Harut ve Marut Nedir Beyitlerde Hikaye ve Efsaneleri


 
 
Resim Alıntı : TDİA Hârût ile Mârût’u Bâbil kuyusunda baş aşagı asılı gösteren aminyatür (Servet Ukkâşe, Târîḫu’l-fen VI: et-taṣvîrü’l-Fârîsî ve’t-Türkî, Beyrut 1983, s. 213)

Hârût ve Mârût

Yazıda Hârût ve Mârût nedir. Hârût ve Mârût  hakkında inanışlar, Hârût ve Mârût’un büyüleri, büyücülüğü; Hârût ve Mârût kuyusu, Hârût ve Mârût hikayeleri ile efsaneleri;  Hârût ve Mârût melekleri; Babil, Babildeki kuyu, Pers mitolojisi, Kur'an'da Harut ve Marut ; Hârût, Mârût ile Venüs ve Zühre ilişkisi; Sümer , Pers, İslam, Divan edebiyatında Hârût ve Mârût; şiirlerde ve beyitlerde Hârût ve Mârût konularına değinilecektir.

 

Harut  ve Marut Nedir :

Osmanlıca yazılışı : Hârûtهاروت,  Mârût ~ ماروت

Eski devrin inançlarına göre Babil’de kuyuya baş aşağı sarkıtılan, insanlara sihir yapmayı öğreten , büyü ile sihir ile uğraştıklarından kıyamete kadar Babil'de bir kuyuya hapsedilen meleklerdir.

Divan edebiyatında adları sihir, büyü, Babil, Babil kuyusu ile birlikte geçen, insanlara büyü ve sihir öğreten melekler olarak şiirlerde yer alan efsanevi melekler ve varlıklardır.  ( Bkz : BÂB - BABİL VE BABİL KUYUSU

 

DİNLER TARİHİ VE MİTOLOJİK AÇILARDAN HARUT VE MARUT

 

BABİL Mezopotamya'da, MÖ 1894 yılında kurulmuş, Sümer ve Akad topraklarını kapsayan bir imparatorluk ve bu ülkenin başkentidir.   Divan şiirindeki Babil’in bazı özellikleri efsaneleşmiş,  Babil büyüklüğü zenginliği geniş surları asma bahçeleri, büyük tapınağı, Harut ve Marut adlı meleklerinin hapsedildiği ve içine asıldığı Babil kuyusu ile şiirimizde karşımıza çıkar.[1]

Harut ve Marut, Pers mitolojisinde, Zerdüştlük'te ve Kur'an'da ismi geçen iki melektir. ( BKZ  Ehrimen Ehremen Angra Menyu-Zerdüşt İblisi )  Harut ve Marut’un İslam edebiyatı ve İslamiyet açısından ifade edilen özellikleri ile mitolojik ve tarihi açılardan özellikleri bir hayli farklıdır. Pers Mitolojisi ve Zerdüş dini açılarından bakılınca Hurdad ile Harut, Murdad ile de Marut arasındaki bağlantılar ortaya çıkar. [2]

Hurdad ve Murdad İslam kültüründeki Harut ve Marut’un karşılığıdır.  Avesta’da  “Haur-Vatat veya”  Hurdâd İyi sağlık, "Amertat veya”  Murdâd ise ölümsüzlük ile görevli Zerdüşt dini ruhani figürleridir. William St. Clair Tisdall’a göre de Harut ve Marut'un Ermenilerin Hıristiyanlık öncesi tapındıkları, doğadaki üretimi arttırmakla görevli Spandaramit’in yardımcıları olan iki ilahtır.[3]

 

KURANDA HARUT VE MARUT

Kur'an'da Harur ve Marut hakkında melek olmaları ve insanlara büyüyü öğretmeleri dışında ayrıntılı bilgi bulunmamaktadır. Ancak edebi metinlerde bu konu oldukça geniş bir hikâye şeklindedir. Kuran’ın, Bakara Suresi’nin 102. Ayetinde Harut ve Marut’tan şu şekilde söz edilir.  “.Onlar Süleyman (a.s)’ın mülkü üzerine şeytanların tilavet ettiği (okuduğu) şeylere tâbî oldular (uydular). Süleyman (a.s), inkâr etmedi (sihir yapmadı ve kâfir olmadı). Fakat şeytanlar insanlara, sihri ve Babil şehri’ndeki iki meleğe, Harut ve Marut’a indirilen şeyleri öğretmekle kâfir oldular. Ve oysa onlar, “Biz sadece bir fitneyiz (sizin için bir imtihanız). O halde (sakın sihir ilmini öğrenerek) kâfir olmayın.” demedikçe hiç kimseye bunu öğretmezlerdi. Fakat o ikisinden, bir erkek ile onun karısının arasını açacak şeyler öğreniyorlardı ve de onlar, Allah’ın izni olmadan onunla (sihirle) hiç kimseye zarar verebilecek değillerdir. Ve onlar kendilerine fayda vermeyen, zarar veren şeyleri öğreniyorlar.”[4]

İslami kaynaklar Bakara suresindeki açıklamalara dayanarak Harut ve Marut'un Allah'ın emri ile insanlara çeşitli bilgileri öğretmekle görevlendirilen ama emrin dışına çıkarak insanlara sihri ve büyüyü de öğretmeye kalkıştıkları için Babil kuyusuna hapsedilerek cezalandırılan iki melek olarak kabul edilir.  

Cân Yûsufı düşdiyse zenahdânuna nola
Hârût ile Marûta dahı ol ara çehdür           (Kadı Burhaneddin ; G, 1270/4)
Çenene can Yusuf'u düştüyse buna şaşılır mı? Orası Hârût ile Mârût'a da kuyu olmuştur.



Harut ve Marut Hikâyeleri  ve Efsaneleri 

İslamî kaynaklarda yer alan ve divan şiirine konu olan Harut ve Marut hikâyesi Sümer, Pers, Babil medeniyetlerinden kalma mitolojik unsurlarla bezeli bir hikâye şeklindedir.

Melekler, '' insanoğlundan daha itaatkârız.'' Diye düşünürler, insanların yeryüzünde fenalık yapıp, kan döktüklerine, putlara taptıklarına, bir birlerini öldürdüklerine bakarak şaşarlarmış. Allah da: 'Onlarda olan nefis sizde de olsaydı siz de şaşırırdınız. ‘der.[5] Melekler doğruluktan şaşmayacaklarını yeryüzüne gönderilip haklı olduklarını kanıtlamak isterler.[6] Allah:   ‘aranızdan iki melek seçip dünyaya gönderin, bakalım insanlardan farklı olacak mısınız görelim’ der.”[7] Harut ve Marut seçilip yeryüzüne gönderilirken Allah onlara “ İbadet, adalet ve insaftan şaşmayın, şirkten, zinadan, şaraptan sakının[8]diye de emreder.  Yeryüzüne inen melekeler insanlara ibadet ve adalet dağıtmakla vakit geçirmeye başlar. Fars, hükümdarını kızı veya ünlü bir yosma olan Zühre kocasından ayrılmak için Harut ve Marut’un karşısına çıkar. ( BKZ Nâhid Nedir Kimdir ( Afrodit Venüs Zühre Alakası )  Zühre’yi gören Harut ve Marut Zühre ile yatmak için gizli görüşmek isterler.  Zühre, Harut ve Marut’un maksatlarını anlayınca onlara üç şart sunar :   ‘ ibadet ettiğim puta taparsanız, haksız yere kan dökerseniz şarap içerseniz sizinle yatarım’ der.[9] Melekler puta tapmayı kabul etmez.” Bu defa Zühre, bir çocukla gelir ve ‘çocuğu öldürürseniz yatarım’ der. Melekler yine kabul etmez. Kadın üçüncü kez şarapla gelir. Şarap içmeyi ehven gören Harut ve Marut, şarabı içtikten sonra Allah’ı inkâr edip, çocuğu da öldürürler. “[10]


“Zühre, onlardan işve ile sihir ve büyü ile birlikte İsm-i âzam öğrenir. Bu duayı okuyarak göğe çıkar. Fakat melekler Zühre’nin üçüncü kt göğe yükselmesine mani olurlar Allah’ta Zühre’yi mesh ederek Zühre yıldızı yapar. “[11] ( BKZ Şahamettin Kuzucular, EŞREF BEY İLE ZÜHRE HAN HİKAYESİNDE ASTROLOJİK UNSURLAR )


Cilve-i hüsnün firîb-i gamze-i câdû fenin
Beyazıd’ı Brehmen, Cibril’i Hârut eylesin       Naili Kadim 

“Böylece Allah, meleklerin de yeryüzündeki insanlar gibi davranacaklarını kanıtlamış olur. Allah meleklere cezalarını dünyada mı ahrette mi görmek istediklerini sorar. Onlar dünyayı tercih edince Babil’de bir çukura baş aşağı asılırlar. “ Harut ve Marut, bu kuyuda ayaklarından asılmışlardır. Kuyunun suyu da ağızlarına dört parmak yakındır. Fakat kıyamete kadar bu sudan içemeyeceklerdir.[12]  Fakat bu defa da insanlara sihir ve büyüyü öğretmeye başlarlar[13]

Zühre,  İslami dönem de kabul gören astrolojik inançlarda Venüs yıldızının Arapçadaki adıdır[14]Zühre’nin Harut ve Marut öyküsündeki rolüne bakarsak Sümer mitlerindeki gökyüzü fahişesi İnanna benzeri bir rolde gözükmektedir. Sümerlilerin tanrıçası olan İnanna’ya Çoban Tanrısı Dumuzi ( Tammuz)  Çiftçi Tanrısı Enkidmu âşık olmuşlardır.[15] İnanna her bahar uykudan uyanan Dumuzi ile sevişerek yağmurları yağdırmaktadır ( Yağmurlar Dumuzi’nin spermleri olarak tasavvur edilir. ) Şu halde Harut ve Marut’un esasını Sümer mitlerindeki Dumuzi ve Enkidmu olarak da görmek mümkündür.  İnanna, Batı medeniyetlerine hem çok memeli bereket tanrısı Kibele, hem de demirci eşini Ares ile aldattığı, gayrimeşru aşk çocuğu Eros’u doğurduğu için tanrılar tarafından cezalandırılıp gökyüzüne yıldız olarak yollanılan Venüs ( Aprodite) nin karşılığıdır. [16]



DİVAN ŞİİRİNDE HÂRUT VE MÂRUT 

Harut ve Marut  divan şiirinde sevgilinin aşığa uyguladığı sihir ve büyü ile mukayese edilen ve sevgilinin sihir büyüsü kadar etkili olamayan melekler olarak anılır. Harut ve Marut sihir ve büyünün ustası, icatçısı vb olarak kabul edilse bile sevgilinin güzelliği ve gözlerinden çıkan büyü kadar etkili büyü ve sihir yapamayan hatta çeşitli büyüleri de sevgiliden öğrenmesi gereken varlıklar olarak ele alınır. Divan şairleri Harut ve Marut’u, Babil ve Babil kuyusu ile birlikte ele almışlardır.

Divan şairleri Harut ve Marut’tan Bakara Suresindeki bilgiler ile yetinmemişler, sözlü gelenekteki ve edebi eserlerdeki hikâyelere uygun özellikleri ile ele almışlar “ İsraîliyât kaynaklı hikâyelerden yararlanma yoluna”[17] gitmişlerdir.

Ey melek –rû âb u gilden çıkmadan Âdem henüz
Çâh-ı Babil’de gözün Hârut’a sihr-i âmuz idi.           Ahmet Paşa 


Hârût ile Mârût sevgilinin, göz,  zenahdan (çene), saç, hâl (ben), hat (ayva tüyü), kirpik gibi uzuvlarının büyüleyici özelliklerini ifade etmek, bu meleklerin sihir ve büyüsü ile mukayese etmek maksatlı teşbih, kapalı ve açık istiareler ile birlikte kullanmışlardır.  Çene ve gamze çukuru Bâbil kuyusuna, hâl ve hat ise Hârût’a benzetilmiştir.  Sevgilinin saçları Hârût’u çene kuyusuna asan ip veya Hârût olarak düşünülür. Sevgilinin gözü, Hârût’la Mârût'a büyüyü öğreten bir sihir ustasıdır.  Sevgilinin kirpikleri, ise bir büyü kalemi olarak düşünülür. [18]

1570, Safavi dönemi Harut ve Marut’un tasvir edildiği yaprak Sotheby’s müzayede sitesi  


Hârût ve Mârût ile İlgili Beyitler 


Gözün sihrinden ol Hârût u Mârût
Asılmış çâh-ı Bâbilde yeridir                       (    Seyyit Nesimi    ; G, 113/3)

Gelür misli dem-i cân-bahş-ı Îsâ sihr-i Hârûtun
Lebün çeşmün gibi sihr-âferîn şîrîn-edâ gelmez         (Koca Ragıp Paşa; G, 75/6)
(Bu dünyaya İsa'nın can bağışlayan ve Hârût sihrinin dengi gelir de dudağın ve büyüleyici gözün gibisi gelmez.) 


Çâh-ı endîşemde seyr et fitne-i Hârûtunu
Bir nazar kıl gamze-i sehhârına âyîneden        (Şeyh Galip  ; G, 260/4)
( Düşünce kuyumda Hârût fitneni seyret. Sihirbaz gözüne aynadan bir bak.) 


Sihr ta'lim eylemekde gamze-i câdû-yı dost
Çâh-ı Bâbilde eder Hârût-ı fettân ile bahs     Ahmet Paşa 

( Sevgilinin cadı  gamzes Sihir talim etmek işinde Babil kuyusunda fitne ve fesada teşvik eden Hârût ile yarışır.)


Bir fitne kim onu Hârût uyardı Bâbil'de
Siyâh gözlerinin hâb-ı ârâmîdesidir             (  Nedim  ; G, 27/3)

Uykusunu almış siyah gözlerinin fitnesi Hârût (tarafından) Bâbil'de uyarıldı.


Zenahdânındadır ol çâh-ı Bâbil
Salıptır âşıkı zindâna halin                (Nesîmî; G, 223/2)

O Bâbil kuyusu (senin) çenendedir. Benin aşığı (çene) zindan(ın)a salmıştır.


Nigâhuñ gerçi kim Bâbil-zemîn câdûlarındandur
Siyeh çeşmüñ velî deşt-i Hoten âhûlarındandur  MUVAKKİT-ZÂDE MUHAMMED PERTEV ( 1746- 1807 )

Gamze-i fettânını koydun ki yıkdı âlemi
Bahse dalmışken çeh-i Bâbilde câdûlarla sen  Nedim 

Safha bir lahzada Harutistan oldı yine
Turfa efsan okudu bu kalem- cadu – fen       Nedim

Not: beyit örneklerinin  bir kısmı “Murat ASLAN, DİVAN ŞİİRİNDE HÂRÛT İLE MÂRÛT, Turkish Studies International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, Volume 10/8 Spring 2015, p. 485-516, Ankara” çalışmasından alınmıştır.

 İLGİLİ BAŞLIKLARIMIZ VE LİNKLERİ

KAYNAKÇA

 

  • [1] Şahamettin Kuzucular, BÂB - BABİL VE BABİL KUYUSU, https://www.edebiyatvesanatakademisi.com/
  • [2] Turan Dursun, Kutsal Kitapların Kaynakları, Kaynak Yayınları, 1995, s.57,.
  • [3] William St. Clair Tisdall, The Original Sources of the Quran
  • [4] https://www.kurantefsiri.com/kuran/bakara-suresi-ayet-102-kuran-tefsiri.aspx
  • [5] Demirci, 1997, s. 263; EAÜ İslam Ansiklopedisi, 1997, s. 305
  • [6] A.T.Onay, Eski Edebiyatta Mazmunlar, MEB, ANK. 1996, shf 258
  • [7] Muazzez, İlmiye Çığ, Bereket Kültü ve Mabet Fahişeliği,  Kaynak Yayınları)
  • [8] A.T.Onay, Eski Edebiyatta Mazmunlar, MEB, ANK. 1996, shf 258
  • [9] A.T.Onay, Eski Edebiyatta Mazmunlar, MEB, ANK. 1996, shf 258
  • [10] Turan Dursun, Kutsal Kitapların Kaynakları, Kaynak Yayınları, 1995, s.57,
  • [11] A.T.Onay, Eski Edebiyatta Mazmunlar, MEB, ANK. 1996, shf 258 ( Sarı Abdullah, Mesnevi Şerhi 1. Cilt shf 400)
  • [12]  Burhan-ı Katı Tercümesinden alıntı ile A.T.Onay, Eski Edebiyatta Mazmunlar, MEB, ANK. 1996, shf 258
  • [13] Muazzez, İlmiye Çığ, Bereket Kültü ve Mabet Fahişeliği,  Kaynak Yayınları)
  • [14] Muazzez İlmiye Çığ, Kur’an, İncil Tevrat’ın Sumer’deki Kökeni, Kaynak Yayınları, 2004, s.69.
  • [15] Muazzez, İlmiye Çığ, Bereket Kültü ve Mabet Fahişeliği,  Kaynak Yayınları)
  • [16] Şahamettin Kuzucular, Dörtyol Hatay Çukurova Tarihi ve Türkmenleri, Color Ofset, İskenderun, 2012
  • [17] Murat ASLAN, DİVAN ŞİİRİNDE HÂRÛT İLE MÂRÛT, Turkish Studies International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, Volume 10/8 Spring 2015, p. 485-516, Ankara
  • [18] Murat ASLAN, DİVAN ŞİİRİNDE HÂRÛT İLE MÂRÛT, Turkish Studies International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, Volume 10/8 Spring 2015, p. 485-516, Ankara
 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış