Şair ve Şeyhülislam İbn Kemal Kemal Paşazade 16. yy

Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 09 Temmuz 2012 Pazartesi aaa Beğen
 

ŞEYHÜLİSLÂM KEMAL PAŞAZÂDE
 
(1468/9-1534)

Yavuz'un çok saygı duyduğu alim, Kanuni'nin meşhûr şeyhülislâmı ve divan şairimizdir.

Asıl adı  Şemseddîn Ahmed Çelebi’dir. Babası Şücâüddîn Süleyman Bey, dedesi Fâtih devri  alimlerinden Kemâl Paşa’dır. [1]Dedesinn  tanınmış biri olmasından ve devrin gelenekleri sebebi ile Kemâl Paşazâde veya  İbn-i Kemâl olarak adlandırılmıştır. Ahmet Şemseddin'in ailesi Tokatlı’dır. Annesi, İbn-i Küpeli’nin kızı Yusuf Sinaneddin’in yeğenidir.[2] İbn-i Kemâl, 1468 senesinde Edirne’de doğdu

Babası alimler, ana tarafı ilmiye sınıfına mensub olan Kemâl Paşazâde, hem bir asker hem de iyi bir ilim adamı olarak yetiştirildi.  Anne ve baba tarafından  devrin en ileri eğitim alan ailelerinden birisine mensup olması nedeniyle çocukluğunda ileri bir eğitim aldı. Aarapça ve Farsçayı ana dili kadar iyi öğrenmiştir. Ahmet Şemseddin, geçliğinde babası gibi sipahi askeri idi ve II. Bayezid döneminde bir çok savaşlarda bulundu. O, bilim adamlarının emirlere bile üstün tutulduğunu görerek genç iken mesleğini değiştirip eğitimini ilerletmişti.

İbn-i Kemâl, Molla Lütfî, Kestelli ismiyle meşhur Muslihuddîn Mustafa Efendi, Hâtibzâde Muhyiddîn Mehmed Efendi ve Muarrifzâde Sinânüddîn gibi zamanın meşhur âlimlerinden ilim öğrenip, icazet (diploma) aldı. Tefsîr, hadîs ve fıkıh ilimlerinde derin bir âlim olarak yetişti. Önceleridedesi gibi ilmiy sınıfından yetişen bir asker olmayı arzu eden İbn-i Kemal'in askerliği bırakıp ilme yönelmesi ile ilgili kendi ağzından şöyle bir rivayet anlatılır. 

“Sultan Bâyezîd Han-ı Velî ile beraber bir seferdeydik. Sultanın yanında vezîr İbrahim Paşa ve meşhur kumandanlardan Evranosoğlu da vardı.  Kimse Evranosoğlu'nun önüne geçemez, meclislerde ondan ileriye oturamazdı. Fakat o sırada eski püskü elbiseler içinde bir âlim geldi ve kumandanın üst tarafına oturdu. Hiç kimsenin bir şey deyip mânî olmadığı bu duruma son derece şaşırdım. Yanımdakilere:

«–Evranosoğlu gibi bir kumandanın önüne geçip oturabilen bu şahıs kimdir?» diye sordum.
«–Molla Lütfî adında âlim ve fâzıl bir zâttır!» dediler.
«–Ne kadar maaş alır?» dedim.
«–Otuz dirhem.» dediler.

Hayretle:

«–Bu kadar az bir mansıbla nasıl olur da bir kişi eşsiz bir kumandanın önüne geçebilir?» dedim.
O zaman dediler ki:
«–Ulemâ sahip olduğu ulûm-i dîniyyenin yüceliği dolayısıyla böyle tâzim görür. Aksi bir duruma zaten îmân, irfân ve âdâb ile yoğrulmuş olan paşa ve kumandanlar da râzı olmazlar!..»

Bunun üzerine bendeki liyâkatin bu kumandanlar kadar olmaya yetmeyeceği, ancak ilim sâhasında son derece tebârüz edebileceğim hissine istinâden artık tamamen ilm-i şerîf ile meşguliyyete meyledip askerliği bıraktım.” [3]

İlmiye alanında ilerlemeyi kafasına koyan İbn Kemal, bu kararından sonra hocası Molla Lütfü'yü bulmuş ve ona bu kararını bildirmiştir. Rivayetlere göre Molla Lütfü ona şu cevabı vermiştir.  “Hiç durma!” der, “İlme niyetlenen soluğunun hesabını yapsa gerek.” Nitekim talebesinin elini tutar, onu zamanın alimlerinden Kestelli Muslihiddin , Hatipzâde Muhyiddin ve Muarifzâde  ile tanıştırır. [4]

Bu alimlerin de sevki, maddi ve manevi katkılarıyla İbn Kemal  hızla yükselmeye devlet kademelerinin çeşitli işlerinde çallışmaya daha  sonra da devirdeki bir bilim adamının ulaşabileceği en yüksek mertebeye ulaşmıştı. İlim sahasında ilerlemeyi tercih ettikten sonra kendisini tamamen ilme vermiş, ilimde asrın tek ferdi olmak payesine ulaşabilenlerin ulaştığı mertebe olan Şeyh'ül islamlığa  Zenbilli Ali Efendi’nin vefatından sonra  ulaşmayı başarmıştır.  Kemâl Paşazâde, Osmanlı Devleti’nin ondokuzuncu şeyhülislâmı olmuştur. 

II. Bâyezid zamanında hızla yükselen  İbn-i Kemal'den II. Beyzıt, İdris-i Bitlisi’nin Heşt Behişt’ine benzer bir Osmanlı Tarihi yazmasını ister. Edirne’de Taşlık Medresesi adıyla bilinen Ali Bey Medresesinde müderrisken Tevârih-i Âl-i Osmân adlı eserini yazmaya başlamıştı. Burada bu eserinin II.Beyazıd devrine kadar olan bölümünü tamamlamıştı.  Tevarih'i Ali Osman adlı eserini çok beğenen II.Bayezıt onu  Üsküp’de İshak Paşa, Edirne’de; Halebiye, Edirne Üç Şerefeli, İstanbul’da Sahn-ı semân medreselerinde ve Sultan Bâyezîd Medresesi’nde müderrisliklerinde bulunmasını sağladı.   Bu vazifelerinden sonra Rumeli kazaskeri, peşinden de Anadolu kazaskeri olur. 1527’de ise şeyhülislâmlığa tâyin edilmişti. Sekiz sene boyunca da bu vazifede bulunacaktır.

İbn-i Kemal İlmi ile büyük bir şöhret kazanmış, zamanındaki pek çok âlim, bâzı mes’elelerde ona başvurur olmuştu. Bir kısım ulemâ da yazdığı eserleri tashih (kontrol) maksadıyla ona gönderirlerdi. 

Yavuz Selim'in Şah ismail'i bertaraf edebilmek için gösterdiği kararlı tutumun kabul görmesinde İbn Kemal'in çok önemli rolü olmuş, Yavuz'a muhalif olanları susturmak için şehir şehir, sokak, sokak,  kışla kışla dolaşarak yeniçerileri ve diğer muhalifleri ikna etmiştir. İbn-i Kemâl, Akkoyunlu, Dulkadiroğulları ve Gürganilerin yaptığı zulümleri halka anlatıp “Korkmayın!, Her Firavun’a bir Musa bulunur!” Kemâl Paşazâde, Şah İsmail’in yaptıklarını dile getirirken şunları söylemektedir: “O, İslâm kubbesi altındaki muazzam şehirleri şerîatin nûrlarından mahrûm edip dalâlet, zındıklık ve bid’at zulmünün karanlıklarıyla doldurdu, nice hayırlı kimselerin şehîdliklerini ve onların ibâdet yerleri olan medrese ve mescidlerini harap ettirdi.” [5]

Yavuz’un İran seferindeki dînî zemin ve gerekçelerini izah eden metinleri  hazırlamıştır.  Şâh İsmail’in ne yapmak istediğini çok iyi kavrayan İbn -i Kemal  Şâh İsmail'in Akkoyunlu devletini ortadan kaldırdıktan sonra yaptığı fecî katliamları göz önünde bulundurarak daha neler yapabileceğini  farkettirmeyi başarmıştı. 

İbn'i Kemal, Çaldıran seferinde Yavuz'un yanı başındadır. Mısır seferinden dönerken İbni Kemal’in atının ayağından sıçrayan çamur Yavuz’un kaftanını kirletmiştir. Herkes, Yavuz Sultan Selim'in  İbn'i Kemal'i idam ettireceğini zannederken; Yavuz ona “Bilginlerin atının ayağından sıçrayan çamur kaftanımın süsü olur"”demiş ve  "Bu kaftan ölümümden sonra sandukama örtü olsun "diye vasiyet etmişti. Yavuz, genç yaşındayken öldü ve  bu kaftan sandukasına örtü oldu.[6]

Yavuz ve İbn-i Kemal arasında cereyan eden diğer bir anektod ise şu şekildedir.  Mısır Seferi’nin üzerinden aylar geçmişti. Padişah, bir gün İbn-i Kemal’e sordu:
“–Efendi! Ordunun ahvâlini teftiş ediyor musunuz, askerimiz ne hâldedir?”
İbn-i Kemal münasip zamanın geldiği düşüncesiyle;
“–Hünkârım, dün gece ordu içinde geziyordum. Bir çadırda, yeniçeri neferlerinden biri elindeki sazı ile hemâhenk olarak şu türküyü okuyordu.” diyerek, şu kıtayı okudu:

Nemiz kaldı bizim mülk ü Arab’da,
Nice bir dururuz Şam ü Halep’te,
Cihan halkı kamu ayş ü tarabda,
Gel ahî gidelim, Rum ellerine...

Yavuz Sultan Selim, bu sözlerden rahatsız olmasına rağmen, İbni Kemal’e olan muhabbeti sebebiyle tepki göstermemiş; kendisine, paşalara ordunun dönüş hazırlıklarına başlamalarını söylemesini emretmişti. Yavuz bu şiirin ve öykünün doğru olmadığın anlamış, yolculuk esnasında bunu şaire hissettirmiş, hatayı asla affetmeyen Yavuz  buna rağmen onu yine de affetmişti. [7]

Kanunî Sultan Süleyman da kendisine saygı göstermişti. "Kemâl Paşazâde’nin Yavuz’la olan yakın ve samîmî alâkası, Kânûnî Sultan Süleyman Han ile de devam etmiştir. İlmiyyeden bir kimseyi koruyup gözetmek yolunda sadrazama bildirmesi gereken bir mes’eleyi kendi durumunun tehlikeye girmesine rağmen teâmülleri aşarak doğrudan doğruya Sultan’a bildirmesi de, bunu göstermektedir." [8]Kanuni döneminde 1525’te Şeyhülislâm oldu ve ölümüne kadar bu makamda kaldı. Ona “Müftiyü’s-Sakaleyn” unvanı verildi. [9]Bazı kaynaklar en azından İbn'i Kemal'in ilmi  derinliği gösteren şu iddia için dedir:   "Kemâl Paşazâde, diğer şeyhülislâmlardan farklı olarak“insanlara ve cinlere fetvâ veren” mânâsına “müftîü’s-sekaleyn” diye adlandırlan bir Şeyhülislamdır. [10] Onun İlim ve dini bilgilerde eriştiği mertebeyi ifade etmesi bakımından Taşköprizâde'nin: “O, kendisinden evvelki âlimleri unutturdu. İlmin kaidesini yeniden ihyâ etti.” sözünü de göz önünde bulundurmak gerekir. [11]
Rivayete göre İbn-i Kemal, ölmeden yıllar önce  “Ya Ehad, neccina mimma nehaf” (Ey Allah’ım! Bizi korktuğumuzdan kurtar!) diye bir mısra söyleyerek ölüm tarihini ebced hesabıyla önceden bildirmiştir. Bu söz ölüm tarihi ve gününü ebced hesabıyla ortaya koymaktadır.  



YONTULMADIK TAŞ DİKELER!

Vasiyetinde; cesedini hiç ölü yıkamamış sâlih birinin yıkamasını, Fatih Camii dışında başka bir camide salâ verilmemesini, yıkanırken açıktan zikir yapılmamasını, yol üzerinde yüksekçe bir yere defnedilmesini, ancak kabrinin üzerinin yüksek tutulmamasını, alâmet için kabrine işlenmemiş (yontulmamış) taşlar dikilmesini, Kur’ân’ın hafife alınmış olacağı düşüncesiyle defnolunduğunda üzerinde cüz okunmamasını, kurban kesilmeyip fakirlere akçe paylaştırılmasını istedi.

Devrinin en önemli alimi sayılan İbn'i Kemal 16 Nisan 1534 yılında şeyhülislâmlığı sırasında, 65 yaşında dünyaya vedâ etti. Kemalpaşazâde’nin kabri; Edirnekapı dışında, Mahmud Çelebi zâviyesi içerisindedir. 

Vefaatı üzerine vasiyetinde belirttiği gibi fakirlere sadaka dağıtıldı. Hiç ölü yıkamamış birisi tarafından yıkanmış,mezarının başına da yontulmamış bir taş dikilmişti. 




İLMİ VE EDEBİ YÖNÜ 

Kemâl Paşazâde, kuvvetli ve derin bir âlim olmanın yanında mükemmel bir tarihçi, iyi bir edîb ve şâirdir. Çoğunluğu risâleler olmak üzere Arap, Fars ve Türk dilleriyle yazmış olduğu üçyüz civârındaki eseri bulunmaktadır.

Devrinin tüm ilimlerini öğrenen ve yaşadığı dönemdeki üç büyük padışahın da  takdirini kazanan Kemal Paşazade "Daha genç yaşlarda iken ulemânın büyüklerinden Sadeddîn Taftâzânî ve Seyyid Şerîf Cürcânî ile mukâyese edilmiş, ilmî kudreti sebebiyle Osmanlı ulemâsı arasında “muallim-i evvel” kabûl edilmişti. Muallim-i sânî olarak da Ebussuûd Efendi zikredilmişti." [12]


Kemâl Paşazâde, devrinde husûsiyle İran’ın te’sîriyle bâtınî fırkaların  Osmanlı toprağına yayılmak yolundaki faâliyetlerini engellemede büyük gayretler sarfetmiştir. O, bu bâtınî ve sapık yollara düşenlerin bir kısmının hak ve hakîkat iştiyâkını sapık bir şekilde tatmîne uğraşanların engellenmesine mukâbil böyle kimselere şerîatin özü demek olan gerçek tasavvuf yolunu göstermiş ve bu hususta şerîat-tarîkat âhengini sağlayan kıymetli görüşlerle insanları tenvîr etmiştir. Bu istikâmette gerçek bir şeyhte bulunması gereken alâmetleri de şöylece sıralamıştır:

1. Mürîdinin dînî ve dünyevî şüphelerini giderecek kadar âlim olması,
2. Dünyâya meyil ve muhabbetten uzak durup hevâ ve heveslerin esiri olmaması,
3. Diğer insanların ve mürîdlerin elinde bulunan imkâna tama’ etmeyip müstağnî olması,
4. Bütün fiil ve sözlerinin şerîate muvâfık olması.

Eğer bu vasıflar bir kimsede bulunmuyor da o kimse şeyhlik iddiâ ediyorsa, müteşeyyihdir, yâni şeyh müsveddesidir. Çünkü şeyhin ve mürîdin ilk vazîfesi, şerîati bilmektir ki, bu, Allâh ve Rasûlü’nün emir ve yasaklarından ibarettir.


İbni Kemal, büyük bir din bilgini olduğu kadar değerli bir tarihçi ve kudretli bir şairdi. Kitap ve risale şeklinde üç yüz kadar eser yazdığı söylenir. İdrisî Bitlisî’nin Heşt Behişt adlı eserini Türkçe’ye çevirmişti. Sadi’nin Gülistan’ına benzer Nigaristan adlı Farsça bir eser yazmış, bir Osmanlı tarihi ile Mohaç Muharebesi’ne dair bir risale meydana getirmişti. Yusuf ve Züleyha adlı eserle tamamlanmamış bir Kur’an tefsiri ve dini kitaplara bir çok haşiye ve şerhleri vardır.[13]

Bütün ilmî kudret ve ihtişâmına rağmen kaynaklar Kemâl Paşazâde'nin son derece mütevâzî ve dervişâne bir gönle sahip olduğunu yazmaktadır. Şairlik yönü kuvvetli olan  şairin küçük bir divançesi vardır. Divanı küçük olmasına rağmen derin anlamlar içeren kuvvetli beyitlere sahip bir şairdir. Dîvân’ı ve Molla Câmi’yi esas alarak yazdığı 7777 beyitlik manzum Yûsuf ve Züleyhâ adlı eseriyle iyi bir şâir olduğunu da göstermiştir. Şâir olarak şiirlerinde mahlas kullanmadığı için, Dîvân’ına başka şâirlerin şiirleri de karışmıştır. Yavuz Sultan Selim Hanın ölümü üzerine yazdığı mersiyesi yıllarca dilden dile dolaşmıştır.[14]
Rivâyetlere göre ölmeden hemen önce 

Gitmesi var gelmegi bildük tamam,
Gitti gelmek, geldi gitmek vesselâm!

beytini söylemiştir.  

Hikemî tarz Nabi ile şekillenmeden çok önce Kemal Paşazade  hikemi tarzın öncüsü sayılabilecek şiirler söylemiştir. İbn-i Kemal küçük bir divan yazmış olmasına rağmen şairliğini risalelerinde ve tarih kitaplarında da göstermiş, diğer eserlerinde de sık sık manzum parçalara, şiirlere ve beyitlere yer vermiştir. Bu bakımdan divanındakiler kadar diğer eserlerinde de yazılmış şiirleri bulunmaktadır. Kemâl Paşazâde’nin dillerde dolaşan güzel beyitlerinden bir kaçı şöyledir:

Kısmetindir gezdiren yer yer seni,
Arşa çıksan âkıbet yer, yer seni!

…….

Eline nefsinin verip kazma,
Yoluna kimsenin kuyu kazma!

----
Her ki gayrın yolunda kazdı kuyu,
Kendi düştü kuyuya yüzü koyu!

……..

Nâ-ehil olur muârız-ı ehil,
Her Ahmed’e bulunur Ebû Cehil!
-------

Kişinin ömri çünkim âhir ola,
Yeğ oldur kim, gazâ yolunda öle!..
-------
Şerîat kim serây-ı Kibriyâ’dır,
Hakîkat mülküdür muhkem binâdır.

Anun taşını kim ki oynadursa,
Yoluna başını koymak revâdır…


Göz yum cihândan, aç gözünü kendi hâline,
Sen göz yumup açınca, bu dünyâ gelir gider.[15]

Ölümden kurtuluş yokdur cihânda,
O derdi çekmez olmaz üns-ü-canda.

Kişinin ömri çünkim âhır ola,
Yeg oldur kim gazâ yolunda öle.

Tiz olma teemmül kıl
Her hâle tahammül kıl
Allah’a tevekkül kıl
Tedbiri bozar takdir. [16]


Mansıbda bir olsa dahi ger âlim ü câhil,
Zâhirde müsâviyse hakîkatte bir olmaz.
Altun ile faraza ki berâber çekile seng,
Vezn içre bir olmak ile kıymette bir olmaz. [17]
-------

Sakla kurt enciğin derin oysun
Besle kargayı gözlerin oysun

Kemalpaşazade ( İbn-i Kemal) TEVARİH- İ AL’İ OSMAN

Risale, makale, kitap olarak Arapça-Türkçe çok .sayıda eser yazmıştır. Tarihî, edebî ve dinî konularda yazmış olan ibn-i Kemal'in şâir olarak ufak bir Dîvân'ı, Yusuf u Züleyha mesnevisi ve Sâ'd'înîn Gülistân‘ına nazire olarak yazdığı Nigâristân'ı vardır.Eskiden medreselerde Farsçayı öğretmek amacıyla okutulan Nigâristân, çoğu hikmetli yani öğretici hikayelerden meydana gelmiştir. İçinde manzum parçaların da bulunduğu didaktik bir eserdir.  Kemal Paşazâde'nin Tevârih-i Âl-i Osman adlı  on defterden oluşan tarih kitabı da çok ünlüdür. [18]

Niğaristan MEB klasikleri içerisinde yayınlanmıştır. Eskiden Farsçayı öğretmek maksadıyla medreselerde okutulan bu eser bir çok hikayeleren meydana gelmiş bir serdir. İçerisnde kıssalar ve kısa hikayeler vardır. Niğaristan'nın içerisinde yer yer manzum parçaların da bulunduğu didaktik bir serdir. Kemal Paşazâde'nin Tevârih-i Âl-i Osman adlı tarih kitabının birinci kısmı Şerafettin Turan tarafından traskripsiyonlu olarak TTK yayınevinde yeni harflerle yayımlanmıştır[19]
Prof. Dr. Ahmet UGUR'un adı geçen yazısında Tevârih-i Âl-i Osman adlı Osmanlı Tarihi eseri ve nüshaları hakkında şu bilgiler verilmiştir. " "Tevârih-i Âl-i Osman'ı yazmaya  II. Bayezid'in isteğiyle başlamış Osmanlı Tarihini, her padişah için bir Defter (cilt) yazarak, yedi ciltte bitirip, Padişah'a teslim etmiştir. Bu eser II.Beyazıd tarafından çok beğenilmiş Müderrislikte terfi ettirildiği gibi II.Beyazıd ona 30.000 akçe ihsan etmiştir.[20]

Fatih'in ölümüyle başlayan VIII. Deftere başlamış ve 916/1510-11 yılına kadar geçen olayları kapsayan bu Defter'i de bitirip II. Bayezid'e takdim etmiştir. Bu Defterde bir hatime (sonuç) yoktur.  Herhalde, Sultan Bayezid'in son zamanda hasta olması ve memleketin karışık durumundan dolayı, bir an önce Sultan'a eseri sunma çabası ile   Bayezid II devrinin olayları eksiktir. Daha sonra  Kanuni devrinde, 914-918/1508-1512 yıllarını kapsayan, tekrar bir VIII. Defter daha yazmıştırki, bu Defter hem Bayezid devri için bir hatime, hem de Yavuz devri için bir mukaddimedir. Bu defterde daha önce geçen bazı hadiseler tekrar edilmiştir ve genişletilmiştir. Bu defterin elimizde sadece, bilinen bir nushası vardır. "Millet Kütüphanesi, Ali Emiri No: 32 "Bunun istinsah tarihi, sonunda gösterildiği gibi, 1099/1687-88 dir. Bunu göre, bu nüsha eserin aslı değildir." [21]

Şairin yazdığı bu eserde de

Çarh-.ı gerdunda böyledür kanun
Ay tolunsa güneş tulu' eyler

Bu gilür yirine ider ikbal
Menziline çün ol rücu' eyler

beyitlerinde olduğu gibi manzum kıısmlar vardır. [22]
 
Şiirleri



HAKKINDA BİBLİYOGRAFYA 


1) Şakâyik-ı nu’mâniyye Tercümesi; sh. 381
2) Mu’cem-ül-müellifin; cild-1, sh. 238
3) Fevâid-ül-behiyye; sh. 21
4) Şezerât-üz-zeheb; cild-8, sh. 238
5) Kâmûs-ül-a’lâm; cild-5, sh. 3885
6) Devhat-ül-meşâyıh; sh. 16
7)Tâc-üt-tevârîh; cild-2, sh. 585
8) Meşâhir-ül-İslâm; cild-4, sh. 1550
9) Sicilli Osmanî; cild-1, sh. 197
10) Hadîkat-ül-cevâmî; cild-1, sh. 180
11) Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye; sh. 981
12) Rehber Ansiklopedisi; cild-8, sh. 31
13) Esmâ-ül-müellıfin; cild-1, sh. 180
14) Seyahatname (Evliya Çelebi); cild-1, sh. 345
15) Şuarâ Tezkireleri
16) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; cild-13. sh. 219
17) Türk Klasikleri; cild-3. sh. 264
18) XIII - XVI. Asır, Anadolu Sahasında Dil Yadigârlarının Yazılış Sebebleri (Kemal Yavuz)
19) İsmet Parmaksızoğlu, Kemal Paşazade Maddesi,C.19, TDV yayınları
20) Prof. Dr. Ahmet UGUR, KEMAL PAŞA-ZADE'NİN VIII. DEFTERİ,http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/3
21)Dr. M. ESAD KILICER., KEMALPAŞAZADE'NİN. AİLE HUKUKU. İLE. İLGİLİ BAZI FETVALARI, 
22)Dr. Ahmet Aslan, KEMAL PAŞA-ZADE'NİN "HAŞİYA 'ALA TAHAFUT AL-FALASİFA"Sİ, dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/
23) Porf. Dr. Ahmet Uğur, KEMAL PAŞA-ZADE VE YAVUZ SULTAN SELİM, sbe.erciyes.edu.tr/







Kaynak: 
 
[1] Osman Nuri Topbaş, Şeyhülislam Kemalpaşazade, osmanli.darulerkam.altinoluk.com/i- son erişim, 21-12-2012
[2] Anonim,nasihatler.com/onemli-sahsiyetler/ahmed-kemalpasazade.html#i, son erişim, 21-12-2012
[3] Osman Nuri Topbaş, Şeyhülislam Kemalpaşazade,agy. son erişim, 21-12-2012
[4] Anonim,nasihatler.com/onemli-sahsiyetler/ahmed-kemalpasazade.html#i, son erişim, 21-12-2012
[5] Osman Nuri Topbaş, Şeyhülislam Kemalpaşazade,agy. son erişim, 21-12-2012
[6] Porf. Dr. Ahmet Uğur, KEMAL PAŞA-ZADE VE YAVUZ SULTAN SELİM, sbe.erciyes.edu.t
[7] Porf. Dr. Ahmet Uğur, KEMAL PAŞA-ZADE VE YAVUZ SULTAN SELİM, sbe.erciyes.edu.t
[8] Porf. Dr. Ahmet Uğur, KEMAL PAŞA-ZADE VE YAVUZ SULTAN SELİM, sbe.erciyes.edu.t
[9] Anonim,nasihatler.com/onemli-sahsiyetler/ahmed-kemalpasazade.html#i, son erişim, 21-12-2012
[10] Osman Nuri Topbaş, agy.
[11] (Osman Nuri Topbaş, agy.)
 
[12] Osman Nuri Topbaş, agy.)
[13] Anonim, İBNİ KEMAL, KEMALPAŞAZADE AHMET ŞEMSEDDİN ,izafet.com/osmanli-tarihi/35932, son erişim23-11-2012
[14] http://islamdevletleri.blogcu.com/kemal-pasazade-ibn-i-kemal-pasa-ahmet-bin-suleyman-bin-kemal-pa/3382354 son erişim23-11-2012
[15] http://www.bizimsahife.org/Kutuphane/Osmanli_Tarihi_Ans/Osmanli_Tarihi_K/305_Kemal_Pasazade.htm
[16] http://www.bizimsahife.org/Kutuphane/Osmanli_Tarihi_Ans/Osmanli_Tarihi_K/305_Kemal_Pasazade.htm
[17] http://islamdevletleri.blogcu.com/kemal-pasazade-ibn-i-kemal-pasa-ahmet-bin-suleyman-bin-kemal-pa/33823
[18]  Prof. Dr.Mengi, Mine, Eski Türk Edebiyatı Tarihi, Akçağ Basımevi, Ankara, 1997, shf, 167
[19] .( Prof. Dr.Mengi, Mine, age.1997, shf, 167)
[20] Can ALPGÜVENÇ, Bütün Zamanını İlme Harcayan Bir Âlim KEMALPAŞAZÂDE, yuzaki.com/content/view/2907/10
[21] Prof. Dr. Ahmet UGUR, KEMAL PAŞA-ZADE'NİN VIII. DEFTERİ,http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/3
[22] Prof. Dr. Ahmet UGUR, KEMAL PAŞA-ZADE'NİN VIII. DEFTERİ,http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/3

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com



 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...