Ay Mah Mihr Nedir Edebiyatta Spihr Bedir Kamer


1.07.2015
 
 

DİVAN ŞİİRİNDE AY SEVGİLİ  VE FELEK İLİŞKİLERİ 

Eskilerin inançlarına  göre  âlem ve gökler dokuz kat felekten yani semadan oluşuyordu. Bu feleklerin her biri insanların kader, şans, baht, kişilik ve  ruh hallerini belirleyen  özellikler taşıyordu.  Felekler dönüşlerine göre insanların gelecekte başlarına  neler geleceğini de  bildiriyor veya tayin ediyorlardı. Nücum ilmi denilen bu ilme göre  yeryüzünün bulunduğu katman Felek’i evvel iken Ay’ın bulunduğu katman, İkinci felek, Güneşin olduğu kat ise dördüncü felekti.   Örneğin Felek-i evvel Cuma gecesi ve pazartesine hâkimken diğer günler diğer feleklerin  hâkimiyetindeydi.

Yerden sonraki ilk sema da  yani birinci kat gökte bulunan Ay ‘ın  zaaf, acizlik, cehalet, nemime  (kırıcı, üzücü ve dargınlığa sebebiyet veren laf taşıyan- kovucu, fitneci, fesat) , ahyar( dünyanın düzenini sağladıklarına inanılan rica’ül gayb şeyler)  ve hareket  [1]gibi karakteristik özellikleri vardı.

Tablalardur mihr ü meh altunlu fındıklar nücum

Tîr-i âh-ı âşıka tâlimhane âsuman     ( Zati G1014/2)

Âşığın âh okuna gökyüzü sanki talim yeri, ay ve güneş davul, yıldızlar ise altından fındıklardır.”

Divan şiirinde   mihr, hilal, sipihr, , bedr (bedr-i münir), kamer (aks-i kamer, devr-i kamer), meh-tâb, meh-i tâbân,  Ay’ın diğer adlarıdır[2]

Çün basdı kadem sipihre ol şah
Gösterdi kusurun arz edip mah         Neşati

Çünkü o şah  sipihrin yerine ayk bastı ve  ay ortaya çıkarak kusurlarını gösterdi. Spihr ayın birinci gökteki yerine denir.

Cemalin afitabından alıp nur
Meh-i tabana döndü cam- ı billur      ( Baki)

Billur kadeh güzelliğinin  güneşinden nur alarak parlak bir ay gibi oldu.

Ay parlaklığından dolayı sevgilinin yüzüne benzetilmiş, Ay derken sevgili kastedilmiştir. Ayın hilal, dolunay, yarım ay halleri üzerinde de çok farklı tahayyüller kurulmuş, bu açıdan hançere, kılıca, sevgilinin kaşına benzetilmiş  veya  sevgilinin yüzü, güzelliği ile ilgili   alakalı tasavvurlar oluşmuştur. Bu tasavvurlar divan şiirinde oluşmuş bunlardan bazıları da halk şiirimize de geçmiştir.

Ay veya yıldızlar aşığa sevgilinin yüzlerini hatırlatır. Veya çok farklı tahayyüllerde oluşturabilir

Görünen yıldız değül yir yir delinmişdür felek
Gün yüzünün hasretiyle tir-i ahumdan benüm        NECATİ

Gökyüzünde yer yer görünen ışıklar yıldız değildir. Senin güneşe benzeyen yüzünün özlemiyle benim çektiğim ah okları  gök kubbeyi  yer yer delmiştir.

Galiba  şems-i cemalin pertevin almış kamer
Nur-ı timsal-i latifinde misal olmuş sana     ( İbn Neccar Rıza

Ay’ın nuru senin  resminin nurudur. Bu nedenle Ay sana bir misal olmuştur.                     

Eski simyacılar gümüşe kamer, altına  şems,  kalaya da zühre demişler [3]bu tabirler divan şiirinde de zaman zaman kullanılmıştır.

Ay parlaklığı ve nuru yüzünden sevgiliye benzetilir. Ay’a yaklaşmak ve ulaşmak zordur.  Ben, kaş, kirpik, hat ve zülüfler aşığı sevgilinin yüzüne yaklaştırmaz. Fakat onca kesret içinde sevgilinin yüzü bembeyaz durur ve aşığı ferahlatır. [4]

Ol lahza  kim sataştı gözüm zülf-ü ruyuna
Akrep meh i münire vatandır dedim dedi  ( Fuzuli)

O anda gözlerim  zülüflerle kapalı yüzünü görmek istedi.  Ama akrep, ayın nuru benim vatanımdır dedi.  Fuzuli bu beyitte ayın akrep burcuna girmiş  olduğunu bunun da iyiye işaret sayılamayacağını da ima etmiş, zülüflerin vahdete yani nura benzetilen yüze ulaşmaya engel olduğuna da işaret  etmiştir.

Vechinde aks-i mehtap titrer de gösterirdi
Nurun ziyaya karşı aczin sarih ü rana     ( R. Ekrem)

Yüzün  ayın aksini titrer de gösterirdi. Nurun  güneşe karşı aczini açıkça ve güzelce gösterirdi.

Güzeller çıkdılar seyre bile ol mah-tal’at yok
Aceb gün görmedük ahsam sitâremde saâdet yok     ( Zati, G641/1)

“Acaba bu benim gün görmedik birisi olup yıldızımda mutluluk olmadığ için midir ki, güzeller gezintiye çıktı, fakat o ay yüzlü güzel onların içinde yok.”

Ay  bazan da fitneci ve laf taşıyıcı  gammaz bir kadın gibi davranır ve fitne çıkartır.

 

İLGİLİ KONULAR

 

KAYNAKÇA 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış