Gûy- ı Çevgan ( Şiirimizde Top ve Cirit oyunu)


 
 
Gûy- ı Çevgan (  Şiirimizde Top ve Cirit oyunu)
 
 
Özellikle eski edebiyata dair metinlerde ve divan şiirinde sık sık adı geçen,  atlar ve top ile oynanan bir oyundur. “Çevgân, top ve ucu eri değeneklerle oynanan bir oyun türüdür. Bir meydanda ata binilerek eldeki sopa (çevgân) ile topa (gûy) vurma suretiyle oynanır.”[1]Karşılıklı 4 ile 10 kişilik takımlar halinde oynanan çevgân oyununda, taraflar at sırtında bulunur ve ellerinde değenekler ile topu hedefe sürerler. Belli bir zaman dilimi içinde topu hedefe ulaştıran takım, oyunun galibi sayılır. Avrupa’da halen polo adıyla oynanan oyun, budur.”  (Pala, 1999:125)[2]
 
Bu oyun  , Divan-ı Lüğat Üt Türki de ve  Dede Korkut hikayelerinde de bahsi geçen atlılar  topla oynanan bir çeşit Atlı top oyunu; günümüzdeki  poloya benzeyen  bir  oyun şeklidir.  Bu oyun Arifî’nin  1539 tarihli ve Topkapı Sarayında sergilenen  eserinde  minyatür olarak da çiizlmiş , Evliyâ Çelebî Seyâhatnâmesinde  de Gûy u Çevgân ‘dan söz edilmiştir.  Buna göre bu oyun çok eskiden beri oynanan  Türklerin icat ettiği bir oyun olmalıdır.
 
 A. Talat Onay  “ Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar “ adlı eserinde yanlış olarak   bu oyun türünün “İranlılara ait “ [3] olduğunu  ifade etmiştir.
 
Gûy u çevgân oyunundan bahseden  şairlerimiz   sevgilinin yüzü ve güzelliğini çevgân oyununun oynandığı meydana benzetmek amaçlı söz etmişlerdir.  Sevgilinin yüzündeki benler  Çevgan oyunundaki  topaun adı olan Guy’a benzetilir.   Sevgilinin saçları ve kâkülü ise ucu eğri bir değenek olan çevgâna benzetilmştir. Sevgili Çevgana benzetilen kaşları ve kaküllerini sallayarak  veya aşığa vurarak aşığı yerden yere çalar,  oradan buraya atar. Bu durumda sevgili çevgan;  aşık ise oraya buraya fırlatılan Guy yani bir top gibidir.   Sevgili çevgan değneğine benzeyen zülüfleri ile  aşığın başını top gibi  yapıp,  ordan oraya fırlatır.
 
Sahn-ı meydan-ı muhabette oyunumdur benim.
Başımı top eylemek yârin  sa ı çevgânına                      Necati
 
Didüm oynarken başum top eyle çevgân zülfüne
Didü  çevgân gösterirdüm bâran olmasa                      Ahmet Paşa
 
Görmedik âsâyişin  bu vâdî –i  pür – vahşetin
Gûy-ı ser gerdanıyız  çevgân-ı dest himmetin            Naili
 
( Korkunç bir vadi gibi  gözüken vahşet dolu  bu hayattan   bir sukun – huzur – göremedik. Himmet elleri bize himmet  edecekken;  elindeki çevgan ile  bize vurup vurup  bizi top gibi döndürüp durdu.)
 
Çevgân-ı zülf-i dil-bere top olmag isteyen
 Meydân-ı derd ü gussada bî-pâ vü ser gerek    Hamdullah Hamdi Divanı ve Edebi Kişiliği
 
Yine can oynarım  meydan-ı aşk ta
Serüm top itmüşüm ey zülf-i çevgan      Nebzi [4]
 
Çevgân-ı dest-i himmetine  mihri gûy eden
Muhtâç-ı rûşenî –i meh-i Nâhşeb olmasa            Naili Kadim 
 
( o Nahşeb ‘deki kuyudan aydınlık ummasa  himmetli ellerindeki çevgana başını top eder) Bkz Nahşeb
 
Şeh sûvarım  al ele  çevgânını kim  mihr ü mâh
Serlerin  kûy ı felekte  gûy-ı meydan ettiler                Vizeli Behişti Ramazan 
 
Mihr zerrîn topumuzdur mâh-ı nev çevgânumuz
Sanma bu meydânda iller gibi ser-gerdânlaruz          Vizeli Behişti Ramazan )
 
Naili ve Behişti’nin bu beyitlerinde de görüldüğü  gibi  gûy-ı  çevgân oyunu  ay  , güneş  ve felekler  ile ilgili olarak da düşünülmektedir.  Behişti’nin  beytinde İyi bir  binicİ  olan sevgiliye   felek meydanında başlarını top yapan  Güneşve Ay’ı top yaparak onlarla çevgan oynaması istenmetedir. Bu beyitlerden yola çıkarak  eski devre ait bilinmeyen  bazı  astrolojik inançların  daha olduğu ve bunların da aydınlanması gerektiği ortaya çıkmaktadır.  
 
Sine-i meydanın  ser- a- ser  dağdan  gûy eyledin
Ey Hayali alalı çevgân- ı zülfün döşüne            HAYALİ BEY 
 
Şeh-süvâr-ı ‘ışkam âhum dûdıdur çevgân baña
 Çarh meydân gûy-ı sîmîndür meh-i tâbân baña      EMRÎ ( D. Edirne?, Ö. Edirne 1575 )
 
Başını top еyləgil, gir vəhdətin mеydanına,
Еy könül, müştaq isən gər zülfünün çövkanına. Seyyit Nesimi 
 
Sevgili çevgana benzeyen saçlarını  omzuna atıp göğüslerine doğru döktükçe , bunu gören Hayali  gögüsünü   baştan başa - ser- a ser -  yaralarla doldurmaktadır. ( Ser- a ser bu beyitte, hem baştan başa yara, hem de altın tellerle ve ipekle dokunan kırmızı renkli  sultanlara özel dokunan   değerli kumaş anlamında  tevriyeli kullanılmıştır. Bkz  Eski Şiirimizde Seraser ve Serenk ) [5]
 
Çevgân-i temennâ ile hâmûn-i keremde
 Gûy-i himeme kaddi dütâh itmege değmez   ARPAEMÎNİ-ZÂDE MUSTAFA SÂMÎ
 
 
[1] Yunus KAPLAN ∗ Yakup POYRAZ , “ DİVAN ŞİİRNE KAYNAKLIK ETMESİ BAKIMINDAN OYUNLAR “,Uluslararası Sosyal Aratırmalar Dergisi The Journal of International Social Research Volume: 3 Issue: 15 Klâsik Türk Edebiyatının Kaynakları Özel Sayısı -Prof. Dr. Turgut KARABEY Armaanı-
[2] PALA, İskender (1999). Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü, Ankara: Akça Yayınları.
[3] A.T. Onay, Eski Edebiyatta Mazmunlar, MEB, 1996- S. 242
[4] Yunus KAPLAN ∗ Yakup POYRAZ , “ DİVAN ŞİİRNE KAYNAKLIK ETMESİ BAKIMINDAN OYUNLAR “,Uluslararası Sosyal Aratırmalar Dergisi The Journal of International Social Research Volume: 3 Issue: 15 Klâsik Türk Edebiyatının Kaynakları Özel Sayısı -Prof. Dr. Turgut KARABEY Armaanı-

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış