Çarbağ Çar- bağ ( İran ve Hint Saray Bahçeleri )


 

Çar- Bağ  ( İran ve Hint Saray Bahçeleri )  

Çar sözcüğü Farsça dört anlamına gelen  cihar :  جهار sözcüğünden gelmektedir. Bağ  باغ   sözcüğü de   Farsça kökenli olup eski dilde  büyük bahçe,  bostan, asma üzümlerinin olduğu yer anlamlarına gelir. Çar- bağ birleşik bir sözcük oluşturduğunda dört büyük bağ anlamına gelmiş olur.

Çar- Bağ divan şirinde sık sık geçen benzetme unsurlarından biridir. İran’ın Isfahan kentindeki İran hükümdarlarının saraylarında bulunan bahçelere çar- bağ denirmiş, Babürlüler de saraylarındaki bahçelere Çar- bağ  adını vermişlerdir. Örneğin Tac Mahal’in önündeki bahçeye de çâr bağ denmektedir.

Çar sözcüğü Farsçadır çehar  ( dört- çarbağ: dört bağ) ) sözcüğü ile bağlantılı olduğu gibi her tarafı bağ anlamına da da gelir. İran Şehinşahlarının saray bahçelerine çarbağ dedikleri bilinmektedir. Belki de çarbağ,  İran sarayındaki bahçelerin sayısını ifade ettiği gibi her yanı bağ anlamında da kullanılmış olabilir.

Isfahan’daki İran Şahlarının saraylarının olduğu bölgeye Çarbağ denmektedir. Çarbağ kelimesinin anlamını İskender Pala , A.Talat Onay’dan kaynaklı bilgilerle şöyle açıklar:

“   Isfahan şehrinde Safevilerin  ihtişamını yansıtan köşkler, mermer havuzlar ve bahçe düzenlemesiyle ünlü, birbirlerinden farklı ağaç türleri,  ortasından akan Rud Nehri ve kolları  ve bu kollar üzerinde kurulmuş  fevvareler ile pek mamur ve müzeyyen, … Çihl sütun  (Kırk direk) Sarayı ile  tarihi bir mekandır. “ [1] [2] A. Talat Onay age eserinin ilgili maddesinde teferruata da girmiş, “Çarbağ  denilen yerdeki 150 m uzunluğunda 22 metre genişliğinde 25 kemerli köprüden ve bu mahalin  Afganlılar tarafından tahrip “[3] edildiğinden de söz eder.

Isfahan şehrindeki nehrin adı Zayende- rud
Bir müzeyyen bahçedir yanında onun Çarbağ     Sünbülzade Vehbi

İranda elçi olarak görev  yapan Sünbülzade Vehbi ,[4] Çarbağ ve Rud nehri hakkında bize böyle bilgiler verir. Netice olarak Çarbağ mamur bir şehir olduğu için Nıfs-ı Cihan[5] da denilen Isfahan’ın hükümranlık yapılarının da bulunduğu bir mahaldir.

Sahn – gülşen çarbağ olmuş acemde andelip
Başlamış bir nakş- ı dilkşe kim saba nevruzdur. Naili [6]

Gül bahçesi dört yarı bağa benzemiş (dört ayrı güzellikle bezenmiş);  ama yazık ki bül bül yad ellerde Gönül çelen bir nakış başlamış bellik sabah olunca yeni dünya kurulacak.”

Sıfahan’da görüp bir çâr- ebruya hatın sordum
Dedi bu Çarbağ’ ın sünbül ü şebbalarındandır.     Sünbülzade Vehbi

Vücud- u aks-i  cemalinle dağ dağ olsun
O çar- bağ-ı muhabbet ko heşt bağ olsun      Naili [7]

Vücudunun o güzel aksi ile muhabbet çarbağı  bırak da sekiz cennet olsun.

Divan şairlerimiz çarbağ ile Cem arasında da ilgi kurmaktadırlar. Bu bakımdan iran, ve  Cem ilişkisinden de yola çıkarak Efsanevi İran hükümdarı Cem’in sarayı  ve saray bahçeleri ile çarbağ arasında da bir ilği ve efsanevi bir özellik  olabileceği ortaya çıkmaktadır.

Biz Çarbağ - ı alem-i aşkız gamîn olur
Çemşid olursa sâye nişin dırahtımız.       Naili Kadim

Naili bu beytinde” Biz aşk aleminn gam bahçesiyiz ( gamından harap olmuşuz)  Çemşid ( Cem ) bizim ağacımızın gölgesinde oturursa  gamla dolar. Demektedir.”

Naili’nin bu beytinde de yola çıkarsak  Cem,’in ( Bkz  Divan Şiirinde Cem ve Tüm Özellikleri )  Çarbağ   adındaki bir bahçesi olduğu ve bahçesindeki ağaçlarla irtibatlı olarak bir efsanessinin daha olduğu söylenebilir. Bu şiir de Cem , ağaç, gölge, bahçe ve gam kelimleri ile işaret edilen ve telmihi yapılan bir efsanenin varlığı sezilmektedir.  

Çarbağ adlı diğer bir mahalin Hindistan’ın Ağra kentinde Taç Mahal’in karşısındadır. Babür Şahlarının yaptırdığı bu bahçenin adı da Çarbağ dır.

Netice olarak Bahçıvanlığın ve diğer mesleklerin zamanında icad olduğu Cem’in  Çar-bağ adını verdiği efsanevi bir bahçesinin olduğu söylenebilir. Cem’in bahçesi efsanevi şöhretinden dolayı İran ve Babür hükümdarlarının  bahçelerinin isimlerine  de yansıdığı bu yönü ile de Divan şiirimize bu vesileler ile  geçtiği söylenebilir.



 KAYNAKÇA

  • [1] İskender Pala, Nakş-ı dilkeş, https://www.zaman.com.tr/yazarlar/iskander-pala/naks-i-dilkes_27428.html
  • [2] A. Talat Onay, Edebiyatımızda mazmunlar, MEB, 1996- shf 164
  • [3] A. Talat Onay, Edebiyatımızda mazmunlar, MEB, 1996- shf 164
  • [4] Şahamettin Kuzucular, Sünbülzade Vehbi Hayatı Edebi Kişiliği Eserleri , https://www.edebiyadvesanatakademisi.com
  • [5] A. Talat Onay, Edebiyatımızda mazmunlar, MEB, 1996- shf 164
  • [6] İskender Pala, Nakş-ı dilkeş, https://www.zaman.com.tr/yazarlar/iskander-pala/naks-i-dilkes_27428.htm
  • [7] Naili Divanı ve Şiirlerinden Seçmeler , https://www.edebiyadvesanatakademisi.com

 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış