Felek Eflak Çarh Tasavvuru Şiirimizde Felekler


 

Görsel Alıntı : http://astrozeka.com/astroloji-pythagoras-ve-musiki/

FELEK

 

 Osmanlıca yazılışı felek:  فلك

Osmanlıca sözlüklerdeki anlamları: eflâk, fülük, gök yüzü, semâ, asuman şekillerindedir.

Arapça kökenli felek kelimesinin Arap dilindeki anlamı “kirmen ağırşağı (yün iği başı); kadın göğsü; düz arazi üzerindeki kubbe şeklinde tepe, höyük; “[1] şeklinde iken sonradan gökyüzü, sema (Devellioğlu, 1995:255); dünya, âlem, talih, baht, şans, (TDKTS, 2005:686); her bir seyyareye mahsus bir gök tabakası (Ş. dönen gök anlamlarında bir Astrolojik terimi haline gelmiştir.

Kelime anlamı olarak içinde yıldızlar ve gezegenlerle dönen göktür. Çoğulu eflâk olan feleğin kavram olarak anlamı şansı talih, kaderi de belirleyen yıldızların yörüngesi, yıldızları deveran eden gök demektir. Eski devirlerin kozmos düşüncesine göre felek dokuz kat tabakadan oluşan gök tabakaları ve her tabakasında bulunan gezegenler ve yıldızlardır.

Arzın merkezde ve hareketsiz durduğu, feleklerin ise onun etrafında dairevî şekilde hareket ettiği “Felek, müstedir (yuvarlak) hareketlerle akan dünya küresi ve bu kürenin mıntıkası, ay ve güneşle beraber seyyarelerden (gezegenler) her birinin hareket ettiği yörünge  “[2]  şeklindedir. İbn-i Sina’dan beridir “ felekler kendine ait cisim, ruh ve akıldan meydana gelmişlerdir. Felek inancına göre: Dünya kâinatın merkeziydi ve felekler iç içe geçmiş soğan zarları gibi dünyayı çevreliyordu. Dünya göğünden başlayarak yedi gezegen yedi feleğin gezegeniydi. (Pala, 1995; 164 Bu gezegenler sırasıyla Ay, Utarit, Zühre, Güneş, Mirrih, Müşteri, Zühal, sabit yıldızlar ve burçlar ile onların en üstünde bulunan Atlas feleği idi. Sekiiznci Felekte birer burç halinde sabit yıldızlar toplanmıştı ve adına “kürsî” deniyordu.[3]  Sekiiznci felekte bulunan bu burçlar on iki taneydi. Atlas en üstte olduğundan felek-i a’zam, felekü’l-eflâk gibi adlarla anılırdı.

Atlas yirmi dört saatte bir devrini tamamlardı. Bu devir (dönüş) doğudan batıya doğru olur ve dönerken diğer felekleri de döndürürdü. Diğer felekler ya Atlas feleği ile doğudan batıya döner;  ya da, aksine batıdan doğuya dönerlerdi. Atlas,  diğer felekleri de kendi istikametinde dönmeye zorlar bu dönüşe zorlanan diğer sekiz felek, insanların talihleri, refah ve mutlulukları üzerinde değişen olumlu ya da aksi durumlar ortaya çıkarırlardı. Atlas veya arş feleğinin ters dönüşü diğer feleklerin istikrarını veya düzenlerini bozuyordu. [4] Yıldızlar ve gezegenler bu şekilde insanların talih, baht ve kader gibi yazgılarını tayin eder ve düzenlerdi. [5] Atlas veya arş içinde hiç bir şey bulunmayan büyük bir boşluktu. Her yıldız, uğurlu, uğursuz, yarı uğurlu veya uğursuz sayılırdı.

Felekteki yıldızlar insanlar ve diğer canlıların hayatları ve kaderleri üzerinde tesirliydi. Her bir feleğin hususi krakerleri,  hâkim olduğu iklimleri, günleri ve saatleri vardı. Onların bu özellikleri iklimleri, mevsimleri,  günleri,  hatta saatleri dahi etkiliyordu. Felek dairesi", veya "Felek çemberi" insanların kaderlerini belirleyen dönüşler yapıyordu.[6]   Sema’yı nısfı çember diye adlandırılan bu çemberler meleke, yetenek, kaza, kader,  şans, sağlık, hastalık, gibi şeyleri insanlara kazandıran unsurlar olarak görülürdü.( bkz Çemberden Geçmek Şirimizde Feleğin Çemberinden geçmek)  Her biri farklı istikamette olan bu feleklerin birinden diğerine geçmek mümkün değildi ve bunu ancak insani kâmil olabilmiş kişiler yapabilirdi.  Bu yüzden dünyada olup biten her şeyi onlar tayin ediyorlardı.

Dâd alma mümkün idi felekde yâ neyleyim
Birkaç zamân içinde müsâfir bulunmuşuz                 Şeyh Galip

Felekler dönüşlerine göre insanların gelecekte başlarına neler geleceğini belirlemiş oluyor veya tayin ediyorlardı. Nücum ilmi denilen bu ilme göre yeryüzünün bulunduğu katman Felek’i evvel iken Ay’ın bulunduğu katman, İkinci felek, Güneşin olduğu kat ise dördüncü felekti.   Örneğin Felek-i evvel Cuma gecesi ve pazartesine hâkimken diğer günler diğer feleklerin hâkimiyetindeydi.

Örneğin birinci kat gökte bulunan Ay, zaaf, acizlik, cehalet, nemime  (kırıcı, üzücü ve dargınlığa sebebiyet veren laf taşıyan- kovucu, fitneci, fesat) , ahyar( dünyanın düzenini sağladıklarına inanılan rica’ül gayb şeyler)  ve hareket gibi özellikler taşıyor ve insanlara bunları aktarıyordu.

Felek kelimesi Kur'an-ı Kerîm'de "O, geceyi, gündüzü, güneşi, ayı... Yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedir'' (el-Enbiyâ, 21/33). İkincisi de "Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Bunların her biri belli bir yörüngede yüzmeğe (akıp gitmeğe) devam ederler" (Yâsin, 36/40) , “her biri bir yörüngede yüzmektedir" şeklinde iki yerde zikredilmektedir.

Felek kavramı edebiyatımızın her türüne girmiştir. Felekle ilgili pek çok deyim, atasözü,  şiir, türkü, bilmece, vb vardır."Felekten bir gün çalmak"; talihsiz anlamına "felekzede"; ümitsizliğe düşmek için "feleğe küsmek"; "feleğin sillesini yemek" [7]

Kaza ve kadere karşı çıkamayan şairler olup bitenlerin suçunu feleğe yüklemişler çarh, âsuman, sipihr, gerdün, feza ve sema kelimelerini felek biri diğerinin yerine kullanılabilecek şekilde eş anlamlı olarak kullanmışlardır. Felek ve  çarh  mecazi olarak dehr, dünya, devran, âlem, talih, baht, kader anlamlarını da kapsayacak şekilde  tevriyeli olarak kullanılmışlardır. Dünya alemin merkezinde sabit olduğu felekler de onun etrafında döndüğü  için  bu duruma gerdûn-ı gerdân, gerdî-de, sipihr-i gerdiş-i devvâr, bî-karâr,  çarh-ı gerdun,  çarh-ı keç-rev,  çarh-ı çeb endaz,   gibi dönen aldatan, iki tüzlü,  vb anlamlarında  sıfatlar verilmiştir.

Edebiyatta felek âlemin başlangıcından beri her şeye şahit olan pir, pirezen, insanlara ömür elbisesi diken terzi,  insanlara kaza ve kader okları atan yay, ok, “âsumânî kazâ” ,  insanları aldatıp yiyen bir dev, Ehrimen, evren,  yedi başlı ejder, ayine-i devran,  mücehver kutusu,  çadır,  çetr,   gece ay gündüz güneş ektiği için ikiyüzlü,  daireler çizen pergel ( pergar) , gibi çeşitli şekillerde tasavvur edilmiştir. 

Güneş, Ay, Sipihr- yıldız, Müşteri, Ay,  Zühre, Mirrih, Zühal Benatun- neş, evren,   kelimelerinin geçtiği her dizede felekle ilgili bir konu işleniyor demektir.

Dost bî-pervâ felek bî-rahm ü devran bî-sükûn.
Derd çoh hem-derd yoh düşmen kavî tâli' zebûn       Fuzuli 

Bir güneş yüzlü firâkında felek hasret ile
Var ise hançere düşdi nitekim ‘âşık-ı zâr               Baki  

“Güneş yüzlü sevgiliden ayrılan âşık intihar eder. Zira felek de bir güneş yüzlü sevgilinin ayrılığından dolayı durmadan ağlayan âşık gibi hançere düşmüştür.”

İy yüzi güneş senden ırah her gice tâ subh
Çarh âyinesin jenge boyar Ahmedî ahı                            Ahmedi

Sâkiyâ peymâne sun kim şevkıne şeh bezminin
Zöhre her gün çeng ile hurşîd-i tâbân oynatur           Ahmet Paşa 

Bu bezm-gâh-ı felekde hezâr işve ile
Elüne ger suna hurşîd kâse-i zerrîn                Üsküblü İshak Çelebi

“Felekler sevgilinin eğlence meclisi, güneş de elinde altın kasesiyle felek meclisinde bin işve ile salınan sâkîdir.”

O kutb-ı çarh-ı sa’âdet ki döndürür bahtı
Ne yana istese pergâr-ı çarh-ı gerdânı                      Nefi

Tan mı pergâr-sıfat dâyireler çizse felek
Gördi ahdün de tamâm eyledi devrin hâtem          Lâmi’î

Bilmedi dâire-i kadrini hurşîd-i felek
Eyledi şa’şadan gerçi ki zerrîn pergâr               Nevi  [8]

İçki meclislerinde kadehin elden el dönmesi,  içki içenlerin cem olup halk şeklinde dizilerek herkesin kadehten bir yudum alarak yanındakine vermesi şeklindeki dönüş  feleğin veya diğer adı çerh- çarh- ın dönüşüne benzetilir.

Pür olup devr idicek meclis-i mestânı kadeh
Çarh olur halka-i rindân meh-i tâbânı kadeh        Baki

Divan şiirinde felekle ilgili  ilginç benzetmeler imgeler de kurulur 

Sînesini çâk éder seyl-âb-ı eşkümden zemîn
 Başına odlar yakar her subh âhumdan felek      Ahi Benli Hasan, 

İLGİLİ LİNKLER 

  1. Ay- Mah- Mihr- Spihr- Bedir ve Kamer Mazmunu
  2. Devri Kamer Nedir ve Şiirimizde Devr-i Kamer
  3. AY GÜNEŞ YILDIZ VE FELEK İLİŞKİSİ İLE DİVAN ŞİİRİ ASTROLOJİ ANLAYIŞI
  4. Felek Eflak Çarh Tasavvuru Şiirimizde Felekler
  5. Devri Kamer Nedir ve Şiirimizde Devr-i Kamer
  6. AYA KEMENT ATMAK
  7. Alın Yazısı Nedir ve Mazmunu

 

KAYNAKÇA 

 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış