Şeyhülislam Yahya Hayatı Divanı ve Şiirleri

Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 18 Haziran 2011 Cumartesi aaa Beğen

 

Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim, II. Murad, III. Mehmed, I.Mustafa, III. Osman, IV. Murad, Sultan İbrahim gibi padişahların devirlerini gören Şeyhülislam Yahya Efendi’nin gerçek hayatındaki Şeyhülislamlık durumuyla aşk gazellerindeki söylediklerini gerçekten yaşayıp yaşamadığı konu olmuş “gazelleri okunduğu zaman bir şeyhülislamın yazamayacağı derecede rindâne ve âşıkâne bir ruh sezilir.”[1]gibi görüşler ortaya atılmıştır.  Fakat onun gazellerinde iki türlü aşkı da görmek mümkündür.[2] Gazellerindeki en belirgin özellik ilâhî aşkı, aşkın bir beşerî aşk kisvesi altında işlemiş olmasıdır.[3] Konu bakımından şiirleri çoğunlukla aşk, doğa ve rindliğe dairdir.

Çağdaşları olan tezkireciler onu  “ hoşsohbet, nüktedan, mütevazı, kerim bir zat olarak “ tanıtmaya çalışmıştır. Kaynaklar onu herkesçe sevilen, zarif, hoşsohbeti!, güleç yüzlü, latifeci yüksek ahlâklı ve mütevazı bir kişiliğe sahip olarak tarif etmektedirler. Kadılığı ve Şeyhülsilamlık makamlarında uzun müddet kalmış olması da tezkirecilerin tespitlerinin doğru olduğunu göstermektedir.[4]

Sadece şairliği değil Şeyhülislam olarak da  tezkirecilerin takdir ettiği bir şahsiyettir.“Tezkirelerde, “envâ’-ı ma’ârif ü fezâ’il ile mevsûf”(  Kınalızâde, Age, s. 1081, ) “ ulûm u fünûn-ı muteberâtda ihrâz-ı kasbât”( Beyânî, Age, s. 337.), “ ilm ü fazîlet ile ârâste” (Rıza, Age, s. 107.), şeklindeki ifadelerle ilmi ve fazileti övülmüştür. Hatta “Ebu’s-Su’ûd Efendi’den sonra gelen müftîlerin mümtâzı”olduğu belirtilmiştir. Şeyhülislam Yahya’nın zamanının tüm dinî ilimlerine vâkıf olduğu söylenir. Bu ifadeler ilimde geldiği seviyeyi göstermesi bakımından önemlidir.”[5]

Şeyhülislam Yahya, İstanbul Türkçe'sini sade samimi lirik ve doğallık içinde kullanmaya çalışan bu tarzı ile Ahmet Paşa ve Necati’ nin yolundan giden bir şairdir.  Kelime ve söz sanatlarına pek rağbet etmeyen şair, süssüz sanatsız,içten bir eda ile şiirler yazmıştır. Şiirlerinde  diğer şairlere  itibar etmeyen ve onları taklitten kaçınan biri olmuştur..  “İstanbul Türkçe'sini adeta karşılıklı konuşma üslubu içinde samimi bir dille kullanan Yahya, deyimleri de şiirlerinde başarıyla kullanmıştır. Bu sayede hem şiirine anlam zenginliği kazandırmış hem de halk kültürü ve söyleyişlerine ne kadar yakın olduğunu göstermiştir.”[6]

“Şeyhülislâm Yahya’nın gazellerindeki en belirgin Özellik ilâhî aşkı, yoğun ve taşkın bir beşerî aşk kisvesi altında başarıyla işlemiş olmasıdır. Onun eserlerinde tasavvuf şarap, meyhane ve birbirinden güzel sevgililer arasında taşkın hır şuh eda ile öylesine sembolleştirilip gizlenmiştir ki; bu ustalık şiirin incelikterı vakıf olmayanları şaşırtıp şair hakkında menfi yorumlar yaptıracak derecelere ulaşmıştır. “  Buna rağmen “Sâkî-nâme’” gibi şiirlerinde Tasavvufî anlatım da yoğun olarak karşımıza çıkabilmektedir. Fakat şairin rindane eda ile söylediği şiirleri  daha ziyade edebi değer taşımaktadır.

Şeyhülislam Yahya, gerek şiirlerindeki sade Türkçesiyle gerekse yaşadığı dönemin sosyal hayatına dair gözlemlerini yansıtmadaki başarısıyla önemli bir şâirdir. Bir din adamı kimliğine sahip olmasına rağmen çoğunlukla din dışı şiirler yazmış, özellikle gazellerindeki kalenderâne üslup ile bizlere XVII. asrın İstanbul hayatından sahneler sunmuştur.”[7]

Şeyhülislam Yahya’nın en önemli eseri  Divanı’ı dır. Yahyâ’nın diğer eserleri ise; Ferâiz Manzumesi Şerhi, Kaside-i Bürde Tahmisi, Nigaristan Çevirisi ve Fetavâ-yı Yahyâ’dır

 

DİVANI

Şeyhülislam Yahya Divanı’ın çok sayıda yazma nüshası bulunmaktadır.[8] Divan’daki şiirlerin sayısı bu farklı nüshalara göre farklılık gösterir.  Şeyhülislâm Yahyâ  Divanı iki kez yayımlanmış, Divan üzerinde iki doktora bir de yüksek lisans  tezi hazırlanmıştır.[9][10]
Yahya Efendi'nin Divanı  matbu olarak ilk kez 1334 te Asar-ı Müfide Kütüphanesi yayınları arasında neşredilmiştir. İbnü'l -emin M. Kemal İnal'ın şair hakkında yazdığı 62 sayfalık uzun önsözü de ihtiva eden bu baskı, değişik nüshalar karşılaştırılarak ve nüsha farkları dipnotlarda verilerek hazırlanmıştır. Dr Hasan Kavruk bu baskı ile diğer yazma nüshaları gözden geçirerek , Divan-ı Yahya'nın yeni yazıyla karşılaştırmalı metnini hazırlamış ve bu çalışmasını neşr etmiştir. Yahya Bey Divanını hazırlayan Hasan Kavruk bu çalışmasını DR.HASAN KAVRUK , ŞEYHÜLİSLAM YAHYA DİVANI, MEB , ANKARA,2001,[11] adıyla bastırmıştır. Yahya Bey Divanı hakkında Rekin Ertem’in de bir çalışması vardır. Rekin Ertem de  bu çalışmasın Rekin Ertem,Yahya Divanı Akçağ Yayınları / Türk Klasikleri / Divanlar Dizisi, Ankara, 1995 de  bastırmıştır.

Bu Divan içinde Sultan II. Osman, Sultan IV. Murad ve Hace Efendi için  yazılmış kadidleri vardır. Şair bu kişiler ve kasidelerinden başka divanında kaside yazmamıştır. Divan'in başında bulunan bir Na't vardır. Bu naatın içinde  bir sâkiname ve bir tahmîs bulunmaktadır. Bu şiirlerinin dışında  Divanı gazeller ile doludur. [12]

Yâhyâ Efendi’nin en önemli edebî eseri, 1 na’t, 5 kaside, 1 sâkî-nâme, Sultan IV. Murad‘ın gazeline 1 tahmis, 452 gazel, 24 ta­rih, 51 kıt’a ve nazm, 10 rubaî, 115 matla ve 25 müfredin yer aldığı divân’ıdır.

İbnülemin Mahmud Kemâl İnal’ın başkanlığında Süleyman Nazif, Cenâb Şehâbeddin, İsmail Hakkı ve Osman Kemal tarafından eski imlâ ile basılan (Divân-ı Yahya, İstanbul 1334) Dîvânın tenkitli yayımı Rekin Ertem (Yahya Divanı, Ankara 1995) ve Hasan Kavruk (Şeyhülislâm Yahya Divânı, Ankara 2001) tarafından ger­çekleştirilmiştir. Lütfi Bayraktutan ise Divanın’dan seçmeleri neşretmiştir (Şeyhü­lislâm Yahya Dîvânı ‘ndan Seçmeler, İstanbul 1990). Ayrıca Yahya, Kemâlpaşa-zâ-de’nin Nigâristân’uu tercüme ve Muhsin-i Kayserî’nin Manzûme-i Ferâiz’i şerh etmiştir.[13]

 

 


  • [1] Rekin Ertem, Yahyâ Divanı, Akçağ Yay, Ankara 1995, s.XIII
  • [2]  Hasan KavrukŞeyhülislam Yahya Divanı, MEB Yay. Ankara 2001”
  • [3] Şevkiye KAZAN, ŞEYHÜLİSLAM YAHYA DİVANINDA “AŞKIN ANLAM ÇERÇEVESİ, .turkishstudies.net/Makaleler/1388046238
  • [4] : Şahamettin Kuzucular, Şeyhülislam Yahya Hayatı ve Edebi Kişiliği, edebiyadvesanatakademisi.com/edebiyad/1069-seyhulislam_yahya_hayati_ve_edebi_kisiligi.html
  • [5] Hakan YEKBAŞ, “MAHALLÎLEŞME VE ŞEYHÜLİSLAM YAHYA”http://www.turkishstudies.net/Makaleler/83231
  • [6] Hakan YEKBAŞ, “MAHALLÎLEŞME VE ŞEYHÜLİSLAM YAHYA”http://www.turkishstudies.net/Makaleler/83231
  • [7] Hakan YEKBAŞ, “MAHALLÎLEŞME VE ŞEYHÜLİSLAM YAHYA” http://www.turkishstudies.net/Makaleler/83231
  • [8] Dr. H.Dilek BATİSLAM, ŞEHİR ŞİİRLERİ VE ŞEYHÜLİSLÂM YAHYÂ’NIN EDİRNE GAZELLERİ, A.Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi Sayı 39, Erzurum 2009
  • [9]Hasan Kavruk,Yahyâ Divanı, (hzl. Rekin Ertem), Akçağ Yay., Ank., 1995.
  • [10] Kavruk,s. xxviii.; Abdullah Eren, Şeyhülislam Yahya Divanı'nın Tahlili, Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, (Doktora Tezi), Erzurum, 2004.
  • [11] Hasan Kavruk, Şeyhülislam Yahya Divanı Tenkitli Metin, MEB Yayınları; Ankara , 2001
  • [12] Cengiz, Halil Erdogan (1983) Divan Siiri Antolojisi, Ankara: Bilgi Yayinevi say.490-
  • [13] http://www.cokbilgi.com/yazi/seyhulislam-yahya-kimdir-hayati-biyografi/
 

DİVANINDAN SEÇMELER

 

Bakar

Hemîşe merdüm-i çeşmim izâr-ı yâra bakar
Gözüm o pencereden sahn-ı lâle-zâra bakar

Zaman gelir yine zerrîn kadeh alır eline
Çemende nergis-i şehlâ hemân bahara bakar

Nesîm-i lütfunadır intizârı fülk-i dilin
Çoğ oldu sahil-i mihnette rûzigâra bakar

Seni gelir işidip bağa yâsemen cânâ
Çıkıp o şevk ile dîvâr-ı reh-güzâra bakar

Ne i'tibâr bu evzâ'a merd olan Yahya
Ne zillete nazar eyler ne i'tibâra bakar


 


Gazel

Mescidde riyâ-pîşeler itsün ko riyayı
Mey-hâneye gel kim ne riya var ne mürâyi

Ey câm-ı safa talibi bi-hûde özenme
Cem’le bile defn eylediler câm-ı safâyı

Redditmiş idi yâr rakibi eşiğinden
Gelmiş o siyeh-rû yine gördün mü belâyı

Def’ idemedik ceyş-i gamı sa’y idegördük
Tedbir ne mümkin boza takdir-i Huda’yı

Yahya nice âvâre-i aşk olmayayım ben
Dil-berse güzel dilse nihâyetde havâyî

Yahyânın olup sözleri hep sırr-ı mahabbet
Yârân işitip söyleme yâbâne desinler


 

Gazel /

 Açılmadın İncitdi Seni Zâtı Hezârın

Açılmadın incitdi seni zâtı hezârın
Ey gonce-i ter gönlü müsün bülbül-i zârın

Bülbüller öter güller açar şâd gönül yok
Hiç böyleliğin görmemişiz fasl-ı bahârın

Âgaazı güzel eyledin ey bülbül-i şeydâ
Hoş gelmedi ammâ dil-i pür-şevke kararın

Hâlin ideli gamze-i hûn-hâra takarrüb
Hûn itdi dilin nâfçe-i müşg-i Tatârın

Yahya ko dili pârelesün Iâle-sıf at yâr
Gül-zâr-ı gamın revnakıdır kalb-i figârın


 

Gazel


Mescidde riyâ-pîşeler itsün ko riyayı
Mey-hâneye gel kim ne riya var ne mürâyi

Ey câm-ı safa talibi bi-hûde özenme
Cem’le bile defn eylediler câm-ı safâyı

Redditmiş idi yâr rakibi eşiğinden
Gelmiş o siyeh-rû yine gördün mü belâyı

Def’ idemedik ceyş-i gamı sa’y idegördük
Tedbir ne mümkin boza takdir-i Huda’yı

Yahya nice âvâre-i aşk olmayayım ben
Dil-berse güzel dilse nihâyetde havâyî


 

Gazel / Çok

Bir dil-rübâya düşdü gönül mübtelâsı çok
‘Aşkun safâsı yok değül ammâ cefâsı çok

Şehr-i cemâl o gamze vü ebrû vü hâl ile
Hakkâ ne cây-ı dil-keş olur dil-rübâsı çok

Bin câna virmeye n’ola bir bûsesini yâr
Az olıcak metâ’ olur anın bahâsı çok

Hiçbir belâ mı var ki gönül anı bilmeye
Seyyâh-ı bî-karârın olur âşinâsı çok

Zülf-i siyâh-ı yârda var sad-hezâr çîn
El çek tolaşmadan ana Yahyâ hatâsı çok


 

Gazel / Olsa Bize

Yâr açılsa da biraz bâde-i nâb olsa bize
Gelse sâkî sebeb-i ref-i hicâb olsa bize

Tâc-i Dârâ'da olan gevheri biz neyleyelim
Câm-ı Cem'de sunulan lâ'l-i müzâb olsa bize

Bâde-l-humm-i mecazî bize te’sir etmez
Eski meyhâreleriz köhne şarap olsa bize

Ehl-i dil düşmeni hussâda acep nettik biz
Şâd olur her biri bir güne, azâb olsa bize

Kande var tâze güzel deyu arardık Yahyâ
Yâri tenha bulucak sonra cevâb olsa bize



 

Gazel / Olmasın Dirsün

Komayub tâkatim feryâda nâlân olmasun dirsün
Gözüm yaşını alursun da giryân olmasun dirsün

Cefâ taşıyla mir'ât-ı dilim sad pare eylersin
Ne mümkündür yine hatır perişan olmasun dirsün

Melâhat mülkini teshir idüb şemşîr-i gamzenle
Güzellik kişverinde gayrı sultân olmasun dirsün

Benim zannitdüğüm bu kim gurûr-i hüsnüne bir gün
Felekde mihr-i rahşân tmâh-ı tâbân olmasun dirsün

Nice kul olmasun Yahya sana ey pâdişâh-ı hüsn
Yolumda senden özge kimse kurbân olmasun dirsün

 

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

 

 



Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...