Hatt-ı Câm Hatt-ı Sağar Nedir ve Cemşid-i Hurşid'in Kadehi



 
 

Hatt-ı Câm ve Hatt-ı Sağar Nedir

 

  • Osmanlıca yazılışı: hatt :  خط 
  • Osmanlıca yazılışı: Câm :  جام
  • Osmanlıca yazılışı:  sâgar :  ساغر
  • Hatt-ı Câm  : جام خط ,
  •  Hatt-ı Sağar:  ساغر خط 

Hatt, Arpça kökenli bir sözcüktür.  Çizgi, sınır, ufuk çizgisi anlamlarına gelen hutut sözcüğü ile aynı kökten gelmektedir.   Bu sözcüğün Osmanlıca sözlülerdeki anlamları: çizgi, satır, yol, boyut, buut, gemiler için hareket istikameti, ufuk çizgisi,  yazı, ferman, buyruk, gençlerde yeni terleyen bıyık veya sakal, parmağın onikide biri olan bir ölçü anlamlarındadır.

 Câm – جام – sözcüğü ise , cam, kadeh, şişe, bardak sırça, biler cam anlamlarına gelmektedir. Sâgar -  ساغر -  ise büyük kadeh,  içki bardağı anlamlarındadır. Gözrüldüğü gibi hatt-ı câm  ve hatt-ı sâgar, cam kadeh, manasına gelmiş olur.

Hatt-ı Cam ve Cemşid – Hurşit

Hatt-ı Cam, İranlıların meşhur efsanevi hükümdarı Cem’in kadehinde bulunduğuna inanılan çizgileri veya yazıları ifade eden bir tabirdir. ( bkz  Cem - Cemşid-i Hurşit ( Divan Şiirinde Cem ve Tüm Özellikleri ) Dolayısı ile bu tabir divan şiirinin pek meşhur ve efsanevi bir nesnesi olan Cem’in aynası ve Cem’in kadehi ile ilgili bir tabirdir.  Efsanelere göre bu sihirli kadeh yedi maden yapılmıştır ve üzerinde kimin ne kadar şarap içebileceğini gösteren yedi sihirli çizgiye ve yazıya da sahiptir. ( Câm-ı Cem, Câm-ı cihannüma, Câm- âlemnüma,)   Bu yazılara veya çizgilere hatt-ı cam veya hatt-ı sağar denmiştir. ( bkz  AYİNE- İ İSKENDER ve AYİNE-İ ALEM NÜMA )

Cam-ı Cem nazmını kim rinde kadeh-kâr okutur
Zahide mugbeçeler  sübhatü’l esrar okutur               Naili 

Cem, İran’da hüküm süren ilk sülâlelerden Pîşdâdiyân’ın dördüncü ve en büyük hükümdarıdır. İran destanlarında: Hz. Âdem’in yedinci oğlu Geyûmers’in torunu olarak gösterilir.  Asur ve Pers uygarlıklarından tanrı olarak kabul edilen Güneş’in oğlu olarak düşünülen Cem ‘e Güneş’in oğlu  ( Ay) olarak kabul edilmesi ile ilgili olarak Cemşid ü Hurşid ‘te denmiştir.

Cem, tahta Güneşin Hamel Koç burcuna girdiği 21 Mart’ta _ Nevruz - tahta çıkmış,  21 Mart Nevruz gününü bayram ilan ederek, devrinde pek çok bilim, sanat ve meslekleri icat ettiren efsanevi bir destan hükümdarıdır.  Cem, Simurg’un kendisine verdiği üzümleri yetiştirip suyundan şarabı icat etmiş,  kendini tanrı ilan ederek her şehre heykellerini diktirmiş, [1] ahali ise o heykellerinden Cem’in kendilerini gözetlediğine inanmışlardır.[2] ( BKZ :  Cem ( Divan Şiirinde Cem ve Tüm Özellikleri )AYİNE- İ İSKENDER ve AYİNE-İ ALEM NÜMA )


Cem’in en önemli özelliklerinden bir diğeri ise aynası ve kadehidir. Divan şiirinde Cem’in aynası ve kadehi çok sık karşımıza çıkan unsurlar arasındadır.  Rivayete göre Cem’in kadehi, temsilî yedi madenden yapılmış, sihirli bir kadehtir.  Diğer adı ise Cam-ı Cihannuma’dır.  Esatirlere göre Cem bu kadehe bakarak, ülkesindeki halkı, idarecilerini gözetler;  civar ülkelerdeki olan biten halleri de seyredermiş.  Esatirlere  göre: Cem’in aynası İçine bakıldığında, dünyada olup biten her şeyi gösteren bir aynadır.   Cem bu kadehe bakarak, devlet görevlilerinin adil davranıp davranmadıklarını, zulüm edenleri, nizamı bozanları, intizamı sağlayanları görür; ona göre davranır, ona göre cezalarını veya mükâfatlarını verirmiş.   Cem, hangi ülkeye bakmayı dilerse o ülkeyi görür ülkelere ve düşmanlarına da bakarak tedbirler alırmış[3]. “Câm-i Cem: bütün evrendeki durumu, yedi feleğin sırrını, açık ve ayrıntılı bir şekilde gösteren bir kadehtir.” Hudâynâmelerde; astronomik şekiller, yıldızlar ve gezegenlerin resimleri, yeryüzünün yedi kıtasının şekilleri onun üzerine işlenmiştir. Gizemli özellikler taşımakta olan Câm-i Cem’de, yerkürenin en uzak noktalarında bile gerçekleşen olaylar da yansımaktadır.” [4]

Âlemün nakşını seyr itmek ise maksûdun
Bakma âyîne-i İskender'e Cem câmın gör       (Tıflî)

Bir âyîneyle İskender nice benzer sana cânû
Senin her bakdığın mir'ât olur âlemnümû cânû           Şeyhülislam Yahya

Bu beyitte de görüldüğü gibi ayine-i İskender ile Cam-ı Cem arasında pek çok benzer nokta vardır.

Cem’in Kadehi ile Cem’in Aynası aslında aynı şeydir. Bu ka­deh, temsili yedi madenden yapılmış, sihirli bir kadehtir ve kadeh boşalınca derhal geri şarapla dolmaktadır.

Sagar-ı Cem  boşalıp yine dolarmış amma
Hiç hun ı ciğer eksilmedi  canımdan benim       Naili 

Cem’in kadehi temsili yedi madenden yapıldığı gibi, kadehin üzerinde yedi türlü yazı ve yedi türlü çizgi de varmış. Cem’in “ meclisinde bulunanlara bu çizgi ve yazılardan faydalanılarak tahammüllerine göre şarap dağıtılırmış.

Cem'in kadehinin yapımında kullanılan yedi madenin adlarına ulaşamasak bile  bu kadehin kıymetli madenlerden imal edildiğine şüphe yoktur.  Nitekim bazı beyitlerden hareketle  bu kadehin elmas ile tarşlandığı veya elmaslar ile de süslendiği düşünülebilir.

Eyleyüp gird-i zekândan hattını dil-ber terâş
Eyledi elmâsdan gûyâ ki bir sâgar terâş      Arpaemîni-zâde, G. 59/1

[5]  Demek ki bu yazılar ve çizgiler kimin ne kadar şarap içebileceğini bildiren yazılar ve çizgilermiş. [1]

A.T. Onay’ın  adı geçen eserinde belirtildiğine göre  Cem’in kadehindeki  yazılar ve çizgilerin ismi şu şekilde imiş : “ Hatt-ı cevr, hatt-ı Bağdat, Hatt-ı Basra, hatt-ı sebz veya hatt-ı ezrak , ( Mavi lacivert) Hatt-ı şeb , hatt-ı eşk veya hatt-ı hâtir, hatt-ı kâse, hatt-ı ferverdiine dir. ” [6]  Rivayetlere göre bu çizgiler ve yazılar içinde kadehin ağzına en yakın olanı Hatt-ı Bağdat’tır.

Hat-ı Bağdat’ı geçir bana gelince sâkî
Aşıka çün hat-ı  sağar  hat-ı Bağdat yazar.   Kastamonulu Sadi   [7]

Divan şairleri Cem’in kadehindeki işaretlere, çizgilere ve yazılara dair birçok beyit yazmışlardır. Şiirlerde Cem’in kadehindeki yazıları ve işaretleri ehl-i dil olmayanların okuyamadıkları, herkesin bu çizgileri görüp anlayamadığı,  bu yazıların ve çizgilerin anlamını herkesin bilemeyeceğinden vb söz edilir.

Katib-i kudret ezel bezminde hatt-ı lalini
Bir muhayyel şiirdir yazmış kenar-ı câm da     Hayreti 

Değil hatt-ı lebi bir beyit hub yazmışlar
Kenar-ı câma mey-i  hoş- güvar vasfında                Sabrî Şakir  [8]

Cem’in Kadehinin veya Cem’in aynasının üzerinde bulunan çizgilerden veya yazılardan bahsetmekten hareketle sevgilinin yüzündeki tüyleri veya çizgileri yazıya, Kuran’a , ayete veya Cem’in kadehinde bulunan sihirli yazılara benzetme özelliği bir çok şiirde karşımıza çıkmaktadır.  Cem’in kadehindeki yazı ve çizgilerin sihirli olması münasebeti ile Babil, Babil Kuyusu, Harut ve Marut ile Cem’in aynası ve kadehi üzerinde yazılar arasında çeşitli alakalar da kurulur.

Babil ehline okur nüsha-i sihri gördüm
Çeşmü câdûsu o şûhun  hat-ı Bağdat yazar.  Ziver Bey

 O hat kim safha-i ruhsâre-i cânâna yazmışlar
 Tamâma irmemiş tefsîrdür Kur'ân'a yazmışlar          Şeyhülislam Yahya

Şiirlerden de anlaşılacağı gibi hat-ı Bağdat kadehin en dolu  halidir.

Kimi şairler hat kelimesini tevriyeli yani hem tüy, hem de yazı anlamının her ikisini de kast edecek şekillerde kullanırlar.  Böylece esasında hat kelimesinin hem iki anlamı birden kullanılırken tüy anlamı ile yazıya da benzetilmiş olur.  Hatta bu şekilde ve bir ölçüde de  Hatt-ı Câm’e de işaret edilmiş olmaktadır.  Sevgilinin çeşitli uzuvlarında beliren tüy, tüs, ve ayva rengindeki ince kılların yazıya, güzel bir beyte, ve ayete benzetilmesi, bu tüylerin aşığa ifade ettiği manaların dile getirilmesi bir çok beyitte karşımıza çıkmaktadır. 

Gün yüzinde hat belürse gözlerüm giryan olur ,
Hale görinse kenar-ı mahda baran olur                      Hoca Dehhani [9]

Câm- Hat veya Cem’in kadehi sadece yazıları ile değil üzerindeki desenler, motifler ve nakışları ile de ele alınır.  Divan şairleri kadehlerin üzerindeki resimler desenler ve motifler den de söz etmişlerdir.

Dil-i pür nâle-i âşıkta hâyal-i rûyun
Nakş-ı gülşen gibidir  kâse-i fağfur üzre      Nedim.

Beyitlerden anlaşıldığı kadarı ile kadehlerin üzerinde gül resimleri, gül bahçeleri, kuş resimleri bitki, ağaç, servi, çiçek vb motiflerinin ve resimlerinin de bulunduğu ortaya çıkmaktadır.

Mey-i can bahş ile  sâğardaki her murg nakşından
İşitir sâkiyâ  gûş-ı mezâka Mantık’ut Tayr’ı                Şeyhülislam Yahya

Bir sanavber kâmetin kıldım hayali didede
Bir levendim servler nakş eyledim kabağıma Haveri [10]

 

İran Esatirleri İle İgili Konular ve Linlerimiz 

 KAYNAKÇA

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış