Ases ve Ases Başı Nedir Beyitlerde Kolluk Güçleri


Esa
25.10.2020

Sağdan ikinci Ases başı. En soldakiler ases erleri 

Ases

Osmanlıca yazılışı: ases :  عسس

Ases sözcüğü Arapça asse (عسّ) fiil kökünden gelir ve asse fiilinin ism-i fâilidir. Sözcük Arapça da  “bekçi” anlamına gelen “âss”ın çoğuludur. 

Osmanlı devrinde asâyişin muhafazası için görevlendirilen geceleri dolaşan ve şimdiki polis veya bekçilerin vazifesini gören asayiş memurları, nöbetçi Yeniçerilerdir.  Eskiden şehrin emniyeti için görevli olan Yeniçeri postalarına Ases denmiş aseslerin amirlerine de Asesbaşı denilmiştir.

Aseslik teşkilatı yeniçeriler ortadan kaldırılana kadar Yeniçeri ocakları içinde bir bölüktü.  Bu bölüğün komutanına ise Asesbaşı denirdi. Asesbaşının ocak içindeki askerî görevi dışında, şehrin inzibat ve asayişini korumak görevi de vardı. Asesbaşının Ağakapısı’nda devamlı bir kapı kethüdâsı (emir eri) bulunur, yeniçeri ağası ile irtibatını bu nefer vasıtasıyla sağlardı.[1] Ocak içindeki idamlardan sorumlu olan Asesbaşı, Subaşı ile birlikte hapishanelerden de sorumluydu.  Padişahların ve sadrazamların cuma namazı vb için gideceği yolları güven altına almak, törenlerin ve tören yollarının emniyetini sağlamak da Asesbaşı ve aseslerin görevleri dâhilindeydi.  Asesler görevleri gereği çarşı, arasta, han ve sokaklarda devriye geziyorlar, bu görevleri sayesinde dükkân sahiplerinden de belirli bir ücret alıyorlardı. Asesler daha ziyade geceleri görev yapan kolluk ve asayiş güçleriydi. Lakin gerektiği zamanlar subaşılara da destek olarak verilen güvenlik güçleriydiler.

Ases ve asesbaşı Şeri kurallara aykırı hareket edenler, kişileri, esnafları asayişi bozan insanları, Kadı’nın koyduğu yasaklara riayet etmeyen, fahiş fiyata mal satan esnafları tüccarları, caiz olmayan işleri yapanları yakalayıp Kadı’nın karşısına çıkaran kolluk kuvvetleriydi.  Asesler günümüzdeki anlamı ile hem polis hem de bir ölçüde zabıta memuru gibi hareket ediyorlardı.  Tacirleri ve tüccarları da kontrol ederler, sarhoşları ve edepsizleri  de yakalayan bekçi zabıta memuru ve polis karşımı bir görevleri vardı.

Asesler tarafından yakalanan suçluların karakola getirildiği, karakolda mahkûmlara dayaklar atıldığı, aseslerin meyhanelerden vb vergi aldıkları vb de eski devre ait bilinen ayrıntılardır.  Şehirlerin emniyetinin geceleri daha aseslerin ve Asesbaşının sorumluluğunda, gündüzleri ise bu sorumluluğun Subaşı’ya ait olduğu bilinmektedir. Buna mukabil, Asesbaşı ile Subaşı’nın ve emrindeki kolluk kuvvetlerinin dayanışma içinde oldukları  birlikte ve ortak hareket ettikleri de bilinmektedir.

Yeniçeri ocağı kapatılınca aseslik kurumu polislik ve bekçilik kurumları şeklinde devam ettirildi.

Ases ve Asesbaşı doğal olarak şiirimizde de karşımıza çıkan figürlerden biri olmuştu. “Asesten dost olmaz yer içer yine de görevini yapar “ deyimi bugün de” polisten dost olmaz “şeklinde yaşamaya  devam etmektedir.

Mest- bâ temkine  rehzen mi olur  bim –i ases   ( Rağıp Paşa)

Temkinli – terbiyeli-  giden şarhoşun önünü ases kesmez.

Ases, hüsn ilini gönlümün zülfünde bulup
Gece gezdik diye asmağa kalktı resen  [2]   ( Ahmet Paşa )

 Gözlerün olup harâmî başladı başlar keser

 Mısr-ı hüsnüne olalı iki kec Hindû ‘ases        Hamdullah Hamdi Divanı ve Edebi Kişiliği



Yeniçeri - Ases

KAYNAKÇA 

[1] ABDÜLKADİR ÖZCAN, https://islamansiklopedisi.org.tr/asesbasi
[2] A. Talat Onay, Eski Edebiyatta Mazmunlar, MEB , 1996 , SHF 105

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış