Mâhi Nedir Hut Balık Burcu Müşteri Yıldızı Gav-ı Zemin Behmut


 
 
 
Faydalandığımız Resim Alıntı: https://islamansiklopedisi.org.tr/burc--astroloj
 
 
Mâhi  Nedir ( Hut Balık Burcu  Müşteri Yıldızı Gav-ı Zemin  ve Behmut
 
Mâhî,   Osmanlıca yazılışı   ماحی
 

Yazıda mâhî ne demektir, mâhi nedir,  mahinin Osmanlıca yazılışı, mahi kelimesinin sözlük anlamları, edebiyatta ve şiirlerde mâhi ve balık,   astrolojide mâhi, balık ve balık burcu, Farsçadan dilimize giren mâhi, Arapça kökenli mâhî, Arapça ve Farsça eşsesli mâhîlerin sözlük anlamları,  Dünyayı taşıyan Kiyusa ,  Gav-ı zemin ile onu taşıyan büyük balık “Behmut”, şiir dünyamızda balık,  “ hut-i felek” , “ Burc-i mahi ve mahi ile ilgili beyit örnekleri ve  konularına değinilecektir.

Yukarıda da işaret ettiğimiz gibi eşsesli oldukları için birisi Farsça diğeri Arapçada iki farklı anlamda mâhi sözcükleri vardır. Bu kelimeler Osmanlıca hafler ile de aynı harflerle yazılırlar. Fakat eşsesli bu kelimelerin anlamları çok farklıdır.

Farsçadan dilimize giren mâhi:  sözlük anlamı ile balık, balık burcu anlamlarındadır. Edebiyatımızda balık anlamı ve balık burcunu işaret eden manalarda kullanılmıştır.  Farsçadaki mahi balık, sermek, balık burcu anlamlarına gelir.

"Cihân ârâ cihân içindedür arayı bilmezler.

 O mâhîler ki deryâ içredür deryâyı bilmezler"    (Hayâlî), 

Cihanın süsü, güzelliği cihanın içindedir, -insanlar-  cihanı bilmezler, tıpkı balıkların derya içinde yüzüp deryayı bilmedikleri gibi

Arapça kökenli mâhî sözcüğü ise,  mahv kelimsinde gelir ve sözlük anlamı: mâhî  mahveden, mahvedici, yok edici, yok eden manalarındadır.  Örneğin mâhî emraz: hastalıkları yok eden. mâhî-'n-nükuş: nakışları silen, mahveden gibi.

BALIK- HUT BURCU

Eski devrin inanışlarında balık ve balık burcunun mühim bir yeri vardı.  On iki burçtan biri de balık burcuydu. Eski devrilerde balık burcuna Hût adını vermişlerdi Balık burcu “ hut-i felek” , “ Burc-i mahi veya “ kevkebetü's-semekeyn”  gibi adlarla da anılıyordu. Balık burcu içinde otuz dört, dışında dört yıldızı bulunan bir burç olarak tasavvur edilmişti.[1] ( bkz Hut – Balık Burcu Ve Diğer Burç Grupları -)

Hut – Balık burcu su grubundan  “burc-ı âbî” bir burçtur. Bu burcu temsil eden gezegen ise Müşteri yıldızı yani Jüpiter’dir.   Müşteri gezegeni Merih ve Zühal ile birlikte "eflak-i selase-i ulviye" olarak adlandırılan uğurlu yıldızlar arasındadır.  Sa'd-ı ekber yani büyük uğurlu olarak anılan Müşteri altıncı felekte yer alır. Müşteri insanlara cesaret, onur, cömertlik, baht açıklığı ve zarafet dağıtan bir yıldızdır. Bu burçta doğanlar, güzel konuşan, alçakgönüllü ve yumuşak huyludur. Bu burçta ve su grubunda doğanlar,  sevgi dolu, vefalı ve çok duygusaldır. Sanatçılığa yakın bir mizaçta doğan bu burçtakiler, dost canlısı olan ama dostlarını çok zor seçen; tartışmaktan ziyade susmayı ve düşünmeyi seven, konuştuklarında da güzel şeyler söyleyen kimselerdir. [2][3]

DÜNYAYI TAŞIYAN BALIK  -  BEHMUT İLE GAV- I ZEMİN -

Eskilerin inançlarında arz ve yeryüzü yedi katmandan oluşan tepsi gibiydi. Arz  ve yeryüzü bir balık ve onun üzerindeki bir öküzün boynuzları arasında sabit bir şekilde durmaktaydı. Dünyayı boynuzları arasında tutan bu öküze eskiler    “ Kiyusa”[4]  ,  Gav-ı Zemin veya  “ Gav-ı arz “ adını veriyorlardı. ( BKZ Gâv-i Zemin ( Öküz boynuzunda Dünya )  “Ve bu Öküzün her bir kılı bir memlekete bağlıymış  Öküzün hangi kılı kıpırdarsa o memlekette deprem olurmuş veya  Öküz bu sivrisinekten kurtulmaya çalışınca zelzeleler koparmış.”[5]

Gâv-i Zemin    ise bir mâhinin yani balığın üstünde bulunuyordu. Büyük balık Behmut ile Gav-ı Zemin adlı öküzün boynuzları arasındaki Dünya,  Kafdağı ile birlikte bir deniz içinde çalkalanıp durmaktaydı. Balığın altında okyanus, okyanusun altında ise cehennem bulunmaktaydı.

A.T Onay  balık ve  öküz hurafesini Nuhbe-i Şerhi müellifi  Vehbi  bin Münebbih’ten  naklen şu şekilde aktarmıştır.  “  Allah yeryüzünü yarattı. Fakat arz bir gemi gibi sallanıp duruyordu.  İri cüsseli bir melek yaratıp  arzı omuzlarında tutmasını emretti.   Melek arzın altına girdi. Bir elini mağripten bir elini maşrıktan çıkararak omuzlarında tuttu. Fakat meleğin ayaklarını basacağı yer yoktu.  Allah kırmızı yakuttan bir kaya yarattı ve meleğin ayakları altına koydu. Hâlbuki bu yakut kayanın da duracağı yer yoktu.  Hemen “Kiyusa “adlı öküzü yarattı.  Bu öküz  kayayı arkasına aldı. Öküzünde ayaklarını basacağı bir yer lazımdı.   Onun için de büyük bir balık yarattı.  Bu büyük balığın gözleri  bile o kadar büyüktü ki  yüzündeki bir oyuğuna  dünyadaki bütün denizler doldurulsa  bir ovadaki bir hardal tanesi kadar kalırdı.  Allah balığa öküzün altında durmasını emretti.  “Behmut” adlı balığa  yüzebilmesi çin bir deniz,  denizin altında hava, havanın altına da zulumatlar ülkesini halk etti.“ [6]

EDEBİYAT VE ŞİİRLERİMİZDE BALIK

Edebiyatımızda ve şiirlerde balık yukarıda işaret ettiğimiz tasavvurlar ile ele alınır. Balık Behmut ve Gav-ı zemin dünyanın yükünü çeken efsanevi varlıklar ile karşımıza çıkar. Edebiyatımız ve şiir dünyamızda balık,  Gav-ı zemin ile dünyayı sırtında taşıması,  Müşteri yıldızı ve balık burcu ile ilişkisi, derya içinde oluşu, balığın deryada yüzüşü, tor, ağ veya olta ile yakalanışı, âşığın gönlü ve kurduğu hayaller ile birlikte anılır.

Sen eğer bahrinde fakrüñ mâriseñ men mâhîyem
Necmi iseñ sen sipihr-i vahdetüñ men mâhıyam    Dede Ömer Ruşeni Şiirleri


Gavı inletti belin büktü  basit-i arzın
Zir-i  rânındaki  pulad bilekli  tevsen        Nedim
Çelik bilekli azgın at  ayağını yere öyle bir vurdu ki  arzın belini büküp altındaki gavın ( öküzün ) belini büktü.

Yer altında sarı öküz
Yüz on dört bin yaşındadır.
Mevlâm anı hoş yaratmış
Bütün dünya başındadır.

Kendi sarı alnı sakar
Dünü günü Hakka bakar
Silkince âlemi yıkar
Bir büğelek (sinek) peşindedir.  Deliktaşlı- Sivas- Ruhsati  

Anıncun oldu kara zulfun ağına hevesim
Ki ab-ı didede coğaldı malıiyan-ı lıayal   Ahmed Paşa

Bahr-i kefinde kılıcı şol mahi gibidir
Kim arkasında rıazm-ı zemin ola ustiivar        Necâtî

Zulmet-i deryâ-yı gamdan kurtulurdı fülk-i dil
Toğsa burc-ı Hût′dan görsem yüzi gün mâhumı        Sünbülzade Vehbî

Tutdu güz faslını Mizân ile Akreb dahi
Kavs Cediyy u Delv ile Hût kıldı zemistanda karâr  (İbrahim Hakkı)


İLGİLİ LİNKLERİMİZ 

KAYNAKÇA 

  • [1] Hafsanur YILDIRIM, DİVAN ŞAİRLERİNE GÖRE BURÇLAR, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, Cilt: 8 Sayı: 41
  • [2] Dilek IŞIKHAN, Divân Şâirlerinde Đlm-i Tencîm Tesîri , KMÜ Sosyal ve Ekonomı̇k Araştırmalar Dergı̇si 16 (Özel Sayı II): 110-114,
  • [3] https://www.edebiyatvesanatakademisi.com/edebiyat-terimleri-mazmunlar/hut-balik-burcu-ve-siirimizde-musteri
  • [4]T. Onay,” Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar”  “MEB 1996, s. 236
  • [5]T. Onay,” Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar”  “Nuhbe-i Şerh-i s. 83 ten naklen “  MEB 1996, s. 236
  • [6]T. Onay,” Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar”  “Nuhbe-i Şerh-i s. 83 ten naklen “  MEB 1996,s. 236

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


1 Yorum
22.10.2018 - 13:35
burada değişik yazanlar çok kaleminiz bereketli olsun.