Edhem : Şiir Dünyamızda İbrahim Edhem


 
 
Edhem  : Şiir Dünyamızda İbrahim Edhem
 
Edebiyatımızda iismi çok geçen bir velidir.  Tam ismi  İbrâhim Edhem  bin Mansûr, künyesi ise  Ebû İshâk'tır.  Tahtını bırakıp züht ve derviş lik yolunu seçen  bir şehzadedir.
 
Bağdât, Şâm veHicaz'da meşhûr olan   ve evliya olarak kabul edilen İbrahim Edehem hakkında pek çok rivayet oluşmuş,  bu rivayetler ile edebiyatımızda yer almıştır.   İbrahim Edehem tacını tahtını bırakarak  fakirlik içinde yaşamaya başlaması ile  anılan  serveti ve hünkarlığı bırakıp,  fakir bir derviş olarak  yaşamaya başlaması ile emsal gösterilen bir evliya olarak  tanınmıştır.  İbrahim  Edhem dünya malına meyl etmeyenlere  darbı mesel olmuş bir timsaldir.
 
Babası Edhem, Belh  ülkesinin pâdişâhıdır.  Kendisi ise velihat Şehzâde olarak tahtın varisidir.  Her istediğini yemek her istediğini  almak ve yapmak imkanına sahiptir.  “Bir yola çıktığı zaman, kırk altın kalkanlı asker önünde, kırk altın gürzlü asker arkasından yürüyen “ zengin bir taht adayıdır.” En büyük zevki ise avcılık yapmaktır
 
İbrâhim Edhem ’in  tacını tahtını bırakıp  sufi olup fakirane bir hayat yaşamaya başlaması ile ilgili bir çok rivayet vardır Bunlardan birisi şu şekildedir:
 
Bir gün askerleri ile avda iken  kulağına gaipten bir ses gelir. “ Ey Edhem  bunun için mi dünyaya geldin? Sen bunun için yaratılmadın ve bununla emr olunmadın “  Bunun üzerine İbrahim Bin Edhem, üzerindeki zenginlik alamaeti olan her şeyi soyunarak   aba giyerek , riyazet ve ibadete başlar. Dağlarda , mağralarda yaşmaya başlar, adını sanının duyduğu velilerin yanlarına giderek sohbetlerine katılır. En sonunda  Mekke’ye giderek  mücavir olur . Şam’da bağ bekciliği yaparken Lzikiye de ölür.
 
Hükümdarlığı bırakması ile ilgili  olarak anlatılan  diğer bir  rivayet  çok daha ilginçtir.  Bir gece tahtında uyuya kalmıştı. Bir gürültü ile uyandı.  "Kim o?"  diye seslendi.  Ses :  " Devemi kaybettim onu arıyorum" dedi. İbrâhim Edhem, " Damda deve mi olur?" deyince, damdaki  ses , "Ey gâfil, sen Allahü teâlâyı altın taht ve süslü elbiseler içinde arıyorsun. Damda deve aramak bundan daha mı acâyib?" dedi. Bu sözlerden sonra tacı tahtı bırakıp  riyazet veibadete başladı. [1]
 
Başka bir rivâyete göre : Bir gün sarayında bir ziyafet vermişti. Bu ziyafet çağırılmadığı halde  gayet heybetli bir zat çıkageldi. Askerler  ve  hizmetçiler  ona, sen kimsin,  ne işin var? Diye soramadı.  İbrâhim Edhem "Ne istiyorsun? Sen kimsin?”  diye  sordu. " O zât, "Bu handa kalmaya geldim “ dedi. İbrâhim Edhem; "Burası  benim sarayımdır." diye cevap verdi. O zât, " Bu saray bundan evvel kimindi?" diye sordu. İbrâhim Edhem; " Hünkar ceddimindi" dedi.  Bu defa o zat:  " Ceddine ne oldu sordu.  İbrâhim Edhem; "Öldüler!" cevâbını verdi.  Adam bu defa: "Bu nasıl senin sarayın ki, biri gelmeden biri gitmede?" diyerek  geri çıktı. İbâhim Edhem o zâta  "Sen kimsin?"  diye sordu O zât da, "Ben Hızırım." dedi..
 
Hakkında dolaşan  pek çok rivayetin ortak noktaları  arasında   saltanatına dair ne varsa üzerinden çıkarıp bir çobana verdiği, çobanın  abası ile hırkasını giyip   tahtından ve nimetlerinden feragar edip yalın ayak yola çıktığı , hamile eşini de bırakıp dervişliğe başladığı,  anasının karnında iken ayrıldığı oğlunun büyüyüp peşine düşüp, onu bulduğu halde salatanatına dönmediği, Mekke’de Bağdat’ta, Şam da yaşayıp ,  bağ bekçiliği gibi işler yaşayıp, artıklarla beslendiği  ve Lazikiye’de öldüğü şeklindedir.  Mezarı  Lazikiye’de Cebel-i Edhem  denilen yerdedir. [2]
 
Edhem gibi terk eylemişiz mülk ü fenayı
Şahane tefahürle deriz kim ne gedayız       Sünbülzade Vehbi
 
Sultanlık olmaz ise dervişlik de hoştur
Gör nice terk edindi tacı ve tahtı Edhem    Cem Sultan
 
Her İbrâhim izzet Kâ’besinde
Halilullâh yâ hod Edhem olmaz.          Necati
 
Ehl-i diller fehm edelden kıymetin Meşhûriyâ
Nazmını başında hem-çü tâc-ı Edhem gezdirir         Meşhuri d. Selânik 1783- 84 –ö. 1857
 
Bed ü nîk müsemmâ zâhir olmaz ismden ey dil
 Kıyâs itme her İbrâhîm İbrâhîm Edhemdür               Semerkândî-i Âmidî Âgâh
 
İbrahim Edhem Hakkında çok sayıda  efsane ve rivayet  oluşmuş, İbrahim  Edhem , Halk ve çağdaş şiirde de kendine yer bulmuştur.
 
İğnesin suya atan
Balıklara getirten
Tacın tahtın terk eden
İbrahim Ethem yatur,     Yunus Emre
 
….
 
Suya bir iğne attı
Deniz kıyısında
Yamalı giysiler içinde
Bir adam
 
Yüzlerce balık
Ağızlarında birer iğne
Başlarını çıkardılar sudan …   Cahit Zarifoğlu
 
 
 
 
 
[2] Ahmet Talat Onay Türk Edebiyatında  Mazmunlar, MEB 1996- shf 201

 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış