sonunda kaybetmiş, hırsına karşı galip olanlarsa kazanmışlardır. Bilmediğim ya da eksik bildiğim konuları sayenizde öğreniyorum. Teşekkür ediyorum iyi ki varsınız başkanım. Saygılarımla.

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...