AYİNE TÜRLERİ ŞİİRİMİZDE AYNALAR VE ÇEŞİTLERİ



 

AYİNE – ŞİİRİMİZDE AYNALAR VE  ÇEŞİTLERİ

Ayine - Şiirimizde Ayna Mazmunu ve Örnekleri bahsinde  gördüğümüz gibi ayine veya ayna , divan halk ve çağdaş şiirimizde oldukça sık kullanılmış bir obje, sembol ve mazmundur.  Divan şiirinde ayna, hem gerçek  hem de mecaz manalarda kullanılmış, parlaklık ve aydınlık yönüyle sevgilinin yüzü, gerdanı, sinesi ile ayna arasında benzerlik  kurulmuştur.

Ayna ile ilgili olan, gubar-toz-jengâr, keçe kılıf, aynanın yapıldığı madde (gümüş-pulad vs.), ayna tutan ve ayna gezdiren, diğer süs araç ve gereçleri gibi unsurlarla, ayna ile ilgili inançlar ve deyimlerle ilişkili anlamlar ve sözler bir araya getirilir. (câm-ı Cem, câm-ı âlem-nümâ, âyîne-i İskender, âyîne-i âlem-nümâ), gibi terkiplerle efsanevî aynalara telmihte bulunulur. İsti‘are ile güneş anlamında (âyîne-i âsmân, âyîne-i çerh, âyîne-i hâverî, âyîne-i gerdûn, âyîne-i gerdân) terkipleri kullanılmıştır.. Tasavvuf şiirinde, tecellî, varlık, gibi tasavvufî kavramlar, dervişin halet-i ruhiyesi, hayal, heyecan, hayret gibi duyguları, yani soyut kavramlar olan hal ve durumlar, somut unsurlarla birleştirilmiş; soyut kavramlar somut eşyalar ile biçimlendirilerek zihinde canlandırılmıştır. Böylece ayna da bazı kavram ve unsurların sembolü olmuştur..” [1]

Ayna , yüz, çehre, yanak ifade eden kelimelerle birlikte , eşya ve varlıkları aksettirmesi,  yönlerinden kullanılmıştır. Halk ve çağdaş şiirimizde konu açık olduğu için divan şiirimizdeki ayna kavramı ve mazmununun belli başlı tipleri şu şekildedir.   

Gümüş aynalar: Eskiden  gümüş çerçeveli el ve  masa aynaları zenginlik ölçüsü ve önemli bir yadigardı. Gümüş ayna divan şiirinde beyaz ten  ve ak sineye benzetilen bir teşbih unsuruydu.

Gümüşten ayinler gibi saf iken sinen       Nedim

Berberlerdeki aynalar da genelde gümüştendir. Ayna çoğu kez gerçek anlamında kullanılır. Bu durumda berber, berber çırağı, tarak vb ile  birlikte kullanılmıştır.

Sadrî dükân öninde âyîneler ne sarkar
Görmek degül murâdı çünkim o ser-terâğı  [2]  Sadrî,

Terâş itdükde ey berber eline âyîne sunma
Sakın tasvîrine  aşık olur dilber görür kendin      (Fevrî)

Miyânuñ rişte-i cân mı gümiş  âyîne mi sîneñ
Bünâgûşuñla mengûşuñ gül ile jâledür gûyâ      Baki 

 

Tunç aynalar: Şeyhler  ve tedavi ocakları olarak kabul edilen ailelerde olan ağız ve yüz çarpmasını tedavi eden aynalardı. [3] Ağzı eğri olanlar bu aynaya bakınca şifa bulurdu. Bu aynaların bir türü de  Ayine-i çin,  çini aynadır.

Bakmaya men eyleme  uşşak-ı can –ı sinene
Ağzı eğriler ko baksın daima  ayinene           Atai [4]

 

Sueratâ çin görünür çehre-i gülde amma
Bir safa vardır ki görenler  sanır ayine-i çin  [5]      Baki

Bakanlar gülü çehresi buruşuk görür, ama  onda öyle bir aklık vardır ki görenler çini ayna zannederler.

 

Su aynaları:

Aynalar yokken veya  icat olduktan sonra da insanlar suya bakarak kendilerini seyretmişlerdir.

Suda görüp cemalini hod bin olursun ah!
Ayine dar –ı hüsnün ab ı revan imiş       Ahmet Paşa

Tâbdan âyîne-i cûyda Gâlib görünür
Lâleler peyker-i hurşîd ile yan-be-yan                      Şeyh Galip G.289-3

Olur musaykal-ı hâkister-i fenâ bir gün
Ne jeng-i âyine-î dil ne inkisâr kalır             Naili

Ayna  bi gün gelir  ki yokluk külü (hâkister-i fenâ) ile cilâlanır. O zaman ne gönül aynasının pası (jeng) ne de kırığı (inkisâr) kalır.
 

Gönül Aynası Tecelli :

Daha çok tasavvuf şiirinde kullanılan  bakanların kendilerini gördükleri  ama  vahdeti mutlakı ve vahdet i vucud fikirlerinin ince ince işlendiği mecazi bir aynadır. Tasavvufa göre Allah güzelliğini görmek itemiş ve tıpkı bir yanaya bakıyor gibi âlemi yaratmıştır. Tasvvufcuların  gönül aynası tasavvurlarının özünde bu düşünceler vardır.

O gonca-dehen teveccüh ederse şerm ede gülşen âyîneden
Küşâde olur behişt-i visâle bir nice revzen âyîneden             Şeyh Galip G.289-3

Âşık kesret aynasına baktıkça sevgilisini görür. Aynaya baktığında, kendi görüntüsünü sevgilinin görüntüsü olarak görür.

Başka ‘âlem bulmuş ol mihr-i cemâl-i yârdan
Zerredir hem âftâb-ı ‘âlem-ârâdır gönül           Şeyh Galip  G.228-4

Kalp Allah’ın evidir; âlemlere sığmayan Tanrı insanın kalbine sığmıştır. Dünyalara sığmayan Allah bir gönle sığarsa o gönül yere göğe sığmaz. Yıldırımlar yuvası olan gönül, göklere, kâinata sığmayan bir tecellîdir.[6]

 

 KAYNAKÇA

  •  
  • [1] Zülfi GÜLER, ŞEYH GALİB DİVANINDA AYNA SEMBOLÜ, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt: 14, Sayı: 1, Sayfa: 103-121, ELAZIĞ – 2004
  • [2] İncinur ATİK GÜRBÜZ, DİVAN ŞİİRİNİN SEVİMLİ YÜZLERİ OSMANLI ŞİİRİNDE BERBERLERİ, turkish Studies - and History of Turkish or Turkic Volume 7/3, Summer 2012, p. 233-255, ANKARA-TURKEY
  • [3] A. Talat Onay, Eski Edebiyatta Mazmunlar, MEB Yayınları,  İst. 1996, shf 119
  • [4] A. Talat Onay, Eski Edebiyatta Mazmunlar, MEB Yayınları,  İst. 1996, shf 119
  • [5] A. Talat Onay, Eski Edebiyatta Mazmunlar, MEB Yayınları,  İst. 1996, shf 119
  • [6] Zülfi GÜLER, ŞEYH GALİB DİVANINDA AYNA SEMBOLÜ, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt: 14, Sayı: 1, Sayfa: 103-121, ELAZIĞ – 2004

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış