Tatavlalı Mahremi Hayatı Eserleri ve Türkî Basit


 

Tatavlalı Mahremi

Divan şairi, Mahremi, Tatavlalıdır. Tatavla, İstanbul’un Galata semtinin ve bu günkü İstanbul Kurtuluş Semtinin adıdır.  Aslında Galata Kulesinin de bulunduğu bu semtin adı bu gün için de Tatavla olarak bilinmektedir. “ Galata’nın köylerinden Tatavla’da (bugünkü adı Kurtuluş) doğan şair, doğduğu yerden dolayı edebiyat tarihlerinde daha çok Tatavlalı Mahremî olarak anılmıştır”  [1]

Yrd Doç Dr, Şener Demirel’in adı geçen çalışmasında varılan tespitlere göre Mahremi’nin babası Babası, Sultan II. Bayezid’in musahiblerinden Tatavlalı Mehmed  Ali Bey’dir.  Şair Mahremi bu hususu Şeh-nâme adlı eserinde şöyle dile getirmiştir.

Misâl-i şems ma?rûf adı Ahmed
Mürebbîdür sana atan Mehemmed

Ali Beg kim Tatavul künyetidür
O künyet neslinün key şöhretidür

Niçe eyyâm Sultân Bâyezide
 Musahib olmış ol hân-ı sa’ide ( Aynur, 1997:1)[2]

 

Doç Dr, Şener Demirel’den alıntı ile yazdığımız bu beyitlerden de anlaşıldığı gibi şairin asıl adı Ahmet’tir. Mahremi Galata da doğup büyümüş, eğitimini de burada tamamlamış olmalıdır.  Aynı zamanda bir nakkaş olan Mahremi, çağdaşı, komşusu ve arkadaşı Haydar Reis, Nakkaş Nigar ile aynı yıllarda veya aynı tedrisatta bir eğitim gördüğü tahmin edilebilir.

Galata o devirde sanatçıların  hattat, nakkaş, müzehhib, şair ve âlimlerin yaşadığı bir çevredir. Mahremi’nin çocukluğu ve gençliği  devrinin sanatkârları; arasında geçmiş olur. Sanata düşkün bir ortamda ve bunların arasında büyüyen Mahremi divan şiirini basitleştirmeyi düşünecek kadar karmaşık bir eğitimden geçmiştir denilebilir.

Galata da Medrese eğitimi görmüş olan Mahremi,  20 yıla yakın bir süre Galata kadısının naipliğini yapmıştır (naip: Tahtta hükümdar olmadığı zaman veya hükümdarın çocukluğu sırasında devleti yöneten kimse). Naibi olarak da hizmet verdiği Kadı Hasan Çelebi'nin maiyetinde bir süre Selanik'e de gittiği kaynaklara geçen bilgiler arasındadır.

Doğum tarihi hakkında kesin bilgiler olmayan Mahremi’nin Galata Kadılığındaki naipliği esnasında bazı devlet adamları ile sürtüşmeler yaşadığı beyitlerinden sızan noktalar olmaktadır. Hatta bu sürtüşmeleri yüzünden bir ara naiplik görevinden de alındığı anlaşılmaktadır. “Pirî Paşazade Mehmed Çelebi ve Aşçızade Hasan Çelebi’nin paskalya törenini izlemek üzere kıyafet değiştirip Galata’daki bir kiliseye gitmeleri üzerine söylediği;

Galataya sanem seyrine gelmiş
Sitanbuldan bir iki dîn ulusu (Aynur 1997:1)

şeklindeki beyit sebebiyle azl edilmişse de, özür dilediği için görevine iade edilmiştir” [3]

Türkî Basit akımı düşüncesini başlatanlardan biri olan Mahremi, devrinin önemli âlim ve sanatçılarının içinde yaşadığı bir ortamda yetişmiştir.

Galata Kadısı Beyşehirli Hasan Çelebi’nin Selanik kadılığına tayin edilmesi üzerine, onunla birlikte Selanik’e gitmiştir. Bir süre Selanik’te kalan Mahremi Selanikte’ mutlu olamayınca tekrar İstanbul’a ve Galataya dönmek istemiştir. Bu dönüşü deniz yolundan yapmayı deneyen Mahremi eşi ve çocukları ile birlikte bir gemiye biner. Bu  gemi yolculuğu sırasında karısı ve iki çocuğu korsanlarca tutsak alınır. Bu hadise Mahremi’nin hayatına da mal olacak bir hadise olacaktır.  Korsanlar, eşi ve çocuklarını tutsak alarak, Mahremi’yi ailesini kurtarmak karşılığındaki fidyeyi bulmak koşuluyla serbest bırakır.  İstanbul’a perişan bir şekilde dönen Tatavlalı Mahremi istenen parayı bulmaya çalışırken İstanbul 'da 1536 yılında ölür. [4]  Aşık Çelebi’nin anlattığı bu olay, Aşık Çelebi’ye göre ailesinin düşmanların eline geçmesi 1533 yılında meydana gelmiştir. Mahremi’nin ölümü ile bu olay arasında iki üç yıllık bir süre vardır. Bu süreçte Mahremi gereken parayı toplamış ama eşi ve çocuklarını teslim almaya ömrü yetmemiştir. [5]

Mahremi’nin düşman eline geçen, Karısı ve çocuklarını ise çocukluk ve mahalle arkadaşı, aynı zamanda bir nakkaş olarak da meslektaşı olan Minyatürcü Nigari Haydar Reis, kurtarmıştır.[6] Mahremi’nin ölümünden sonra Nakkaş Haydar fidye parası olan 1700 floriyi temin eder ve şairin ölen oğlu hariç ailesinin geri kalanını İstanbul’a getirtir.[7]

 

Mahremi’nin edebiyat tarihimiz açısından en büyük önemi Türkî Basit akımının öncü şairi olmasıdır. Bütün kaynaklar, Türkî Basit akımının onun yazmış olduğu Basit name adlı eseri ile başladığı konusunda hem fikirdir.  Bu akım içerisinde sade anlaşılır, basit bir Türkçe ile divan şiiri tarzı ile şiirler yazmış olması Mahremi’yi Edirneli Nazmi ile birlikte bu akımın öncü ve kuramcı şair yapmaktadır.

 Tatavlı Mahremi aruz veznini ve divan edebiyatının nazım şekillerini kullanmakla beraber öztürkçe şiirler yazarak Türkî-i Basit (Yalın Türkçe) akımının öncüsü oldu.  Türkçe sözcüklerle halk dilindeki atasözlerini deyimleri mecaz'ları kullanmaya çalıştı. Diğer Türki-i Basit şairleri Edirneli Nazmı, Âdem Dede ve Aydınlı Visali’nin dâhil olduğu bu akım içinde yer alan bir şair olarak da tanındı.  Birkaç eseri olan şairin Basitname adlı eserinin dışındakiler Türkî Basit cereyanına misal olabilecek kadar yalın ve sade bir Türkçe ile yazılmamıştır.  Üstelik Basitname adlı eseri de elimize geçmemiştir.  Mahremi’nin elimize ulaşan bir divanı olmasa da değişik mecmularda bulunan yedi gazeli ve otuz bir şiiri elimize geçmiştir.

 

ESERLERİ

 

BASİTNAME:

Basitnâme” adlı eseri hakkında tezkirecilerden sadece Âşık Çelebi ve Gelibolulu Mustafa Âli bilgi vermektedir (Âşık Çelebi, 118b; İsen, 1994:272). Fuad Köprülü de bu bilgilerden hareketle olsa gerek Mahremî’nin basit ve sâde Türkçe ile yazılmış şiirlerini içeren bir eserinin olduğuna işaret etmiştir ki Basit-nâme diye adlandırılan eser, onun ele geçmeyen divanıdır [8] Mahreminin Türkî Basit akımının ortaya çıkmasına vesile olan ve sade bir dille yazdığı bu eser günümüze ulaşmamış olsa da Aydınlı Visali, Edirneli Nazmi  ve Adem Dede’yi de bu düşüncelere sürükleyecektir.

 

ŞEHNAME.

12. 800 beyitlik bu eser, II. Bayezıt , Yavuz ve Kanuni dönemlerini anlatan bir eserdir. Türk Tarih Kurumu’nda bulunan bu yazma eserin başı ve sonu eksiktir. Yavuz’un Mısır seferleri ile Rodos’un fethini anlatması bakımından dikkat çekicidir. Bu eserin üçüncü bölümü Topkapı Sarayı Yazma Eserler kütüphanesinde kayıtlıdır. [9]

Mecma’ü’lLetâyif

Mahremî’nin bir diğer eseri  “Mecma’ü’lLetâyif” adlı büyük kişilerin başlarından geçen olayların fıkra (ya da kısa anektodlar) şeklinde anlatıldığı eserdir. Bunların yanı sıra bir de “Tarabü’l-Mecâlis” adlı bir ahlâk ve öğüt kitabıdır.

Şütür-nâme

 Baba Şütür adındaki bir devenin başından geçenlerin alegorik bir şekilde anlatıldığı eserdir. Eserde Baba Şütür vasfında okuyucuya bir takım mesajlar verilmiştir. Metindeki hikâyelerin arasına serpiştirilen Farsça şiirler, özellikle deve ile ilgili benzetme ve deyimler dikkat çekici derecede yerli yerinde kullanılmıştır. Bu arada dil ve üslûp üzerine yapılan değerlendirmede Şütür-nâme’nin sade nesrin güzel örneklerinden biri olduğunu da belirtmek gerekir.[10]

 

TARAB’UL MECALİS,

Osmanlı kaynaklarında adı geçmeyen bu eserin orijinali İran’daki bir kütüphanededir. Bu eserin fotokopisi,  Süleymaniye Kütüphanesinde mevcuttur.





KAYNAKÇA
 
  • [1] Şener DEMİREL, 6. YÜZYIL DİVAN ŞAİRLERİNDEN TATAVLALI MAHREMÎ VE ŞÜTÜR-NÂMESİ, https://turkoloji.cu.edu.tr/
  • [2] AYNUR, Hatice (1997); Mahremî ve Şeh-nâmesi, I. Kısım Yavuz Sultan Selim Dönemi,
  • İnceleme-Metin-Sözlük-Dizin, (Basılmamış Doçentlik Takdim Tezi) İstanbul
  • [3] Şener DEMİREL, 6. YÜZYIL DİVAN ŞAİRLERİNDEN TATAVLALI MAHREMÎ VE ŞÜTÜR-NÂMESİ, https://turkoloji.cu.edu.tr/
  • [4] https://tr.wikipedia.org/wiki/Tatavlal%C4%B1_Mahremi
  • [5] TDV İslam Ansiklopedisi, Mahremi Maddesi,
  • [6] Şahamettin Kuzucular, Haydar Reis, Nakkaş Nigari, edebiyadvesanatakademisi.com/sanat/- html
  • [7] Şener DEMİREL, 6. YÜZYIL DİVAN ŞAİRLERİNDEN TATAVLALI MAHREMÎ VE ŞÜTÜR-NÂMESİ, https://turkoloji.cu.edu.tr/
  • [8] Şener DEMİREL, 6. YÜZYIL DİVAN ŞAİRLERİNDEN TATAVLALI MAHREMÎ VE ŞÜTÜR-NÂMESİ, https://turkoloji.cu.edu.tr/
  • [9] TDV İslam Ansiklopedisi, Mahremi Maddesi,
  • [10]Şener DEMİREL, 6. YÜZYIL DİVAN ŞAİRLERİNDEN TATAVLALI MAHREMÎ VE ŞÜTÜR-NÂMESİ, https://turkoloji.cu.edu.tr/

 

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış