Kumaşa Damga Vurmak Mühr-ü nübüvvet Hatem-i nübüvvet


Esa
22.6.2018
 
 
 
Kumaşa Damga Vurmak - Mühr-ü nübüvvet-  Hatem-i nübüvvet
 
Yazıda ipekli ve değerli kumaşlar üzerinde vurulan kalite ve fiyatlarını gösteren damga  ve mühür  vurma geleneği üzerinde durulacak, perend , pergâle tabirleri ile ipekli kumaşlar, ipekli altınlı gümüşlü;  atlas, , canfes, diba, seraser,, zerbaft, kemha kumaşlarına değinilecek, Mühr-ü nübüvvet’ten de söz edilecek  bunlarla ilgili beyitlerden örnekler verilecektir.

Ayrıca Hz Muhammed’in vücudundaki mühür, altın ve gümüş paralar üzerine damga ve mühür vurma geleneğinden de söz edilecektir.

نبوت مهر  : Mühr-ü nübüvvet: nübüvvet ~ نبوت  Nebîlik, Peygamberlik manasına gelir.  Hz. Peygamber’in iki kürek kemiği arasında bulunan ve herhangi bir insandaki normal bir benden daha büyükçe olan “sol kürek kemiğine daha yakın, elle hissedilebilecek kadar kabarık, güvercin veya keklik yumurtası büyüklüğünde, siğile benzetilen kırmızı beze şeklinde  ura benzeyen bir et parçasına[1] mührü nübüvvet denmiştir. Bu ben Peygamberlik alameti olarak kabul edilmiş, bu işarete hatem-i nübüvvet’de خاتم النبوّة denmiştir.

Damga, bir şeyin kime, hangi çağa ait olduğunu gösteren belirgin iz, işaret veya markayı belli eden belirlenmiş baskıdır. Damga gönderen kişiyi belli eden kâğıtların, evrakların, eşyaların veya kumaşların üzerine vurulur. Mühürler mektup, ferman, hat yazılarına Kâğıd Varak Parşömen Kâğıd-ı zer üzerlerine de vurulmuşlardır. [2]

Eski devrilerde kumaşları üzerine damga vurmak gibi bir âdetin olduğu, böylece kumaşın üzerine vurulan damga ile kumaşların türü kalitesi ve fiyatları vurgulanmış olurdu.  Eski devirlerde özellikle nitelikli kumaşların üzerine damga vurmak sureti ile kumaşların kalitesi de belli olduğu gibi kumaşın asıl mı sahte mi olduğu da anlaşılırdı.

Eski devirlerde ince ve ipekli kumaşa” perend “, kalın ve sert iplikle dokunmuş kumaşlara” pergâle “ denirdi.[3] Özellikle atlas, , canfes, diba, seraser,, zerbaft, kemha gibi çok değerli ipekli, altınlı, gümüşlü kumaşların taklit veya sahici olup olmadığını anlamanın bir yolu da vurulan bu damgalardı.  

Eskiden beri altın, bakır veya gümüş paraların üzerine damga vurulduğu bilinen bir konudur. Günümüzde bile darphanelerde altın ve gümüşlerin üzerine damga vurulduğu gibi, paraların üzerine de damga vurulmaktadır. Altın ve gümüşler ile paraların üzerine damga vurulması damga vurulmuş şeyin gerçek olduğunu, sahte olmadığını gösterir.  Yani bu yönü ile damga ve mühür tasdik alametidir.

Divan şairleri de konuya bu açılardan bakmışlar, damga ve mührü hileli olmadığını ifade eden asıl olduğunu gösteren manalarda kullanmışlardır. Damga ve mühürden söz ederlerken Hz Muhammedin sırtındaki doğuştan gelen mühür şekline de telmihlerde bulunmuşlar, Hz Muhammedin sırtındaki anadan doğma oluşan bu mührü peygamberlik işareti, nübüvvet mührü, mührü nübüvvet olarak adlandırmışlar, bu mührü peygamberlik alameti olarak kabul etmişlerdi.  Bununla birlikte kaliteli kumaşların üzerindeki damga ile nübüvvet mührü arasında çeşitli ilgiler, benzetmeler ve mecazlar da kurmuşlardır.

Mühür sözcüğü  “devleri, perileri, Âdemoğullarını, yelleri, kuşları, canavarları, dünyada ne ki varsa hepsini buyruğu altına alan”[4]  Hâtem ve Hz Süleyman’ın Yüzüğü  için de kullanılmıştır.

Leb-i la’lüŋdeki cânâ görinen hatt-ı gubâr
Beŋzer ol mûrçeye mühr-i Süleymâna değer  Bursalı Rahmi Şiirleri

Ey perî-çihre lebüñ mühr-i Süleymândan yeg
İns ü cin emrüñe me’mûr bugün begsin beg        EMRÎ ( D. Edirne?, Ö. Edirne 1575 )

Mühr urdı lebün agzuma kim eyleye hâmûş
 Ey meh nideyin mühri açar mihrün idüp cûş         Hamdullah Hamdi (d. 1449 - ö. 1503) 

Salavatınla leb-i canına vur mühr-ü sükût
Vire  kâlâsına pîrâye o zîbâ damga                Nazim

Şu hoş kumaş-ı nesic-i belâgat Sabit
Bu şâh- beyt ile damga- zen-i perend oluruz.     Sabit
Vücudu –ı keremi pergâle-i inayettir.
Ki urdı mühr-ü nübüvvet tirazına damga    Mesihi

Ayâr olmuş ezelde cism-i pâki ol mehin güyâ
Ki benzer resm-i nâfi tûde—i sim üzre damgaya    Yenişehirli Beliğ [5]

Seherde yokladım engüşt ile ol nâfe-i müşkin
Urulmuş tude sim üstüne damga mıdır bilmem  Beliğ

Divan şairleri sevgilinin dudaklarını mühre de benzetmişlerdir. Mühür bazen yüze de benzetilir. Mühür sevgilinin dudaklarına veya yüzüne benzetilirken kumaşın kalitesini belli eden mühür anlamı ve mantığı ile benzetilmiş olmalıdır. Sevgilin dudağının mühüre benzetilmesi ise mühürü duran zarfların açılmadığına delalet ettiği gibi öpülmemiş, el değmemiş dudak olduğunu ifade etmek içindir

Hatemi la’lün öpen mülk-i bedehşândan çıkar
Ârzû-yı hüsn ile iden dostum cândan çıkar     Revani - Edirne - Şiirleri

Mühür’ün açılmamış, öpülmemiş dudak , anlamı ile kullanılması, sevgilinin teninin ve yüzünün üzerine kıymetini belirten mühür vurulmuş kumaş gibi değerli ve ipekli bir kumaşa benzetilmesi halk şiirimizde ve türkülerimizde de görülen bir durumdur.

Siyah Saçların Da Hatem Yüzlerin
Garip Bülbül Gibi Zareyler Beni
Hilal Ebrulerın Ahu Gözlerin
Tığı Sevda İle Canım Yaralar Beni   Sivas Türküleri

Kâğıd Varak Parşömen Kâğıd-ı zer Aharlamak ve Mührelemek
Hâtem ve Hz Süleyman’ın Yüzüğü ,Şahamettin Kuzucular,

İLGİLİ LİNKLERİMİZ

KAYNAKÇA 

 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


2 Yorum
22.06.2018 - 10:20
Fikri olmayan fikir yazıları çok neyseki bu yazıda bir şeyler bulabildik.Elinize sağlık.

22.06.2018 - 11:09
içerik bir harikaydı tebrik ederim