AYİNE- İ İSKENDER ve AYİNE-İ ALEM NÜMA


 
 

AYİNE- İ İSKENDER  ve  AYİNE-İ ALEM  NÜMA

 

İskender'in aynası veya tasavvufi manadaki kullanılan hali olan  "Ayîne-i âlem-nümâ (Cihanı gösteren ay­na)"  anlamındadır ve bu mazmun bir takım efsanelere dayanır. Bu efsanelerin kaynağı ise İran esatirleri ile ( destan- mit)   ( Bkz –Dârâ ve İskender)  İskender nameler ve Yunan kökenli kimi rivayetlerden oluşur.

Bu rivayetlerden bir tanesi: İskender İskenderiye şehrini kurduğu zaman orada bulunan hekim­lerden Belinas, Hermis ve Valines bir ayna yapmışlar ve yüksek bir yere koymuşlar, bu aynada oraya gelmekte olan gemileri daha çok uzakta iken görüyor ve bu aynaların ışığını tutarak uzaktaki gemileri yakıyorlarmış şeklindedir. [1]

Senün ol sîne-i billûrını kim görse dirlerdi
Cihâna bir dahi İskender-i  âlem-nümâ geldi (Rezmî)

Der ü dîvârı hep mir'ât-ı İskender midür bilmem
Temâşâ eyledikce başka bir  âlem olur meşhûd      (Rahmî)

Başka bir rivayet ise Aristo’nun öğrencisi İskender için uzaktaki gemileri yakabilen bir ayna yaptığı,  bu aynayı  İskenderiye şehrinde minare gibi bir sütunun üzerine kurduğu,  bu ayna ile İskender’in yüz mil uzaktaki gemileri bile gördüğü ve  bu aynanın bir gece, bekçileri uyurken çalınıp denize atıldığı şeklindedir.

Cila vermiş ise  ayine-i  İskender’e Risto
Benim sen saykal- ı ayine-i re’yi savabımsın    Nedim [2]

Saykal aynayı parlatan alettir. Aristo, İskender’e aynasını paralatmak için cila vermişse, sende benim gönül aynamı parlatan saykalsın.

Hint kökenli olduğunu düşündüğümüz diğer bir rivayette ise  Hint hükümdarı Kayd ‘ın İskender'e gönderdiği  dört önemli  hediyeden bir tanesi  de  bu aynadır.  Yuvarlak mı, düz mü  yoksa küre şeklinde mi olduğu pek anlaşılamamıştır. Divan edebiyatında bu ayna düz, yuvarlak veya küre şeklinde olarak da düşünülmüştür. Fakat bu aynanın daha çok düz olarak düşünüldüğü bu aynanın iki tarafı da gösteren bir ayna olduğu düşüncesi biraz daha yoğun olarak işlenir.  Aynanın arka tarafı doğru konuşanları da gösterirken, yalan söyleyenlerin yüzünü göstermez veya renk değiştirirmiş. İskender önemli bir konuda birine bir şey sorar, aldığı cevabın doğru mu yalan mı olduğunu anlamak için de o kişiye aynanın arkasına baktırır, böylece yalan mı söylüyor doğru mu söylüyor anlarmış. Yalancı olanlar  aynaya   baktığı zaman ayna görüntü vermez İskender de,  yalan mı   söylüyor, doğru mu söylüyor;  aynaya  ( aynanın aldığı şekle, renge göre, veya aynayı yalancıları göstermediği  haline  )  bakarak  anlarmış.[3]

Böyle cevher var elümde n'eyleyim dünyâyı ben
Başına çalsın felek ayne-i İskender’i                  Nefi

Sirakusalı Arşimet’in de buna benzer bir ayna yaptığı  Sirakusa şehrinin surlarına diktiği şeklinde  rivayetler de bulunur. Bu yanalar çok uzaktan düşmanları ve gemilerini gösteren aynalardır. Divan şiirinde İskender'in çok uzağı görebilen aynası da sık sık mana olarak kullanılmıştır.

Divan şiirinde bu efsaneler değişik şekillerde karşımıza çıkmış, daha çok bilinmeyen şeyleri gösteren sihir ve büyücülükte kullanılan, ikiyüzlüleri ve yalancıları ortaya çıkaran, gelecekten haber veren, çok uzakta olanların neler yaptığını gösteren, hatta gelecekten de haber veren ayna anlamlarında kullanılmıştır.

Görüp cam – ı  Skender sandım anı
Ki gösterdi bana cümle cihanı       Mesihi [4]

Sinesi çak etse saki  sunsa la’lin neyleriz
Alemin ayine-i İskender ü cam – Cem’in    Mantıki

Saki Cem ile İskender'in aynasını parçalar gibi  sinesini parçalayıp   kırmızı şarabı sunarsa neyleriz.

Bil ḳıl üzredür esās·ı ḥüsnüñ itme iʿtimād
Rūzigār Ayīne·i İskendere virdi ẖalel            Necati Bey

Câm la'lindir senin âyine rûy-ı enverin
Adı var câm-ı Cem ü âyine-i iskender'in          Bakî

Senin ay gibi parlayan yüzün içtiğim kırmızı şarabın içinde gözüküyor, İskender’in veya Cem’in aynasının ancak adı var. ( tadı yok)

Divan şiirinde İskender'in aynası çoğu zaman câm-ı Cem'le birlikte anılır. Cem'in kadehi tıpkı İskender'in aynası gibi cihanının kolaylıkla seyredilebildiği bir kadeh olarak düşünülmüştür.

Gehî nâkûs-ı deyr ü gâh kandîl-i haremdür dil
Gehî âyîne-i İskender ü geh câm-ı Cem'dür dil     (Cevrî)

Ruhuñ âyînesinde câm-ı la'lün gösterür diller
Safâ ehline birdür câm-ı Cem mir'ât-ı İskender    (Dânişî)

Âlemün nakşını seyr itmek ise maksûdun
Bakma âyîne-i İskender'e Cem câmın gör       (Tıflî) (

"Âyine-i İskender, tasav­vufta da kâmil insanın Allah'tan başka şeylerden arınmış olan kalbini ifade eder. Bu kalpte ancak hakikatler akseder. İskender’in aynası tasavvufi şiirde kalbin saflığını ortaya çıkaran bir semboldür. "Bu ayna kalbi saf olanları gösterir olmayanları göstermez veya kalbinin saf olmadığı, yalancı hilebaz, ikiyüzlü olduğunu gösterir.

Arifiz  ayine-i âlem nümâdır gönlümüz
Rüzgârın çümbüşinden sanmayın  gafilleriz    Adli [5]

Bizim gönlümüzün aynası  öyle bir   arifane aynadır ki  bize her şeyi gösterir. Rüziğarın çıkardığı tozdan dumandan bir şeyi görmediğimizi sanmayın

Hızr’a minnet etmeyiz zulmette İskender gibi
Var gönül şehrinde bir alem- nümâ âyînemiz.     Tahir Olgun

Skender – veş n’ola  seyreylesek biz âlem-i abı
Bizim peymânemiz ayine-i âlem –nümâdır hep        Bais [6]

İskender'in aynası ile âlemi seyretsek ne olacak ki, Bizim meylerimiz zaten  âlem-i nümâmızdır.

 Aks-i ruhsarınla mirât-ı Sikender dediler
Benim Halìlim Àteş-i Nemrûd derdim badeye   Taşlıcalı Yahya 

Bir âyîneyle İskender nice benzer sana cânû
Senin her bakdığın mir'ât olur âlem-nümû cânû          Şeyhülislam Yahya[7]

Aks-i la’lüŋ sâkiyâ sâgarda seyr itsem nola
Bir ‘aceb âyînedür rûh-ı musavver gösterür      Bursalı Rahmi

/Siirler/Detay/y-r-ebr-si-arak-r-z-olsa-hoster-gosterur-18627.aspx

Divan şairleri ustaların çıraklarına attıkları tokadı İskender’in yanası olarak anlamış ve kullanmışlardır.  Bu sille ile suratta oluşan renk değişimleri  veya silleyi yiyen çırağın sağı solu bir müddet  başka  şekil göstermesi, yalana, hileye aman eden bir terbiye oluşu alakaları ile kullanılmış olmalıdır.

Bu kahtı feyzde  erzan düşürdü feyyz-i irşadı
Diyen ayine -i alam  nüması silli -i üstada

AYİNE- AYNA İLE İLGİLİ MAZMUNLAR

KAYNAKÇA 

 

  • [1] İskender PALA, Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü, Ötüken Yay., İstanbul 1999.
  • [2] A. Talat Onay, Eski Edebiyatta Mazmunlar, MEB Yayınları,  İst. 1996, shf 123
  • [3] İskender PALA, Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü, Ötüken Yay., İstanbul 1999.
  • [4] A. Talat Onay, Eski Edebiyatta Mazmunlar, MEB Yayınları,  İst. 1996, shf 123
  • [5] A. Talat Onay, Eski Edebiyatta Mazmunlar, MEB Yayınları,  İst. 1996, shf 123
  • [6] A. Talat Onay, Eski Edebiyatta Mazmunlar, MEB Yayınları,  İst. 1996, shf 123
  • [7] İskender PALA, Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü, Ötüken Yay., İstanbul 1999.

AYİNE- AYNA İLE İLGİLİ MAZMUNLAR

 

  • Ayine - Şiirimizde Ayna Mazmunu ve Örnekleri
  • AYİNE TÜRLERİ ŞİİRİMİZDE AYNALAR VE ÇEŞİTLERİ
  • Ayna Tutmak - Ayine Dan- Ayine-i Gerdan
  • AYİNE -İ GUBAR NEDİR ve MAZMUNU ( Ayna ve Gönül Kiri)
  • AYİNE- İ İSKENDER ve AYİNE-İ ALEM NÜMA
  •  

 

AYİNE- AYNA İLE İLGİLİ MAZMUNLAR

 

  • Ayine - Şiirimizde Ayna Mazmunu ve Örnekleri
  • AYİNE TÜRLERİ ŞİİRİMİZDE AYNALAR VE ÇEŞİTLERİ
  • Ayna Tutmak - Ayine Dan- Ayine-i Gerdan
  • AYİNE -İ GUBAR NEDİR ve MAZMUNU ( Ayna ve Gönül Kiri)
  • AYİNE- İ İSKENDER ve AYİNE-İ ALEM NÜMA
  •  

 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış