Şeyhi Divanı

Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 15 Kasım 2014 Cumartesi aaa Beğen

 

Şeyhi, divan edebiyatının gelişmesine büyük katkısı olmuş 15. Yy Divan  şairlerindendir. Tasavvufi eğitimi almış olmasına rağmen eserlerinde tasavvufi öğeler bulunmamaktadır. Din dışı şiirler yazmayı tercih etmiştir.

Şeyhi, bilime olan merakı ile İran’a gitmiş; burada başta tıp ve tasavvuf olmak üzere yoğun bir eğitim görmüştür. Öğrenimini tamamlayarak Anadolu’ya geri dönmüştür. Bu sıralarda Hekim Sinan olarak anılmaktadır. Bir hekim olarak ünlenen Şeyhi’nin tedavi ettiği hastalar içinde Sultan Mehmed Çelebi de vardır. Hacı Bayram Veli’den fazlasıyla etkilenmiş ve onun dervişi olmuştur. II. Murat zamanında saraya çok yakın olan Şeyhi, padişahın hekimlerindendir.[1]

 

*       Şeyhi Divanı
 

ESERLERİ

Şeyhi’nin başlıca eserleri Divan, Harnâme ve Husrev-ü Şirin’dir. Kenz-ül Menafi, Habnâme ve Neynâme adlı eserleri tıbba dair eserlerdir. Hâb-nâme adını taşıyan eserinin Attar’dan çevrilmiş bir mesnevisi  olduğu zannedilmektedir. .

DİVANI

Şeyhi Dîvân’ı ise Millet Kütüphanesi Ali Emirî Manzum Eserler 238 numarada kayıtlı olup 1438 tarihinde istinsah edilmiştir. [2]

Millet Kütüpha nesi, Ali Emiri kitapları arasında bulunan nüshası Ali Nihad Tarlan’ın bir incelemesi ile birlikte Türk Dil Kurumu tarafından 1946 da tıpkıbasım olarak yayımlanmıştır. Divanın bu ta’lik harfli tıpkıbasımında, kimi bölümler harekeli, kimi bölümler harekesizdir. Divan’ın başında tevhid, Naat , miraciye ve Kasideler bulunur. Şeyhi, Divanı’ndaki kasidelere göre en çok II. Murad’ı övmüştür. Ayrıca, Şeyhi’nin Germiyanoğlu Yakup Bey’den çok ilgi gördüğü, ona sunduğu Divan’ında bulunan “Kerem Kasidesiyle”, diğer kasidelerinden ve Terci-i Bend nazım şekliyle yazdığı methiyelerinden anlaşılır. Divan’ı ayrıca Ali Nihad Tarlan, edebi yönüyle de incelemiştir.

Gazel ve kasîdelerinde Selmân-ı Sâveci ve Hâfız-ı Şirâzi’nin tesiri görülür. Şeyhî’nin gazellerini, eski kaynakların Husrev ü Şirin kadar değerli saymamalarının nedeni de İranlı şairlerden aldığı bu etkiler yüzünden olsa gerektir.  En başarılı eseri Harnamedir. Bu eseri Türk Mizah edebiyatının başyapıtlarında sayılır. Harnâme’de çok başarılı ince alay ve nükteler vardır. 15. yy en önemli şairlerinden biri olan Şeyhi’nin edebiyatımıza derin tesirleri olmuştur. Ahmed Paşa, Necâtî, Fuzûlî ve Bâkî de dahil 45 kadar şâir onun kasîde ve gazellerine nazîreler yazmıştır. Bu bile ne kadar önemli bir isim olduğunu kanıtlamaya yeterlidir.

Şeyhî Divanı: hakkında Ali Nihat Tarlan bir inceleme yapmış ve yayımlamıştır.   Halit Biltekin de  bir doktora tezi hazırlamıştır. Halit Biltekin, Şeyhi Divanı İnceleme-Metin-Dizin (haz., doktora tezi, 2003) Ayrıca divan, 1990 yılında Mustafa İsen ve Cemal Kurnaz’ın çalışmalarıyla Akçağ Yayınları tarafından neşredilmiştir.

Divanı orta hacimdedir. Şeyhî Divanı’nda, 15 kaside yer almaktadır. 1., 2. ve 3. kaside tevhit, 4. kaside münacat, 5. kaside, naat türündedir. 1. kaside 22 beyit, 2. kaside 16 beyit, 3. kaside 60 beyit, 4. kaside 15 beyit, 5. kaside 50 beyittir.[3]Şeyhı? Divanı Mustafa İsen, Cemâl Kurnaz, tarafından incelenmiş ve yayımlanmıştır.  [4]

 

 

ŞEYHİ DİVANINDAN   SEÇMELER 

Gazel / Bilirim

Sanemâ gün yüzün âyine-i cândır bilirim
Dü cihân nakşı kamu anda ‘ayândır bilirim

Kandı nakkâş kim ol dâ’ire-i hüsnünden
Nokta tasvîr ide üstâd-ı cihândır bilirim

Gamzen eydir ki gönül şehrini virân ederim
Şehriyârın elinde hükmü revândır bilirim

Gözünün kaşının anlayamazam hîlelerin
İlle bu fitne vü ol âfet-i cândır bilirim

Ni’met-i kahr ile kim kulların anar idin
Bizi yâd eylemedin hayli zamândır bilirim

Ey riyâlı ‘ameli asılsı bilen sûfî
Gider ol fikri ki îmâna ziyândır bilirim

Çemen ü yâr u mey ü sâz gerek Şeyhî’ye bes
Kalanı gussa vü gam ‘îş hemândır bilirim

 

Gazel / Düşdü

Çün yüzün vasfı bülbüle düşdü
Bâğ arasına gulgule düşdü

Yanağı lutfun lâle öğerdi
Gülşen içinde gül güle düşdü

Zülfün ü halin her ki göre der
Sünbül-i terdir fülfüle düşdü

Şâh meğer kim cân dilemişdir
Uşda benim der kul kula düşdü

Dilbere kulluk bizlere lâyık
Haydar’a hizmet Düldül’e düşdü

Def’-i melâl edemedi bülbül
Şimdi işimiz mülmüle düşdü

Lebleri câmın söyledi Şeyhî
Şîşe safâdan kulkule düşdü

 

Gazel / Gelür

Ölme gönül firaak ile Îsâ-nefes gelür
Yanma ciger figaan ile feryâd-res gelür

Can bülbili teferrüc-i dîdâr kılmasa
Firdevs bostânı gözüne kafes gelür

Her bî-haber ne bile mahabbet safâsını
Nâ-merde aşk u derd hevâ vü heves gelür

Bilmez kimesne kaafile-i dûstdan haber
Geh geh budur kulaguma bang-ı ceres gelür

Şeyhî ko peşpeşeyi dahı şehbâzı kıl şikâr
Sîmürg-i himet olana âlem meges gelür

 

Gazel / İy Dost

Gönül almaga kıldun âl iy dost
Ne gönül cânı dahı al iy dost

Şol harâmî gözüne kan içmek
Emdügün süd bigi helâl iy dost

Ne saâdetlü ilduzun var kim
Kutlu olur görene fâl iy dost

Biz kula sabr u sen şeha insâf
Bu iki oldu key muhâl iy dost

Geçmezem kaametün hevâsından
Ki budur hadd-i i’tidâl iy dost

Boynuma sal saçun belâsını kim
Olmasun boynuna vebâl iy dost

Sâz ü söz ile ûd isem ne aceb
Işk eli virdi gûş-mâl iy dost

Gönül uçmak diler kapunda veli
Can kuşıdur şikeste-bâl iy dost

Zülfin uzatdı gam hikâyetini
Kanı Şeyhî’de ol mecâl iy dost

 

Gazel

Rind-i melâmetiz bizim hâtırımız güzeldedir
Bize öğüt veren sanır gönül ile göz eldedir

Kend’özüne ver öğüdün yürü ey zâhidim diyen
Mahv idemezsin alnımın yazısı çün ezeldedir

Tanrı sever güzelleri biz sevicek hatâ mıdır
Göstereyim mi âyetin kim bilesin ne zeldedir

Sûret ü nakşı gözleyen kâfir ü büt-perest olur
‘Âşık-ı sâdık olanın hâtırı lem-yezeldedir

Şeyhî bahâr günleri menfa’ati yok öğüdün
Fikri şarâb u şâhid ü çeng ü ney ü gazeldedir

 

Şiirleri

 

 

  • [1] http://www.edebiyadvesanatakademisi.com/Edebiyat.aspx?id=389
  • [2]  Duygu DALBUDAK, KADI BURHANEDDİN İLE ŞEYHÎ’NİN GAZELLERİNİN DİN VE TASAVVUF AÇISINDAN KARŞILAŞTIRILMASı, YÜKSEK LİSANS TEZİ, Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, shf. 26, Ocak, 2008
  • [3]  Meheddin İSPİR, “Şeyhî Divanı’nındaki Kasidelerin Edebî Türler ve Tarzlar Açısından İncelenmesi I (Dinî Türler)”, TÜRKİYAT ARAŞTIRMALARI DERGİSİ • 103
  • [4]  Meheddin İSPİR, “Şeyhî Divanı’nındaki Kasidelerin Edebî Türler ve Tarzlar Açısından İncelenmesi I (Dinî Türler)”, TÜRKİYAT ARAŞTIRMALARI DERGİSİ • 103

 

 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...