Taşlıcalı Yahya Hayatı ve Edebi Kişiliği


 

 

Taşlıcalı Yahya Bey

 
16. yüzyıl FUZULİ'’den sonraki en önemli mesnevi şairi ve Kanûnî ’nin emri ile boğdurulan Şehzade Mustafa için yazdığı “Şehzade Mustafa Mersiyesi” ünlü Divan Şairimiz.
Doğum tarihi kesin olarak bilinmeyen Şairin ölüm tarihi sunduğu kasideler ve eserleri verirken bildirilen tarihlere göre tahmin edilebilen doğum tarihi 1488–1489 yıllarından birisidir. Kendi şiirlerinden de anlaşıldığı gibi doğum yeri Arnavutluk’un Taşlıca olarak adlandırıldığı Arnavutluğun kuzeyindeki bir bölge olduğu sanılmaktadır. [1]Şair'in kendi beyitlerinde yazdığına göre Onun Arnavut asıllı olduğu Dukaginler adı verilen soylu bir aileye mensup olduğu anlaşılır.
“Arnavuduñ hasları ve yegleri
Nesl-i kadimüm Dukagin begleri [2]
-------
Zamane şairleri onun kökeni ve geldiği yer hakkında şu beyitleri yazmışlardır:
“Taşlu yirden kopdı Yahya la?l-i rummani gibi
 Hidmetüñle var anuñ şahinligi cinsiyeti”
--------
Arnavud aslıdur ol taşlu yirün şehbâzı
Asdı eflâke meh-i nev gibi tîg-i hüneri  [3]
----------
 
Arnavutluk'un soylu ailelerinden biri olan "Dukagin" sülalesinden geldiğii ifade edilen Taşlıcalı Yahya’nın [4]. Yugoslavya, İzvornik şehrinde Arnavutluk’un ünlü Dukakin ailesinden olduğu için "Dukakinzade" diye de anıldığı kayıtlarda geçmektedir.  [5]Sözü edilen Taşlıca kelimesi bir şehir, ilçe veya köy adı değil taşlı bir yer veya bir bölgenin adıdır. Kaynaklara göre bu taşlı yer Arnavutluk’taki İzvornik şehri olarak tahmin edilmektedir. Taşlıcalı bir yerden olması şairin adının bir parçası haline gelmiş Taşlıcalı lakabı Muallim Naci tarafından diğer şair Yahya’lardan ayırt edici bir vasıf olarak kullanılmaya başlanmıştır.
Dukagin'lerin Haçlı seferleri esnasında Arnavutluk'ta kalan Normandiyalı bir askerden ve halktan geldiği iddia edilmektedir.[6] Gibb'e göre, sülalenin tarihçesi Haçlı Seferleri'ne kadar dayanmaktadır. Ailenin kökenini Normandiyalılara kadar uzatmaktadır."[7]  İşkodra'ya yerleşen bu halk sonradan Arnavutlar arasında Arnavutlaşmış olmasına rağmen soylarını unutmamışlar ve adları Dukagin olarak kalmıştır. Şairin geldiği bu aile İşkodra yöresinde beylik yapan Arnavutluk'un Osmanlı idaresine girmesi üzerine Osmanlılara tabi olan ve pek çok kez Osmanlıların yanında savaşa katılan bir ailedir. [8]Bu ailenin pek çok ferdi üstün hizmetlerde bulunmuşlar ve devletten yana olmuşlardır.  Taşlıcalı Yahya'nın küçük yaşlarda Devşirme olarak Yeniçeri ocağına verildiği ve Yeniçeri ocağında yetiştiği ortaya çıkmaktadır. [9]Birçok tezkirecinin onu İstanbullu olarak tanıtması bu yüzdendir. Fakat İstanbul'a Arnavutluktan gelmiş olması hemen hemen kesin bir bilgidir.
Küçük yaşta devşirme olarak Yeniçeri Ocağına asker olarak alınan şair Yeniçeri ocağının bünyesinde asker olarak yetiştirilirken Acemi oğlanlar Ocağı’nda askerilik yeteneği yanında edebiyata yatkınlığı ve yazdığı şiirlerle fark edilmiş ve kendisine Kemal Paşazade’, Kadri Efendi’, Fenarizade Muhyiddin Çelebi’den dersler aldırılmıştır. [10] Kaynaklarda belirtildiğine göre Ocak kâtibi Şihabeddin Bey’in yanına çırak olarak girmiş askerliği esnasında. Yavuz Sultan Selim’in Mısır ve Çaldıran seferlerine katılmıştır.  Çaldıran seferi esnasında Yayabaşılığa kadar yükseldiği anlaşılmaktadır. Şairin Çaldıran seferi sırasında Yavuz’a kasideler yazdığı kasidelerinden anlaşılan bir bilgidir. [11]
Yavuz Sultan Selim 'in ölümünden sonra yeniçerilik görevini sürdüren şairin Kanuni Sultan Süleyman dönemindeki pek çok savaşa da asker olarak katıldığı gerek şiirlerinden gerekse devrin kaynaklarından öğrenilen bilgilerdir.  Taşlıcalı Yahya'nın dikkat çekmek için Pargalı İbrahim Paşa'ya şiirler takdim ettiğini fakat Pargalı İbrahim yakın çevresinde bulunan ve Kanuni'nin de gözde şairi olmayı başaran Hayali Bey’in küçümsemelerine maruz kaldığı anlaşılmaktadır. Bu olay Hayali Bey ile Taşlıcalı Yahya'nın arasını açmış bu rekabet sebebi ve Hayali Bey'in engellemeleri ile ilk zamanlar Kanuni'nin meclisne sokulamamıştır. [12]Devrin tezkirecileri Hayali Bey  'in konumunu korumak için diğer şairlerin ikbaline engel olduklarını belirtirler. Nitekim Hayali Bey  hemşehrisi [13]olan Hayreti , 'ye de aynı muameleyi yapmış, İstanbul'a gelen Hayreti,'nin umduğunu bulamayıp, PARGALI İBRAHİM'e gücenerek Yenice Vardar'a küskün dönmesine yol açmıştır. [14]
Şairin Sadrazam Pargalı İbrahim Paşa’nın gözüne girememesine rağmen, Kanûnî ‘nin diğer vezirleri olan ve İbrahim Paşa ’ya muhalif bulunan İskender ve Rüstem Paşalar’ın gözüne girmeyi başardığı, böylece Hayali Bey’in ablukasından kurtulmaya çalıştığı fark edilir. [15]Bu çabaları sonucu bu vezirlere şiirler sunmuş, İbrahim Paşa ve dolayısı ile Hayali Bey’e iyi gözle bakmayan Rüstem Paşa’nın dostluğunu kazanmıştır. Bu sayede Rüstem Paşa’nın ihsanına mazhar olarak bir hayli mülk ve gelire sahip olan bir şair haline gelir. Yahya Bey, İbrahim Paşa’nın idamından sonra, bir şölen (1548) münasebetiyle Rüstem Paşa’ya bir kaside sunarak dikkatini çekmeyi başarmıştır. Rüstem Paşa ise Kanunî sayesinde büyük şöhrete kavuşan Hayaliye rakip olarak Yahya Bey’i himayesine almıştır. Rüstem Paşa, Pargalı İbrahim’in destekçisi olarak hiç hoşlanmadığı Hayalî’ye rakip bir şairi desteklemek arzusundandır. [16]  Rüstem Paşa sayesinde meclisine girmeyi başardığı Kanuni’ye birçok kaside yazarak Kanuni’nin de sevgisini kazanmayı başarmış,  Gencine-i Raz Mesnevisi [17] gibi eserlerine Kanuni’ye övgüler dizmiş ve bazı mesnevilerini ona takdim etmiştir.
 
Şehzade Mustafa Mersiyesi
Şehzade Mustafa, Kanunî ‘nin Mâhidevrân Sultan’dan doğan oğludur. Tahta en yakın aday gözüken Mustafa, kendi oğullarından birisinin tahta geçmesini arzulayan Hürrem sultan tarafından ortadan kaldırılmak istenmektedir. Hürrem Sultan Mustafa’yı destekçilerinden yoksun bırakmak için önce Pargalı İbrahim’in idam edilmesini sağlamış sonra da damadı Rüstem Paşa’yı Sadrazam ilan ettirmiştir.  Bayezîd ya da Selîm’i hükümdar yapmak isteyen Hürrem ile damadı Rüstem Paşa birlikte hareket ederek Mustafa’yı babasına öldürtmek için bir dizi plan kurarlar. Mustafa ise buna karşılık olarak kendine taraftar bulma çabasına girer. Bağdat ve Diyarbakır Beylerbeği Ayas Paşa’ya mektup yazar. Rüstem Paşa, Hürrem Sultan ve kızı Mihrümah Sultan elbirliği ederek Şehzade Mustafa’nın kendisini tahttan uzaklaştırıp yerine geçeceğine padişahı inandırdılar. Hatta şehzadenin İran şahı Tahmasb ile işbirliği yaptığını da iddia ettiler. [18] Buna inanan Kanuni Nahcivan seferine çıkan ordunun başına geçmek için Konya’ya gelir. Şehzade Mustafa da Amasya’dan gelmiş ve padişahın otağının biraz ötesine otağını kurdurmuştu. Şehzade ordugâha davet edildi. Orada kendisini karşılayan yedi dilsizden kurtulan ve babasının çadırına doğru koşan Şehzade Mustafa, arkasından yetişen saray hizmetçisi Zâl Mahmûd Ağa tarafından boğularak öldürülür. (Uzunçarşılı; a.g.e., s. 402,403) [19]
Bu hadise Şehzade Mustafa yanlısı olan pek çok kişiyi derinden sarsmış Rüstem Paşa’nın azline sebep olmuş ve Türk edebiyatının en içli mersiyesinin yazılmasına da vesile olmuştur. [20]Bu olaya çok üzülen Taşlıcalı Yahya Şahzade Mustafa için çok içli bir mersiye yazar. Fakat bu mersiye onun ikbal günlerinin de sonunu getirecektir.
1553’te Şehzade Mustafa'nın öldürülmesi üzerine Kanûnî 'ye ve onun yakınlarındaki kişilere karşı yazdığı mersiye, şehzadenin ölümünde rol oynadığı bilinen eski dostu sadrazam Damat Rüstem Paşa ile takışmasına yol açmıştır. "Şehzade Mustafa Mersiyesi"'nin asker, yeniçeri ve halk arasında infiale neden olması nedeniyle Rüstem Paşa vezirlikten azledilir. Hayali, Damat Rüstem Paşa'nın emriyle idam edileceği vakit Kanûnî 'nin engellemesi ile kurtulur. [21][22]
Bu hadise üzerine Yahya Bey, iSTANBUL’dan uzaklaşıp Tamışvar civarındaki hudud boylarına çekilmiştir. Fakat iki yıl geçmeden sadrazam Damat Rüstem Paşa yeniden vezir olunca Yahya Bey’in malları elinden alınarak sürgüne gönderilecektir Şairin karşıtları ve özellikle Hayalî Bey Şehzade Mustafa Mersiyesi’ni hatırlatarak sadrazamı kışkırtırlar. Rüstem Paşa, şairin malvarlığına el koymuş; onu maaşlı olarak sürgüne göndermiştir. [23]
Âşık Çelebi'ye göre sürgüne gönderildiği yer Bosna'da Zvornik Sancağı iken[24]kimi yazarlar sürgün yerinin Temeşvar vilayeti olduğunu iddia etmektedirler.[25]
Bu yıllar arasında Rumeli serhaddine giderek Yahyalı Akıncılar Ocağına girdiği, Tamışvar Kalesi’nde serhat gazileriyle gaza ve yağmalara katıldığı Kanunî’ye son kasidesini Zigetvar Seferi’nde sunan şair, padişahın ölümünden sonra Gülşenî şeyhi Üryanî Mehmed Dede’ye mürit olarak tasavvufa yöneldiği bildirilmektedir.  [26]
Ölüm tarihi üzerinde de bir anlaşmazlık olsa da "Mehmet Çavuşoğlu, şairin ölüm tarihi ile ilgili, birbiriyle çelişen bilgilere karşın, 1582 yılını kesin ölüm tarihi olarak kabul etmiş; bu tarihte şairin 93–94 yaşlarında olabileceği olasılığından hareketle, Yahya Bey’in 1488-1489 yıllarında doğmuş olabileceğini söylemiştir.” .[27]" Şairin mezarının yeri de tartışmalıdır, bir kısım kaynaklar, mezarının Zvornik'te, kimileri de İstanbul'da olduğunu söylerse de, Bursalı Mehmet Tahir Bey ve Muhammed Hadzijahic de, Bosna Evliya Kataloğu'nda şairin Loznica'da öldüğünü söylemektedirler.[28]
Şehzade Mustafa, Kanunî ‘nin Mâhidevrân Sultan’dan doğan oğludur. Tahta en yakın aday gözüken Mustafa, kendi oğullarından birisinin tahta geçmesini arzulayan Hürrem sultan tarafından ortadan kaldırılmak istenmektedir. Hürrem Sultan Mustafa’yı destekçilerinden yoksun bırakmak için önce Pargalı İbrahim’in idam edilmesini sağlamış sonra da damadı Rüstem Paşa’yı Sadrazam ilan ettirmiştir.  Bayezîd ya da Selim’i hükümdar yapmak isteyen Hürrem ile damadı Rüstem Paşa birlikte hareket ederek Mustafa’yı babasına öldürtmek için bir dizi plan kurarlar. Mustafa ise buna karşılık olarak kendine taraftar bulma çabasına girer. Bağdat ve Diyarbakır Beylerbeyi Ayas Paşa’ya mektup yazar. Rüstem Paşa, Hürrem Sultan ve kızı Mihrimah Sultan elbirliği ederek Şehzade Mustafa’nın kendisini tahttan uzaklaştırıp yerine geçeceğine padişahı inandırdılar. Hatta şehzadenin İran şahı Tahmasb ile işbirliği yaptığını da iddia ettiler. [29] Buna inanan Kanuni Nahcivan seferine çıkan ordunun başına geçmek için Konya’ya gelir. Şehzade Mustafa da Amasya’dan gelmiş ve padişahın otağının biraz ötesine otağını kurdurmuştu. Şehzade ordugâha davet edildi. Orada kendisini karşılayan yedi dilsizden kurtulan ve babasının çadırına doğru koşan Şehzade Mustafa, arkasından yetişen saray hizmetçisi Zâl Mahmûd Ağa tarafından boğularak öldürülür. (Uzunçarşılı; a.g.e., s. 402,403) [30]
Bu hadise Şehzade Mustafa yanlısı olan pek çok kişiyi derinden sarsmış Rüstem Paşa’nın azline sebep olmuş ve Türk edebiyatının en içli mersiyesinin yazılmasına da vesile olmuştur. Bu olaya çok üzülen Taşlıcalı Yahya Şahzade Mustafa için çok içli bir mersiye yazar. Fakat bu mersiye onun ikbal günlerinin de sonunu getirecektir.
 
 
EDEBİ YÖNÜ
 
Taşlıcalı Yahya'  şair olarak tanınmak için çağdaşı HAYALİ ile didişmek zorunda kalmıştır. Onunla olan rekabeti önceleri alyehine işlese de sonraalrı Rüstem Paşa’nın desteğini almasına vesile olacaktır. Hemşehrisi, Hayreti' yi de saraya yaklaştırmayan hatta onun İstanbul'a yerleşmemesine neden olan Hayali, Taşlıcalı Yahya'yı da küçümsemeye kalkışmış, Yahya ile Hayali arasında sürtüşmeler ve rekabetler yaşanmıştır.  Pargalı İbrahim Paşa'nın gözde şairi olan Hayali, Kanuni'ye en yakın şairdir. Yahya ise Kanuniye ulaşmak için Hayali Bey'i aşmak zorunda kalmış bunun için de Kanuniye yakın olan ve Hayali'yi pek sevmeyen devlet adamlarına ve Sadrazama methiyeler yazarak bu amacına ulaşmaya çalışmıştır.
Bu çekişmeler içinde kalmasına rağmen Yahya Bey devrinin önemli şairi ve saray’ın gözdesi olan Hayali’nin tüm çabalarına rağmen adını duyurmayı ve devlet adamlarının gözüne girmeyi başarmış değerli bir şairdir. Çok güzel gazelleri, olan şairin yazdığı mersiye edebiyatımızın en içli mersiyesi olarak kabul edilmiş, hamsesi de FUZULİ'den sonra yazılmış en güzel hamse olarak itibar görmüştür.
Yahya Bey ana dili Türkçe olmayan pek çok şair içersinde Türkçeyi en güzel kullanan birkaç şairden biridir. Hiçbir şiirinde ana dili Türkçe olan bir şairden geri kalmayan şiirleri bulunmaktadır. Bazı şiirlerinde Mevlana’ya olan sevgisini de dile getirmiş   "Mevlanâ Celâleddin , (1207-1273) pek çok Divan şairi gibi Yahya Beyi (XVI.) de derinden etkilemiştir.”  
Sade ve temiz bir Türkçe kullanmıştır. Beş mesnevi yazarak o dönemin en büyük ideali olan hamse sahibi olmuştur. Türk edebiyatında hamse sahip olan birçok Sanatçı vardır, ancak Yahya’nın 5 mesnevisi de ayrı değerdedir. Eserlerinde tasavvuf konularına da yer veren bir şairdir.
 
Başlıca Eserleri
 
 
Divan:
 
Prof. Dr. Mehmet Çavuşoğlu tarafından tenkitli basımı yapılmıştır. Araştırmacı, kitaba Edirne Şehrengizi ile İstanbul Şehrengizi?ni de eklemiştir. Çavuşoğlu’nun tesbitlerine göre, divanının, ikisi Türkiye dışında olmak üzere altı yazması vardır. Yahya Bey divanının şiir dağılımı şöyledir: 1 dîbâce, 34 kaside, 515 gazel, 5 terci-i bend, 5 muaşşer, 3 müseddes, 3 muhammes, 25 murabbaa, 3 tarih, 2 şehrengiz, .[31]
 
HAMSE'Sİ :
Şairin bilinen ve ünlü 5 büyük mesnevisi bulunmaktadır. Bu mesnevilerin isimleri;"Gencine-i Raz","Kitab-ı Usul", "Gülşen-i Envar", "Yusuf u Züleyha", "Şah u Geda"'dır. Yusuf ve Zeliha ile Şâh ü Gedâ, uzun aşk konularını işleyen mesnevilerdir. Öteki üçü, çeşitli konuları ele alır. Yûsuf ve Zeliha ve Şâh ü Gedâ mesnevileri dışındakiler henüz yayımlanmamıştır.
"Yusuf u Züleyha", bilinen en ünlü mesnevisidir. Bunun dışında Şah u Geda mesnevisinde Ayasofya gibi tarihi eserlerin tasvirlerinin bulunması mesnevinin önemini artırmaktadır.[32]
Buna rağmen şairin bütün eserleri arasında en meşhuru Şehzade Mustafa Mersiyesi olmuştur.

 
Kaynakça
 
[1] Diledebiyat.net sitesi, Divan Şairi Taşlıcalı Yahya Bey, Erişim Tarihi:03.01.2012
[2] İdris Güven Kaya, Dukagin-zade Taşlıcalı Yahya Bey'in Eserleridne Mevlana Celaleddin, Turkish Studies, Cilt 4, Sayı 7, Erzincan, 200
[3] Gencay Zavotçu, Bir Ölümün Yankıları ve Yahyâ Bey Mersiyesi, A.Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi Sayı 33 Erzurum 2007
[4] İdris Güven Kaya, Dukagin-zade Taşlıcalı Yahya Bey'in Eserleridne Mevlana Celaleddin, Turkish Studies, Cilt 4, Sayı 7, Erzincan, 200
[5] https://tr.wikipedia.org/wiki/Ta%C5%9Fl%C4%B1cal%C4%B1_Yahya_Bey, Erişim Tarihi:03.01.2012
[6] MEB İslam Ansiklopedisi, “Yahya Bey” maddesi, Haz.: Mehmet Çavuşoğlu, 1997, c. 13, s.342-347
[7] İdris Güven Kaya, Dukagin-zade Taşlıcalı Yahya Bey'in Eserleridne Mevlana Celaleddin, Turkish Studies, Cilt 4, Sayı 7, Erzincan, 200
[8] MEB İslam Ansiklopedisi, “Yahya Bey” maddesi, Haz.: Mehmet Çavuşoğlu, 1997, c. 13, s.342-347
[9] MEB İslam Ansiklopedisi, “Yahya Bey” maddesi, Haz.: Mehmet Çavuşoğlu, 1997, c. 13, s.342-347
[10] Uzunçarşılı, Prof. Dr. İ. Hakkı; Büyük Osmanlı Tarihi, (İstanbul’un Fethi’nden Kânûnî Sultan Süleymân’ın Ölümüne Kadar), s. 402, 403 (Veliyüddîn Efendi Ktp., Nu.: 2735’teki Münşe’ât Mecmû‘ası’ndan naklen
[11] Prof. Dr. A. Atilla Şentürk, En Hazin Mersiyenin Şairi, Taşlıcalı Yahya Bey,:https://www.tded.org.tr/images/logo/x/taslicali_yahya.pdf
[15] Prof. Dr. A. Atilla Şentürk, En Hazin Mersiyenin Şairi, Taşlıcalı Yahya Bey,:https://www.tded.org.tr/images/logo/x/taslicali_yahya.pdf
[16] Prof. Dr. A. Atilla Şentürk, En Hazin Mersiyenin Şairi, Taşlıcalı Yahya Bey,:https://www.tded.org.tr/images/logo/x/taslicali_yahya.pdf
[18] Çavuşoğlu, Mehmet; “Şehzâde Mustafa Mersiyeleri”, Tarih Enstitüsü Der., S.XII, 1981-1982, s.641.)
[19] Uzunçarşılı, Prof. Dr. İ. Hakkı; Büyük Osmanlı Tarihi, (İstanbul’un Fethi’nden Kânûnî Sultan Süleymân’ın Ölümüne Kadar), s. 402, 403 (Veliyüddîn Efendi Ktp., Nu.: 2735’teki Münşe’ât Mecmû‘ası’ndan naklen
[21] Gencay Zavotçu, Bir Ölümün Yankıları ve Yahyâ Bey Mersiyesi, A.Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi Sayı 33 Erzurum 2007
[22] İdris Güven Kaya, Dukagin-zade Taşlıcalı Yahya Bey'in Eserleridne Mevlana Celaleddin, Turkish Studies, Cilt 4, Sayı 7, Erzincan, 200
[23] İdris Güven Kaya, Dukagin-zade Taşlıcalı Yahya Bey'in Eserleridne Mevlana Celaleddin, Turkish Studies, Cilt 4, Sayı 7, Erzincan, 200
[24] İdris Güven Kaya, Dukagin-zade Taşlıcalı Yahya Bey'in Eserleridne Mevlana Celaleddin, Turkish Studies, Cilt 4, Sayı 7, Erzincan, 200
[25] Gencay Zavotçu, Bir Ölümün Yankıları ve Yahyâ Bey Mersiyesi, A.Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi Sayı 33 Erzurum 2007
[26] Prof. Dr. A. Atilla Şentürk, En Hazin Mersiyenin Şairi, Taşlıcalı Yahya Bey,:https://www.tded.org.tr/images/logo/x/taslicali_yahya.pdf
[27] Çavuşoğlu, Mehmet; “Şehzâde Mustafa Mersiyeleri”, Tarih Enstitüsü Der., S.XII, 1981-1982, s.641.)
[28] Gencay Zavotçu, Bir Ölümün Yankıları ve Yahyâ Bey Mersiyesi, A.Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi Sayı 33 Erzurum 2007
[29] Çavuşoğlu, Mehmet; “Şehzâde Mustafa Mersiyeleri”, Tarih Enstitüsü Der., S.XII, 1981-1982, s.641.)
[30] Uzunçarşılı, Prof. Dr. İ. Hakkı; Büyük Osmanlı Tarihi, (İstanbul’un Fethi’nden Kânûnî Sultan Süleymân’ın Ölümüne Kadar), s. 402, 403 (Veliyüddîn Efendi Ktp., Nu.: 2735’teki Münşe’ât Mecmû‘ası’ndan naklen
[31] Uzunçarşılı, Prof. Dr. İ. Hakkı; Büyük Osmanlı Tarihi, (İstanbul’un Fethi’nden Kânûnî Sultan Süleymân’ın Ölümüne Kadar), s. 402, 403 (Veliyüddîn Efendi Ktp., Nu.: 2735’teki Münşe’ât Mecmû‘ası’ndan naklen
[32] https://tr.wikipedia.org/wiki/Ta%C5%9Fl%C4%B1cal%C4%B1_Yahya_Bey, Erişim Tarihi:03.01.2012

 

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

 

 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış